<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Elif Ayan Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Kimsin Sen Mavi</title>
<description>Bir deli aşk bizimkisi Dilimizin ucunda duran Kalbimizin atışlarında hızlanan Bir deli mavi Tesadüflerle dolu sanki Ya da aslında gerçek olan. </description>
<link>https://www.antoloji.com/kimsin-sen-mavi-siiri/</link>
<guid>2287446</guid>
<pubDate>2016-10-16T13:15:00+03:00</pubDate>
<author>Elif Ayan</author>
</item>
 <item>
<title>Gidiyorsun Sevdiğim</title>
<description>Gidiyorsun sevdiğim.. Aylar giriyor artık aramıza... Gidiyorsun... Kalbimi alıp yanına...  Susuyorum.. </description>
<link>https://www.antoloji.com/gidiyorsun-sevdigim-2-siiri/</link>
<guid>2276400</guid>
<pubDate>2016-09-04T17:22:00+03:00</pubDate>
<author>Elif Ayan</author>
</item>
 <item>
<title>Bir Adam Bir Kadın</title>
<description>Bir fotoğraf karesiyle başladı aşk Aralarında kalanlar, Eksikler,noksanlar... Bir dağın yamacında durdu adam Sessiz bir nefes gönderdi kadın.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-adam-bir-kadin-6-siiri/</link>
<guid>2275038</guid>
<pubDate>2016-08-29T13:58:00+03:00</pubDate>
<author>Elif Ayan</author>
</item>
 <item>
<title>Okyanus</title>
<description>Her şeyin bir zamanı vardır derler ya.. Bu zamanmış meğer.. Ben erken başlamışım hayata,sen geç... Acele etmişim,beklememişim seni.. Birbirimizden habersizce yaşamışız Bazen üç beş saatlik mesafeyle ayrı şehirlerde, </description>
<link>https://www.antoloji.com/okyanus-94-siiri/</link>
<guid>2274196</guid>
<pubDate>2016-08-25T20:02:00+03:00</pubDate>
<author>Elif Ayan</author>
</item>
 <item>
<title>Git-Me</title>
<description>Olmayacaksan yanımda Az ötemde nefes almayacaksan Git Sen git ki Uyuyabileyim Git ki </description>
<link>https://www.antoloji.com/git-me-47-siiri/</link>
<guid>1305852</guid>
<pubDate>2009-12-18T21:43:00+03:00</pubDate>
<author>Elif Ayan</author>
</item>
 <item>
<title>Ruhdaşım</title>
<description>Nefesime nefesini eklediğin için Seviyorum seni Kırılganlığımı unutturup Kollarının arasına sardığın için Seviyorum seni Uykusuz geçirdiğim her geceye inat </description>
<link>https://www.antoloji.com/ruhdasim-siiri/</link>
<guid>1295570</guid>
<pubDate>2009-11-30T12:50:00+03:00</pubDate>
<author>Elif Ayan</author>
</item>
 <item>
<title>Ölümsüz Aşk</title>
<description>Bir telefonla başlayan aşk Şara’yı yollara düşürmüştü. Gidiyordu… Nereye, ne için, kim için gidiyordu? Bunu oda bilmiyordu. Yüreğinin götürdüğü yerin efsanevi bir aşkın yaşandığı yer olacağını nerden bilecekti. Hiç uyumamıştı otobüste, bitkindi ama heyecanlı. Uykusuzdu gözlerini kapatmamak için tutuyordu kendini. Güzel bir Doğu Anadolu şehrine ayak basmıştı. Ve o sese yaklaştığının farkındaydı. Dolmuşun hareket saati gelinceye kadar bakındı etrafına… Yabancıydı bu yere… Suskundu ve yorgun… Tiz bir ses yükseldi… “Hozat yolcuları kalmasın…” Bir anda irkildi Şara… Ve oturdu bulduğu ilk boş koltuğa. Hareket ettiklerinde önce dolmuşun içindekileri süzdü. İnsanları