<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Elbeyi Eyyuboğlu Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Sözünden Dönemezsin</title>
<description>Düşürme gönlünü gurur seline, Aşk dediğin böyle susup gidemez. Ne kadar uzakta dursan da yine, Kalbin başka yöne yüz çeviremez.  Bir ömür bekledim sabrın izinde, </description>
<link>https://www.antoloji.com/sozunden-donemezsin-siiri/</link>
<guid>3864192</guid>
<pubDate>2026-08-06T18:41:00+03:00</pubDate>
<author>Elbeyi Eyyuboğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Nurdan Feraceler</title>
<description>Güneşin henüz kendi gölgesini kestiği o dar avlularda, ışık, ipek bir dokunun kıvrımlarında dinlenirdi. Bir kumaş değildi oysa sarmalayan; Tarihin, kendi bağrında sakladığı lekesiz bir yemin, zamanın aşınmaz kalesinde bekleyen sessiz bir duruştu ağlayan.. Lakin kentin yüksek tepelerinden bakan soğuk gözler, </description>
<link>https://www.antoloji.com/nurdan-feraceler-siiri/</link>
<guid>3860057</guid>
<pubDate>2026-07-26T22:51:00+03:00</pubDate>
<author>Elbeyi Eyyuboğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Zamanın Çarkı</title>
<description>Bir garip yolcuydum, vaktin içinde sessizce yürüyen. Her adımda toprağın nefesini duydum; Kendi sesimden kaçıp uçsuz bucaksız sessizliğe vardım. Ne bir mülk diledim, ne gölgemde serinleyen bir saltanat. Zamanın çarkı dönerken ben yalnızca bir noktaydım; Hiçliğin ufkunda varlığın sırrına kandım. </description>
<link>https://www.antoloji.com/zamanin-carki-6-siiri/</link>
<guid>3857557</guid>
<pubDate>2026-07-20T20:46:00+03:00</pubDate>
<author>Elbeyi Eyyuboğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Hiçlik Kıraathanesi</title>
<description>Bulanık camların arkasında, zamanın sızamadığı bir boşluk, masanın üstünde tüten duman, ama asla ısınmayan o meşhur çay. Burası Hiçlik Kıraathanesi.. Adları cüzdanlarından silinmiş, yarınsız yığınların son sığınağı. Okey taşlarının tıkırtısı, sanki birer saat tıkırtısı değil de, gömülen gençliklerin mezar taşı sesleri. </description>
<link>https://www.antoloji.com/hiclik-kiraathanesi-siiri/</link>
<guid>3857552</guid>
<pubDate>2026-07-20T20:22:00+03:00</pubDate>
<author>Elbeyi Eyyuboğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Gölgeli Muamma</title>
<description> Anlatamadık o kadim sızıyı hecelere, İçimiz, mürekkebi kurumuş bir kuyu. Biz sırtımızı döndükçe bu kör gecelere, Zaman, avucumuzdan sızdıran kirli bir su.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/golgeli-muamma-siiri/</link>
<guid>3856196</guid>
<pubDate>2026-07-19T16:48:00+03:00</pubDate>
<author>Elbeyi Eyyuboğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Hüznün İhtişamı</title>
<description>Bir tufan koptu da sustu dillerin, Giderken bir veda etsen ne vardı? Gönlümde solarken açan güllerin, Gölgeni gölgeme sersen ne vardı?  Biz ki bu sevdayı arşa taşıdık, </description>
<link>https://www.antoloji.com/huznun-ihtisami-siiri/</link>
<guid>3854599</guid>
<pubDate>2026-07-15T16:41:00+03:00</pubDate>
<author>Elbeyi Eyyuboğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Gurbet İçimde</title>
<description>Duvarların kirecine sinmiş o eski, nankör koku.. Hâlâ bir yerlerde hakkım varmış gibi sızlıyor. Ah, kendimi ne güzel ikna etmiştim oysa; Gölgesi boyunu aşan cüceler ülkesinde! Bastonumu kaybetmiş bir saray dilsiziyim şimdi. Histeri dedikleri, sütün kaynarken çıkardığı o sessiz çığlık, </description>
<link>https://www.antoloji.com/icerdeki-gurbet-siiri/</link>
<guid>3854566</guid>
<pubDate>2026-07-15T15:12:00+03:00</pubDate>
