<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Emine Tansu Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Seni Benimle Aldattın</title>
<description>İstediğin ben değildim. Benliğindi enikonu uzanan yanındaki. Parmaklarımdan devşirdiğin ılık yaz ateşini oynattın perdede. Yerle yeksan arasında, kaşla gözün; ortaçağdan kalma bir tiradı bağladın cehalete. Akşamda soğuyan gölgen ökçeye yapıştı, yetişti en sadık yanlışa adımların. Görünürde kimseler çoktu, aldırmadın. İçinden zaman geçmeyen bir ayrılık daha ısmarladın sevi’ye...  -bir- adı vardı/ yaşıyordu/suni bir ilk yardım cümlesinde…  Alkımı çok olur kıyısı ovaya sıfır kentlerin. Altından geçen değişmeden durur geniş tayfında. Sarı saman kokulu damlarından düşen, yıldızlara tutunur çıkmak için rüyasına. Dar sokaklarına geniş hayaller kurulur, hatta kaybolunur evlerin avlusunda. Arastasında kirli- kağıt uçurtmaları çocukların, yeşil zeytin, kuru lavaş, bayatlamayan geçmiş… Müzeye çevrilmiş açık hava, cereyanda kalmış manastır, gözleri maviyi çalmış zangoç… Haritanın sol alt köşesinden, ölçeği tespit edilememiş bir yalnızlığa uğurlanmış coğrafya… Yüksek, rakımlı, yani kapı, yani sen bir bakıma. Sıkı sıkıya kapanan, açılmayan; açılsa, yangında bile ilk kurtarılamayan… </description>
<link>https://www.antoloji.com/seni-benimle-aldattin-siiri/</link>
<guid>1065214</guid>
<pubDate>2008-11-18T20:16:00+03:00</pubDate>
<author>Emine Tansu</author>
</item>
 <item>
<title>Siz Uyurken Ben Şehirlerden Geçtim</title>
<description>Yangın cehenneme “asıl”dı, Bekletmek olmazdı o zaman suyu…  Söndürdüm, Gerekliydi…  </description>
<link>https://www.antoloji.com/siz-uyurken-ben-sehirlerden-gectim-siiri/</link>
<guid>931307</guid>
<pubDate>2008-04-06T11:43:00+03:00</pubDate>
<author>Emine Tansu</author>
</item>
 <item>
<title>Deniz</title>
<description>Altı üstü yırtık bir kısa pantolondu hayat;   Uğruna delirdiğimiz, yaslı bir çığlıktı.  Altı 'deniz'di gökyüzünün, akardı okyanuslara gözlerindeki ateşten.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/deniz-184-siiri/</link>
<guid>931305</guid>
<pubDate>2008-04-06T11:36:00+03:00</pubDate>
<author>Emine Tansu</author>
</item>
 <item>
<title>Zahir</title>
<description>'Bir dünyadır kadınlar; yürekleriyle konuşan, gözleriyle gülen...' Ve sömürülen iki cihan arası... 'Havva'i bir ırkın zavallı klanları, 'döl'deşleri bütün kıyak içgüdülerin, 'şiddet' zanlıları nedense bütün ümitlerin... Daha dün annemizin kollarında dinlememişken hiçbir hayal kırığının çıkardığı sesi, </description>
<link>https://www.antoloji.com/zahir-8-siiri/</link>
<guid>931304</guid>
<pubDate>2008-04-06T11:35:00+03:00</pubDate>
<author>Emine Tansu</author>
</item>
 <item>
<title>Güvercinleri de vururlar! ..</title>
<description>Kaldı mı kursağında bir parça gün tohumu?  Kırıldı mı omuz başındaki karanfil güpegündüz? Uzanmış satır başlarına iskarpinin, Üzerinde kalmış kaldırımların ağır tozu. Cepkeninde gezdirdiğin güvercinler havalandı, Vuruldu alnından koca bir tarih. </description>
<link>https://www.antoloji.com/guvercinleri-de-vururlar-2-siiri/</link>
<guid>931303</guid>
