<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. El&#231;in Gelir Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Gelmek Kolay mııydı?</title>
<description>Geçen gün gördüm seni. Uzaktan. Hiç tanışmamış gibi. İlk kez görmüş gibi. Bu nasıl bir yabancılık böyle? Bu nasıl bir uzaklık? Bu nasıl bir çaresizlik? Oradaydın işte. En fazla on on beş adım arkandaydım. Kitapçının vitrininden hangi kitabı seçeceğine karar vermeye çalışıyordun. Hala kararsızdın. Yıllar sana meydan okumamış desem yalan olurdu ki sen yalanlara kolay kolay inanmazdın. Yaşlanmıştın biraz. Ama hala yıllar öncesi gibi bakıyordu gözlerin. Gözlerin sanki hiç geçmemiş tozlu yollardan, sanki hiçbir yerde takılı kalmamış, hiç kimseye hapsolmamış. Öyle olmasını mı istemiştim o an bilmiyorum. Seni görmenin şaşkınlığı daha sonra acıya bıraktı yerini. İçim yavaş yavaş acımaya başladı. Sızlıyordu. Bir suç işlemişim gibi, bile bile günaha girmişim gibi, tam göğsüme yumruk yemişim gibi, herkes gitmiş ben kalmışım gibi. Kokunu, sesini unuttuğumu hatırladıkça biraz daha acıdı içim. Yanına gelmek istiyordum. Tutuyordu sanki bir ordu kollarımdan. Sanki tüm dünya önüme diziliyordu. Gelemiyordum. Oysa gitmek çok zor demiştin en son sen. En son sözün bu olmuştu giderken.   Gelmek kolay mıydı?  Oradaydın. Benden on, on beş adım ileride. Birazdan gidecektin. Her zaman en iyisini layıkıyla yaptığın şeyi yapacaktın. Bir an için arkasına dönüp baksa dedim içimden. Görse beni. Bunu düşünürken bile saklanmak istedim. Özlemim ve heyecanım çırılçıplak kalacaktı karşısında. Utandım. Onu nasıl da özlediğimi hatırladığım için utandım. Onca yıldan sonra hala heyecanlanabildiğim için utandım. Kendime unuttum diyerek yalan söylediğim için utandım. Yanından geçip gitmeye karar verdim. Uzaklaşmaya, kaybolmaya, onu gördüğümü unutmaya karar verdim. Yapamadım. Uzaktan bakabildim sadece.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/gelmek-kolay-miiydi-siiri/</link>
<guid>1999664</guid>
<pubDate>2014-05-17T12:04:00+03:00</pubDate>
<author>Elçin Gelir</author>
</item>
 <item>
<title>Ölmek çok kolay da, ölememek ne zor.</title>
<description>Çalıştığım yerde, iş arkadaşlarım sayesinde birini tanıdım. Herkes ona ciğer abi diyordu. Adı ciğer mi diye düşünürken, herkese ciğerim dediği için de ona ciğer abi dendiğini öğrendim. Gün geçtikçe daha yakından tanımaya başladım ciğer abiyi. Sık sık ziyarete geliyordu bizi. Özellikle de Cuma günleri. Arabasının arkasına çiçekleri toplayıp bildiği tüm fabrikalara dağıtır. Bazen elinde tatlısıyla gelir bazen de gönlünden ne koparsa. Ve yeşile takıntılıdır. Bayılır yeşil renge. Yeşil giyinir. Evini yeşile boyamıştır. Yeşil giyelim de cennete gidelim der. Hep cennete gitmek ister. Gel gelelim geçen gün öyle bir laf etti ki bu ciğer abi. Düşündüm. Çok düşündüm.’ Ölmek kolay ciğerim. Ölememek çok zor’. Tüm gün, bütün gece düşündüm. Ne kolaydı ölmek. Ne doğru sözdü. Yaşamaktı zor olan. Hayatta kalabilmek için çalışmak, çalışmak için iş, en önemlisi de hepsi için sağlık gerekiyordu. Ne zordu yaşamak. Doğru insanı bulup, hayatı paylaşmak. Yetebilmek. Her şeye yetişebilmek ne zordu. Sonra ertesi gün ciğer abiyi gördüm. Abi ya dedim. Ne güzel söyledin dün. Ölmek çok kolay da ölememek ne zor. Öyle dedi. Ki eşin seni cennette bekliyorsa… </description>