dinliyordu. Çantasından defterini çıkarıp yazmaya başladı. Yazdı yazdı… Kafasını kaldırdığında büyük bir su birikintisi gördü, balıkçı tekneleri, kuş çığlıkları… Şaşkındı, burası Keban Barajı olmalıydı. Feribot kalkmak üzereydi. Karşıya geçilecek ve yola devam edilecekti. Dolmuş feribotun üzerindeydi. İnsanların tuhaf bakışlarından rahatsız olmuştu, hava soğuktu. Doğayla baş başa kalmak onu rahatlatacak, bu havayı teneffüs etmek belki uykusunu açacaktı. Çıktı dışarıya, köpük köpük dalgalara doğru salladı uzun hırçın saçlarını. Kıyıya yaklaşmıştı feribot, hareket saati gelmişti. Huzurluydu, sessizce oturdu koltuğuna, başını cama yasladı, gözlerini kapattı, derin bir uykuya daldı. Uyandığında hava kararmıştı. Camdan dışarı baktı. Yollar çamur, etraf kar kütleleriyle doluydu.”Benim bu soğuk, bu çirkin yerde ne işim var? ”dedi kendi kendine. Yine aynı tiz ses yükseldi: </description>
<link>https://www.antoloji.com/olumsuz-ask-51-siiri/</link>
<guid>1286585</guid>
<pubDate>2009-11-12T14:19:00+03:00</pubDate>
<author>Elif Ayan</author>
</item>
 <item>
<title>Gidiyorum...</title>
<description>Seni yaşamanın boşluğunda arıyorum kendi benliğimi. Yine yokluğuna gebe kaldım Kaç ay sonra bebeğimizi kucağıma alacağım Habersizce nefes alıyorum. Elma yiyorum yine senin tadın var Bebeğimizde elma gibi </description>
<link>https://www.antoloji.com/gidiyorum-712-siiri/</link>
<guid>1275382</guid>
<pubDate>2009-10-25T12:41:00+03:00</pubDate>
<author>Elif Ayan</author>
</item>
 <item>
<title>Seni Seviyorum</title>
<description>Adının başına hiçbir sıfat koyamıyorum.  Hiç bir sıfat yakışmıyor adına... Sensiz geçirdiğim her dakika kederleniyor. Kendimi boşlukta bir yıldız gibi hissediyorum… Yüzüne söyleyemediğim sözcükler şimdi boğazıma bir kere daha düğümleniyor. </description>
<link>https://www.antoloji.com/seni-seviyorum-845-siiri/</link>
<guid>1233733</guid>
<pubDate>2009-08-07T12:17:00+03:00</pubDate>
<author>Elif Ayan</author>
</item>
 <item>
<title>Aşka Yakışmayansın</title>
<description>Öyle geç kaldın ki bana Öyle derinlerde çocuksu Hayallerimle baş başayım şimdi Sense uzak kentlerin Küçük kasabalarında bensizliği yaşıyorsun Ellerini kim tutuyor şimdi </description>
<link>https://www.antoloji.com/aska-yakismayansin-siiri/</link>
<guid>1223465</guid>
<pubDate>2009-07-21T18:02:00+03:00</pubDate>
<author>Elif Ayan</author>
</item>
 <item>
<title>Seni Hissedebilmek Seni</title>
<description>Ne güzel seni görebilmek seni Ne güzel seni duymak Sana dokunmayı hayal etmek belki… Ne güzel varlığını yaşamak…  Ne güzel bir günü seninle paylaşmak </description>
<link>https://www.antoloji.com/seni-hissedebilmek-seni-siiri/</link>
<guid>1204878</guid>
<pubDate>2009-06-23T00:37:00+03:00</pubDate>
<author>Elif Ayan</author>
</item>
 <item>
<title>Ayrılık</title>
<description>Bir mevsim daha bitti sevgilim Sensiz yıllar geçiverdi an gibi Zaman ne çabuk geçiyor değil mi? Daha dün gibi Karşıyaka’da dolaştığımız günler… Ve bir barda dans edişimiz…  </description>