<pubDate>2008-04-06T11:31:00+03:00</pubDate>
<author>Emine Tansu</author>
</item>
 <item>
<title>Külde Yakılan Türküydü Amber</title>
<description>Çağlar geçti üstünden… Bin yıl oldu hakikatten gideli, sen yoktun. Nemrut’tan başladı uzlet. Harran’dan Halep’e, Şam’dan Yemen’e sesler tutuldu. Babalar ölümü buldu, kardeşler kavgayı. İbrahim’in ateşi suyu yaktı, İsmail’in boynu kesti bıçağı. Musa bölündü ikiye, asa denedi sabrı, kızıldı… Kuyu Yusuf’un içine saklandı, Züleyha indi karanlığa, çıkmadı…  Yel göçtü, toprak emdi insanı. Çadırda ayasını yakarken esmer çocuklar, gölgeleri ısındı. Diken ruha battı, gül yürüdü üzerine ışkının. Akisini yuttu dağlar sen doğunca, avazınla…  Amber dendi adına… Kutsal kapı açıldı göğün şahdamarından, savruldu ışık erbain vakti yazgıya. Tütsünün dumanı kayıptı, kokusu yoktu külün rüzgârda. Dar sokaklar arasında cıvıl sesi koptu pervanenin… Kerpiç kokusu atlasa vurdu tahta odada kamaşan sıvanın. Kazınmış bir sırrın içindeydi adın. Elinde mızrap, çığlığında temaşa, karalanmış kulluğu yeniden yazdın.  Amber dendi adına… Yılları koysan üst üste, yine de az gelirdi yaraları kapatmaya. Zaman seninle geldi… Yunus kendinden biçti pahasını, misk değdirdi avare yolcusuna iki kapının. İmbiğe bulaşmış kumu temizledi ayakları. Çarığına aldandı. Çölde zakkum zehriyle köz oldu gözleri. Kapattı. Kirpiğinde kırılmış kulluğu, Amber’de aradı Hakk’ı…  </description>
<link>https://www.antoloji.com/kulde-yakilan-turkuydu-amber-siiri/</link>
<guid>929976</guid>
<pubDate>2008-04-03T13:38:00+03:00</pubDate>
<author>Emine Tansu</author>
</item>
 <item>
<title>Elimden Tutsan Düşerdim/ Yosunda Küftü Deniz</title>
<description>küstüğün yerde adım ıslanır, lekelenir yarından önce ne varsa…   göç başlar saydam bir kokunun içine, yığılır kalır gölgelerim. gece biter, gün uzar, çocukluğum sürtünür cebime avluda. kedi merdiveninde kerpiç tavan, </description>
<link>https://www.antoloji.com/elimden-tutsan-duserdim-yosunda-kuftu-deniz-siiri/</link>
<guid>658880</guid>
<pubDate>2007-02-12T16:55:00+03:00</pubDate>
<author>Emine Tansu</author>
</item>
 <item>
<title>Ben 'değil'dim!</title>
<description>uykudan önce 'değil'dim, yanaklarımda tuzlu bir harabe saklandı...  yalnızlığına çok kaldım. bir beyaz kağıt bulsam kaybolacaktım. ne diye çıktı bu tırabzanlar elimden? ne diye yağmur düştü yüzün bilmem ki? </description>
<link>https://www.antoloji.com/ben-degil-dim-siiri/</link>
<guid>525499</guid>
<pubDate>2006-08-24T22:11:00+03:00</pubDate>
<author>Emine Tansu</author>
</item>
 <item>
<title>Pervaneler Karanlıkta Ölür/ F'ye.../ Denememe yazısı</title>
<description>/Her sevi gerekçesiz kelimeler doğurur,  her doğan, sevi’ye seviyesizce mahkum olur/  Günlerdir içimde safra, yüzümde çıban bu işaretler. Neyin nesi bilmiyorum. Yıldızlar kadar sürecek mi savaşım? Yoksa içerde mi alacağım soluğu yine? Zindanlara nöbet olmaktan, histeri travması geçirmiş alışkanlıklardan, çöp kutularını karıştırıp durmaktan  sıkıldım. Kendi sokağında yırtık güz aydınları taşıyan kollarım! Nerede kaybettim ben aramadığımı? .. Vaveyla... Her baktığımda daha çok özlüyorum adından