<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Erbil Kutlu Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Toplamayacağım Bavulumu</title>
<description>toplamayacağım bavulumu... çünkü ne alsam yanıma, senin bende ki boşluğunu dolduramayacak, nasıl olsa ne ye baksam sen beliriyorsun gözlerime ya, bir paket sigara bir çakmak yeter bana... vadem gelmiş, gidiyorum... ölmek değil, elini tutamadan, başını yasladığında koklayamadan saçını, </description>
<link>https://www.antoloji.com/toplamayacagim-bavulumu-siiri/</link>
<guid>1896183</guid>
<pubDate>2013-08-05T13:43:00+03:00</pubDate>
<author>Erbil Kutlu</author>
</item>
 <item>
<title>Silüet</title>
<description>Bir bira, bir sigara, Dışarıda yağmur, İçimde sonsuz bir aşk var. Bir sımsıcak bakış yetiyor yüzümün gülmesine, Gerisi hiç önemli değil, Elimi saran bir sıcaklık oldukça... </description>
<link>https://www.antoloji.com/siluet-29-siiri/</link>
<guid>1832134</guid>
<pubDate>2013-02-20T12:38:00+03:00</pubDate>
<author>Erbil Kutlu</author>
</item>
 <item>
<title>Sevdim</title>
<description>Çıplaktı ayakları, bembeyazdı, Pespembeydi topukları, İşte beni onlar baştan çıkardı; Hep bu en sevdiğim hali ile uzanırdı karşımda.  İnce kavisli kalçaları titrerdi, </description>
<link>https://www.antoloji.com/sevdim-322-siiri/</link>
<guid>1738001</guid>
<pubDate>2012-07-04T22:40:00+03:00</pubDate>
<author>Erbil Kutlu</author>
</item>
 <item>
<title>Nilüfer</title>
<description>Yüce dağların başındayım, Bir güzel çiçek arıyorum, Ömür boyu koklayabileceğim. Bülbülün gülündende güzel olsun istiyorum. Ama o nerede, hem biliyorum, hem bilmiyorum!  </description>
<link>https://www.antoloji.com/nilufer-36-siiri/</link>
<guid>1700560</guid>
<pubDate>2012-04-03T22:14:00+03:00</pubDate>
<author>Erbil Kutlu</author>
</item>
 <item>
<title>Yağmurda</title>
<description>Hani insan acılarını, Atarmış ya ağlarken göz yaşları ile, İşte bende attım bugün, Yağan yağmur ile temizleyerek. Ne göz yaşım durdu, Ne de yağmur, </description>
<link>https://www.antoloji.com/yagmurda-23-siiri/</link>
<guid>1698870</guid>
<pubDate>2012-03-31T00:28:00+03:00</pubDate>
<author>Erbil Kutlu</author>
</item>
 <item>
<title>Masal Sevgiliye Mektup</title>
<description>MASAL SEVGİLİYE MEKTUP   Bilmiyorum ne zamandı bir resim gibi bakarken sana takıldım kaldım… Gülümsüyordun… Hayaldin benim için seni gördüğüm o ilk ana dek. Heyecanlıydım, heyecanlıydın sende o dakikalarda. Ellerim titriyordu, ama sen de üzerine tuz biber oldun beni orada ayakta karşılayarak. İçimde volkanlar kopmuştu, sadece gözlerine bakarak sukuta ermeye çalışıyordum. Çok şey konuşuyordum ya, ancak bakışlarımda idi… Çok az görebildim ya seni olsun, yine de özlüyorum da bakıyorum içinde sen olan resimlere…  İnsan, bazen özlüyor, görmek zor gelecek biliyor, ama gönül işte söz geçmiyor... Adını duyuyor, o değil biliyor, ama o ilk görüşteki ateş var ya, kor olup yakıyor ciğerini; engel olamıyor... Kapıyorum gözlerimi o anlarda seni düşünüyorum. Hani olur ya açtığımda gözlerimi, sen olursun diye ümitleniyorum. Açıyorum gözlerimi ve tek görüntü buğulu bir çevre oluyor. Ağlıyorum, çok istiyorum seni, gelmeni geçtim, göremiyorum bile artık seni… </description>
<link>https://www.antoloji.com/masal-sevgiliye-mektup-siiri/</link>
<guid>1614248</guid>
<pubDate>2011-09-20T22:04:00+03:00</pubDate>
<author>Erbil Kutlu</author>
</item>
 <item>
<title>Tütsü Tenin</title>