<link>https://www.antoloji.com/olmek-cok-kolay-da-olememek-ne-zor-siiri/</link>
<guid>1969891</guid>
<pubDate>2014-02-24T14:20:00+03:00</pubDate>
<author>Elçin Gelir</author>
</item>
 <item>
<title>Gelmek kolay mıydı?</title>
<description>Geçen gün gördüm seni. Uzaktan. Hiç tanışmamış gibi. İlk kez görmüş gibi. Bu nasıl bir yabancılık böyle? Bu nasıl bir uzaklık? Bu nasıl bir çaresizlik? Oradaydın işte. En fazla on on beş adım arkandaydım. Kitapçının vitrininden hangi kitabı seçeceğine karar vermeye çalışıyordun. Hala kararsızdın. Yıllar sana meydan okumamış desem yalan olurdu ki sen yalanlara kolay kolay inanmazdın. Yaşlanmıştın biraz. Ama hala yıllar öncesi gibi bakıyordu gözlerin. Gözlerin sanki hiç geçmemiş tozlu yollardan, sanki hiçbir yerde takılı kalmamış, hiç kimseye hapsolmamış. Öyle olmasını mı istemiştim o an bilmiyorum. Seni görmenin şaşkınlığı daha sonra acıya bıraktı yerini. İçim yavaş yavaş acımaya başladı. Sızlıyordu. Bir suç işlemişim gibi, bile bile günaha girmişim gibi, tam göğsüme yumruk yemişim gibi, herkes gitmiş ben kalmışım gibi. Kokunu, sesini unuttuğumu hatırladıkça biraz daha acıdı içim. Yanına gelmek istiyordum. Tutuyordu sanki bir ordu kollarımdan. Sanki tüm dünya önüme diziliyordu. Gelemiyordum. Oysa gitmek çok zor demiştin en son sen. En son sözün bu olmuştu giderken.   Gelmek kolay mıydı?  Oradaydın. Benden on, on beş adım ileride. Birazdan gidecektin. Her zaman en iyisini layıkıyla yaptığın şeyi yapacaktın. Bir an için arkasına dönüp baksa dedim içimden. Görse beni. Bunu düşünürken bile saklanmak istedim. Özlemim ve heyecanım çırılçıplak kalacaktı karşısında. Utandım. Onu nasıl da özlediğimi hatırladığım için utandım. Onca yıldan sonra hala heyecanlanabildiğim için utandım. Kendime unuttum diyerek yalan söylediğim için utandım. Yanından geçip gitmeye karar verdim. Uzaklaşmaya, kaybolmaya, onu gördüğümü unutmaya karar verdim. Yapamadım. Uzaktan bakabildim sadece.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/gelmek-kolay-miydi-siiri/</link>
<guid>1969889</guid>
<pubDate>2014-02-24T14:19:00+03:00</pubDate>
<author>Elçin Gelir</author>
</item>
 <item>
<title>İnan bana sağır olmayı bile isterdim o şüpheyi duymamak için</title>
<description>Sence de bu acı bize fazla değil mi? Birlikte uyumayı özlemedin mi sende? Birlikte uyanamamanın acısı kemirmiyor mu içini? Senin yanındayken tüm dertlerimi unutuyorum dediğin günler gelmiyor mu aklına? Aklına geldiğinde hala nasıl gelemiyorsun? Oysa gelsen yine bulacaksın o huzuru. Yanındayken zaman nasıl geçiyor anlamıyorum diyen sen, gör işte zaman nasıl geçmiyor. Gün oluyor saatler. Günler asır oluyor. Bitmek bilmiyor bu ayrılık. Sence de bu acı bize fazla değil mi? Zor mu kavuşmak? Benim elleri küçük, gözbebekleri büyük sevgilim. Kokusu eşsiz sevdiğim. Özledim. En güzel sen yapıyorsun dediğin çayı kimlerin elinden içiyorsun? Isıtabiliyor musun içini? Ah bizi bitiren şüphe. Ah o giderken sorulan son sorular. Bir daha bakmaya utanılacak yüzlere tokat gibi vurulan sözler. Neden canı yandıkça daha arsızlaşıyor cümleler? ‘ onun için mi terk ediyorsun beni? Bir başkası için mi? Mutlu mu değilsin artık? Ya da o daha mı çok mutlu ediyor seni’? Bak yapma dedikçe, sus dedikçe, pişman olacağın şeyleri söyleme dedikçe, susmak, bitmek bilmeyen o cümleler. Yıkılacağını bile bile kurulan yuva gibi kurulan cümleler. İşte bu yüzden gidiyorum’ların, bana güvenmiyorsun’ların havada uçuştuğu o veda anı. Her şeyi bitiren o kahrolası şüphe.  Keşke bir yolunu bulsan beni affetmenin. İnan bana sağır olmayı bile isterdim o şüpheyi duymamak için. </description>