<author>Elbeyi Eyyuboğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Yüksek Rakım / Yönünü Arayan Pusula</title>
<description>Zamanın gövdesine geç kazınmış bir çentik gibi duruyor soluğum, kendi kıyısına vuran dalgayı bile çok gören bir denizin ortasındayım.. Güneş çoktan tepeye varmış, ben henüz uyandım kendi uykumdan, fakat bir başkasının gölgesi üşümesin diye hırkamı rüzgara fırlatıyorum. Adımlarımın altındaki toprak kendi ağırlığımla ezilirken bile sormuyor, yine de incinmesin diye bastığım karıncanın duasına eğiliyorum.. </description>
<link>https://www.antoloji.com/yuksek-rakim-yonunu-arayan-pusula-siiri/</link>
<guid>3854551</guid>
<pubDate>2026-07-15T14:53:00+03:00</pubDate>
<author>Elbeyi Eyyuboğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Gıcırdayan Gök</title>
<description>Zamanın henüz rahmine düşmediği o mutlak sükûtta, kendi kendine yeten, hiçbir aynaya muhtaç olmayan bir Cevher.. Öyle bir başlangıç ki bu; ne öncesi var ne de bir eşi, güneşlerin henüz icat edilmediği o sonsuz şafakta, varlığı kendinden, nuru zatından ulu bir Kök. Ondan gayrı her şey bir gölge oyunu, bir serap provası; </description>
<link>https://www.antoloji.com/gicirdayan-gok-siiri/</link>
<guid>3812098</guid>
<pubDate>2026-04-01T19:46:00+03:00</pubDate>
<author>Elbeyi Eyyuboğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Göç</title>
<description>Eski bir gölgenin peşinde yoruluyor dizlerim.. Adımlarım, kendi izini silen bir rüzgârın peşine takılı. Ben artık, haritası çizilmemiş, tanımadığım bir menzilin susuzuyum; Dudaklarımda bir serap tadı, bağrımda kavuran bir kum fırtınası. Hangi kapıyı çalsam, ardında bir veda uykusu serili, eşikler yorgun, kilitler ise suskunluğun pasıyla mühürlü. </description>
<link>https://www.antoloji.com/goc-336-siiri/</link>
<guid>3788330</guid>
<pubDate>2026-01-31T16:27:00+03:00</pubDate>
<author>Elbeyi Eyyuboğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Ruhumun Arka Sokakları</title>
<description>Şehrin damarlarında dolaşan o kimsesiz ıslık,  yine ufku kızıla boyadı; batan gün kana benzerken her akşam üstü, kaldırımların omzuna yıkılıyor bu yorgun şehir. Gökyüzü, bir akşam güneşinin son nefesini ciğerlerine çekip, bulutlardan dökülen mahzun bir çeşme gibi akıyor rüyalarıma. Kimse görmüyor, kimse duymuyor bu sessiz ihtilali.. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ruhumun-arka-sokaklari-siiri/</link>
<guid>3776147</guid>
<pubDate>2026-01-03T14:26:00+03:00</pubDate>
<author>Elbeyi Eyyuboğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Mürekkebi Kurumuş Nehir / Son Perde</title>
<description>Zamanın devasa dişlileri arasında öğütülen o son kırıntı, Artık bir takvim yaprağı değil, boşluğa asılı kirli bir yelkendir. Gözbebeklerinde sönen o kadim kandilin yağı bitti; Şimdi ruh, kendi mahzeninde unutulmuş paslı bir anahtar, kendi kapısını açmaya mecali kalmamış, soğuk bir demir parçasıdır. Hücrelerimde bir veda ayini düzenliyor hatıraların hayaletleri, </description>
<link>https://www.antoloji.com/murekkebi-kurumus-nehir-son-perde-siiri/</link>
<guid>3774151</guid>
<pubDate>2025-12-29T15:14:00+03:00</pubDate>
<author>Elbeyi Eyyuboğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Yüreğim Bir Şehir</title>
<description>Gözlerim sabaha karşı uyanmış sokaklara benziyor, birkaç insan sesi, yırtık bir gazete ve demli çay kokusu. Çok uzaklarda bir fabrika sireni ağlıyor, yeni bir günün telinde paslı umutlar çalıyor. Ayakkabılarımda kurumuş çamur var hâlâ dünkü yağmurdan, ama yüreğim, tertemiz, bir mayıs sabahı gibi dirençli. </description>
<link>https://www.antoloji.com/yuregim-bir-sehir-siiri/</link>
