<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Emine Tokg&#246;z Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Bugün aylardan Ocak günlerden Fatoş</title>
<description>Tam bir sene önce bugün o karlı Ocak ayının yirmialtısında cennete yolculuk yapmıştın, şimdi o cennet bahçenden umarım beni duyuyorsundur güzel anacığım. Sana benim kara deliğimden bakıyorum şu an. Özlemle, hasretle. Çok şeyler oldu be güzel anam. Güzellikler de vardı üzüntüler de. Hayat devam etti ve Allah’ım izin verdiği sürece de devam edecek.   Geceleri sensiz uyumaya çalıştım tam alışamadım aslında hala evimizin her köşesinde sen varsın, koltuğun bomboş. Sabahları sesinle uyandım, duymadığım zamanlarda kızdın ara ara. Sabahlar çoğu kez ne yapacağımı bilemedim oysa sabah olduğunda ilk işim sana kahvaltı hazırlamaktı.  Her şey düzenliydi ama senin yokluğunda o düzen de bozuldu saatler de şaşırdı. Çoğu kez sabahlar öğlen vakitlerine karıştı. Yastığım pek boş kalmadı, uykusuz gecelerin intikamını alırcasına hep başımı çekti kendine. Gün içinde çok kez çalınan kapım daha az çalar oldu belki ama çok sevgili komşuların hiç elini çekmedi o kapı zilinden. Sanki kulaklarını çınlatırcasına hep seni andık kahve saatlerinde yine senin o güzel fincanlarında seni yaşatmaya çalıştık anılarla. Yeri geldi güldük yeri geldi gözlerimiz buğulandı ve bir tane kötü anı biriktirmemişsin anacığım sevdiklerinde ne güzel.  Oğluşun günde kaç kez bilmiyorum defalarca aradı sordu hala da öyle. Hiç yalnız kalmadım.  Hep korkardın ya – ben ölünce yalnız kalacaksın- diye. Yok, anacım dostlarımız, sevdiklerimiz hiç yalnız bırakmadı kâh dualarıyla kâh hatıralarla bir arada olduk. Zaman zaman ertelediğim sağlık sorunlarımla boğuştum durdum. Ama şimdi çok iyiyim anacığım sadece yokluğunun acısını çekiyorum. Hala bir yerlere gittiğimde sanki seni evde tek başına bırakmışım gibi bir telaş kaplıyor içimi eve nasıl döndüğümü bilemiyorum. Edoşun güzeller güzeli bir genç kız oldu. Bu sene mezun oluyor babaannesi. Oğluşun emekli oldu. Oda iyi anacım. Gelinciğin yoğun bir iş temposu içinde evle iş arasında koşturup duruyor. </description>
<link>https://www.antoloji.com/bugun-aylardan-ocak-gunlerden-fatos-siiri/</link>
<guid>2319595</guid>
<pubDate>2017-02-02T19:07:00+03:00</pubDate>
<author>Emine Tokgöz</author>
</item>
 <item>
<title>Fatoşuma, Biricik Anneme! ! !</title>
<description>Hep bir ümit vardı yine beraber olacağız yine sen her gün bizlerden sana yeni bir şeyler almamızı isteyeceksin diye. Ben sana özenle sabah kahvaltını hazırlayacaktım defalarca. Çok sevgili komşuların seninle kahve içmeye gelecek ve bir türlü fincan beğenmeyecektin. Her gün biricik oğluşunun telefonunu sabırsızlıkla bekleyecek konuştuğunda yüzünde güller açacaktı. Hele ki geldiğinde dünyalar senin olacaktı. Edoşunu, gelinciğini çok özleyecektin. Edoşuna cici yapacaktın kollarının arasında. Hamarat gelinim diyecektin binlerce kez. Koyuvermeyecektin be anacığım kendini her düştüğünde nasıl ayağa kalktıysan bu sefer de kalkacaktın hayata bizlerden daha çok bağlanacaktın. Ben sana yine kolyeler alacaktım renk renk boncuklar yine her zamanki hanımefendiliğin ile salonumuzun