<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Dewrim Dokdere Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Bayram Ertesi</title>
<description>Bizim çocuklar koşuyor Koşuyor öpmek için elleri, Şekeri yemek için, Parlak ayakkabı giymek için, Kapıları çalmak için..  </description>
<link>https://www.antoloji.com/bayram-ertesi-siiri/</link>
<guid>1685328</guid>
<pubDate>2012-02-28T01:56:00+03:00</pubDate>
<author>Dewrim Dokdere</author>
</item>
 <item>
<title>Çocuğum</title>
<description>Yok ettim resimlerini, İstediğim için değil, İstediği için yüreğimin, Yüreğim acıdığı için, İstedi benden seni..  </description>
<link>https://www.antoloji.com/cocugum-107-siiri/</link>
<guid>1685326</guid>
<pubDate>2012-02-28T01:55:00+03:00</pubDate>
<author>Dewrim Dokdere</author>
</item>
 <item>
<title>Yine Sana Dair</title>
<description>Öpmek istiyorum, Öpmek alnından sevdiğim, Dur! İmkansızı istemiyorum senden, Korkutur bu bakışların beni, Affet sevmişim seni. </description>
<link>https://www.antoloji.com/yine-sana-dair-5-siiri/</link>
<guid>1685327</guid>
<pubDate>2012-02-28T01:55:00+03:00</pubDate>
<author>Dewrim Dokdere</author>
</item>
 <item>
<title>Özlem İçin Yazılmış Son Şiir</title>
<description>‘’Benim nazlı sevdiğim,
Gece üşümüş bedenim,
Üşümüş sokak ışığı gibi,
Titrek ve dertli.’’

Işığın altında öksüren biri,
Hani bildiğin gibi,
Bıyıklı bir adam,
Arar seni gözleri.

Gözler,Gözler! 
Bilsen neler dediler.

Gözler ışığa döndüler.

Gözler,Gözler! 
Işıkta seni gördüler.

Ve gözler,
Perdelerini indirdiler.

Bıyıklı adamı
O vakit 
Kör ettiler.

Adam,adam
Sana doyamayan.

Işık altında,
Kıvrılıp uyuyan.

Ve uyandığı vakit
Görür sol yanını,
Sol yanında bir akrep,
sokar oradacıkta adamı.

İşte öldü! 
Bir adam
Bir çift göz
Birde ışık.

Şimdi; 
Kadın adamsız,
Gözler ışıksız,
Işıklar aşksız 
kaldılar..



Sen şimdi garipsin,
Üzüntülü ve kederli.
Okuyunca şiiri,dikilecek yüreğin,
Süt isteyen çocuk gibi,
Ve susacaksın,
Ve ağlayacaksın
Senin şu çaresizliğin,
Parçalayacak cigerlerimi,
Usul usul gittim,
Ve severek yüreğini,
Gittim sevdiğim senden.

Sevdiğinden şüpesiz eminim,
Tanrıya yalvaran,
Günahsız bir kadın gibi,
Eminim yüreğine yalvardığına,
Olmaya bilirim, beyninde ve düşünde,
Oysa bitmeyeceğim yüreğinde,
Ki yanılmıyorsam sevmeyeceksin,
Hiçbir erkeği değil,
Hiçbir güzel olanı bensiz.

Sen şimdi bir annesin,
Hafif 
Olgunlaşmışın sevdiğim,
Hatta hüzünlüsün,
İstersin ki,
Uzansın ellerim saçlarına,
Okşasın yanaklarını,
O ses,
Bir şiir okusun sana,
O denli tanıyorum ki seni,
Koparıp atamayacağını bile bile,
Kopartıyorsun kendini yaşamdan,
Yazık ki şimdi yalnızsın,
Üzülmüyorum diyemem,
Üzülürüm şu gecelere,
Yağmursuz günlerde,
Kutsal sayarak gözyaşını,
Serilecek eteğine sofrası.

Şimdi öpe bilirsin çocuğunu,
Yarınsız kalarak öpeceksin,
Uçunca ellerinden,
Yaşlı bir nine olacaksın,
Sesleneceksin bana,
Başka hiçbir erkeğe değil,
Tanrı’ya asla! 
Tüm günahlarına kafa tutarak,
İhtiyar sesinle çağıracaksın beni.