<link>https://www.antoloji.com/inan-bana-sagir-olmayi-bile-isterdim-o-supheyi-duymamak-icin-siiri/</link>
<guid>1969888</guid>
<pubDate>2014-02-24T14:18:00+03:00</pubDate>
<author>Elçin Gelir</author>
</item>
 <item>
<title>Ah benim kavuşamadığım, Ah benim acısı çek çek bitmeyenim.</title>
<description>Uykum yoktu ama uyumalıydım. Saat epeyce geç olmuştu. Telefonumdan son kez saate bakıp yastığımın altına koydum. Çalmaya başladı. Kayıtlı olmayan bir numara arıyordu. O arıyordu. Onun numarasıydı bu. Ne hangi gün geleceğini söylemişti bana. Ne hangi saatte, ne de hangi yılda. Bugün müydü o gün? Neydi bugün günlerden? Nasıl konuşabilecekti hiçbir şey demeden gitmişken? Avuç içlerimdeydi şuan nefesi, sesi, cümleleri. Avuçlarımın içindeydi. Titriyordu ellerim. Üşüyor muydum yoksa bu yükü mü taşıyamıyordum bilmiyordum. Ona avazım çıktığı kadar bağırmak isterken konuşacak dermanım yokmuş gibi hissediyordum. Alışmıştım onsuz bir hayata. Israrla çalıyordu telefon. Açmaya karar verdim. Uyuyor muydun dedi açar açmaz. İlk cümlesi bu olmuştu sonra devam etti. Saat epey geç oldu. Hayır dedim. O nasıl bir kalp çarpıntısıydı. Allah'ım o nasıl bir heyecandı. Nasılsın diye devam etti. Aklıma geldin aramak istedim. Sustum. Bu daha da yaktı canımı. Ne kadar basitti onun için. Canım acıyordu. Ateş attılar yüreğimin üzerine. Ölünün üzerine toprak atar gibi kürek kürek ateş attılar. Aklına geldim öyle mi dedim. Evet dedi. Bir saniye bekler misin beni diye sordum. Elbette dedi. Müzik açıp geri döndüm. Orda mısın dedim. Evet dedi. Bak dedim bu kadar kolaymış aslında. Sen bana beni bir ömür bekle deseydin ben yine beklerdim. Konuşacaktım hiç susmadan. İlkokul öğrencileri gibi arka arkaya tek sıra halinde dizdim cümlelerimi. Bir bir hiç susmadan söyleyecektim hepsini. Sen nerdeydin dedim. Neredeydin! Kaç gün geçti en son konuşmamızın üzerinden? Kaç hafta? Kaç ay? Aklına gelmedğim o günlerde nerede uyudun nerede uyandın? Kimlerle yedin yemeğini? Kimlerle üzülüp sevindin? Aklına gelmediğim o Allah'ın belası günlerde çalan her kapıya koştum ben. Çalan her telefona kaç kilometre hızla gidip baktığımı bilmiyorum. Her defasında da sen sanmanın ama senin olmadığını bir kez daha fark etmenin acısını hiç anlatmıyorum. Şimdi sen benim sana ne anlatmamı, ne söylememi bekliyorsun? Alıştım. Sensizliğe. Sensiz bir hayata. Gelmeyeceğin gerçeğine. Hepsine alıştım. Susuyordu. O sustukça ben konuştum. O sustukça ben öfkemi kustum. Çok merak ediyorum dedim hiç utanmadın mı aklına geldiğimde? Ne yüzle arayabildin beni? Sonra bende sustum. Bu kadarı yeter miydi? Acım için elimden geleni yapabilmiş miydim? Hiçbir şey demiyordu. Bu daha da çok öfkelendiriyordu beni. Kapatacaktık birazdan telefonu biliyordum. Nasıl da özlemiştim oysa. Sesini, nefesini. Bir kaç cümle etseydi en azından. Bana bir kaç yıl daha yetecek kadar. Kapatıyorum ben dedim. Dur dedi. Affet beni. Affet, bağışla. Ben seni affederim dedim. Affederim ama yeniden sevemem.   Benim kavuşamadığım, benim acısı çek çek bitmeyenim, Artık kabullenmelisin. Biz senin aynı durakta farklı otobüsleri beklemişiz. Biz seninle aynı tribünde farklı takımları desteklemişiz. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ah-benim-kavusamadigim-ah-benim-acisi-cek-cek-bitmeyenim-siiri/</link>