köşesinde oturacaktın. Varsın olsun yine saçmalayacaktın belki. Aynalar sana kötü oyunlar oynayacaktı. Hayaller görecek, milyon kez anneannemi sayıklayacaktın. Biz sana yine hiç söylemeyecektik yaprak dökümlerini, bilmeyecektin çok sevdiğin dostlarının senden önce cennete gittiklerini, Edoşunun mürüvvetini görecektin. Oyuncak bebeklerini ona emanet edecektin yine. Bana kızacaktın belki de defalarca kızım tepsimiz yok mu da elinle getirdin kahveleri diye. Komşumuz Kamil amcama sen benim öz kardeşim gibisin kızım sizlere emanet diyecektin binlerce kez. Tülay hanıma karabatak gibisin, bir orada bir buradasın diyecektin. Gülümseyerek Gülay’ı kıskanacaktım belki de sen benim küçük ama biricik kızımsın dediğinde. Herkesin pamuk annesi, Fatoş’u olmaya devam edecektin bazılarının da pamuk ninesi. Saçlarını hiç kestirmek istemeyecek Hüseyin’e çok kestiğinde biraz kızacaktın, Reyhan hemşire geldiğinde yine canımı yakacaksın ama seni çok seviyorum diyecektin ve benim her senden kan alınışında içim yine yanacaktı. Şiirlerimi dinlediğinde yine karamsar yazmışsın ah be kızım diyecektin. Yanından beş dakika ayrılsam bir asır yokmuşum gibi sitem edecektin. Çok eskiden almış bile olsam her kıyafetime yeni almışım muamelesi yapacak ben de istiyorum bunun aynısından diyecektin. Daha mı? Daha çok ama çok şeyler diyecektin Fatoş’um olmadı, olmadı, olmadı maalesef. Ambulanslara, siren seslerinin asfaltı delercesine çalışına, acil koridorlarına, hastane odalarına çok alışmıştık be annecim. Ama yoğun bakım ünitelerinin önünde ne beklemeye ne de oradan gelecek kötü habere hiç alışkın değildik. Ellerimin arasından kayıp gidişine hele hiç ama hiç alışmamıştım. Üşüdüğünü sandığım anda canının çekildiğini anlayamadım anacım. Kimselerin alınmadığı yoğun bakıma oğlu geldiğinde alın içeri denmesine bile anlam vermek istemedim. Murat’ını beklemişsin meğerse son nefesini vermeden. İki kardeş yanındaydık o anlarında Fatoş’um. Gözlerin veda edercesine bilinçsiz de olsa çok şeyler anlatıyordu keşke konuşabilseydin, keşke helalleşebilseydik. Keşke içinden geçenleri anlatabilseydin. Ama şunu bil ki anacım biz hepimiz sana milyonlarca kez hakkımızı helal ettik. Gerçi bizim ne hakkımız olacak ki.Yeter ki sen helal etmiş ol hakkını anacım. ……… Doktorunun yanındaydık aniden fırladı gitti yanımızdan teyzeye bir şeyler oluyor dediğinde yine bir ümitle bekledik kapı önünde ancak telefonu bu sefer acı ama çok acı çaldırdın be anacım. Son noktayı koymuştun hayata Hastamızı kaybettik dediler. İşte o zaman anladık bir kelebek misali uçtuğunu cennet bahçelerinde yeni ama gerçek hayata konmak üzere olduğunu Tüm sevdiklerin, dostların, komşuların, arkadaşlarımız yanındaydı anacım. Sana vedaya geldiler seni uğurladık 2016 senesinin dondurucu bir gününde Ocağın 27’snda.Yerler karlı, içimiz buz. İçim gitti seninle anacım. Hep üşümenden korkuyordum. Buz gibi toprağa bıraktık canımızı. Canımız yandı anacım. Güller nurlar ışıklar içinde uyu. MEKANIN CENNET, MELEKLER YOLDAŞIN OLSUN. Unutulmayan her anne gibi sen de UNUTULMAYACAKSIN ANNECİM. </description>
<link>https://www.antoloji.com/fatosuma-biricik-anneme-siiri/</link>
<guid>2215495</guid>