<link>https://www.antoloji.com/ayrilik-982-siiri/</link>
<guid>1202750</guid>
<pubDate>2009-06-19T12:52:00+03:00</pubDate>
<author>Elif Ayan</author>
</item>
 <item>
<title>Gitmeyeceğim</title>
<description>Her zor günün kolayını kovalayacağım, Sonsuzluğa sensiz ve sessizce uzanacağım Gülümsemeyi unutmayacağım şeytan istemese bile Kırmızı boyalarla her sokak köşesine yazacağım mavi diye…  Suskunluğuma yenik düşmeyeceğim bu defa </description>
<link>https://www.antoloji.com/gitmeyecegim-3-siiri/</link>
<guid>1201816</guid>
<pubDate>2009-06-17T23:27:00+03:00</pubDate>
<author>Elif Ayan</author>
</item>
 <item>
<title>Yalnızlığa Sone</title>
<description>Belirsizlik içinde yaşamaktansa; bu belirsizlik içinde yok oluşumu izlemeyi yeğlerim... Ruhumu kanatan herkes cezalandırılmalı… Bunu ben yapmalıyım… Eğer bir kelebek ömrüm olsaydı dokunduğum çiçekten haz almayı isterdim… Yüreğim hep açıktır benim… Gelene de gidene de… Canım her yandığında uğursuzluk sayarım… Yeni güne öyle başlarım. Ama bu kadarda kötü olmaz ki hayat. Bu kadarda karmaşık olmaz ki... Bu kadarda mutsuz olmaz ki insan? Bütün terk edişlerimin sebebi vardır… Sebepsiz gitmem hiçbir yürekten. Ya adam çok yüreksizdir, ya da ben fazlayımdır ona… Klişeleşmiş bir aşka hiç eyvallah demedim. Her hata başka bir hatayı doğurur kendini bilmeyen biri için. Benim hatam ise hala nefes almak… Bir büyü olsa, çok uzaklarda aşk yaşasam ve bu aşk beni denize götürse… Kötü olan ne varsa silinse usumdan… Gülümsemeyi unutmasam hiçbir zaman… Ruhumu çoktan gönderdim oraya… O deniz kenarındaki kayalıklara uçsuz bucaksız bir deniz ve bu denizin maviliğinde huzuru aramaya gönderdim ruhumu… Bulduğunda, bavulumu yine parmaklarımın ucunda hissedip gideceğim… Sensiz belki… Seninle olmayacak biliyorum… Kusura bakma sevgilim anlamsızlığının ötesine gidemiyorum… Seni bu antik kentte bırakıyorum… Her an aklında kalmam için burada nefes alacaksın… Burada kim bilir ve acabalarla cebelleşirken sen, ben denizin sonsuz maviliğine ineceğim. Telefonun çalmayacak artık. Adım yazmayacak… Varlığında kaybettiğim sen yokluğumda sonsuzluğun soğuk koynuna bırakıvereceksin kendini. Ruhumu kanatan ne varsa söküp atmak isteği uyanıyor içimde. Ve senide sensizlikle birlikte denizin sonsuz derinliğine gömmek, asırlarca oradan çıkarmamak istiyorum. Kimse görmesin seni, kimse dokunmasın istiyorum. Değer misin bütün bunlara, yani bu beyin yorgunluğuna değer misin sen? Şimdi üzülmenin sarhoşluğundayım sadece… Eski bir hatıra olacaksın zamanı gelince… Rafta kalan birkaç şiirden biri olacaksın… Kıymetini bil. Herkese yazmam böyle sevgiyle. Özeldin sadece… Ve kaldın sen o mevsimde… Yaz başıydı gittiğinde, döner misin yoksa kalır mısın olduğun yerde… Şimdi yağmur daha derin denizden. Yani senden…  ‘’Bağlılık, yâd, itaat etmek… </description>
<link>https://www.antoloji.com/yalnizliga-sone-3-siiri/</link>
<guid>1200441</guid>
<pubDate>2009-06-15T18:23:00+03:00</pubDate>
<author>Elif Ayan</author>
</item>
 <item>
<title>Deniz Kokulu Sevgilim</title>
