<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Dila Emral Aydın Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Kan Kızıl Kadın Dişi</title>
<description>Başak boyu zaman Hayallerinden büyük gözleri Tarlası susuz Solmaya yüz tutmuş Ağlamaklı yapraklar / ................................. Öksüz </description>
<link>https://www.antoloji.com/kan-kizil-kadin-disi-siiri/</link>
<guid>1433097</guid>
<pubDate>2010-08-02T11:09:00+03:00</pubDate>
<author>Dila Emral Aydın</author>
</item>
 <item>
<title>Utanmadım Ki Hiç!</title>
<description>Utanmadım ki hiç!   Sefil bir hayatım olabilir  Ama sanma ki senaryoyu sana yazdırırım  </description>
<link>https://www.antoloji.com/utanmadim-ki-hic-siiri/</link>
<guid>1432252</guid>
<pubDate>2010-07-30T16:01:00+03:00</pubDate>
<author>Dila Emral Aydın</author>
</item>
 <item>
<title> Emanet Kadınlar</title>
<description>Teninde emanet kadınla sevişmeyeceksin Sana ait olmayacaktır hazları Gözlerini her kapadığında Yalan söyleyecektir dudakları  Nöbetçi bir mağduriyet sarar tenini </description>
<link>https://www.antoloji.com/emanet-kadinlar-siiri/</link>
<guid>1288362</guid>
<pubDate>2009-11-15T16:50:00+03:00</pubDate>
<author>Dila Emral Aydın</author>
</item>
 <item>
<title>Seni Benden Başka Tanıyan Yok</title>
<description>Siyaha koşuyor aceleci adımlarla Griye çalan gecelerim.    Suskun, ölüm kokan bir parfüm kokusu ellerimde…  Nefeslerimde durgunluk, soluk benizli resimler…  </description>
<link>https://www.antoloji.com/seni-benden-baska-taniyan-yok-siiri/</link>
<guid>1188571</guid>
<pubDate>2009-06-03T22:31:00+03:00</pubDate>
<author>Dila Emral Aydın</author>
</item>
 <item>
<title>Kim Suçlu</title>
<description>Gecelerimi ve gündüzlerimi adamaya hazırdım…  Sen yoktun! Uykularımı ve düşlerimi verecektim… Sen yine yoktun! Vazgeçilmezim olacaktın… Sen istemedin! </description>
<link>https://www.antoloji.com/kim-suclu-11-siiri/</link>
<guid>1183494</guid>
<pubDate>2009-05-27T09:16:00+03:00</pubDate>
<author>Dila Emral Aydın</author>
</item>
 <item>
<title>Beni Götürebileceğin Bir Yer Olmalı</title>
<description>Hadi, hadi bir cesaret, bir cesaret ver bana Tut ellerimden götür beni Unutacağım seninle tüm geçmişi Yalnızlığımı bırakacağım ardımda Dönüp bakmayacağım beni silip geçen hayata Al, al götür beni… </description>
<link>https://www.antoloji.com/beni-goturebilecegin-bir-yer-olmali-siiri/</link>
<guid>1153018</guid>
<pubDate>2009-03-29T21:50:00+03:00</pubDate>
<author>Dila Emral Aydın</author>
</item>
 <item>
<title>Zamansız Sevmelerimin Gözlerinde hüznüm ağlıyor</title>
<description>Her veda da gideni uğurlardı gözyaşlarım nedenini sormadan, bilmeden niye el salladığını suskunluğa dönerdi sebepsiz ayrılışlar… Yine kendi toplardı yere düşen tanelerini gözlerim, biliyordu lazım olacaktı incileri yeniden, dökülecekti yeni gideceklerin ardından… Öylece bakar, donar ve kimsesizliğinde boğulmak üzereyken sayardı terk edilişlerini Abaküs’te ki boncuklar gibi, birini daha geçirirdi sağdan sola… Kadere inat mıydı bu gidişler yoksa ben mutluluğu mu yakalayacaktım yeni gelen de ve bu yüzden mi gidiyorlardı gelenler sebepsiz sandığım ani gidişlerde, bilinmez…  Ben endişelerimi saklardım çoğunlukla terk edilirken. Anlamaya çalışmazdım sebepleri, sebepsiz