<pubDate>2016-01-29T17:16:00+03:00</pubDate>
<author>Emine Tokgöz</author>
</item>
 <item>
<title>Bu ZEYNO içimizden biri, yüzlerce ZEYNO’dan  sadece biriydi..</title>
<description>(BİR ANI)    Doktorumun yanına girebilmek için uzun süredir sıramın gelmesini bekliyordum. Bu arada, deniz gibi masmavi olmasına rağmen sanki biraz bulutlanmış gri bir gökyüzünü andıran, bir çift göz tarafından izlendiğimi, yanlışlıkla yere düşürdüğüm çantamı almaya kalktığımda fark ettim. Minik bedeninde öyle bir şey vardı ki sanki dünyanın tüm ağırlığı iki küçük omuzun üstünde dengede durmaya çalışıyordu. Ve bu görülmeyecek gibi değildi. Arada o gözleri kaçırmaya çalışarak parmağımda oynadığım yüzüğüme bakıyordu.  Küçük ve oldukça eski bir çanta tam ayaklarının altında belki de o minik bedenin içine sığmayan kederlerle doluydu.  Gözlüğümün altından onu süzüyordum Belli ki benden bir işaret bekliyordu. Minik bir tebessümümle tam alnına düşen ince ve cılız başak rengi bir bukleyi arkaya attı. Yüzünü şimdi daha net görebiliyordum. Bir tebessüm,  bir tebessüm derken artık karşılıklı gülüşüyorduk. Adını sordum. Yüzünü hemen minik avuçlarının arasına aldı, utanmıştı sanki. Ellerinin arasından arada hala bana baktığını fark ediyordum. Minicik parmaklar tam yüzünü kapatamadığından olsa gerek derinlerden bir sesin duyulması hiç zor olmadı. ZEYNEP. Adı Zeynep idi.  Oldum olası Zeynep ismini hep sevmişimdir. Hayallerim süsleyen bir isimdi, hiç ulaşamadığım yıldızımdı. Oysa şu an Zeynep işte tam karşımda bir adımlık mesafede bana o puslu gözlerle bakıyordu. Biraz da isminden olsa gerek ona içim o an ısınıvermişti.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/bu-zeyno-icimizden-biri-yuzlerce-zeyno-dan-sadece-biriydi-2-siiri/</link>
<guid>1900807</guid>
<pubDate>2013-08-20T05:59:00+03:00</pubDate>
<author>Emine Tokgöz</author>
</item>
 <item>
<title>Ve Yıldızlar da Ağlıyordu....</title>
<description>Gecenin rengindeydi gözleri, öyle karaydı işte. Hüzün bir resim gibi sol yanına işlenmişken, hiç görülmemiş bir rüyanın kollarındayken bir ses duydu. Çooook eskilerden bir şarkı  ve hicaz makamında,  Nesrin Sipahi söylüyordu  “-Bir bahar akşamı rastladım size…. Sevinçli bir telaş içindeydiniz Derinden bakınca gözlerinize Neden başınızı öne eğdiniz İçimde uyanan eski bir arzu </description>
<link>https://www.antoloji.com/ve-yildizlar-da-agliyordu-siiri/</link>
<guid>1872226</guid>
<pubDate>2013-05-28T21:16:00+03:00</pubDate>
<author>Emine Tokgöz</author>
</item>
 <item>
<title>Bugün Gün Umut Olsun,Bütün Karanlıklara İnat</title>
<description>Bak şimdi gökyüzüne bir uçurtma göreceksin Ne umutlarla süzülüyor biliyor musun? Sanki kanatsız bir kuş Belki senin, ya da benim ya da içimizden birinin umutları yüklü çemberinde Hadi çiz şimdi, ben anlatayım sen çiz mutluluğun resmini ama rengârenk olsun.. </description>
<link>https://www.antoloji.com/bugun-gun-umut-olsun-butun-karanliklara-inat-siiri/</link>
<guid>1825129</guid>
<pubDate>2013-02-03T22:28:00+03:00</pubDate>
<author>Emine Tokgöz</author>
</item>
 <item>
<title>Ah! Gözü Karam, Gizli Yaram</title>
