<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Elif Kızıltaş Şiirleri
</description>
 <item>
<title>A fa Kİ</title>
<description>Bambaşka ritüeller içerisinde titriyor kalbim, en derininde en canlı kırmızısıyla düşünceler akıtıyor içime…bu bir nefsi mahkeme ve nefsi müdafa yapmak daha bir yaklaştırıyor darağacına… araftayım, oysaki yerimi biliyorum oyalanıyorum…  Bekliyorum… Sabretmek gerekiyor  …kestirip atamıyorum…  uçurtmalarımı uçuruyorum üç çıtalı hala  dördüncüye  siyah beyaz bekleyişlerim…bir palyaçonun omzunu büküp ellerime o rengarenk balonları uzatırken ve ellerim onları tutamayacak kadar doluyken bir çocuk kadar cesur olamazken ağlayamazken, mazgalların gürültüsünü duyarken yerlerde gezen bakışlarım geri dönmeler yaşıyor pembe eldivenler takıyor dünyaya dokunuşlarında şimdilerde …alkış sesleri kesildi, kapat sahn(t) e nin perdelerini! </description>
<link>https://www.antoloji.com/a-fa-ki-siiri/</link>
<guid>1049413</guid>
<pubDate>2008-10-24T22:00:00+03:00</pubDate>
<author>Elif Kızıltaş</author>
</item>
 <item>
<title>Deniz SUyu</title>
<description>Arka arkaya gelen zedeli sözler  kazandıklarımızın da yitirilmesine sebep oluyor, sonuç değil asıl sebep olacakken karşımızda sonuçların çıkardığı iniltiler, yokluktan yok olamayacağı gibi Sebeplere asılı dönencelerimiz </description>
<link>https://www.antoloji.com/deniz-suyu-2-siiri/</link>
<guid>1014555</guid>
<pubDate>2008-08-31T23:21:00+03:00</pubDate>
<author>Elif Kızıltaş</author>
</item>
 <item>
<title>Aceme Ruh</title>
<description>Ruhum bedenimde sıkıştı kaldı. Bu daralma ruhumu ne kadar sıkıyorsa bedenim maddi olan zahiri yapım bunu fırsat bilip, onu daha da sıkmayı kendine görev biliyor ve bunu öyle güzel başarıyor ki... Ruhum aczini her haykırışında acıyan rengini bir şekilde ortaya çıkarsa da, nefsim onun bu çığlığını zıtlıklarla örtbas etmekte. Aslında çivi çiviyi söker babında saçma sapan bir olaydır bu. Bunu itiraf edebilmem ve kendimi yermem size biraz tuhaf gelse de, ne kadar doğru bilmiyorum ama bu bir gerçek.Belki de ne gerek var diyeceksiniz. Tabii ki biz insanız.Günahta sevapta bizler için.Bunu kabul ediyorum.Kabullenemediğim; aklımız var diyoruz, zekadan, duygulardan ve yeri gelince sezgilerden söz ediyoruz.Aaaa biz her zaman en iyiyizdir, öyle yeteneklere sahibizdir ki... Peki elimizdekilere yani aslında bize verilenlere nereye kadar güvenmeliyiz ya da doğumumuzdan itibaren sahip olduklarımız, hiçbir çaba harcamadan elimizde olan yeteneklerle nasıl övünebiliriz. Biz kimiz? Sadece nefsimize güzel geleni alıyor, aldığımızı da sorgulamaktan kaçıyoruz. Kabul etmediklerimizin de tam anlamıyla manasını bile bilmiyoruz nede öğrenmek için çaba sarf ediyoruz.  Görmüyoruz; Görülmek, göstermek için görüyor, Konuşmak için işitiyoruz. Sevmiyoruz; </description>
<link>https://www.antoloji.com/aceme-ruh-siiri/</link>
<guid>936404</guid>
<pubDate>2008-04-14T21:47:00+03:00</pubDate>
<author>Elif Kızıltaş</author>
</item>
 <item>
<title>Zü Bey de</title>