kovuluşumu... Koparsam, yüzümdeki soğuk izi siler mi? Tiz bir tebessüm, ıslak bir sis serpilir mi günceme? Tesadüfün deliğinden geçirdiğim her iğne suratımda devşirdi pençesini. Dikişli gözlerimi aralayabildim. Etime mıhladığım “ben”cil düğmeleri kavlattım, başımdan kaynar sular döktüm köklerime. Aşağı da karanlıktı yukarısı kadar... Gördüm... Çirkin kahkahama saplanmış boğuk hüzün! Süngülerini vur yüzüme ya da çatlasın zehrin. Genzimde yanık kozalak kokusuyla yaşamasını da bilirim ben. Çivi çividen alır hıncını; kol kırılır, yen içinde bir yere taşınır lüzumluca. Bu kuyuyu iğneyle çıkardım ben, karanlık çektirmem çıkrığıma... </description>
<link>https://www.antoloji.com/pervaneler-karanlikta-olur-f-ye-denememe-yazisi-siiri/</link>
<guid>359354</guid>
<pubDate>2006-01-04T11:32:00+03:00</pubDate>
<author>Emine Tansu</author>
</item>
 <item>
<title>Yevmiye</title>
<description>yıkıl ve karşıla!  okunduktan sonra kır “kale”ni! cezayı suçtan önce işlediler...  sır verdim. bir tek aynalara. </description>
<link>https://www.antoloji.com/yevmiye-siiri/</link>
<guid>352171</guid>
<pubDate>2005-12-22T12:35:00+03:00</pubDate>
<author>Emine Tansu</author>
</item>
 <item>
<title>Deneme/ Yanılma</title>
<description>Neden sustun ki!  Senden söyleyecek nelerim vardı benim, Senin benden duyacak nelerin. Bu yolu belirsiz tarihin ışığı sendin, Sen dedindi bana, kimsenin söyleyemediğini. Şimdi, </description>
<link>https://www.antoloji.com/deneme-yanilma-siiri/</link>
<guid>351095</guid>
<pubDate>2005-12-20T12:53:00+03:00</pubDate>
<author>Emine Tansu</author>
</item>
 <item>
<title>Aşklar ve Kuşlar Göçerken/ Düze yakın yazı</title>
<description>Dönüyorum düşümden. Gerçeğime, kendime. İçim bomboş. Bu sabah bütün insanlar gibi asık suratlı yürüdüm kentte. Ayaklarım yolunu bulamadı, iki külçe beton yığını gibi sürükledi beni. Hayır! Gitmek istediğim yer orası değil... Gittim yine de. Bütün zorunluluklarını yutkunarak hayatın gittim.Her zaman ki devinimlerini yapıp sabahın gittim. Ordaydım. 'Kuşları anlatacak mısın bana? '  Hangi sazın telinden sökeyim, hangi şiirin mısralarını kanatayım, hangi bilgiç araştırmalardan, hangi resmin suyundan uçurayım sana kuşları? Bana özgürlüğü anımsatır, tutsaklığı esir tutarak karnında.Herkes gibi, her şey gibi, yığınaklarını çelişkiye yapmış kuşlar da...  Kuşların, göç yollarını buluyorlar. Her ilkbahar, her sonbahar, her olmayan bahar... </description>
<link>https://www.antoloji.com/asklar-ve-kuslar-gocerken-duze-yakin-yazi-siiri/</link>
<guid>351082</guid>
<pubDate>2005-12-20T12:39:00+03:00</pubDate>
<author>Emine Tansu</author>
</item>
 <item>
<title>Nas</title>
<description>O zaman, çekiyorum adımlarımı istilacı bakışlarından...  Sevdiğim, Sen geldin diye koşuyordum bunca yalnızlığı. Bunca silueti, sen gittin diye eziyorum şimdi kafatasımda Terke mahkum edilmiş bir kenttir yüreğim </description>
<link>https://www.antoloji.com/nas-2-siiri/</link>
<guid>351066</guid>
<pubDate>2005-12-20T12:06:00+03:00</pubDate>
<author>Emine Tansu</author>
</item>
 <item>
<title>İçinden/im</title>