<description>Yüreğim yanarken alev, alev  Yaralar hala kabuk bağlamamışken Gene sen çıka geldin umutsuzluğumun tavan arasından Seninle artık küçük bir çocuğun yüzüydü sanki aşk Bilinmedik şehirlerde yaşayan.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/ah-gozu-karam-gizli-yaram-siiri/</link>
<guid>1774195</guid>
<pubDate>2012-10-03T21:50:00+03:00</pubDate>
<author>Emine Tokgöz</author>
</item>
 <item>
<title>Çok Üşüyorum Anne Çook</title>
<description>Bir sabah uyanıyorum zamansız, yine yoksun sen yanımda  Yastığıma hayallerim düşmüş ve inci, inci gözyaşlarım Geceyi düşündüm bir kez daha Kokun vardı sanki odamda ve son hediyen masumiyetin çiçeği beyaz güller.. Kurumuş da olsalar inan ki hala başucumda Yokluğun yağmurlara yazı yazmak kadar zormuş meğerse biliyor musun? </description>
<link>https://www.antoloji.com/cok-usuyorum-anne-cook-siiri/</link>
<guid>1685362</guid>
<pubDate>2012-02-28T09:32:00+03:00</pubDate>
<author>Emine Tokgöz</author>
</item>
 <item>
<title>Git Desem Gitmez Karabasanlarım</title>
<description>Git desem gitmez karabasanlarım İşte bir uykusuz gecede daha, yıldızları taradım gözlerinde Sonra güneşi bekledim umarsızca, belki doğar diye Doludizgin ama hoyratça geçen senelerde Hani nicedir olmuş rüya görmeyeli  </description>
<link>https://www.antoloji.com/git-desem-gitmez-karabasanlarim-siiri/</link>
<guid>1644216</guid>
<pubDate>2011-12-04T13:25:00+03:00</pubDate>
<author>Emine Tokgöz</author>
</item>
 <item>
<title>İmkânsızım Olma… Konuş Ne Olur Susma.</title>
<description>Bana bir şeyler söyle cennetinden,  İnanmam güç olsa da duyarım ben sesini. Gir rüyalarıma sakın çıkma, Düşlere gömüleyim hayalinle şiirler büyüteyim içimde Acılarımın öğütüldüğü bir gecede, kalemim küskünken şiirlere Yazabilmem için ben seni </description>
<link>https://www.antoloji.com/imkansizim-olma-konus-ne-olur-susma-siiri/</link>
<guid>1546946</guid>
<pubDate>2011-04-23T19:54:00+03:00</pubDate>
<author>Emine Tokgöz</author>
</item>
 <item>
<title>Uzak Diyarlardan  Bir Aşk Masalı</title>
<description>Dinle prensesim, sana Uzak diyarlarda yaşanan bir aşk masalını anlatacağım,  Hani anlatılır ya hep masallarda; melekler gök yüzünden sevgi tohumları atarlarmış. Aşk olsun isterlermiş yeryüzünde.  İşte böyle zamanlarda apansız yürek kapısı çalınırmış, çıkılırmış bir eşi benzeri bulunmaz sevda yolculuğuna hazırlıksız, bir ülkeye gidilirmiş, çok uzak diyarlarda, Sorulmazmış burada hiç pasaport vize. Yağmur bulutları kuşatırmış dört bir koldan, sonra dolu olarak yağarmış aşk kokarmış her bir dolu tanesi ve düşünce bu aşk kokulu damlalar ıslak dudaklara, benzersiz bir tutku çakılırmış mıh gibi yüreklere  Yemyeşil orman ümit vaat edermiş kıyı boyunca. Menevişlenen gözlerde vuslat’ın rehaveti; ayrılığa acımasız bir ok, kirpiklerin ıslaklığındaki özlemin matemi ise sessizce yürek duası olurmuş. </description>
<link>https://www.antoloji.com/uzak-diyarlardan-bir-ask-masali-siiri/</link>
<guid>1510656</guid>
<pubDate>2011-02-02T17:01:00+03:00</pubDate>
<author>Emine Tokgöz</author>
</item>
 <item>
<title>Lapa, Lapa Kar Yağıyor Düşlerime</title>