Şimdilik 
Söz veriyorum sana,
Şayet yanarsa ışık yeniden,
Ve açılırsa şu gözlerim,
İlk rüzgarla sana geleceğim,
Tutup titreyen ellerinden,
Kendi kentime götüreceğim.. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ozlem-icin-yazilmis-son-siir-siiri/</link>
<guid>1685325</guid>
<pubDate>2012-02-28T01:54:00+03:00</pubDate>
<author>Dewrim Dokdere</author>
</item>
 <item>
<title>Aşk Bahar Ve Kadın</title>
<description>Soğuk ve üşüyen bir gündü:
Aşk ve kadın
Coşkulu bakışlar eşliğinde,
Nefesini yudumlayarak
Dalgalı gökyüzünün,
Hevesli bir sarhoşlukla,
İpinden atlayarak toz bulutunun, koştular
Gümüş renkli gün batımına.


O vakit karlı dağın tepesinde:
Kartal pençesinde parçalanan kuş,
Yoksul insanlar gibi kıvrıldı çamura.
Korkunç cinayeti gördü kadın,
Suskunluğunu bozmadan izledi olanları,
Gün, Işığını söndürdü gecenin,
Tutarak kadının titreyen ellerinden,
Yıldızlı göğe uzattı ölü kuşu.
Fırtına, okyanus, saydam dalgalar ve kayalar,
Merasimini dinlediler ormanların.
Şimdi koca bir aşk ağlamaklı olarak,
Yıktı yuvasını düşlerinin.


Kadın, şairin kalemine sundu kendini,
Ve dedi ki ‘’ yaz beni’’
Siyah çelenkler kondu önce sayfaya,
Sonra düzensiz yağan kara kafa tuttu kalem.
Islık sesleriyle birlikte,
Yaklaştılar üşüyen nehrin kıyısına,
Karşı koyamadan öfkesine,
Uçurumlara kafa tutarak,
Göğe uzanan çığlıklarını,
Küçük bir sandala sakladı kadın.

Şair sevgili kadın ve aşk
Uyku ve ölüm arasında,
Nehrin akıntısına sundular
Heybetsiz bedenlerini.
Bulutlarla yarışarak,
Zorlu yolculuğa çıktılar,
Görkemli ağaçlar ve dağlar
Rüzgârın pürüzsüz teniyle öpüştü.
- Ki kadın sıcak bir öpücüğe hasret.
O karşı konulmaz arzular,
Güneyden gelen üflemeyle uyandı uykusundan,
Yosun tutmuş kayaların,
Şiddete meydan okuyan kayınların,
Ve mırıldanan gecenin sert bakışına aldırmadan,
Okşadı kadının saçlarını,
Ve öptü şiirin orta yerinde.



Sabah vakti güneş,
İnce bir şeridin etrafında belirdi,
Parıldayan yeşil renkler,
Küçük mağaraların misafirleri,
Kış uykusundan uyanan hayvanlar,
Kadın ve şair
Piramidi anımsatan çamların kıyısında,
Gökyüzünde asılı duran ilk baharı,
Gülümseyerek selamladılar.

Akın akın çoğaldı canlılar
Oyun oynayan çocuklar,
Gök mavisine bakan aşıklar,
Masum şarkılarını sunan kuşlar,
Ve bulutlardaki şekillerde kendini arayan,
Parlak yüzlü işçiler ve onların kadınları.

Şiirin sonuna geldi şair
Dudağında ismini sayıkladığı kadın,
Üzerinde taşıdığı ürkek yüreğin,
Aldatıcı yanlarına aldırmadan,
Yazdı kadını ve baharı.



Kadın:
Yaşamın nefesine sunduğu, şaşkınlığı
Kendi yücelen yüreği ile taşıdı evine.
Ve yabani acıların saçını
Ölü bir mandalla astı rüzgar kanadına,
Aşk ve onu var eden yüce sevgi,
Gözlerinde belirdi kadının.

Kendi baş döndürücü duygularını
O zemheride tanıdığı şaire sundu,
Taze bir öpücüğü hissederek,
Notasız şarkıları mırıldandı,
Kayıtsız kalmadan gülümsedi ay’a
Ve döndü yuvasına kadın.. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ask-bahar-ve-kadin-siiri/</link>
<guid>1685323</guid>
<pubDate>2012-02-28T01:53:00+03:00</pubDate>
<author>Dewrim Dokdere</author>
</item>
 <item>
<title>Sunuş</title>
<description>Ağaca yaslanıp uyuduğum geceden beridir,
Kollarımda dolaştığını hissettiğim kara böceğin
Kafama ulaştığından bu tarafa,
Yoksulluğu ve açlığı,
Kenya’lı kardeşim kadar,
İyi anlamışım dostlar.

