<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Ercan Kara Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Tortu</title>
<description>Zamanı geriye doğru yürüten o keskin hafıza, Gelip bu sessiz odanın eşiğine bırakıyor yükünü. Cebimde biriken o söylenmemiş, o yarım kalmış cümleler; Ne bir af diliyor geçen yıllardan ne de sığınacak bir bahane arıyor. İnsan tepeleri aşar, vadileri geçer de, Sırtını döndüğü o tek sokağı söküp atamaz içinden. </description>
<link>https://www.antoloji.com/tortu-37-siiri/</link>
<guid>3894359</guid>
<pubDate>2026-10-19T09:20:00+03:00</pubDate>
<author>Ercan Kara</author>
</item>
 <item>
<title>Mukim</title>
<description>Kaya çatlaklarından sızıyor o sert bakır rengi, Yukarıda bulutlar, keskin bir kireç beyazı. Burada yapraklar dalından öyle usulca düşmüyor; Kuru bir gürültüyle, toprağa çarparak eksiliyor orman. Güz, bu yüksek sırtlarda sızlanacak bir veda değil, Kurulmuş bir mahkeme gibi dikiliyor karşımda. </description>
<link>https://www.antoloji.com/mukim-3-siiri/</link>
<guid>3894358</guid>
<pubDate>2026-10-19T09:11:00+03:00</pubDate>
<author>Ercan Kara</author>
</item>
 <item>
<title>Hakikatin Yangını</title>
<description>İşte geliyorlar. Çırılçıplak gökyüzünde ve bir melek haykırışında Bütün ihanetler dökülüyor gün yüzüne. Yalanın süslü zırhı eriyor tek bir bakışta, Sığınılan kuytu gölgeler can çekişiyor ayak uçlarında.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/hakikatin-yangini-siiri/</link>
<guid>3894102</guid>
<pubDate>2026-10-18T19:09:00+03:00</pubDate>
<author>Ercan Kara</author>
</item>
 <item>
<title>Kalem Ve Uçurum</title>
<description>Önce o ilk mürekkep düştü gecenin göğsüne, Kelimeler, vaktin bağrında kendi kaderini yonttu usulca. Oku dedi o ses, okunacak ne varsa hayata ve zamana dair, Söz, beyazın o lekesiz yurdunda mukaddes bir sığınak buldu kendine.  Fakat o lekesiz sığınaktan tekinsiz patikalara taşar harflerin ruhu, </description>
<link>https://www.antoloji.com/kalem-ve-ucurum-siiri/</link>
<guid>3894100</guid>
<pubDate>2026-10-18T19:06:00+03:00</pubDate>
<author>Ercan Kara</author>
</item>
 <item>
<title>Son Sefer</title>
<description>Sümer tabletlerinde kuruyan o ilk hasret, Asur surlarından taşan amansız bir kuşatmadır. Babil bahçelerinde büyüyen o mağrur öfke, Roma sütunlarını kökünden sarsan yıkımdır.  Fethi imkansız sanılan kapılar birer birer devrilir, </description>
<link>https://www.antoloji.com/son-sefer-54-siiri/</link>
<guid>3894010</guid>
<pubDate>2026-10-18T16:47:00+03:00</pubDate>
<author>Ercan Kara</author>
</item>
 <item>
<title>Zamanın Antik Söküğü</title>
<description>Zaman, burada romantik bir saat kulesi değil; Hafızayı liflerine ayıran, Büyük ve endüstriyel bir tasfiye dairesi. Kutsal saydığın o ilk gençlik sızısı, aşk, Çarkların arasına sıkışmış bir kumaş parçası gibi Lif lif çözülüyor modern bir sessizlikte. </description>
<link>https://www.antoloji.com/zamanin-antik-sokugu-siiri/</link>
<guid>3894008</guid>
<pubDate>2026-10-18T16:43:00+03:00</pubDate>
<author>Ercan Kara</author>
</item>
 <item>
<title>Zamanın Eşiğinde</title>
<description>Işığın ilk kırıldığı yerde durdum; dünya aşağıda, küçük ve gürültülüydü. Ruhum o yüksekliğin sessizliğine tutundu, zamanın bittiği, gökyüzünün başladığı o sınırda.  Bir şafak vaktiydi, hani insanı kendine yabancılaştıran. </description>
