<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Elbeyi Eyyuboğlu Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Mermer Taş</title>
<description>Gökyüzünün eğimi kırılır fısıltısız bir ihtilalle,  gövdesine güvenen gölgeler kendi köklerine devrilir. Pusulanın ibresi içine çekilir bir pus ortasında, sığınak sandığın kıyılar yutar kendi dalgalarını. Başka bir iklimin haritasında boğulur o tanıdık nida, kendi kuyusuna tırmanan bir su gibi çaresizdir gidişler. Gözünün değdiği yerde başlayan yangın, yalnızca düştüğü yeri kül eder. </description>
<link>https://www.antoloji.com/mermer-tas-2-siiri/</link>
<guid>3890397</guid>
<pubDate>2026-10-09T18:31:00+03:00</pubDate>
<author>Elbeyi Eyyuboğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Adın Kalbimin Tam Ortasında</title>
<description>Sokak lambasının sarı sıcağında yıkanan suretin,  gecenin göğsüne nakşedilen bir tılsım gibidir; şehrin o kaba uğultusu birdenbire bıçak gibi kesilir ve ruhum sadece senin frekansına kilitlenen bir münzeviye dönüşür. Şu an zihnimin yekpare mülkünün mutlak hâkimi sensin. Bakışlarımın değdiği her girinti, fırlatıldığı her sağır duvar, senin varlığınla yankılanan birer aynadan ibaret. Zaman, parmaklarımın arasından kayıp giden ince bir kum tanesiyken ben, mevcudiyetinin o sarsılmaz merkezinde bir milim dahi sapmadan sabitleniyorum. </description>
<link>https://www.antoloji.com/adin-kalbimin-tam-ortasinda-siiri/</link>
<guid>3889402</guid>
<pubDate>2026-10-07T12:08:00+03:00</pubDate>
<author>Elbeyi Eyyuboğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Güneşten Çalınan Fidanlar</title>
<description>Sessizce çekilen bir kapının ardından kalır dünyanın en uzun bekleyişi.  Bir adımla eksilir sokak, bir gölge düşer kaldırımların akışına ve orada kesilir adımların ritmi. Yarım kalmış bir çay bardağı soğur masada, sahibini bekleyen bir hırka hapseder kokuyu. Zaman, odanın ortasına çökertilmiş dev bir taştır artık; ne yana dönülse ona çarpar bakışlar.  Bir kentin belleği ne kadar su alabilir içine? </description>
<link>https://www.antoloji.com/gunesten-calinan-fidanlar-siiri/</link>
<guid>3888833</guid>
<pubDate>2026-10-05T21:52:00+03:00</pubDate>
<author>Elbeyi Eyyuboğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Acıyı İnceltip Şiir Yaptım</title>
<description>Dedim ki;  belki dokunur parmak uçların bu cam kırığı harflere. Bir terzi gibi biçtim geceyi.. Karanlığı teyelleyip göğsüme basarak büyüttüm seni. Ben senin adını, koca bir ömrün alnına sürülmüş Vazgeçilmez bir yemin saymıştım. </description>
<link>https://www.antoloji.com/aciyi-inceltip-siir-yaptim-siiri/</link>
<guid>3888302</guid>
<pubDate>2026-10-04T18:03:00+03:00</pubDate>
<author>Elbeyi Eyyuboğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Kaldırım Rapsodisi</title>
<description>Söyleme lan!  Bana öyle cilalı laflardan, pazarlık kokan sevdalardan bahsetme! Benim gökyüzümün çivisi çoktan söküldü, yıldızlar birer dikiş iğnesi gibi batıyor geceye, diktikçe sökülüyor içimdeki o kör yetim, diktikçe kanıyor parmaklarım! </description>
<link>https://www.antoloji.com/kaldirim-rapsodisi-siiri/</link>
<guid>3885260</guid>
<pubDate>2026-09-26T17:27:00+03:00</pubDate>
<author>Elbeyi Eyyuboğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Geleceğin Omuzlarındaki Yük</title>
<description>Kuru bir rüzgâr esiyor tahta sıraların arasından; ahşabın gözeneklerine sızmış mürekkep kokusu…  Gökten süzülerek düşen masum yıldızlar, bir caninin elindeki soğuk metalde söndürülen lekesiz ömürler.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/gelecegin-omuzlarindaki-yuk-siiri/</link>
<guid>3884473</guid>
<pubDate>2026-09-24T12:30:00+03:00</pubDate>
<author>Elbeyi Eyyuboğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Aynı Ruhun İki Yarısı</title>