<description>Zübeyde için yazdıklarım, çizdiklerim ömrümde iz bırakacak renklerdir gökkuşağı gibi bembeyaz renkler kuşanacak Gidecek o da … benim bilmediğim onun bildiği zannettiği şehirlere ben yabancı kalarak…  Şimdi; Arkadaş, dost olarak bakacak geçmişe…  </description>
<link>https://www.antoloji.com/zu-bey-de-siiri/</link>
<guid>924161</guid>
<pubDate>2008-03-23T18:14:00+03:00</pubDate>
<author>Elif Kızıltaş</author>
</item>
 <item>
<title>Hervele</title>
<description>iç serüvenlerini tartıyordu, olduğu yerde durmuştu, zaman o dursada akıyordu kurşun gibiydi saçlarına izlerini bırakıyordu...   bu ses uzak zamanlardan geliyordu gürül gürüldü çıktığı yerde; ulaştığı yerde siliniyordu...Başladığı yerde besmeleyle vardı bittiği yerde elhamdülillah sız yoksunluktu.Ellerimize baktıkça içimizin gülen gözlerine kalbimizin duru suları akmalıydı...  </description>
<link>https://www.antoloji.com/hervele-siiri/</link>
<guid>919440</guid>
<pubDate>2008-03-15T19:03:00+03:00</pubDate>
<author>Elif Kızıltaş</author>
</item>
 <item>
<title>AnLam</title>
<description>Göz gizliyi aşikar eder Kalb’i sineden Gelen… Şafaklarıma düşen zikzaklar Muhtelifi ansızın sızar Yarıklar açar </description>
<link>https://www.antoloji.com/anlam-42-siiri/</link>
<guid>913327</guid>
<pubDate>2008-03-05T20:33:00+03:00</pubDate>
<author>Elif Kızıltaş</author>
</item>
 <item>
<title>BeN el! f</title>
<description>Gemilerime dokundun;  Okyanustun.  Deki; Ürkek! Çizgilerimde yürüdün.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/ben-el-f-siiri/</link>
<guid>913323</guid>
<pubDate>2008-03-05T20:28:00+03:00</pubDate>
<author>Elif Kızıltaş</author>
</item>
 <item>
<title>Sen söz oldun; ben sükût şimdi :) (Beyaz Sesi)</title>
<description>Düğümleniyor çözülmek istiyor içimde bir şeyler yaz çiz ne yaparsan yap diyor dışarı ya haykırıyorum bilmediklerimi karbona dönmeden bir şeyler yanmadan, yanılsıyorum belkide  SES, GÜMÜŞ VE ALTIN Lal! Hal! bir çukur aynada gördüklerim kadar küçük, karanlığa sığacak kadar büyüyen gözleri vardı, Görebildiğim kadardı, kalbi; dev cüsseliydi iri omuzlarını taşıyordu ardında örülemeyen saçları; rüzgarlı günler kadar kısalıyordu </description>
<link>https://www.antoloji.com/sen-soz-oldun-ben-sukut-simdi-beyaz-sesi-siiri/</link>
<guid>901502</guid>
<pubDate>2008-02-15T22:52:00+03:00</pubDate>
<author>Elif Kızıltaş</author>
</item>
 <item>
<title>! Suya Karışan</title>
<description>Bensiz karanlıklarından sıyrılırken ruhum, sarsıntılar içerisinde ilerliyordu, ona zararı yine ben olan efendisi veriyordu… tabiatında altüst olmuş değerlerle yarım yamalak büyürken  okyanuslara taşıyordu o çok güvendiği aklıyla elde ettiklerini, zamana akıtıyordu… Yaşamadan bilemezken insan duygu denilen denklemleri tutturamazken o bir kartezyene sığamayacak kadar büyük ve değişmezde değildi, sonuçların akıbeti kadar tedbirsizdi, Bilinmezdi belki ama ne kadar bilinmezse de o kadar belirgindi bu yüzden zeytinyağı gibi hep yukarılardaydı ama onu ondan  başkası da taşımazdı… Su… O halde Ört gecelerimdeki karanlığı </description>