ağlardım arkalarından… Sadece ağlardım. Ama kıymetlilerim gözyaşlarım hep benimleydi ya, bitmemeliydiler, bana lazım olan onlardı. Belki de yüreğimin büyüklüğüne güvenip, her gelene, yer var mı diye bakardım şöyle ve derdim ki kendi kendime,’ sana da yer var gel içeri’, oysa kapısında bir güvenlik görevlisi vardı yüreğimin, nedense hep o izinliyken çalınırdı kapım ve alırdım yeni geleni de koyardım iyi bir yere, beslerdim sevgimle, hiç kira da istemezdim gelenden. Yer içer, uyurlardı gönlümde ve giderlerdi kendi belirledikleri zamanın sonuna gelince, arkalarına bakmadan gidecekleri yolun başında olurdu hep gözleri… Bir esaret zinciriyle bağlamazdım ki yüreğimin içindekileri hür ve insandılar neticede. Yüzlerini ve isimlerini unutur oluyorum çoğu zaman. Birkaç gülümseme kalıyor aklımda sadece. Unutmalarımı seviyorum. Unutmalarım da olmasa yüreğim benden önce ağlardı halime. Kırmızıya zaman zaman, bazen de beyaza soruyorum gidenlerin adlarını, onlarda bilmiyor, çünkü hiç kaleme almamışlar yürek yangınlarımı.  Bizim işimiz değil ki bu yazmalar sen yazacaksın deyip çıkıyorlar işin içinden. Kolayı buymuş deyip çiziyorum aklımda son kalanları ya beyaz, ya kırmızıyla… Vazgeçtim saymıyorum artık bende, benden gidenleri… Yaz-ma-larım bu sefer alkolden değil, bu sefer ayık kafayla yazıyorum. Bir seni unutmuyorum, bir seni unutmayı unuttum. Bir sen gitme, bir sen terk etme, bir senin gidişini kabul etmez yüreğim, bir senin gidişini kabullendiremem kendime. Sıralasam da yan yana şişeleri, içsem de bir senin bir benim yerime, vursam da kırmızının beline, bir senin gidişinin nedenini biliyorum bir senin gidişin aklımdan silinmiyor… Sebepsiz ve zamansız gidişlerin yolcusu gitme! Tüm korkularım da senin gidişin var gitme! Gidersen ve dönmezsen eğer zamansız sevmelerimin gözlerinde hüznüm olacaksın… Gitme! Gözüm dönüşlerinde olmasın! </description>
<link>https://www.antoloji.com/zamansiz-sevmelerimin-gozlerinde-huznum-agliyor-siiri/</link>
<guid>1153017</guid>
<pubDate>2009-03-29T21:45:00+03:00</pubDate>
<author>Dila Emral Aydın</author>
</item>
 <item>
<title>Hiçbir şey hiç kimse</title>
<description>Yalnızlığın tadına vardığımda kalabalığı unuttum gönlümde yıkık viran şehirlerimde harap yapılar içinde yaşadım keyfimce. Gel gör ki hiçbir şey ve hiç kimse yoldaşım olmadı ömrümde. Kimi elimden tuttu bıraktı bir tokat sertliğinde   Kimi eteğimi savurdu fırtınalar içinde. Hiçbir şey ve hiç kimse derman olmadı derdime gereğince. Kısa anlar kısa ömürler gibidir genç ölümüdür yakar geçer duyulunca. Ölümü yaşıyorum içimde. Yaşarken ve hayattayken hiçbir şey ve hiç kimse Kırmızı bir gül vermedi sakladılar son yolculuğumun hediyesi olarak dipsiz kuyularında beslediler gizli gizli su vererek büyüttüler verecekler zamanı geldiğinde. Son yolculuğum maviyi kapatacak tüm ihtişamıyla ortalık kan gölü gibi  kırmızının en kırmızısı yasların en koyu siyahı karalar içinde derin sessizliğin en sağır günü ağlamayacak hiç bir şey ve hiç kimse. Alıştığım yalnızlığıma devamını sürdüreceğim yeni yerimde. Korkular var bilmediğim içimde adını koyamadığım, koyamazda hiç kimse. Ne yaşadım ömrümde ne bıraktım geriye bilemez ki hiç kimse. Boyumu uzattım yıldızlara değdirdim elimi gizlice görmedi hiç kimse. Estim fırtınalar koparttım gönlümde hissetmedi hiç kimse. Bağırdım avazım çıktığı kadar bağırdım sağırdı duymadı hiç kimse. Yüzme bilmediğim okyanuslardan kurtarmadı hiç kimse. Tek başına olmanın yalnızlığa ayak diremenin zanaatını öğrendim yalnız geldim bu dünyadan yalnız göçeceğim olmayacak yanımda Hiçbir şey ve hiç kimse...  Esenlikle ve sevgiyle… Melekler öpsün yüreğinizden… </description>