<description>Simdi bir tütsü yaktim. Kokusu sarsin odami istedim. Sarsinda, silsin senden kalan son kokulari…  Ne var ki olmadi!  </description>
<link>https://www.antoloji.com/tutsu-tenin-siiri/</link>
<guid>1540895</guid>
<pubDate>2011-04-10T18:59:00+03:00</pubDate>
<author>Erbil Kutlu</author>
</item>
 <item>
<title>Seninle Geçen Bir Güne</title>
<description>Yine rüya görmeden geçen bir gecenin, Yine bir sabahına, hem de pazar sabahına Açtım gözlerimi, Alev alev yandı gözlerim, ağlayamadım, Seni arayasım geldi de, Gününü zehir etmek istemedim. </description>
<link>https://www.antoloji.com/seninle-gecen-bir-gune-siiri/</link>
<guid>1540876</guid>
<pubDate>2011-04-10T18:17:00+03:00</pubDate>
<author>Erbil Kutlu</author>
</item>
 <item>
<title>Sevgilim Benim</title>
<description>Benim bir sevgilim var; 'moonlight sonata' çalıyorsa o konuşmaya başladığında yalnız sevgilimi dinlerim... Çünkü sevgilim bir hayalettir benim ve ben onu arıyorum...  Nerededir, ne yapmaktadır hiç bilmiyorum. Ama bildiğim bir şey var; oda beni bilmiyor. Ne komik bir trajedi değil mi? Biz aslında çok güzel, masallarda anlatıldığı gibi bir aşk yaşıyoruz onunla.  Ne zaman kapasam gözümü, geliveriyor yanıma ve öpüyor dudaklarımı ıslak ıslak. Sarılıyorum ona; ama birden kurtarıveriyor kendisini kollarımdan ve öte yanımda, yanlamasına uzanmış, dirseği ile güç alarak eli ile başını tutarak beni seyrederken buluveriyorum. Seviniyorum. Lakin çokta üzülüyorum. Hep gidecekmiş hissinde bırakıyor beni. Onu kaybetmemek için kendimi ona adıyorum. Fayda etmiyor. Güneşin ilk ışıkları evime vurmaya başladığında, benden esirgemediği çıplaklığı, o ışınlarla yavaş yavaş kaybolurken beni bir başıma bırakıp gidiveriyor.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/sevgilim-benim-5-siiri/</link>
<guid>1527360</guid>
<pubDate>2011-03-14T00:12:00+03:00</pubDate>
<author>Erbil Kutlu</author>
</item>
 <item>
<title>Papatyam</title>
<description>PAPATYAM  Sen bilmezsin bir papatya vardır kalbimde, Sen için bir fal baktım onunla, En sonunda yapraksız kaldı, Benim, sensiz kaldığım gibi; </description>
<link>https://www.antoloji.com/papatyam-43-siiri/</link>
<guid>1511950</guid>
<pubDate>2011-02-05T21:30:00+03:00</pubDate>
<author>Erbil Kutlu</author>
</item>
 <item>
<title>HAYIR demek geçerli sebeplerimiz var...</title>
<description>herkese 'HAYIR'lı huzurlu mutluluk dolu bayramlar...  aklınızda olsun... darbeci 1982 anayasasında; bir savcı (ergenekon misali)  sizi bir iddia ile tutuklatsa sizi 1 gün yada bir kaç yıl hapiste tutsa mahkemelerde yargılatsa, bunun nihayetinde suçunuz ispatlanamazsa (ki aqp hükümeti süresince insanların suçu ispatlanana dek suçsuzdur evrensel gerçeği, suçsuzluğunu ispatlayana dek herkes suçludur haline dönüştürülmüştür)  serbest bırakılırsanız 'sizi bu duruma düşüren maddi ve manevi hezeyana uğratan savcının yargılanması için dava açabiliyorsunuz...'    </description>
<link>https://www.antoloji.com/hayir-demek-gecerli-sebeplerimiz-var-siiri/</link>
<guid>1450157</guid>
<pubDate>2010-09-08T13:53:00+03:00</pubDate>
<author>Erbil Kutlu</author>
</item>
 <item>
<title>Bana Sakın Aşık Olma</title>
<description>… çıplaktı ayakları, bembeyazdı, pespembeydi topukları, işte beni onlar baştan çıkardı…  </description>
<link>https://www.antoloji.com/bana-sakin-asik-olma-siiri/</link>
<guid>1416329</guid>
<pubDate>2010-07-01T15:35:00+03:00</pubDate>
<author>Erbil Kutlu</author>
</item>
 <item>
<title>DOĞUM GÜNÜM erbilKUTLU OLDU</title>