Benim o ağaçta izlerim kaldı,
Üzerinde uyuduğum çimenlerde kokum,
Yeşil yapraklarında nefesim,
Yaralı kabuğunda ellerim,
Şimdi sorarım kardeşim,
Benden sonra,
Kaç kişi yaslandı omzuna? 


O parkta halen sefiller sıra bekler,
Avuçlarında bir parça bayat ekmek,
Çocukların ceblerinde yarım kalmış tütün,
İhtiyarların, sakallarında dolaşır kara böcek.

Kışın donacaklar orada,
Yarını görmeden daha,
Ölecek çocuklar genç yaşta,
Ölecek ihtiyarlar puslu ayazda,
Ölecek kadınlar kuşların şarkılarında,
Bir mezar taşı bile dikilmeden,
Ve yazılmadan isimleri tahtaya,
Toprağın korkunç boşluğuna bırakılarak,
Gömülecekler karlı sofranın altına.
Yaşayalım, yaşayalım, yaşayalım.
Oturup çimenler üzerine,
Peyniri ve ekmeği bölüşerek,
Ve rest çekerek ölümlere,
İnsanca uyuyalım kardeşlerim..


Bir adam vardı.
Yürüdü geceye.
Ağaçlar vardı,
Yapraklar adamı çağırdı,
Dayayıp sırtını,
Götürdü ellerini,
Titreyen kulaklarına.
Kulağında bir ıslık,
- Ki muhteşem bir şarkı,
Uyuttu zavallıyı,
Henüz sabaha vardı.

Bir vakit uyandı,
Karşısında bir cadde ışığı,
Onu güneş sandı,
Açlıktan titreyen dudaklar,
Güneşe yalvardı.

Penceresiz bir ev,
Ne tüten bacası,
Ne omzunda siyah saçlar,
Ne sofrasında aş var,
Bir tek komşuları var,
Çimene uzanmış yoksullar,
Ve başlarında bir ışık,
Güneş kadar sarı,
Kaç kişi ona yalvarmıştı? 

Sabah kalktı yerinden,
Sol yanında bir böcek,
Yalvardı yoksul adama,

‘’Bırakta düşeyim,
Çimenime gideyim,
Hem o benim sevdiğim,
Bir açın bedeninde ne edeyim? 

Ey sen kardeşim,
Götürme beni insanlara,
Bırakasın beni burada,
Giden arkadaşlarım vardı da,
Çoğu öldü cadde kenarlarında...’’


Sokakta, hastanede, aşevinde, günlerce dolaştılar beraberce.
Kuşlar, sokaklar, insanlar.
Bu hikaye’yi duymayanlar,
Adamın yazdığını okudular,
Acıdılar ve ağladılar.

Şimdi bir kadın okuyor,
Şimdi bir kadın görmüyor,
Ve içine işlemiş sevdiğini,
Böylesi kederli,
Böylesi ağlamaklı,
Böylesi ızdırapla okuyor.

Bir gün düşersiniz efendiler,
Bir gün evden uzakta,
Şehrin bir parkında,
Yetmeden meyveler ağaçta,
Yağmur kusarak üzerinize,
Karanlığın yırtıcı pençesinde,
Ekmek ve yar diyerek,
Ve dövüşerek yalnızlıkla,
Uyuyabilirsiniz,
Hatta uyanmadan ölebilirde..

Sonuç

Düştü böcek kafasından,
Aklını düşürürken adam,
Her yerde bir böcek dolaşan,
Kaldırımda, arabada, zengin köşklerin önünde, fukara semtlerinde,
Ve henüz sayısı bilinmeyen ve her gün milyoncası ölen,
Korkunç şekilde ezilerek can veren..

Sesleniyorum kadınıma, oğluma, yaşayanlara ve doğacak olanlara,
Yalnızca böcekler ve insanlar için,
Üretenin tükettiği bir dünyada,
Aldırmadan yağan kara ve yağmura,
Sarılın şu yaşamın kucağına.
Nasırlı elleri öpen çocuk gibi,
Döşekte günü selamlayan kadın ve adam gibi,
Adamın kafasını okşayan böcek gibi,
Tutun umudun ellerinden kardeşler..

Benim çocuk elini açmış bekler,
Ki anası ve oğlu şu halimi bilmezler,
Oysa şimdi bilecekler,
Bilerek ve isteyerek,
Birbirlerini sevecekler.. </description>
<link>https://www.antoloji.com/sunus-5-siiri/</link>
<guid>1685324</guid>
<pubDate>2012-02-28T01:53:00+03:00</pubDate>
<author>Dewrim Dokdere</author>
</item>
 <item>
<title>Yüreğin Öyküsü</title>
<description>Aşktan sevgiden ve çocuktan bahsediyordu kadın
Ve kendi geleceği için güzel düşlerden.