<description>Toprağa düşmeden önce toprağa karışmış bir kalbin,  kendi yangınından çıkardığı saf duman bu... Her sözün, giden ile kalan arasında savrulan tozlu bir rüzgâr. Ve bir aksilik olmazsa... sensiz öleceğim. Avuçlarımda biriktirdiğim dualar bu kadar ağır gelmeseydi eğer, bir nefeslik mesafede kaybolup gitmezdi sesim. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ayni-ruhun-iki-yarisi-siiri/</link>
<guid>3881344</guid>
<pubDate>2026-09-15T22:43:00+03:00</pubDate>
<author>Elbeyi Eyyuboğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Oysa Uyanmak Gerek</title>
<description>Mühürlü kâğıtların gölgesinde kıyılan o örtük infaz, kireç kokan dört duvarın sağır kucağında başlar. Bir neslin gençliği, gözleri fermanlı, usulca silinir aynalardan.  Sıkışıp kaldığı ahşap çerçevenin içinden </description>
<link>https://www.antoloji.com/oysa-uyanmak-gerek-siiri/</link>
<guid>3877231</guid>
<pubDate>2026-09-06T08:20:00+03:00</pubDate>
<author>Elbeyi Eyyuboğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Kendi Fitilini Yutarak Büyür Her Işık</title>
<description>Günün çekilişi, ömrün eksilişi,  insanın bitmek bilmez hırsları ve gök gürültüsüz yırtılıyor ufkumuzda, zamandan çaldığımızı sandığımız her kırıntı kendi gölgesini uzatıyor avuçlarımıza. Bir fener yakıyoruz gecenin kör eşiğinde, </description>
<link>https://www.antoloji.com/kendi-fitilini-yutarak-buyur-her-isik-siiri/</link>
<guid>3875513</guid>
<pubDate>2026-09-02T01:20:00+03:00</pubDate>
<author>Elbeyi Eyyuboğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Sonbahar İzleri</title>
<description>Gece çökerken odamın loş sessizliğine.. Senin kokun sinmiş yastığın her köşesine! Eski bir resim durur komodinin üstünde.. Zaman durmuş sanki o masum gülüşünde. Anlatsam derdimi dağlar taşlar taşımaz, bu bendeki yangın küllense de asla sönmez.. </description>
<link>https://www.antoloji.com/sonbahar-izleri-siiri/</link>
<guid>3874944</guid>
<pubDate>2026-09-01T05:25:00+03:00</pubDate>
<author>Elbeyi Eyyuboğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Mühürledim Adını Dualarımın Kalbine</title>
<description>Varlığın, göğsümün tam ortasına oturmuş ağır bir muamma; ne atabiliyorum dışarıya, ne de sığdırabiliyorum bu daralan parmaklıklar arasına. Seni sevmek, uçuruma gözü kapalı yürümek değilmiş meğer, uçurumu bir yurt, bir yuva bilip bağrına basmakmış. Bir şubat akşamıydı usulca sokuldun içime, ama fırtınalar koptu ruhumun kuytularında. </description>
<link>https://www.antoloji.com/muhurledim-adini-2-siiri/</link>
<guid>3873407</guid>
<pubDate>2026-08-28T05:39:00+03:00</pubDate>
<author>Elbeyi Eyyuboğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Ziyâ ile Nûr</title>
<description>Alevden bir kadeh sundu sema maşuka sessizce,  süzüldü kor gibi gerdana nisyan atlasından pay. Ayar etsek mi bir anlık makamı, dedi şevkle, görünmez aynalarda yer değişsin taht-ı ziya ile ay. Fısıldadı felek sanki, o yaldızlı tebessümle, devretmek ister miydi mehtap mülkünü birden? </description>
<link>https://www.antoloji.com/ziya-ile-nur-siiri/</link>
<guid>3872801</guid>
<pubDate>2026-08-26T17:16:00+03:00</pubDate>
<author>Elbeyi Eyyuboğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Sözünden Dönemezsin</title>
<description>Düşürme gönlünü gurur seline, Aşk dediğin böyle susup gidemez. Ne kadar uzakta dursan da yine, Kalbin başka yöne yüz çeviremez.  Bir ömür bekledim sabrın izinde, </description>
<link>https://www.antoloji.com/sozunden-donemezsin-siiri/</link>
<guid>3864192</guid>
<pubDate>2026-08-06T18:41:00+03:00</pubDate>
<author>Elbeyi Eyyuboğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Nurdan Feraceler</title>