<guid>1969887</guid>
<pubDate>2014-02-24T14:16:00+03:00</pubDate>
<author>Elçin Gelir</author>
</item>
 <item>
<title>Rüyamda Gördüm</title>
<description>Bugün beni çağırsan her şeyi bırakıp gelebilir miyim bilmiyorum. Hala bitmemiş olabilir misin? Bunca yokluğunda hala var kalmayı başarmış olabilir misin gerçekten? Kurulu düzenimi bozabilir miyim? Akıp giden hayatımın yolunu değiştirebilir miyim? Ne istediğimi bilmiyorum. Seninle sürmesini istediğim bir hayatsa şayet, şuan neden yanında değilim? Bizi birbirimizden ayrı tutan şey ne? Nasıl bağlı kalamadık birbirimize? Başkasının olmaya ne zaman karar verdik? Ne zaman bittiğini hissettim içimde? Hayallerimden, senden, seninle, bizimle ilgili her şeyden ne zaman vazgeçebildim? Bu ana kadar unuttuğumu sanıyordum. Oysa herkese aynı şeyi savunurdum ben. Bunu kendimde adım kadar iyi bilirdim. Ama kabullenemezdim. Unutulmazdı hiçbir şey. Unuttum diyen yalan söylerdi. Sadece zaman girerdi araya. Ölümün acısına bile merhem olan zaman, yaraya merhem olan zaman, kabullenmeye, ümidi kaybetmeye, yeni umutlar aramaya yarayan zaman. Zaman sadece geçerdi. Ve geçerken acıyı da geçirirdi. Yaşanan şeylerin üzerinden başka şeyler geçirirdi. Ve unuttum derdi insan. Oysa bir görse onu, bir görse çeke çeke biteceğini sandığı acısını, bir görse en son ne zaman gördüğünü hatırlamadığı yarısını, bir görse sol yanının sızısını, unuttum dediği ne varsa dikilecekti karşısına. Şimdi çağırsan gelir miyim bilmiyorum. Kollarımdan tutan şeylerden, arkamda bırakacaklarımdan vazgeçebilir miyim bilmiyorum. Seni, bu yazdıklarımı ne zaman düşünmeye başladım onu da bilmiyorum.  Oysa sadece rüyamda gördüm ben seni dün gece. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ruyamda-gordum-13-siiri/</link>
<guid>1937374</guid>
<pubDate>2013-11-24T16:02:00+03:00</pubDate>
<author>Elçin Gelir</author>
</item>
 <item>
<title>Nefret Özgürdür</title>
<description>Artık senden şehirlerce, o şehirler de yaşayan insanlar gibi milyarlarca, aramızdaki kilometrelerce nefret edebilirim. Nefret özgürdür. Kendini zorlayamazsın. Nefret edebilmek için kendine emir veremezsin. Zaten tüm isteğin, tüm çaban bunun içindi. Şimdi seni bambaşka bir hayat bekliyor. Ama en azından bir kaç saniye daha bana olan nefretini bir kenara bırakıp beni dinleyebilirdin. Biz bugün ayrılıyoruz. Nefret ederek, her şeyi içimde yarım bırakarak. Yolun açık olacak biliyorum, bahtında. Ve biliyorum ki ben yarım bırakılan ama yıllar sonra karşına çıkan ne bir mektup olacağım senin hayatında, ne de telefonunun bir köşesinde saklı kalmış bir mesaj. Ne yeni demlenen bir çayı yudumlayabileceğiz birlikte, ne de birlikte kurulan bir sofra. Sen bugün nerede nefes alacağını bilmediğim şehre gidiyorsun. Bavulunun hangi garaja ineceğini bilmediğim şehirde yaşamaya gidiyorsun. Başını yastığa hangi şehrin hangi binasında koyduğunu asla bilemeyeceğim o şehirde gecelerce uyumaya, günlerce uyanmaya gidiyorsun. Midene dikkat et, üzerini kalın giyin, daha az sinirlenmeye çalış, hayatta hep başarılı ol.  Senden nefret ediyorum. İşte şimdi git bunun üzerine bir de bir başkasını sev, aşık ol. </description>