<link>https://www.antoloji.com/suya-karisan-siiri/</link>
<guid>899432</guid>
<pubDate>2008-02-13T00:35:00+03:00</pubDate>
<author>Elif Kızıltaş</author>
</item>
 <item>
<title>İstanbul'a Veda</title>
<description>As minarelerine kalbimi Defalarca öldür ki Nasıl? Nere de? Öldüyse  öyle dirilsin; Avuçlarımda </description>
<link>https://www.antoloji.com/istanbul-a-veda-7-siiri/</link>
<guid>889098</guid>
<pubDate>2008-01-27T18:13:00+03:00</pubDate>
<author>Elif Kızıltaş</author>
</item>
 <item>
<title>Mavi Zemberek</title>
<description>Unutulmuşluğun ve umursamazlığın zembereğinde ufalıyordum ellerimi… Yine üşüdüm ve yine büzüldüm avare ettin edeli yorgun ellerimle ıslattığım gözlerimi gözlerinde, Tazelendim sanki, yaşlandıkça … Oysa sen ne denizsin ne gök ne de yüzü… maviye dair hiçbir geçmişin yoktu  belliydi Onlarsız yaşamak olmazdı Ben ki denizin rengini başka bir yerde bilmek istemeyen sani </description>
<link>https://www.antoloji.com/mavi-zemberek-siiri/</link>
<guid>871769</guid>
<pubDate>2007-12-27T20:29:00+03:00</pubDate>
<author>Elif Kızıltaş</author>
</item>
 <item>
<title>Gece Sen Yürüyen Leyl A</title>
<description>Karşımda bir gölge  Aklın yitirildiği  yerde  dolaşsa ruhumuz onunla Karanlığa adanan düşler içinden sıyrılsa,  suskunluk olmadan bilse bildirilse  ahhh evvabin ahh kuşluk </description>
<link>https://www.antoloji.com/gece-sen-yuruyen-leyl-a-siiri/</link>
<guid>858312</guid>
<pubDate>2007-12-03T00:46:00+03:00</pubDate>
<author>Elif Kızıltaş</author>
</item>
 <item>
<title>Seyyah</title>
<description>Ancak karmaşam  yakalıyor gözlerimle yakaladığım kesik  sisleri… debdebeli bir hayata iteleniyorum omuzlarıma seriyor saçlarını deli rüzgara üflüyor nefesini…kesiliyor sesim eşyada, içimi söküyor! ! !   Ben gecede siy (Ah!)   … Sen omzuma dokunan Seyyah! Gel gör </description>
<link>https://www.antoloji.com/seyyah-19-siiri/</link>
<guid>840342</guid>
<pubDate>2007-11-01T23:10:00+03:00</pubDate>
<author>Elif Kızıltaş</author>
</item>
 <item>
<title>Kaçkı</title>
<description>Yine boşlukta gibiyim, yine yuvarlanıyorum düşüncelerimle kurduğum uçurumdan. Yaylı bir yere düşüyor geri dönüyorum uçurumlu hayatıma. Yorgun muyum bilmiyorum, </description>
<link>https://www.antoloji.com/kacki-siiri/</link>
<guid>838055</guid>
<pubDate>2007-10-29T01:02:00+03:00</pubDate>
<author>Elif Kızıltaş</author>
</item>
 <item>
<title>Us!</title>
<description>Kendi iç benliğime kapanıyorum ellerim ayaza durdu   kendi isteğiyle üşümekten korkarak…  Solmaya yüz tutmuş kelimelerim gözlerimin ferine ayan oldu.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/us-4-siiri/</link>
<guid>838038</guid>
<pubDate>2007-10-29T00:40:00+03:00</pubDate>
<author>Elif Kızıltaş</author>
</item>
 <item>
<title>Hay!</title>
<description>içimize düşen nefesleri oluruna 'yaşamak' adı altında kendi kandırmacamız içinde soluklarımızı bir bir  harcamak  hangisi  yaşamak? ...  tek kelime ve çoğul cümleleri bir ad altında toplar gibi  yapmak;  'Hay! ' </description>