<description>Güneşin henüz kendi gölgesini kestiği o dar avlularda, ışık, ipek bir dokunun kıvrımlarında dinlenirdi. Bir kumaş değildi oysa sarmalayan; Tarihin, kendi bağrında sakladığı lekesiz bir yemin, zamanın aşınmaz kalesinde bekleyen sessiz bir duruştu ağlayan.. Lakin kentin yüksek tepelerinden bakan soğuk gözler, </description>
<link>https://www.antoloji.com/nurdan-feraceler-siiri/</link>
<guid>3860057</guid>
<pubDate>2026-07-26T22:51:00+03:00</pubDate>
<author>Elbeyi Eyyuboğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Zamanın Çarkı</title>
<description>Bir garip yolcuydum, vaktin içinde sessizce yürüyen. Her adımda toprağın nefesini duydum; Kendi sesimden kaçıp uçsuz bucaksız sessizliğe vardım. Ne bir mülk diledim, ne de gölgesinde serinlediğim bir saltanat. Zamanın çarkı dönerken ben yalnızca bir noktaydım; Hiçliğin ufkunda varlığın sırrına kandım. </description>
<link>https://www.antoloji.com/zamanin-carki-6-siiri/</link>
<guid>3857557</guid>
<pubDate>2026-07-20T20:46:00+03:00</pubDate>
<author>Elbeyi Eyyuboğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Hiçlik Kıraathanesi</title>
<description>Bulanık camların arkasında, zamanın sızamadığı bir boşluk, masanın üstünde tüten duman, ama asla ısınmayan o meşhur çay. Burası Hiçlik Kıraathanesi.. Adları cüzdanlarından silinmiş, yarınsız yığınların son sığınağı. Okey taşlarının tıkırtısı, sanki birer saat tıkırtısı değil de, gömülen gençliklerin mezar taşı sesleri. </description>
<link>https://www.antoloji.com/hiclik-kiraathanesi-siiri/</link>
<guid>3857552</guid>
<pubDate>2026-07-20T20:22:00+03:00</pubDate>
<author>Elbeyi Eyyuboğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Gölgeli Muamma</title>
<description> Anlatamadık o kadim sızıyı hecelere, İçimiz, mürekkebi kurumuş bir kuyu. Biz sırtımızı döndükçe bu kör gecelere, Zaman, avucumuzdan sızdıran kirli bir su.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/golgeli-muamma-siiri/</link>
<guid>3856196</guid>
<pubDate>2026-07-19T16:48:00+03:00</pubDate>
<author>Elbeyi Eyyuboğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Hüznün İhtişamı</title>
<description>Bir tufan koptu da sustu dillerin, Giderken bir veda etsen ne vardı? Gönlümde solarken açan güllerin, Gölgeni gölgeme sersen ne vardı?  Biz ki bu sevdayı arşa taşıdık, </description>
<link>https://www.antoloji.com/huznun-ihtisami-siiri/</link>
<guid>3854599</guid>
<pubDate>2026-07-15T16:41:00+03:00</pubDate>
<author>Elbeyi Eyyuboğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Gurbet İçimde</title>
<description>Duvarların kirecine sinmiş o eski, nankör koku.. Hâlâ bir yerlerde hakkım varmış gibi sızlıyor. Ah, kendimi ne güzel ikna etmiştim oysa; Gölgesi boyunu aşan cüceler ülkesinde! Bastonumu kaybetmiş bir saray dilsiziyim şimdi. Histeri dedikleri, sütün kaynarken çıkardığı o sessiz çığlık, </description>
<link>https://www.antoloji.com/icerdeki-gurbet-siiri/</link>
<guid>3854566</guid>
<pubDate>2026-07-15T15:12:00+03:00</pubDate>
<author>Elbeyi Eyyuboğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Yüksek Rakım / Yönünü Arayan Pusula</title>
<description>Zamanın gövdesine geç kazınmış bir çentik gibi duruyor soluğum, kendi kıyısına vuran dalgayı bile çok gören bir denizin ortasındayım.. Güneş çoktan tepeye varmış, ben henüz uyandım kendi uykumdan, fakat bir başkasının gölgesi üşümesin diye hırkamı rüzgara fırlatıyorum. Adımlarımın altındaki toprak kendi ağırlığımla ezilirken bile sormuyor, yine de incinmesin diye bastığım karıncanın duasına eğiliyorum.. </description>
<link>https://www.antoloji.com/yuksek-rakim-yonunu-arayan-pusula-siiri/</link>
<guid>3854551</guid>
<pubDate>2026-07-15T14:53:00+03:00</pubDate>
<author>Elbeyi Eyyuboğlu</author>
</item>
 </channel>
</rss>