<link>https://www.antoloji.com/hicbir-sey-hic-kimse-siiri/</link>
<guid>1153015</guid>
<pubDate>2009-03-29T21:41:00+03:00</pubDate>
<author>Dila Emral Aydın</author>
</item>
 <item>
<title>İkimizin de yüreği kanıyor</title>
<description>İkimizin de yüreği kanıyor canımız sıkkın Keyfimiz yok, ikimizde insanız olabildiğimiz, olması gerektiği kadar insan. İkimizde umutlarımızın peşinden koşuyoruz bazen aceleci adımlarla bazen de takati kesilmiş sık nefesli duraklarda hüsran kokuyor ortalık darmadağın korkularla. Umutlarımız yarınlarımız bekleyişlerimiz ve ya evde yoksa endişelerimizle kıvranıyoruz kimlerle şüphelerimizle eriyor güvenlerimiz ve yok ediyor kendi kendini imhaya hazır yüreklerimiz. Oysa o kadar zor da değildi sonsuza dek sürebilirdi beraberliğimiz tek yöne gidiş biletlerinin ardından uğurlamak olmazdı düşlerimiz. Şimdi nerede değilsek orda olmak istiyor bedenlerimiz ve arıyor birbirini nefeslerimiz bir ağıt ardından karışıyor birbirine gözyaşlarımız sessiz, sessiz. Şimdi çaresiz içimizi döker, döker ağlarız, yalnızlığa bir kadeh, bir kadeh daha kaldırırız, bilmeyiz ki kendimizi kandırırız. Baktığımız her yerde bir parça sen, bir parça ben varız, ama yeminler var aramızda ne sen dönersin ne ben birbirimize uzaktan bakarız. Geceyi sabaha ellerimizle bağlarız arka arkaya her saate uykusuz kaygılarımızı iliştirir bir sen bir ben yazarız. Söylenemeyenleri söyleyemediklerimizi söyleriz satırlarımızda birbirimize ve gizli keşkeler saklanır her sözcüğe dilimiz varmaz gerçeği yazmayız. Bir gurur esaretinde hasrete mahkûm edilmeye razıyız sanki cesaretimizi artık kullanmayız, kullanamayız öyle ya,  biz ikimizde insanız olması gerektiği kadar hata yapacağız.  Ben en iyiyi, en doğruyu, en güzeli taşıyorum demek faydasız göstermek lazım söylemeden mutluluğu tattırabilmek anlamak anlaşılmak sabret derken sabredebilmek güvenmek belki de en güzel anlatımla bir soğanı paylaşmak olmalıydı sevdamız.  Geç kaldık…  </description>
<link>https://www.antoloji.com/ikimizin-de-yuregi-kaniyor-siiri/</link>
<guid>1134417</guid>
<pubDate>2009-03-02T00:04:00+03:00</pubDate>
<author>Dila Emral Aydın</author>
</item>
 <item>
<title>Günaha Boğulmalı</title>
<description>Gülüşün yanağında…   Özlüyorum seni  Dudak kenarlarında birikenler  </description>
<link>https://www.antoloji.com/gunaha-bogulmali-siiri/</link>
<guid>1134412</guid>
<pubDate>2009-03-02T00:02:00+03:00</pubDate>
<author>Dila Emral Aydın</author>
</item>
 <item>
<title>Vurdum Kırmızın Beline</title>
<description>Saat on ikiyi geçmiş Herkes günün telaşına düşmüş Sabah kahvaltısını çoktan etmiş Akşam yemeğini düşünüyor Yüzümü daha yıkamadım Güne lanet bir sigarayla başladım </description>
<link>https://www.antoloji.com/vurdum-kirmizin-beline-siiri/</link>
<guid>1133051</guid>
<pubDate>2009-02-28T13:45:00+03:00</pubDate>
<author>Dila Emral Aydın</author>
</item>
 </channel>
</rss>