<link>https://www.antoloji.com/hay-3-siiri/</link>
<guid>807273</guid>
<pubDate>2007-09-06T21:22:00+03:00</pubDate>
<author>Elif Kızıltaş</author>
</item>
 <item>
<title>Doğrularla Kestiğimiz Saçlarımız</title>
<description>Çentik atıyorum bugüne dair geçen zamanın eğreltiliğinde bulduğum doğruları yakalayarak… Ne var ki yanlışlarımı doğrularken başka yanlışların içine düşüyorum aynı yolda uzayan saçlarımı kesiyorum…   Bildiğimize hizmet ediyoruz. Peki ya bilmediklerimiz… kıyasladığımız doğrularlarla doğrularımıza mı güveniyoruz. belki(?)  her bilgi doğrudur fakat her doğrunun aklı da bilgi değildir çoğu zaman… kim her vakit aklına bu kadar itaat eder? (ki)  Bu nedenle sükûnu sevmişimdir Aklım kadar seviyorum onu da </description>
<link>https://www.antoloji.com/dogrularla-kestigimiz-saclarimiz-siiri/</link>
<guid>787822</guid>
<pubDate>2007-08-04T22:36:00+03:00</pubDate>
<author>Elif Kızıltaş</author>
</item>
 <item>
<title>Muharebe</title>
<description>Kendine yabancı olur olmaz her şeyiyle başkalaşmış gözlerin telkininde uzanıyorum kalbime, bir şeyler sıkıştırıyor, hücum ettikçe kan damarlarımda; yürüyemiyorum …  Beni kemiren hislerim varlığımda taşlaştıkça geriye döndü; O sebepti… Dayanılan değil dayatılandı şartlanmış kalplerimize; körleşti… Tepe takla oldu,  nazarda oysa çiğ gibi süzülmekte vardı, düşe kalka büyüdü; düştü…  </description>
<link>https://www.antoloji.com/muharebe-2-siiri/</link>
<guid>785543</guid>
<pubDate>2007-07-31T23:39:00+03:00</pubDate>
<author>Elif Kızıltaş</author>
</item>
 <item>
<title>Dağınık zihinler!</title>
<description>Durgunluğun getirdiği her şeyiyle  birikintiler- dir içime çöken; ağır hengamesini bileklerim taşıdıkça nefesim deliyor topuklarımdaki azmi durduruyor. Köreliyor mu bir şeyler, tükeniyor mu?   tüm bu karalamalarımın arasında yitik bir ton ücrada bırakılmış sayfamın üzerine  basıldıkça katlanmış…  </description>
<link>https://www.antoloji.com/daginik-zihinler-siiri/</link>
<guid>782742</guid>
<pubDate>2007-07-26T21:20:00+03:00</pubDate>
<author>Elif Kızıltaş</author>
</item>
 <item>
<title>Suret</title>
<description>kimine göre koşarak  kimine göre emekleyerek... yürüyorum...  tahmin ettiğimden daha zor geçecek hayat, geliştirdiğim teorileri ezerek... korkmuşluğumun üzerini örte örte gözlerimle ördüğüm duvarı sığlarda sağlamlaştırarak...akarak bildiklerimin üzerine ve ben biakil korkarak... tutunduğum  nedenler suretle bütünleşse de siliyorum her defasında karaladığım tabloyu renklendirerek... kuşkularımdır siyahla beyaz onları ben değildim ekleyen alelacele kördüğüm bağlarım oldular ter basan cümlelere hece.İşte bu yüzden tek bir renge isim veremedim... yavaşladım emekledim...yürümek ceasaretim oldu  an ve an kökleşerek... </description>
<link>https://www.antoloji.com/suret-15-siiri/</link>
<guid>742545</guid>
<pubDate>2007-05-20T21:11:00+03:00</pubDate>
<author>Elif Kızıltaş</author>
</item>
 </channel>
</rss>