<description>küçük bir şah damar yankısı ömür, küt küt atan mavi dal gül kozasında saklanan ayaz, saçından koparır bulutları dağılır lodos gelir, poyraz çürür yavaşça... Rüzgar kırılır, dal affetmez kendini </description>
<link>https://www.antoloji.com/icinden-im-siiri/</link>
<guid>347985</guid>
<pubDate>2005-12-14T15:48:00+03:00</pubDate>
<author>Emine Tansu</author>
</item>
 <item>
<title>Sabahlar öldü</title>
<description>Bir siyah ırmak silueti o yüzüme ziya olan, Seçilmesini sağlayan iki çukurun içinden gözlerimin. Kimi üzüm karası dedi, kimi zeytin. Bence rengi olmayan bir şeydi, tarifi olmayan bir şey... Kime baksam izini barındıran, rengini bırakan, Kime baksam onun gibi bakan göremediklerime. </description>
<link>https://www.antoloji.com/sabahlar-oldu-siiri/</link>
<guid>317679</guid>
<pubDate>2005-10-10T15:14:00+03:00</pubDate>
<author>Emine Tansu</author>
</item>
 <item>
<title>Ortada Kuyu</title>
<description>Virgüllerle ayrılmış, köstebek bir bakış açısından yazabiliyorum ancak. Ancak bugün, 'nelerin ucuna takılmış' aklımı infaz edebiliyorum sağ kalan yanımla. Birden bir hışırtı, birden bir alev, birden bir donma baskını başlıyor vücudumda. Boncuk boncuk terlerken irinimin aktığı yer, </description>
<link>https://www.antoloji.com/ortada-kuyu-siiri/</link>
<guid>315250</guid>
<pubDate>2005-10-04T11:02:00+03:00</pubDate>
<author>Emine Tansu</author>
</item>
 <item>
<title>Ankara'da Aşık Olmamalı İnsan</title>
<description>Kaç alın yazdıysan bana, kendimin saydım biliyorsun.  Kaç adım kaldıysa adına, zincirleme kazadır hepsi... Sussam, gözlerin neyi hak edecek ki...  Yarı çıplak bir iklimin serüvenine takılmıştı gözlerim. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ankara-da-asik-olmamali-insan-siiri/</link>
<guid>241708</guid>
<pubDate>2005-03-18T11:28:00+03:00</pubDate>
<author>Emine Tansu</author>
</item>
 <item>
<title>Yarınlar... Yalındır...</title>
<description>Ve hiçbir yara,  Ve hiçbir zaman, Kavuşmayı beklemiyordu...  Sararan bir gün ortası, eskiyen bir eylül... Nafile yamaçlar doldu gözüme, ellerime abanan sıkıntılı vedadan. </description>
<link>https://www.antoloji.com/yarinlar-yalindir-siiri/</link>
<guid>241685</guid>
<pubDate>2005-03-18T10:32:00+03:00</pubDate>
<author>Emine Tansu</author>
</item>
 <item>
<title>An...</title>
<description>Uçkun mafsallardan geçeli çok oldu.  Şimdi küllerimi içiyorum bir kırlangıç masalında...  Ketum sızınçlı bir iç çekişin amadesiyim aslında. Kanayanlardan sağalan dertten gayrısı değil. Beş kamyon kömürle gittim harlarıma, </description>
<link>https://www.antoloji.com/an-22-siiri/</link>
<guid>241683</guid>
<pubDate>2005-03-18T10:30:00+03:00</pubDate>
<author>Emine Tansu</author>
</item>
 <item>
<title>34 Plaka Yalnızlığım...</title>
<description>Buraya senden geldim biliyorum. Otuz dört gün oldu sen gideli kentimden. Kendimde değilim. Caddeyi arşınlayan sadece ben miyim? Arkamda bir yalnızlığın koyu gölgesi. Canı çıksa, canı yok ki! </description>
<link>https://www.antoloji.com/34-plaka-yalnizligim-siiri/</link>
<guid>241680</guid>
<pubDate>2005-03-18T10:24:00+03:00</pubDate>
<author>Emine Tansu</author>
</item>
 </channel>
</rss>