Gözlerine en yakın öyküden ve şiirden
Yalnızca bir tutku yarattı.

Kudretli ölümün çığlığı
Karanlığın eteğine, yeni bir cansız sunarken
Yüreğinin baş döndürücü gecesine yürüdü.
Biraz sonra; Can acıtan bir şarkı,
Titrek hıçkırıklara boyun eğerek,
Narin ellerini çekti kadından.

Yürek: Damarlarına tarifsiz bir öyküyü
Dokunaklı kanı yudumlayarak anlattı.




-Kadın 
Soluksuz çığlıkla,
Karanlığın ceketini ilikleyerek,
Zamanı belirsiz kara bir sel gibi
Koptu sevgilinin bedeninden.
Çayır otunu çiğneyerek,
Uzakta gördüğü çardağın başına,
İfadesizce yürüdü.

Aşkın ruhundan uzaktı artık..

Düş denilen gölge penceresini açıp,
Islak beyaz bir ölümü bıraktı elinden,
Yeryüzü kucaklarken doğanın bereketini,
Huysuz bir kuş çevirdi onu yolundan,
Uyuşuk ırmağın donuk rotasına sürükledi
Ve kucakladı tüm derin boşluğunu.



Kadın; 
Bölünmüş umudun aynasında,
Beşiğini ve kendi çürüyüşünü ararken,
Boyalı ay’ın altında uyanan,
Kutsal kundağına sarılmış,
Yâda çarpan yüreğinin notalarına eşlik ederek,
Ödünç aldığı ağlamanın, sahibini arayan
Atası Anadolu da olan çocuğu,
Düş zannederek kucakladı.

Dolambaçlı yollardan sonra:
Gök kubbenin dehşetli sesine aldırmadan,
Fısıldadı anasına ‘’ Yiğidine götür beni’’
Sustu ve huzursuz bir seslenişle,
Sarmaşıkların kök saldığı yola yürüdü,
Zemherinin kasırgasından korkan kimdi? 
Sadece kendi için yaşamayı arzulayan kadın mı? 
Yoksa kucağında taşıdığı emanet mi? 
Korkan yalnızca gri mağaralara saklanan yarasalardı,
- Ki kadın onlara sadık bir bekçi.


Güneş süzülüyor mavi göğe ait dalgasıyla,
İpe çekilmiş bir idamlık gibi
Portresini sunarken ırmakların tenine,
Ona göz kırpan küçük bir oğlan çocuğu,
Öğle vaktinin kanatlarında gülümseyerek,
Issız melankolik bir tepede,
Anlamlı kederini, beyaz buluta asmakta olan adama,
Hülyalara dalan yetişkin yüreği gibi,
Tüm dikkatini yoğunlaştırarak,
İki parlak gözüyle keşfetti babasını.

Kadın utancına boyun eğdi,
İsmini bilmediği dönemeçlere kaçtı,
Yosun tutmuş kayalıklara saklandı,
Ve ait olduğu mağaraya vardı,
Bedeninde taşıdığı ak sütü kurnazca sağdı,
Ve aç çocuğun dudaklarını davet etti,
İstifini bozmadan ve aldırmadan açlığa,
Kulak tıkadı anasının bu davetine,
Ancak yaşamak için, koşmalıydı çiğnenmiş ovalardan,
Ve bozmadan sükunetini, Sadece yaşamak için,
Yarasa kahkahalarına boyun eğerek, içti sütünü.