<description>Kuzguni yalnızlığımla tek başınayım, sis vurmuş biraz dalgın bakışlarıma Vakitsiz batan güneşi düşünüyorum bir de zamansız gidişini Sensiz gün doğumlarında nasıl acı çektiğimi Filiz vermiş ama açamamış bir sevdayı anımsıyorum ve son veda öpücüğünü Yanağıma koyuşun geliyor öksüz kalmış duygularınla Bakıyorum da takvime </description>
<link>https://www.antoloji.com/lapa-lapa-kar-yagiyor-duslerime-siiri/</link>
<guid>1509475</guid>
<pubDate>2011-01-31T09:04:00+03:00</pubDate>
<author>Emine Tokgöz</author>
</item>
 <item>
<title>İstemeden Yine Girdin Hayalinle, O Sancılı Bekleyişimde Hayallerime</title>
<description>Kara bulutlara sığındı elemlerim, sen gittin gideli Öyle bir yere gittin ki bilirim dönemezsin… Gündüzlerim bile gece oluyor artık Sesimi yutuyor şu dört duvar, zaman durmuş sanki hiç geçmek bilmiyor Kaçak bir hüzün yaşıyor hücrelerim Gel! diyorum; Gel! </description>
<link>https://www.antoloji.com/istemeden-yine-girdin-hayalinle-o-sancili-bekleyisimde-hayallerime-2-siiri/</link>
<guid>1489624</guid>
<pubDate>2010-12-12T14:32:00+03:00</pubDate>
<author>Emine Tokgöz</author>
</item>
 <item>
<title>Bana Bir Şarkı Söyle Son Kez İçinde Sen ve Ben Olan</title>
<description>Bir tek sendin aklımdan çıkmayan Ne zamanlar tükettim böyle bir bilsen Ne acılar gömdüm yüreğimin en derinlerine İçim kan ağlarken seninle gülmüştüm oysa Seninle yeniden doğmuştum en olmaz zamanlarda Ama şimdi gidiyorum işte </description>
<link>https://www.antoloji.com/bana-bir-sarki-soyle-son-kez-icinde-sen-ve-ben-olan-siiri/</link>
<guid>1484804</guid>
<pubDate>2010-11-30T14:05:00+03:00</pubDate>
<author>Emine Tokgöz</author>
</item>
 <item>
<title>Sor</title>
<description>Sen hiç tatmadın,tanımadın sevdamı  Tutkuyu yaşadım oysa ben kapalı kapılar ardında Tenim şahit, ruhum şahit Yudum,yudum içtim seni Aynen bir şarap gibi Ve sen </description>
<link>https://www.antoloji.com/sor-105-siiri/</link>
<guid>1465706</guid>
<pubDate>2010-10-15T19:21:00+03:00</pubDate>
<author>Emine Tokgöz</author>
</item>
 <item>
<title>Kal Gitme Ne Olur</title>
<description>Bu geceyi de sabaha bağlıyorum Geçmişi geleceğe bağladığım gibi Yok sayamam maziyi gitme düşlerimden, Kal bugün de bu gece de İçimdeki kuş ürkekliğimle Hazan mevsimini yaşarken ben </description>
<link>https://www.antoloji.com/kal-gitme-ne-olur-2-siiri/</link>
<guid>1456687</guid>
<pubDate>2010-09-24T23:29:00+03:00</pubDate>
<author>Emine Tokgöz</author>
</item>
 <item>
<title>Çok Geç, Çok Geç Zaman</title>
<description>Gece ve yalnızlık sardı yine sol yanımı Seni unutmanın imkansızlığı var her bir hücremde Zamanı geçmiş mevsimlerin hüznü yaşanıyor Kim bilir içimi acıtan nedir Belki de bir sonbaharın sararmış yaprakları Ayaklarımın altında ezilen </description>
<link>https://www.antoloji.com/cok-gec-cok-gec-zaman-siiri/</link>
<guid>1435586</guid>
<pubDate>2010-08-07T00:14:00+03:00</pubDate>
<author>Emine Tokgöz</author>
</item>
 <item>
<title>Yüreksızım</title>
<description>Ne çok özledim bir bilsen  Vazgeçemediğim, vazgeçilmezim Sensiz geçen mevsimlerde biraz daha tükendim Yağan yağmurlarda, kopan fırtınalarda Hep seni aradım ümitsizce Yalnız akşamlarda </description>
<link>https://www.antoloji.com/yureksizim-2-siiri/</link>
<guid>1416131</guid>
<pubDate>2010-07-01T09:36:00+03:00</pubDate>