<description>Büyük bir aşka bedellendim  Okuduğum kitap, Yazdığım şiirde sen varsın. Ihlamur ağacının yamacına uzandım Seni düşünüyorum Teninin kokusunu ciğerlerime çekmeyi </description>
<link>https://www.antoloji.com/deniz-kokulu-sevgilim-siiri/</link>
<guid>1200439</guid>
<pubDate>2009-06-15T18:14:00+03:00</pubDate>
<author>Elif Ayan</author>
</item>
 <item>
<title>Yorgun</title>
<description>Bazen hayat yorar insanı Dingin bir gün istersin sadece Tek bir gün Sonrası isterse ölüm olsun  Gelsin Azra Dede </description>
<link>https://www.antoloji.com/yorgun-114-siiri/</link>
<guid>1200437</guid>
<pubDate>2009-06-15T18:12:00+03:00</pubDate>
<author>Elif Ayan</author>
</item>
 <item>
<title>Görüntüde Yaşam</title>
<description>Ekmeğimi çalan binlerce hain gördüm Sevgiye küfreden serseriler gördüm Şaraplarını yudumlarken ağlayan insanlar gördüm Şehvetli gözlerle aldatılan binlerce masum kız gördüm Yaşadıklarıma kahrettim, yaşayacaklarımı düşündüm Bir gencin boş bir yere idam edilişini gördüm </description>
<link>https://www.antoloji.com/goruntude-yasam-siiri/</link>
<guid>1162502</guid>
<pubDate>2009-04-15T23:50:00+03:00</pubDate>
<author>Elif Ayan</author>
</item>
 <item>
<title>Güzel Ölüm</title>
<description>Nefesim kesiliyor Bir yanım eksik yürüyorum Şimdi yağmur daha derin denizden Biliyorum…  Bir dağ yamacında dinlenip </description>
<link>https://www.antoloji.com/guzel-olum-8-siiri/</link>
<guid>1161128</guid>
<pubDate>2009-04-13T21:43:00+03:00</pubDate>
<author>Elif Ayan</author>
</item>
 <item>
<title>İmkansiz Ask</title>
<description>Bir oyunla başlamıştı her şey. Küçük bir oyundu. Zaman öyle yaklaştırdı ki ikisini birbirine... Ada yüreğine kilit vurmuştu yıllar öncesi,Ayad hiç tatmamıştı ilk aşkından sonra bu duyguyu.bir çiçek diktiler yüreklerine,büyüyüp kok salacaktı,çiçek açacaktı bir gün.Öyle bir aska bedellenmislerdi ki sonu korkutuyordu onları.Ama hiç belli etmiyorlardı birbirlerine.uzun uzun bakıyorlardı,uzun sessiz sözcükler yazıyorlardı.öyle bir ask yasadılar 1 yıl dediler.Söz verdiler 1 yıl sonra dokunacaklardı birbirlerine,1 yıl sonra koklayacaktı Ada Ayad’ı,1 yıl sonra öpecekti Ayad Ada’yı...Koca bir yıl geçti..Sevda sözcükleri havada uçurtma oluyordu,gidiyordu sevdiğine..aralarında kilometreler vardı.Ama öyle büyüktü sevdaları.bir gün canları yanacaktı.ölümüne dediler.Cıktılar sevda yoluna.ellerinde mavi güller,Ada’nın hırcın saclarını bıraktılar rüzgara,el ele cıktılar yola.olum yoluna...Hiç tedirgin değillerdi.Yürüyorlardı karanlık yolda...Işık yoktu.dolunayda kaybolmuştu bulutların arasında... kalplerinin atışları çınlatıyordu ortalığı.Ada’nın gözleri aydınlatıyordu önlerini,yürüyorlardı...suskundu ikiside.şehre yaklaşmışlardı.Bir kasabadan sonra şehre gireceklerdi.Biraz ilerde bir gölge gördüler...iyice yaklaşmışlardı çınar ağacının altında oturan adama..Selam verdiler,o Azra Dede'ydi tanıdı Ada birsey söylemedi Ayad’a...Yolu sordular Azra Dede'ye.