<link>https://www.antoloji.com/nefret-ozgurdur-siiri/</link>
<guid>1885781</guid>
<pubDate>2013-07-08T22:54:00+03:00</pubDate>
<author>Elçin Gelir</author>
</item>
 <item>
<title>Seninle Olmaz Biliyorum</title>
<description>Seninle olmaz biliyorum. Hayal kurulmaz. Gelecek diye beklenmez. O kapı hiç çalmaz. Geceler bitmez. Uyku gelmez. </description>
<link>https://www.antoloji.com/seninle-olmaz-biliyorum-siiri/</link>
<guid>1885777</guid>
<pubDate>2013-07-08T22:49:00+03:00</pubDate>
<author>Elçin Gelir</author>
</item>
 <item>
<title>Biz Yıldönümleriydik</title>
<description>Bitti işte. Ne bekliyorduk ki yüreğim? Hiç yalnız kalmayacak geceleri hep onunla uyuyacak elimi hiç bırakmayacak mı sanıyorduk? Olmadı işte. O bir daha hiç ayrılmayan mutlu sonla biten çocuklarına isim bulma çabası içine giren birlikte yaşlanan kişilerden olamadık biz. Ben bugün eşime ne yemek pişirsem diye düşünen bir kadın olamadım. O ise işimi bir an önce bitirip eşimin yanına evime gideyim diye düşünen bir adam olamadı. Biz hep hasret çektik yüreğim. Biz hep vuslattık. Biz hep yalan dolandık. Ne sarıldığımızda kavuşabiliyorduk birbirimize ne dokunduğumuzda ısınabiliyorduk ne de göz göze geldiğimizde dünya duruyordu. Biz hep uzaktık yüreğim. En uzak yer adresi olmayan bir ev evin içinde hiçbir zaman kurulamayacak olan bir yuvaydık.Doğmayacak olan çocuklarımızın anne ve babası nikah masasında iki evet ile bitmeyecek olan bir aşk hikayesiydik. Gururduk biz yüreğim. Allah belasını versin ki gururluyduk. Ne ayaklar altına alınmaz şeymiş ki tek bir mesaj bile atamadık yalnızca 'özledim' yazan. Gönderilemeyen mesajlardık biz rehberden silinen isim her özlediğimizde bakmak için kaydedilen eski mesajlardık. Unutulmayan özel günlerdik biz yüreğim. Evlilik yıl dönümü çocuklarımızın doğum günü değil biz ayrılıkların birlikte dinlenip unutulmayan şarkıların ilk kez gidilen yerlerin yıl dönümüydük. Biz kavuşamamaktık yüreğim. Yenilgiydik güçlü değildik.   Biz ne bekliyorduk ki yüreğim? Biz sadece onun dönmeyeceğini bile bile beklemeyi biliyorduk. </description>
<link>https://www.antoloji.com/biz-yildonumleriydik-siiri/</link>
<guid>1883443</guid>
<pubDate>2013-07-01T20:43:00+03:00</pubDate>
<author>Elçin Gelir</author>
</item>
 <item>
<title>Lütfen Söyle Bana</title>
<description>Ne kadar uzaktasın bana? İçime çekmek için kokunu ne kadar uzanmam lazım? Hangi şehrin kaldırımlarında göz göze geliyorsun başkalarıyla? Hangi şehrin sokaklarında yanlışlıkla çarpıyorsun başkalarına? Ne kadar uzağa gittin benden? Nerede doyuyorsun karnını? Seninle hiç gidemeyeceğim hangi kafelerde içiyorsun demli çayını? Tuttuğun takım yendiğinde kimlerle kutluyorsun sevincini? Kimler doğum günü partileri hazırlıyor sana? Söyle nerede kurdun sıcak bir yuva? Neden sarılamadık son defa? Çok mu zordu kalmak? Sevmek için çok mu güçsüzdük? Ne zaman inandık gurura? Ne zaman kandık? Ne zaman sızlaması bitti yüreğinin radyoda bizim şarkımız çaldığında? Yırttın mı her baktığında gülümsediğin resimlerimizi? Beni seviyor olmalısın. Hala, hiç bıkmadan, ilk gün ki gibi. Öyle hissettiğimden değil öyle istediğimden. Sen de unutmadın, unutmamış olmalısın. Seninle en güzel hayallerimi kurdum ben. Her şeye seninle inandım. Sana güvendim. Lütfen söyle bana; Ne zaman birbirimize değil de biraz zamana ihtiyacımız oldu bizim? </description>