<guid>3751749</guid>
<pubDate>2025-10-29T17:27:00+03:00</pubDate>
<author>Elbeyi Eyyuboğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Ben Seni Bir İhtimalin Gölgesinde Sevdim</title>
<description>Ben seni bir sokak lambasının titrek gölgesinde düşündüm ilkin; Biraz yorgundum, biraz da meczup! Hani derler ya, “gönlüyle yolda kalanlardan…” İstanbul usulüydü düşlerim, Martılar bile bilirdi hâlimi. Elimde tütün, dilimde yarım kalmış bir şarkı, </description>
<link>https://www.antoloji.com/ben-seni-bir-ihtimalin-golgesinde-sevdim-siiri/</link>
<guid>3714035</guid>
<pubDate>2025-07-17T11:21:00+03:00</pubDate>
<author>Elbeyi Eyyuboğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Mensur</title>
<description>Yalnızca hayırlısını dilemek yetmez… Bir de hikmetini kavramayı öğret bizlere, Zira bazen murad ettiğimiz değil, Hakk’ın muradıyla gelen şekillendirir kaderimizi.  Her nasip vaktine esirdir ya Rab, </description>
<link>https://www.antoloji.com/mensur-2-siiri/</link>
<guid>3713021</guid>
<pubDate>2025-07-14T08:57:00+03:00</pubDate>
<author>Elbeyi Eyyuboğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Sükûtun Sadrında Yazılmış Bir Aşk Risalesi</title>
<description>Senin inanmadığın şeylere dönmüyor benim dilim… En zayıf halinde bile ararım milyarlarca istinad. Ne yaptıysam olduramadım, düzelmedi nazarında sicilim… Hep sana dönüktü oysa, benliğime muntazzır fikriyat.  Sükûtumun lisanında yandı nice asır, nice melâl, </description>
<link>https://www.antoloji.com/sukutun-sadrinda-yazilmis-bir-ask-risalesi-siiri/</link>
<guid>3712247</guid>
<pubDate>2025-07-11T16:52:00+03:00</pubDate>
<author>Elbeyi Eyyuboğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Asi Nehir</title>
<description>Ateşimin küllerinden damlayan ilk laneti dilimde çevirip tükürüyorum sokağa. Her nefes, sigaramın ucuna doğru uzanıyor! Öyle kızgınım, öyle canlıyım, öyle ölü… Bir çocuk ağlıyor apartmanın kovuğunda, gözyaşı bile duvar yazılarını siliyor: </description>
<link>https://www.antoloji.com/asi-nehir-2-siiri/</link>
<guid>3711403</guid>
<pubDate>2025-07-09T12:20:00+03:00</pubDate>
<author>Elbeyi Eyyuboğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Ne Kadar Güzel Terkettin Bizi</title>
<description>Sessizliğin sesi kaldı bende, Gülüşünle dolu odalarda. Sen gittin, ama gidişin duruyor hâlâ. Kapının kolunda, aynanın buğusunda…  Bir “hoşça kal” bile değmedi dudağına, </description>
<link>https://www.antoloji.com/ne-guzel-sildin-bizi-siiri/</link>
<guid>3710068</guid>
<pubDate>2025-07-06T12:16:00+03:00</pubDate>
<author>Elbeyi Eyyuboğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Pas Renkli Gökyüzü</title>
<description>Gökyüzü pas renginde şimdi, güneş; sönmüş bir lambanın yorgun parıltısı, ufuk; kurşun rengi bir sessizliğe gömülü. Rüzgâr; betonun damarlarında sürünen bir yankı sadece… Anlamını kaybetmiş duaların uğultusu gibi. </description>
<link>https://www.antoloji.com/pas-renkli-gokyuzu-siiri/</link>
<guid>3707108</guid>
<pubDate>2025-06-28T13:08:00+03:00</pubDate>
<author>Elbeyi Eyyuboğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Çıkmaz Sokak / Gidesim Var</title>
<description>Sanırım derin bir iç yorgunluğun fısıltısı yapıştı canıma…  bu hissi aktarmak zorunda kalan kalemden, taşımak zorunda kalan kağıttan! İçinde barındırmak üzere kullanılan harflerden… Özür düşüyorum kayıta…  </description>
<link>https://www.antoloji.com/cikmaz-sokak-gidesim-var-siiri/</link>
<guid>3704965</guid>
<pubDate>2025-06-22T13:19:00+03:00</pubDate>
<author>Elbeyi Eyyuboğlu</author>
</item>
 </channel>
</rss>