Şehre nasıl gideceklerdi? Tarif etti Azra Dede 'bu yolu takip ederseniz çok uzun.ama şuradan giderseniz kestirme,yalnız pek tekin değildir.'dedi.birbirlerine baktılar Ada ile Ayad.O kısa yolu tercih ettiler.zaman kısıtlıydı.Azra Dede ikisinin ellerini tuttu 'korkmayın siz kazanacaksınız'dedi.Şaşırdılar yola koyuldular.Uzaklardan kurt sesleri geliyordu,sessizliğin ortasında iki yalnız yildiz gibiydiler…Ada durdu...'seni çok seviyorum bunu biliyorsun...benim mabedim,sığınağım,gizli bahçem oldun.mehşerde de sana sesleneceğim..seni hep sevecegim'dedi ve yere yığıldı.Son kez baktı sevdiğinin gözlerine,kapattı gözlerini..Ayad şaşkındı,sarıldı Ada’ya 'beni bırakmayacaktın hani aşkım,ölüme birlikte gidecektik,ikimizi vuracaklardı,ikimiz el ele ölecektik hani? Uyan Ada beni yalnız bırakma nolur uyan'diye haykırdı...Ada duymuyordu artik onu...yankılanıyordu haykırışı..Aldı Ada’yı kollarının arasına,bir tüy gibi hafifti..Yürüdü Ayad...Uzun bir yoldu geri dondu kasabaya,Azra Dede'nin yanına,ayni yerde oturuyordu Azra Dede,elinde mavi bir gül vardı.Yaklaştı Ada’nın hırçın saçlarına takti gülü.Ayad şaşkındı 'bende ölmek istiyorum,benimde canımı al,onsuz yasayamam 'dedi. Azra Dede; 'sen Ada için yaşamalısın,onu varlığında sevdiğin gibi yokluğunda da sevebilmelisin,gerçek sevda yan yana olamamaktır,bu ask seni yaşatacak,onsuz yaşayacaksın.Bu sana Tanrı'nın mükafaatı..Kimseye böyle ask nasip olmaz evladım' dedi.ağlıyordu Ayad.Orada o çınar ağacının altına gömdü Ayad’ı.Bırakmak istemiyordu kara toprağa sevdiğini ama çaresizdi.Gitti çok uzaklara.hayalini kurdukları evi yaptı bir dağın tepesine,meyve ağaçları dikti. O günden sonra kimseyle konuşmadı Ayad, lal olmuştu artik..1 yıl geçmişti aradan Ada’nın öldüğü gündü..Penceresine beyaz bir güvercin kondu çiçeklerin arasından öylece bakıyordu Ayad’a..Bir ses duydu derinden…Ada’nın sesiydi bu; 'bana gel aşkım üşüyorum gel artık' diyordu ses...deli gibi yola koyuldu Ayad.O çınar ağacına gitti.Ada'nın mezarının üzerinde mavi bir gül açmıştı.Ağladı...Ağladı...Çıktı kayaların üzerine 'geliyorum aşkım 'dedi bırakıverdi kendini sonsuz boşluğa.hırçın deniz aldı onu dalgalarının arasına..Kayboldu..Ada’sına gitti Ayad.. Azra Dede belirdi Kayalıklarda 'dillere destan bir efsane daha yaşandı bitti. Gerçek dünyada mutlu olacaksınız, hiç ayrılmayacaksınız çocuklar' dedi. O günden sonra mavi gül imkânsız aşkı simgeler, maviler ateşten gömleği giydirdi mi bir kere çıkaramaz sevgililer...   </description>
<link>https://www.antoloji.com/imkansiz-ask-74-siiri/</link>
<guid>1016752</guid>
<pubDate>2008-09-04T15:44:00+03:00</pubDate>
<author>Elif Ayan</author>
</item>
 <item>
<title>Yoklugunda</title>
<description>Hayat bize mutlu olma sansi vermediginde bile Gulumsemeyi bildik,insanlar mutlu olsun diye. Ne kaybettik yipranmis yaslardan baska? Akitilan binlerce metrekup gozyasindan baska Yuzumuzde beliren onlarca cizgiden baska Birbirimizden baska ne kaybettik </description>
<link>https://www.antoloji.com/yoklugunda-125-siiri/</link>
<guid>995465</guid>
<pubDate>2008-07-31T19:57:00+03:00</pubDate>
<author>Elif Ayan</author>
</item>
 </channel>
</rss>