<author>Emine Tokgöz</author>
</item>
 <item>
<title>Bir Sevda Verdin Bana</title>
<description>Bir sevda verdin bana uzak diyarlardan bahar tadında, Eflatun gecelerdeki firari duygularıma, Hiç keşfedilmemiş bahçelerden çiçekler  sundun Mavi anemonlar, kırmızı laleler, turuncu gerberalar Buram, buram hasret kokan. Düşmüşken umutsuzluğa, çıkıp geliverdin sessizce adresi meçhul kentten </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-sevda-verdin-bana-siiri/</link>
<guid>1399916</guid>
<pubDate>2010-05-28T22:47:00+03:00</pubDate>
<author>Emine Tokgöz</author>
</item>
 <item>
<title>Unutamadığım   xMektup x</title>
<description>Gittin! Kalmadı umudum, titrek yüreğimde.Mayıs akşamı kokan papatyalarıma sevdan damlamıştı oysa. Şimdi konmuyor artık kırık pencereme  serçeler, duman renkli güvercinler.Açmıyor frezya’lar lilyum’lar, pembe  saksılarda mor sümbüller. Gelin olmuyor mevsimler, çiçek açmıyor kiraz ağacım hayalimizdeki bahçemizde, hazan olmuş yaprakları. İçimde bir karakış; durup, durup esen, hiç dinmeyen bir fırtına. Gözlerim  puslu dağlar gibi. Arada bir çakan şimşek, Hala sönmeyen ateşlerdeyim. Gecelere doyumsuz  bedenim, gem vurdum  duygularıma üryan bakışlarında.   Bulamadım huzurun rengini, duyamadım mutluluğun sesini sen yokken. Düşlerde yorulmuşum, biçare anılar siyah beyaz,  albümlerde kaldı hep sararmış yaprakları. Sevda yüklü kervanlar yolunu kaybetti sensizlikte. Aynalar aykırı düşüncelerime ortak, düşündükçe yokluğunu, hissettikçe yüreğimdeki sızıyı, her geçen gün biraz daha parçalanıyorum sanki. Her zerrem zifiri karanlıklara yaren. Kırık aynalardaki yansıman hüzün bulutlarında dans ediyor hoyratça, sonra sağanak, sağanak yağıyor. Bir yıldız düşüyor yastığıma, feri sönmüş. O sensin diye avuçlarıma hapsediyorum sıkı, sıkı. Ellerimin arasından kayıp gideceksin diye korkuyorum. Korkularım kelebekler vadisinde birbiriyle  çarpışıyor.   Makamı belli olmayan bir şarkı duyuyorum bel ki de hüzzam Ama her çalan türkü ağıt kıvamında yankılanıyor  Bazen sessizlik oluyor Hüzün kaplıyor içimi, Bazen çığlık çığlığa sesim, bastıramıyorum arzularımı. Kanatları kırık güvercin gibiyim.  Sensiz! Sensiz, yaşanmıyor bir bilsen. Ay yüzlüm, güneşim derdin ya hani, Güneş tutulmasındayım şimdi. Kifayetsiz tüm kelimeler teselli olmuyorum, olamıyorum. Ayaklarım prangalı, Gelemiyorum sana. Sensiz kalmayı da öğrenemedim.  Bugün doğum günündü. Bu mektup sana. Ve sana  hiç ulaşmayacak Adres-   Semt: K……..…t / Ada No: ……./ Parsel No……. </description>
<link>https://www.antoloji.com/unutamadigim-xmektup-x-siiri/</link>
<guid>1396206</guid>
<pubDate>2010-05-21T03:16:00+03:00</pubDate>
<author>Emine Tokgöz</author>
</item>
 <item>
<title>Sensiz Sabahlar</title>
<description>Bana hiç değmedi güneş,  Söğüt dallarının arasından Gözlerim, doyasıya seyredemedi seni Ellerim, tutamadı ellerini sıkı, sıkı Ayaklarımın altında toprak yandı özleminle Tenini koklayamıyorum artık Nisan sabahları gibi </description>
<link>https://www.antoloji.com/sensiz-sabahlar-11-siiri/</link>
<guid>1392310</guid>
<pubDate>2010-05-13T09:20:00+03:00</pubDate>
<author>Emine Tokgöz</author>
</item>
 </channel>
</rss>