<link>https://www.antoloji.com/lutfen-soyle-bana-siiri/</link>
<guid>1872863</guid>
<pubDate>2013-05-30T20:26:00+03:00</pubDate>
<author>Elçin Gelir</author>
</item>
 <item>
<title>Bu Sana Son Mesajım</title>
<description>Bu sana son mesajım. Elimde olmadan merak ediyorum seni. Hasta mısın? Bugün neler yaptın? Sen de beni düşündün mü 24 saatin herhangi bir saniyesinde? Cevap atmak zorunda değilsin, yalnızca nasıl olduğunu merak ettim. Hoşça kal.  Bu sana son mesajım. Atmak zorundaydım, bağışla.Seni rüyamda gördüm. Elinde olmuyor işte insanın unutmak. Uyanınca geçmiyor. Boşver denmiyor. Cevap atmak zorunda değilsin. Rahatsız ettiğim için kusura bakma. Hoşça kal.  Bu sana son mesajım. Bilmeni istediğim bir şey var. O yüzden atıyorum bu mesajı. Keşke şuan burada olabilseydin. Olmak isteseydin de ben gelip alsaydım seni, gocunmadan. Bana ilk sarıldığın yerdeyim. Çok yalnızım. Bilmeni istedim. Biliyorum umrunda değil, değilim. Hoşça kal. </description>
<link>https://www.antoloji.com/bu-sana-son-mesajim-siiri/</link>
<guid>1800640</guid>
<pubDate>2012-12-10T20:09:00+03:00</pubDate>
<author>Elçin Gelir</author>
</item>
 <item>
<title>Birisiyle Mutlu Olmaya Karar Veriyorum</title>
<description>Birisiyle mutlu olmaya karar veriyorum. Ona sarılmak istiyorum. Ondan mesaj geldiğinde heyecanlanmak, Onu ararken nefesim kesilsin istiyorum. Birisini hayatıma sokmak istiyorum, hayatımı ona emanet etmek.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/birisiyle-mutlu-olmaya-karar-veriyorum-siiri/</link>
<guid>1789007</guid>
<pubDate>2012-11-12T16:45:00+03:00</pubDate>
<author>Elçin Gelir</author>
</item>
 <item>
<title>Kimi Sevmeye Çalışıyorsun?</title>
<description>Birisiyle mutlu olmaya karar veriyorum. Ona sarılmak istiyorum. Ondan mesaj geldiğinde heyecanlanmak, Onu ararken nefesim kesilsin istiyorum. Birisini hayatıma sokmak istiyorum, hayatımı ona emanet etmek.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/kimi-sevmeye-calisiyorsun-siiri/</link>
<guid>1789006</guid>
<pubDate>2012-11-12T16:44:00+03:00</pubDate>
<author>Elçin Gelir</author>
</item>
 <item>
<title>Ben Uzaktan Bir Arkadaşıyım.</title>
<description>Korkarım ki bir gün içimdeki özleme yenik düşüp seni aradığım da, biri açacak telefonu.Kendisi müsait değil,buyrun ben eşiyim siz kimsiniz? dediğin de, ben kim olacağım? Sensiz yaşayamam dediğin mi? Bak sensiz nasıl yaşıyorum dediğin mi? Ben diyeceğim ben, Ben uzaktan bir arkadaşıyım. Arkasında bıraktığıyım diyemeyeceğim... </description>
<link>https://www.antoloji.com/ben-uzaktan-bir-arkadasiyim-siiri/</link>
<guid>1706082</guid>
<pubDate>2012-04-17T12:00:00+03:00</pubDate>
<author>Elçin Gelir</author>
</item>
 <item>
<title>Hadi Sen Gelmiyorsun, Anladım</title>