Şimdi öykünün bittiği yerde,
O kavgacı karanlıkta sustu yürek,
Kadın ve çocuk mutlu yarını bulana dek.. </description>
<link>https://www.antoloji.com/yuregin-oykusu-siiri/</link>
<guid>1685322</guid>
<pubDate>2012-02-28T01:52:00+03:00</pubDate>
<author>Dewrim Dokdere</author>
</item>
 <item>
<title>Nice Yıllara</title>
<description>Akıl erdiremediğim kutsal ana!  Ne tarlamda buğdayım, Ne ayçiçeğim kıyısında, Ne bahçemde çileğim, Ne ahırda süt alacak ineğim, Ne temiz bir elim, </description>
<link>https://www.antoloji.com/nice-yillara-43-siiri/</link>
<guid>1685320</guid>
<pubDate>2012-02-28T01:51:00+03:00</pubDate>
<author>Dewrim Dokdere</author>
</item>
 <item>
<title>Ben İnsan</title>
<description>Ben insan!  Ben ki; Yaşamın karanlığına boyun eğen, Çaresiz bir gözyaşı gibi ömrün kıyısına akan, Yiten aşkı yürek sığınağına saklayan, İfade edilmesi güç düşünceleri, öğle vakti yitiren Ve hareketsizce gecenin kubbesine asılan, </description>
<link>https://www.antoloji.com/ben-insan-6-siiri/</link>
<guid>1685321</guid>
<pubDate>2012-02-28T01:51:00+03:00</pubDate>
<author>Dewrim Dokdere</author>
</item>
 <item>
<title>Düş'ün Türküsü</title>
<description>Düşünürüm;  İlk kar düşmeden, Senin zarif bedenin ve düşlerin Şu yoksul soframa yol alacaklar... Yollar ki tozludur, Gökyüzü kendi hudutlarını çiğner </description>
<link>https://www.antoloji.com/dus-un-turkusu-siiri/</link>
<guid>1685318</guid>
<pubDate>2012-02-28T01:50:00+03:00</pubDate>
<author>Dewrim Dokdere</author>
</item>
 <item>
<title>Mülteci Düşünceler</title>
<description>Hiçbir görüntü yok vahşi fırtınalarda, Yalnızca çenemi yumruklayan sert bir el, Kaçıyorum.  Şimdi Suriyeli bir mülteciyim, Şimdi çadıra sığınmış zavallı bir insan </description>
<link>https://www.antoloji.com/multeci-dusunceler-siiri/</link>
<guid>1685319</guid>
<pubDate>2012-02-28T01:50:00+03:00</pubDate>
<author>Dewrim Dokdere</author>
</item>
 <item>
<title>Yeminli Çocukların Türküsü</title>
<description>Kirlenmiş dünyada  İnsanlar aynı dilden Manifestosunu yazdı, Islık çalan rüzgârı dinleyerek Yazdılar yarının şarkısını. Notalar yerini alıyordu gökte, </description>
<link>https://www.antoloji.com/yeminli-cocuklarin-turkusu-siiri/</link>
<guid>1685317</guid>
<pubDate>2012-02-28T01:49:00+03:00</pubDate>
<author>Dewrim Dokdere</author>
</item>
 <item>
<title>Özgürlüğümüz</title>
<description>Özgürlüğümüz Uçmalıdır yürek kafesimizden. Özgürlüğümüz Ulaşmalı kerpiç evlere, Boy vermeli yoksul bahçelerde.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/ozgurlugumuz-4-siiri/</link>
<guid>1685315</guid>
<pubDate>2012-02-28T01:48:00+03:00</pubDate>
<author>Dewrim Dokdere</author>
</item>
 <item>
<title>Ölü Olmak</title>
<description>Savaş ortasındaysan ölüsündür, Bir asker olduğunda, ölüsündür, Açlığı yutkunurken, ölüsündür, Suçun dağda olmaksa, ölüsündür, Enkaz altındaysan, ölüsündür, Meydanda,sokakta yürüyorsan, ölüsündür, </description>
<link>https://www.antoloji.com/olu-olmak-siiri/</link>
<guid>1685316</guid>
<pubDate>2012-02-28T01:48:00+03:00</pubDate>
<author>Dewrim Dokdere</author>
</item>
 <item>
<title>İşçi</title>
<description>Fabrikada geçti tüm ömrüm Üzerimde yağlı tulum Ve on çayını özleyerek Geçti bütün ömrüm. Makina sesinde sağır oldu, Kulağım, beynim ve yüreğim. </description>
<link>https://www.antoloji.com/isci-25-siiri/</link>
<guid>1685314</guid>
<pubDate>2012-02-28T01:47:00+03:00</pubDate>
<author>Dewrim Dokdere</author>
</item>
 <item>
<title>Yangın</title>
<description>Sevgili özgürlük tanrılarım;  Geceleyin ateşe verilmiş bir tapınak Adına yürek diyorlar. Yükseliyor dumanlar beynimin doruklarına. Gözlerim ölümü yıkayarak Taşırıyor nehrin suyunu. </description>
<link>https://www.antoloji.com/yangin-210-siiri/</link>
<guid>1685311</guid>
<pubDate>2012-02-28T01:34:00+03:00</pubDate>
<author>Dewrim Dokdere</author>
</item>
 <item>
<title>Ömrü Tükenen Yürek</title>
<description>Yüreğimin ömrü bitti, diyorum. Ya yürekteki çocuk, ya yürekteki aşk? Sancılar ve kan? ölüyorlar mı?  Çocuk ve aşk, sancılar ve kan, Az önce yokladılar sızıp kalmış yüreğimi </description>
<link>https://www.antoloji.com/omru-tukenen-yurek-siiri/</link>
<guid>1685310</guid>
<pubDate>2012-02-28T01:27:00+03:00</pubDate>
<author>Dewrim Dokdere</author>
</item>
 <item>
<title>Yarının Şiiri</title>
<description>Gözleri bir gecede
Yürümüş ağır ölüme,
Asker bir seferde,
Kıyar mı otuz beş kardeşe? 
Hudutta halk iken,
Toprağında bölücüdür denilen,
Tütün ve mazottan,
Evine ekmek götüren
-Ki ey bunlar silahlıdır diyen,
Katile vur evlat derken! 
Dişinin kovuğunu temizleyen,
Sen unutursunda zulmünü, Gözler unutur mu? 
Şu toprağında gülümseyen
Şu toprağında gülümseyen ölüler? 