<link>https://www.antoloji.com/zamanin-esiginde-siiri/</link>
<guid>3894005</guid>
<pubDate>2026-10-18T16:42:00+03:00</pubDate>
<author>Ercan Kara</author>
</item>
 <item>
<title>Sırrın Eşiği</title>
<description>Güneş doğudan kuşanırken ilk yaldızlı zırhını, Bir çağın uyanışı fısıldar kayaların bağrına. Doğuyla Batı’nın, iki uçurumun kesiştiği bu yerde, Gözlerine mühürlenmiş heybetli bir silsiledir duruşum.  Taşların kalbine sızan sessiz ve köklü sitem, </description>
<link>https://www.antoloji.com/sirrin-esigi-siiri/</link>
<guid>3894006</guid>
<pubDate>2026-10-18T16:42:00+03:00</pubDate>
<author>Ercan Kara</author>
</item>
 <item>
<title>Kule</title>
<description>Yurtsuz bir rüzgâr esiyor kentin kalbinde, Sığınacak tek bir duvar yok bu kargaşada. Zaman bir kapı aralığında dondurmuş en eski sızıyı; Gövde başka bir iklimde solar, ruh başka bir takvimde. Beyhude bir mucize nöbeti tutuluyor dilsiz kıyılarda, Aklın göç ettiği yer başka, ömrün çakılı kaldığı yer başka. </description>
<link>https://www.antoloji.com/kule-18-siiri/</link>
<guid>3894004</guid>
<pubDate>2026-10-18T16:40:00+03:00</pubDate>
<author>Ercan Kara</author>
</item>
 <item>
<title>Şairin Sırrı</title>
<description>Şiir yazmayı bıraktığım gün öldüğüm gündür. Bir daha dokunmamaktır dünyanın kalbine, Kuşların kanadındaki o gizli ritme, Ve rüzgarın fısıldadığı o eski kadim dile.  Eğer susarsa içimdeki o deli nehir, </description>
<link>https://www.antoloji.com/sairin-sirri-2-siiri/</link>
<guid>3894003</guid>
<pubDate>2026-10-18T16:39:00+03:00</pubDate>
<author>Ercan Kara</author>
</item>
 <item>
<title>Tamamlanmamış Bir Mevsim</title>
<description>Ağır ve mağrur bir sessizlikle demleniyor zaman, Yılların içinden süzülüp gelen o sert rüzgâr yatışmış gibi. Dışarıda her şey kendi sesini arayıp buluyor da İçerideki o kadim yorgunluk bir türlü durulmuyor.  Uçsuz bucaksız bir ovanın göğe açıldığı bu boşlukta, </description>
<link>https://www.antoloji.com/tamamlanmamis-bir-mevsim-siiri/</link>
<guid>3894000</guid>
<pubDate>2026-10-18T16:37:00+03:00</pubDate>
<author>Ercan Kara</author>
</item>
 <item>
<title>Akışın Gölgesinde</title>
<description>Sen geldin, göğün göğsü yırtıldı, içimin sızısı gibi, Bir sınır boyundan ötekine uzanan o hırçın öfkeyle. Durgun suların aynasına düşerken o vahşi aydınlık, Hesaplaşıyordu karanlık, kendi dehlizleriyle.  Uzak dağların kıvrıldığı o adsız boğazda, </description>
<link>https://www.antoloji.com/akisin-golgesinde-siiri/</link>
<guid>3893999</guid>
<pubDate>2026-10-18T16:35:00+03:00</pubDate>
<author>Ercan Kara</author>
</item>
 <item>
<title>Eşik</title>
<description>Günün rengi çekilir dağlardan, Ne karanlık ne aydınlık. Dışarıda toprağa düşen ince yağmur, İçeride, uğuldayıp duran O eski rüzgâr.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/esik-80-siiri/</link>
<guid>3893994</guid>
<pubDate>2026-10-18T16:25:00+03:00</pubDate>
<author>Ercan Kara</author>
</item>
 <item>
<title>Hazân Kahvesi</title>
<description>Yeşil, o ipek elbiselerini soyunuyor yamaçta, Sarı bir duruluk çöküyor vadinin tabanına. Sonra o keskin dağ havası, Ve her şeyin sustuğu o ıslak kahve.  Asırlık bir taşın üstünde duruyor ömür. </description>
<link>https://www.antoloji.com/hazan-kahvesi-2-siiri/</link>
<guid>3893977</guid>
<pubDate>2026-10-18T15:43:00+03:00</pubDate>
<author>Ercan Kara</author>
</item>
 </channel>
</rss>