<description>Ne de çabuk geçti seneler. Daha dün gibi hatırımda oysa bitsin şu okulda ders yapmaktan kurtulayım dediğim sıkıntılı günler.  Bitti! . Ne oldu? Asıl o zamanlarmış en rahat günlerim; onu anladım. Kaybetmeden anlaşılmıyor güzellikler. Eksikliğini hissetmek, acısını tatmak gerekiyor; yaşlanmadan akıllanılmıyor.  Esaret altında bir gül olmaktansa, bağımsızlıkta özgür bir diken olmayı dilerken; acaba kim düşündü: Ya bu fikir bana yapışır kalırsa, gerçekten yapayalnız kalırsam; diken olmayı dilerken dikenlerin arasında, her esintide sallanan dikenlerin yapraklarını ve gövdesini parçaladığı bir papatya olursam ben ne yaparım?  </description>
<link>https://www.antoloji.com/dogum-gunum-erbilkutlu-oldu-siiri/</link>
<guid>1411328</guid>
<pubDate>2010-06-20T17:38:00+03:00</pubDate>
<author>Erbil Kutlu</author>
</item>
 <item>
<title>Ben Bu Aşka Fransız Kaldım…</title>
<description>2005 yılının haziranı idi. Yılın en uzun gecesinden bir gün evveli, günlerin en güzeline denk gelen gün; doğum günümdü. Sultan Ahmet’e gitmiştim. Tek başıma kutlamaya hazırlanıyordum doğum günümü. Batacak güneşin son ışıkları ile yudumlarken içkimi, yeniden bir başına kalmışlığın acısını içimden atmaya çalışacak, bu gecenin sabahında, yeni bir Erbil olarak uyanmam gerektiğine inandıracaktım varlığımı; buna inanmazken kalbim.  Ellerim cebimde, bir başıma dünyayı umursamaz bir halde avarece yürürken ben, insanlar bana bakıyorlardı. Bakanların neredeyse hepsi yabancıydılar. Türk bile olsalar, bana yabancıydılar. Benim aşk dolu bir öpücüğe olan yabancılığım gibiydiler. Kimseyi tanımıyordum. Sevgilim yoktu yanımda, onun gözlerine baktığım onu öptüğüm anlarda ki gibi bir yabancılık değildi bu; dünyayı itmemiştim hayatımdan, dünya beni istemiyor gibiydi. Sanki üzerine bastığım her bir adımımdan iğreniyordu.  Sultan Ahmet camiinin çevresindeki banklara oturup, çevremi seyretmeye başladım. And olsun yanımda bir tanıdığım olsa, omzuna gömüp başımı ağlayacaktım. Gözlerim alev alev yanıyordu. Sevgililer pür neşe muhabbet ediyorlardı, hele de bir yaşlı çift vardı ki, ben asla öyle bir mutluluk yaşamayacağımı anladım o zaman. “Çünkü her mutluluk biraz ödün ister; ben bunu vermem asla. Sadece bu ödünleri sunuyormuş gibi yapar, kendimi korurum hep. Bu yüzdendir ki hiçbir ilişkim uzun sürmez benim.” En acımasız konularda bile gülünecek bir husus bulurken, bu durumuma uyum sağladığını düşündüğüm sevgililer, hep kırıldılar. Şakalarımı, ciddiye aldılar. Beklide benden ayrılmalarına bahane ararlarken,  ben onlara bu konuda zorluk çektirmedim. Zaten benimle olmak istemeyene asla zor koşmam. Gitmek isteyene dur dersen, sonra gitmesi gereken sen olduğunda kötü sen olursun. Bende her gitmek isteyene saygım ile, sevgim ile hoşça kal dedim.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/ben-bu-aska-fransiz-kaldim-siiri/</link>
<guid>1382201</guid>
<pubDate>2010-04-23T19:59:00+03:00</pubDate>
<author>Erbil Kutlu</author>
</item>
 <item>
<title>Ateş</title>
<description>Aşk dediğin bir avuç dolusu ateştir. Paylaş paylaşabilirsen! Sen ateşi paylaşmak istersinde, Acep o senden o ateşi almak ister mi?  Ateşi paylaşmak adına çok şeyler söylerler, </description>
<link>https://www.antoloji.com/ates-115-siiri/</link>
<guid>1365013</guid>
<pubDate>2010-03-25T20:37:00+03:00</pubDate>
<author>Erbil Kutlu</author>
</item>
 <item>
<title>Saçlarıma Güzelliğinin Gölgesi Düşmüş…</title>
<description>Aynaya bakıyorum. Yüzüm gülmüyor, gözlerim kısık Acıyorum halime… Saçlarıma güzelliğinin gölgesi düşmüş…  Aşk, öyle bir şey ki, </description>
