<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Eda &#214;zdemir Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Karınca İle Başlayan İyilik Zinciri</title>
<description> Çocuktum, iyiliğin tanımını bilmeden onunla tanışmıştım. O küçük yaşların verdiği muzurluklardan yorgun düşmüş, evin kapısına doğru yol almıştım. Karınca ve ben aynı kaldırımda, farklı telaşlar içinde ilerliyorduk. Karınca rızkının, bense evi çoktan unutmuş onun peşine düşmüştüm. Karıncadan hallice büyük bir ekmek kırıntısı ve kırıntıyı taşıyacağına inanmış cesur bir hayvanın mücadelesi beni şaşkına çevirmişti. Tabii henüz karıncaların, kendi ağırlığının kırk katı fazlasını taşıyabilecek özellikte yaratıldıklarını öğrenecek kadar büyümemiştim. Daha önce hiç tatmadığım bir heyecan ve merakla kırıntıyı bölmek için eğildim. Minik ellerimle, itinayla ekmek kırıntısını en küçük parçalarına kadar ayırdım. Bir yandan da  karıncayı kaybetmemek için, büyük bir titizlilikle onu orada tutmaya çalışıyordum. O ekmek, bugün onun sofrasında olacaktı, kararlıydım... Karınca beni fazla bekletmeden kırıntıyı kaldırmaya başlamıştı. Kırıntıyı kolaylıkla sırtlayıp, yuvasına doğru yol almıştı.  O an gözlerimde ki ışığın artışını ve  yüreğimde hissettiğim sevinci görmeliydiniz... İşte o gün iyiliğin en saf ve en çıkarsız hali ile tanışmıştım. O gün karıncadan hiçbir karşılık beklemeden yapmıştım bunu ve iyilik zincirinin ilk halkasını takmıştım bileğime.  İşte iyilik bu kadar basitti ve tüm iyilikler küçümsenemeyecek kadar büyüktü. Belki de iyiliği en basit hali ile düşünürsek, bu zinciri çok daha kolay ve hızlı yollarla büyütebiliriz. Ufak bir tebessüm, dilden düşen bir selam, Yoldaki taşı, bir başkasının ayağına takılır da canı yanar endişesi ile kenara kaldırmak, dostunun hüznünü, kederini paylaşıp yükünü hafifletmek, komşuya tatlıdan bir tabak gönderip, seni de unutmadım aklımdasın demek, yada bir iyiliğe vesile olabilmek... Yeter ki biz iyi bir insan olabilmeyi seçelim ve iyiliği çıkarsız olarak hayatımızla bütünleştirelim. Biz iyiliği yaydıktan sonra istemesek de hayat bizi bu zincirin içine çekecektir. Beklemediğimiz bir gün, omzumuzda beliren bir el, çıkmazda olduğumuz bir soruna gelen o beklenmedik çözüm, tam düşecekken uzatılan el, bize o iyiliklerimizin mükafatı olacaktır... </description>
<link>https://www.antoloji.com/karinca-ile-baslayan-iyilik-zinciri-siiri/</link>
<guid>3274623</guid>
<pubDate>2021-08-03T01:18:00+03:00</pubDate>
<author>Eda Özdemir</author>
</item>
 <item>
<title>Kelebek Metaforu</title>
<description>Bocalıyordum. Kolay değildi bir kelebeğin kanadında doğmak ve o kanadın üstüne işlemek ömrünü. O kanadın üstünde gülmek, düşmek, kaybolmak, yeniden doğmak. O kanadın üstünde anlamaya çalışmak ruhları ve tüm kırıklıkları toplamak üstünden. Bir yük müydü o kanat kelebeğe yoksa varlığını betimleyen yegane kuytu mu ? Belki de bir kelebek için kolay olan, semaya doğru süzülmekti. </description>
<link>https://www.antoloji.com/kelebek-metaforu-siiri/</link>
<guid>3251603</guid>
<pubDate>2021-05-10T17:58:00+03:00</pubDate>
<author>Eda Özdemir</author>
</item>
 <item>
<title>Yitik Bir Yüz</title>
<description>Bazı günler bulutlu olurdu gözlerin Sen varken yağmur Yeryüzüne intikal etmek için Hep geceyi beklerdi Yüzün unutulmuş, tozlu bir sandık gibi Dururdu her sohbetin ardında </description>
<link>https://www.antoloji.com/yitik-bir-yuz-siiri/</link>
<guid>3251601</guid>
<pubDate>2021-05-10T17:55:00+03:00</pubDate>
<author>Eda Özdemir</author>
</item>
 <item>
<title>Şehrin Yükü</title>
