<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Efe Berke Saptar Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Empedokles'a Bir Element Daha</title>
<description>Yürüyorum bir gece ayaklarımı yakan asfaltta. Yalnızlığımın çölünde suya sokuyorum ellerimi, öylece. Ve başlıyorum senden geçen köprülerde biriken karları kazmaya… Bazense Konstantinopolis treninde yuvarlanıp gidiyorum gönlümce. Sesini her duyduğumdaysa sevgilim, Yangınlarımı dağın en tepesinde kargaların bağırmalarıyla tertipliyorum. </description>
<link>https://www.antoloji.com/empedokles-a-bir-element-daha-siiri/</link>
<guid>3341263</guid>
<pubDate>2022-03-05T04:24:00+03:00</pubDate>
<author>Efe Berke Saptar</author>
</item>
 <item>
<title>Zaman Kavramlarında Sıkıştım ve Seni Uğurladım</title>
<description>Bir akşam yattı ve gözleri sürekli akşamları görüp durmuştu. Nefesi, pencerelerin buğularını susuzluğa uğrattı. Sıkıştırmıştı atmosfer onu, elleri saçlarındaydı. Gözlerine gök çizdiğinde bakışları kırılmıştı. Uzuvları soluk soluğa kalmıştı ki, her nefes tebessümünü sarmıştı. Bir sokağın köşe başında ya da Galata Kulesi’nin taşlarında ellerini parçalarken görebilirdi karşılaşmanın asi tanrıça kutsallığını. Veyahut bir bulvarda Konstantinopolis’e selam verebilirdi İstanbul; o esnada da görebilmek mümkündü karşı kaldırımdan kendisine doğru gelmekte olan ayak izlerini. Bir mezarlığın karşısında dilenen insanın halinden anlardı ölümlü. Mezara et parçasından başka bir şey girmezdi, neydi para? Bir siyasetçi anlardı siyasetçinin birikiminden; demokrasi yalan, neydi teselli? En büyük yıldız güneş ise, neydi onun gözleri?  Tuzlu ellerimle seviyorum yanaklarını. Dikenler yutuyorum bir akşam, Dikenlere yatıyorum zaafımca. </description>
<link>https://www.antoloji.com/zaman-kavramlarinda-sikistim-ve-seni-ugurladim-siiri/</link>
<guid>3223593</guid>
<pubDate>2021-02-18T14:54:00+03:00</pubDate>
<author>Efe Berke Saptar</author>
</item>
 <item>
<title>Köşk Manzaralı Göğüm</title>
<description>Kaşlarının saçlarınla örtülüşünü izliyordum o akşam, Her zaman olduğu gibi. Her defasında da batmıyordu ama namussuz. Sıyrılıveriyordu rüzgârın sükûnetinden. O yüzdendir defalarca güneş dediğim. Güneş dediğin ellerinin parmak uçları, </description>
<link>https://www.antoloji.com/kosk-manzarali-gogum-siiri/</link>
<guid>3223517</guid>
<pubDate>2021-02-18T11:31:00+03:00</pubDate>
<author>Efe Berke Saptar</author>
</item>
 <item>
<title>Sevdam Yapmışım</title>
<description>Her gülüşünde bulut, şekersiz çayında.  Sol yanım gökkuşağı yağmurunda. Yıldızlar bürünür beyaz çarşafa, En parlağı yıkalı aşkınla.  Martının kesik ayakkabı bağcığı, </description>
<link>https://www.antoloji.com/sevdam-yapmisim-siiri/</link>
<guid>2375696</guid>
<pubDate>2017-07-27T15:48:00+03:00</pubDate>
<author>Efe Berke Saptar</author>
</item>
 <item>
<title>Geceme Gökkuşağı</title>
<description>Sen gecemde çıkan gökkuşağı gibisin. Renk renk vurur penceremden içeri. Koşsam gökkuşağının çıktığı yere doğru, Orada görsem seni, bakarken top oynayan çocuklara. Sen gecemi aydınlatan gökkuşağı gibisin. Sen benim başıma gelecek en aydınlık hürriyetimsin. </description>
<link>https://www.antoloji.com/geceme-gokkusagi-siiri/</link>
<guid>2344970</guid>
<pubDate>2017-04-23T14:54:00+03:00</pubDate>
<author>Efe Berke Saptar</author>
</item>
 <item>
<title>Karanlık</title>
<description>Gözlerim seni arıyor, ellerim ellerini tutmak istiyor. Sevdiğin gidince anladım, insan toparlayamıyor. Her şey öyle bir karışıyor ki, seven insan özlüyor. Hadi kopar bir papatya seviyor, sevmiyor.  Marifet bildin gitmeyi, çözüm müydü ayrılık? </description>
<link>https://www.antoloji.com/karanlik-458-siiri/</link>
<guid>2274024</guid>
<pubDate>2016-08-25T02:50:00+03:00</pubDate>
<author>Efe Berke Saptar</author>
</item>
 </channel>
</rss>