<link>https://www.antoloji.com/saclarima-guzelliginin-golgesi-dusmus-siiri/</link>
<guid>1337055</guid>
<pubDate>2010-02-06T00:32:00+03:00</pubDate>
<author>Erbil Kutlu</author>
</item>
 <item>
<title>Merdivenin Aşağısı</title>
<description>Yavaşça yada hızlıca inersin, Kimse ses edemez ya da etmez dahası, İlgilenmezler seninle zira, Sevginde gözü olanlardır onlar, bilesin bunu…  Hani bir otobüs gelir bir sabah, </description>
<link>https://www.antoloji.com/merdivenin-asagisi-siiri/</link>
<guid>1328254</guid>
<pubDate>2010-01-22T23:09:00+03:00</pubDate>
<author>Erbil Kutlu</author>
</item>
 <item>
<title>İstanbul 'kültür' başkenti olmuş ama</title>
<description>geçen gece istanbulu seyrettin mi? avrupanın kütür kütür “kültür” başkenti oldu… 8,5 milyon lira masraf yapıldı… ama dün ve bugün yağmur yağdı gene her yeri sel bastı… yolda yürümek her zamankinden daha çok dikkat gerektirdi… tamam zahmet bitti artık rahat yürüyebilirim dediğin anda, bu defa da dansöz kıvraklığında oynak kaldırım taşları çıktı karşına. Ortada müzik yok ama çalmadan da oynayabildiklerini gösterebiliyorlar bize; onları oraya konulması için gerekli ihalelerin açılmasına imkan sunan iktidarları gibi… metrobüs diye alınan otobüsler, garajlarda çürüyor… neden biliyor musun? arızalı falan değil; bunları gitmişler hollandadan almışlar 2.el olarak. Hollanda da hiç tümsek yoktur, bilirsin hatta sular altında kalmasın diye bentlerle çevrilidir. dümdüz bir ülke bu Hollanda. bu otobüslerde o ortama göre yapılmış, inişi yok yokuşu yok. eh haliyle istanbulda her yer engebeli. bu otobüslerde 1000 beygir olunca, taşıdığı ağırlıktan yokuşa gelemiyor motor şişiyor, çekişi düşüyor aracın. Çalışamıyor randımanlı haliyle millet iteliyor, yapılan 3 milyar avroluk masraf bize giriyor… sonra bu cefayı çeken İstanbul halkına ödül gibi yılbaşından evvel metrobüslere zam yaptılar… 2 tl oldu… şimdi idare mahkemesi zammı geri aldı… gene 1.5 tl oldu… </description>
<link>https://www.antoloji.com/istanbul-kultur-baskenti-olmus-ama-siiri/</link>
<guid>1325791</guid>
<pubDate>2010-01-19T00:24:00+03:00</pubDate>
<author>Erbil Kutlu</author>
</item>
 <item>
<title>Ay Avcısı</title>
<description>Bir ay ışığının aydınlattığı, Bomboş, dümdüz bir yerdeyim. Ne bir yükseklik var, Ne de bir çukur, Sadece ben varım, bir ay ve onun aydınlığı.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/ay-avcisi-siiri/</link>
<guid>1324980</guid>
<pubDate>2010-01-17T22:31:00+03:00</pubDate>
<author>Erbil Kutlu</author>
</item>
 <item>
<title>En Sevdiğim On Harf Dört Hecem</title>
<description>Her yıl böyle başlıyor. Yeni yıl, yeni umutlar, yepyeni bir benlik. Ama sonunda ne oluyor? Yine yeniden aynı beklentiler gelip bizi buluyor. Nedir bu yılların insanlar üzerine olan etkisi? İnsanların, hiç mi etkisi olmaz; bu gelip geçen yılların üzerine?   “İnsan, kendini neden hep yalnız hisseder? ” diye çok düşünmüştüm. Daha yaşım yirmi idi. Lakin cevabını bulduğumda yaşım yirmi dört olmuştu. Kişiler, hep hayatlarında, anlık bile olsa, bir şeyleri paylaşmak istiyorlar. Daha doğrusu bunu ben istiyordum ve hala istiyorum. Dünyada geriye kalan insanların benden ne farkı var ki, bundan farklı bir şey istesinler ki!  Ancak durum, burada açmaza girdi. İnsanlar, neyi paylaşmak istiyorlar?  </description>
<link>https://www.antoloji.com/en-sevdigim-on-harf-dort-hecem-siiri/</link>
<guid>1322114</guid>
<pubDate>2010-01-14T01:05:00+03:00</pubDate>
<author>Erbil Kutlu</author>
</item>
 </channel>
</rss>