<description>Günlerdir sesini duymuyorum. Kaç gün oldu saymadım. Ama çok geçti üzerinden. En son ki konuşmamızı hatırlayamayacak kadar çok geçti. Bana en son ne dediğini, hangi kelimeyi söylediğini, hangi cümleleri kursağımda bıraktığını, beni susturup hangi cümleleri söylememe engel olduğunu, hiçbirini hatırlamıyorum. Şimdi arasan ne hissederim hiç bilmiyorum. Canımın acısına mı üzülürüm, sesini duyacağıma mı sevinirim bilinmez! öyle çok gece geçirmiştik ki konuşarak, sesini duymadan uyumaya kaçıncı gece de alıştım onu da bilmiyorum. İnsan nasıl alışıyor birinin yokluğuna? Nasıl geçiyor acısı? O çok sevdiğimiz dizi başladığında televizyonu açmıyorum bile. Aldığın çiçekler çoktan soldu. Mesajlarını bile gördüğümde içimi acıtıyor diye sildim. Sorsan bana hala nasıl silebildin diye, buna nasıl cesaret ettiğimi bilmiyorum. Birkaç resmin vardı bende. Öyle çok dokundum ki onlara. Tenini tekrar keşfettim. Tekrar tekrar ezberledim. Gözlerine dokundum, dudaklarına, boynuna. Saatlerce ağladım. Hıçkıra hıçkıra ağlarken acı hafifliyordu sanki. Yada daha çok acıtıyordum canımı bunu da bilmiyorum. En son konuştuğumuzda bir daha sesini asla duyamayacağımı biliyordum. Telefonu kapatacaktık ve bir daha asla duymayacaktım nefesini. Ayrıldığımızı kabullenecek, öldü varsayacaktım. Kendime bunu inandıracaktım. Ancak o zaman biterdi umutlar. Ancak o zaman ümit etmez, beklemezdim. Bazı günler oldu çok düşündüm. Hiç mi duymak istemedi sesimi dedim. Hiç mi içinden aramak gelmedi, hiç mi nefesimi özlemedi. sonra unuttum. Tüm düşündüklerimi unutmayı umdum. Umut kötü bir şeydi. Boşaydı. Boşunaydı. Öylesineydi. Yersizdi ve zamansızdı. Ama hep vardı. Vardı. Sonra bir daha asla konuşamayacağımızı, sesini bir daha asla duyamayacağımı kabullendim. Bu kez gerçekten kabullendim.  Bakma sen benim sesini duymaya ihtiyacım varmış gibi konuşmalarıma. Benim sana seni sevdiğimi söylemeye ihtiyacım var. Seni unutmadığımı söylemeye, Seni ne kadar çok özlediğimi anlatmaya ihtiyacım var. Görüyorsun işte umut bitmiyor. </description>
<link>https://www.antoloji.com/hadi-sen-gelmiyorsun-anladim-siiri/</link>
<guid>1706081</guid>
<pubDate>2012-04-17T11:59:00+03:00</pubDate>
<author>Elçin Gelir</author>
</item>
 <item>
<title>Ben Dokunamam, Gelir Lafım Dokunur Sana.</title>
<description>Aynı an da aynı yoldan geçeceğiz. Birbirimizin aklından mutlaka geçeceğiz. Evlerimizin önünden geçeceğiz elbet bir gün. Birlikte oturduğumuz bankın önünden başkalarıyla geçeceğiz. Ama asla vazgeçemeyeceğiz. Biliyorsun bunu. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ben-dokunamam-gelir-lafim-dokunur-sana-siiri/</link>
<guid>1706080</guid>
<pubDate>2012-04-17T11:58:00+03:00</pubDate>
<author>Elçin Gelir</author>
</item>
 <item>
<title>Kesinlikle En Doğrusu Buydu!</title>
<description>Kesinlikle en doğrusu buydu. Bitirmek! Bazen bitirmek iyidir. Daha fazla üzülmemek için. Daha fazla herşeyi ilerletmemek için. ... Daha fazla şey yaşayıp daha çok acı çekmemek için en doğrusu buydu, bitirmek! </description>
<link>https://www.antoloji.com/kesinlikle-en-dogrusu-buydu-siiri/</link>
<guid>1670758</guid>
<pubDate>2012-01-26T23:08:00+03:00</pubDate>
<author>Elçin Gelir</author>
</item>
 <item>
<title>En Çok Ben Krılırım</title>
<description>Şimdi ben seni affetmeye kalksam, duvarımda ki saat kırılır. Cam çerçeve, Aynalar kırılır. Saat bilir; geri dön diye nasıl gözlerinin içine baktığımı. Cam çerçeve bilir; yolunu gözlerken gecelerce uykusuz kaldığımı. Aynalar bilir; sen yokken kendime hiç bakmadığımı. </description>
<link>https://www.antoloji.com/en-cok-ben-krilirim-siiri/</link>
<guid>1670757</guid>