<description>Kadifeden kumaşlar diktiğim dünyamdan Memleketimin insanlarına bakıyorum Esiyor caddelerden yorgun ve telaşlı nefesler Şehri devirecek bakışlarıyla Bir düşmüşün gözlerine denk geliyor bakışlarım Çehresine sinmiş o puslu ifade </description>
<link>https://www.antoloji.com/sehrin-yuku-siiri/</link>
<guid>3242809</guid>
<pubDate>2021-04-13T00:42:00+03:00</pubDate>
<author>Eda Özdemir</author>
</item>
 <item>
<title>Bitişin Kıyısında</title>
<description>Zamanın gerisinde kalıyoruz O çağlayan gibi akarken Biz taşlara takılıyoruz Ne yapmalı ey gönlüm Sonuna doğru yaklaştığımız bu misafirhaneyi Bekleyişlerle, keşkelerle mi geçirmeli </description>
<link>https://www.antoloji.com/bitisin-kiyisinda-siiri/</link>
<guid>3207237</guid>
<pubDate>2021-01-05T01:47:00+03:00</pubDate>
<author>Eda Özdemir</author>
</item>
 <item>
<title>Bekleyiş</title>
<description>Bir cam buğusunda bıraktığım hayallerle Veda ediyorum bu şehre Bir vapur güvertesinden el sallıyorum Kaçtığım yazgıma Akşamın rengi  işlerken gönül defterime, Kanadı kırık kuşlar şahitlik ediyor yalnızlığıma. </description>
<link>https://www.antoloji.com/bekleyis-740-siiri/</link>
<guid>3205855</guid>
<pubDate>2021-01-01T14:41:00+03:00</pubDate>
<author>Eda Özdemir</author>
</item>
 <item>
<title>Kendimle Münakaşa</title>
<description>Kalbimin her kırlışında neden üşüyordum  Hangi güçlü el atıyordu bu düğümü boğazıma Kimin yumruğuydu yüreğimin tam ortasında duran Kimin çığlığıydı zihmimde yankılanan  Biri oturmuş kalbimin köşesine, </description>
<link>https://www.antoloji.com/kendimle-munakasa-siiri/</link>
<guid>3177831</guid>
<pubDate>2020-10-14T20:12:00+03:00</pubDate>
<author>Eda Özdemir</author>
</item>
 <item>
<title>Maviliğin Sırrı</title>
<description>Derin denizlerin maviliğinde kaybolduğum anlarda, Sağırdım dünyanın lüzumsuz gürültüsüne. Bir sır saklıydı hayalin derinliklerinde. Sanki aradığım sır o maviliğin içindeydi. Ve mütemadiyen orada kalacaktı... </description>
<link>https://www.antoloji.com/maviligin-sirri-siiri/</link>
<guid>3177322</guid>
<pubDate>2020-10-12T22:13:00+03:00</pubDate>
<author>Eda Özdemir</author>
</item>
 <item>
<title>Dünler Ağlıyor</title>
<description>Yine yitiyor günün aydınlığı Geriye dünün âh'ı kalıyor.  Geçen günlerin arasında, Yolumu kaybettim, Bulamıyorum. </description>
<link>https://www.antoloji.com/dunler-agliyor-siiri/</link>
<guid>3176919</guid>
<pubDate>2020-10-11T23:15:00+03:00</pubDate>
<author>Eda Özdemir</author>
</item>
 <item>
<title>Düş Yorgunluğu</title>
<description>Yorgundum, Sana güzel masallar anlatamayacak kadar yorgun. Hırçın gecenin karanlığında, her gün biraz daha eksiliyordum.   </description>
<link>https://www.antoloji.com/dus-yorgunlugu-2-siiri/</link>
<guid>3176907</guid>
<pubDate>2020-10-11T22:51:00+03:00</pubDate>
<author>Eda Özdemir</author>
</item>
 <item>
<title>Bir Yudum Düş</title>
<description>Şimdi çıkarsam benliğimi, Şikeste olduğum inzivanın karanlığından. Güneş doğsa pencereden gönlüme. Baş göstermiş olsa umut bahçesine ektiğim tohumlar Ve alsam tüm çocukları bahçeme. Hepsinin gülüşünde aynı cıvıltıyı görsem. </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-yudum-dus-siiri/</link>
<guid>3169531</guid>
<pubDate>2020-09-17T23:54:00+03:00</pubDate>
<author>Eda Özdemir</author>
</item>
 <item>
<title>Ruhun Feryadı</title>
<description>Zavallı kendim Yine belirsizlikler girdabında kaybolduğum bir gece, Nereye doğru sürüklendiğini bilmediğim hayatımın, anlamsız boşluğunu yaşıyorum.  Bu boşluk; korkunç, karanlık Biraz hoyrat biraz meyus bir boşluk... </description>
<link>https://www.antoloji.com/ruhun-feryadi-3-siiri/</link>
<guid>3168604</guid>
<pubDate>2020-09-14T18:28:00+03:00</pubDate>
<author>Eda Özdemir</author>
</item>
 </channel>
</rss>