<pubDate>2012-01-26T23:07:00+03:00</pubDate>
<author>Elçin Gelir</author>
</item>
 <item>
<title>Yoktun.</title>
<description>Sabah erken kalktım. Sofra da hiçbir şey eksik değildi istediğin. Çayını sevdiğin gibi demli, büyük bardağa, iki şekerli koydum. Kahvaltının üzerine her zaman senden iyisini yapan yok dediğin türk kahvesini yaptım. Çakmağını ve sigaranı fincanın yanına koydum. Kahveyle sigaranın çok iyi gittiğini söylediğin günden beri aynı şeyi yapıyorum. Migrenim tuttu. İlacımı mutlaka içmem gerektiğini ezberlem...iştim. İçtim. Sobanın başında ellerimi ısıttım. Fincanları yıkadıktan sonra hep üşür. Hazırlandım. Evde oturmayı sevmezdik tüm gün. Saçlarımı en çok sevdiğin gibi dalga dalga yaptım. Eşofman giydim. O çok sevdiğin ve bana her giydiğim de çok yakıştığını söylediğin pembe ceketimi de giydim üstüme. Hava yağmurluydu. Islanmayı çok severdik şemsiyeyi bilerek evde bıraktık. Sinemaya bilet aldım. Sıra f, koltuk numarası 5 ile 6. En arkayı da en önü de sevmezdik. Film de biraz korktum ama belli etmedim. Çıktıktan sonra ne yapacağımı bilemedim. Sen olsaydın eve gider uyurduk.  Yoktun. </description>
<link>https://www.antoloji.com/yoktun-57-siiri/</link>
<guid>1669717</guid>
<pubDate>2012-01-24T22:41:00+03:00</pubDate>
<author>Elçin Gelir</author>
</item>
 <item>
<title>Keşke Gelebilsem Şehrine</title>
<description>Keşke gelebilsem şehrine. Gözümü kapattığım da hissedebildiğimdin sen benim ama hiçbir zaman yanına gelemediğim. Varamadım sana. Gelemedim. Zamanımız yetmedi. O kadar sevemedik birbirimizi. O kadar kalamadık birbirimizde. Oysa öyle çok inanmıştım ki ben bu bağlılığa. Kader demiştik biz birbirimizin adına. Yanında uyuyamadığım ama sesinle uykulara daldığım geceler vardı ömrümde. Tenine dokunmadığım... ama kokunu hissedebildiğim günler vardı. Yüzünü görmesem de binlerce insanın arasın da ses tonundan seni tanıyabilecek gücüm vardı. Kimsenin dili bunun adı aşk demeye varmasa da bunun adı aşktı. Aşktan da fazlasıydı. Nasıl titrerdim üstüne. Nasıl kıyamazdın bana hatırla! bana dokunmadan titreyen için nasıl sevecek başkasını? Beni hiç görmeden seven gözlerin nasıl değecek başka iki çift göze. Hani her şey birbirimize kavuşmak içindi? Hani geçecekti zaman? Hani geçen zaman bizi birbirimize getirecekti? Zaman geçti biz kaldık. Birbirimizde kalamadık. Şimdi keşke çıkıp gelebilsem şehrine. Bensiz yaşadığın şehrine. Uzaktan da olsa görebilsem. İzleyebilsem seni. Zaten uzaktan hep uzaktan sevmedik mi birbirimizi? Hasret oldun. Uzak diyarlar oldun. Vuslat oldun. En uzun yol, en uzak şehir oldun bana. Özlem oldun, uçurum oldun. Yar olamadın. Yar olamadım. Biz seninle hiç sinemaya gidip aynı filmi izleyemedik. Biz seninle yağmurda ıslanamadık. Biz birbirimizin gözlerinin içine bakarak seni seviyorum diyemedik. Ama senin sesinde çok az bir kırgınlık olsa gecelerce ağlamışlığım vardı benim. ben seni sevdim. Aradaki yolları, mesafeleri değil. Ben seni sevdim. Hep uzağında, asla görmeyeceğimi bile bile… Özledim. İnan ki varlığını hiç hissedemediğim halde hiç çekilmiyor yokluğun. Bak elimde sigaram tütüyor, burnumda kokun. </description>
<link>https://www.antoloji.com/keske-gelebilsem-sehrine-siiri/</link>
<guid>1669716</guid>
<pubDate>2012-01-24T22:40:00+03:00</pubDate>
<author>Elçin Gelir</author>
</item>
 </channel>
</rss>