Dilin tutuldu konuşurken.
İsterdim ki konuşsun onlar.
Tek kurşunla vurulan çocuklar,
Gece üstü evlat yolu bekleyen analar! 

Ölenlerimiz
Akan kan gibi
Şiirime geldi.
Kalemimiz,
Umut kadar sivri
Yürek kadar güçlü,
O bu gece 
Size ana avrat sövdü! 
(Gülen)  ey yavşak! 
Öldürülür mü çocuk bre alçak! 

Dostum vurdu sazına,
Vurur gibi kafanıza.
Dilinde bir türkü,
Yüreklilerin öyküsü,
Ey Amerikan öküzü! 
Senin heronun kör mü? 
Ateş böceğini
Uyurken toprağa gömdü! 



Dün düşümde gördüm,
Lice’nin güzel kızı,
Ceylandır adı,
Devleti oyuncak sandı! 
Oracıkta devlet canını aldı! 

Yeşerdi zeytin ağacı,
Gölgesine koştu Ceylanın anası,
Koştu bacısı, babası, arkadaşı.

Zeytinin siyah rengi,
Ölen ceylanımın gözleri,
Umut olup göğe yükseldi! 
Senin silahın, umudumuza mı göz dikti? 


Gazetede resmini gördüm,
Üzerine kar düşen çadırın.
Sizler kendi meclisinizde,
Söverken birbirinize,
Ağladı bebek karı görünce,
Söver gibi kaderine,
Tükürdü bacısı karın yüzüne! 



Ve şunu söylerim ki,
Şu yazdığım şiirde bir hikmet var,
Yorgun işçilere ve sevdiğime
Ve benim Mezopotamyalı kardeşime,
Güneşin kudretli rahminde
Yeniden doğacak bir dünya var,
Onlar barış için yaşayacaklar! 
Dilimizden anlamayanlar! 
Cehennem karanlığında yok olacaklar! 


Ey benim kardeşim,
Emeğini, yüreğini, ekmeğini bölüşenim,
Doğacak çocuğumuz için dövüşelim,
Beyaz patikler, deniz mavisi kazaklar örelim,
Düşman kapısına yürüyelim! 
İşte doğdu barış diyelim! 


22.01.2011
İst/Kabataş </description>
<link>https://www.antoloji.com/yarinin-siiri-siiri/</link>
<guid>1685309</guid>
<pubDate>2012-02-28T01:23:00+03:00</pubDate>
<author>Dewrim Dokdere</author>
</item>
 <item>
<title>Bir Cinayetin Ardından</title>
<description>Sen, ey yürek Başlamışken kalem yazmaya, Birazdan, nefesini daha hızlı alacağını hissediyorum!  Şu, karlı İstanbul akşamında Buzlu yolda yürüyen yoksul insanın, </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-cinayetin-ardindan-2-siiri/</link>
<guid>1685307</guid>
<pubDate>2012-02-28T01:21:00+03:00</pubDate>
<author>Dewrim Dokdere</author>
</item>
 <item>
<title>Gazetecinin Türküsü</title>
<description>Yazdıklarımız Firar etmelidir tutsak evinden. Yazdıklarımız Fabrika önlerine ulaşmalı Selamlamalı işçileri Ve sıkı sıkı tutmalı ellerinden </description>
<link>https://www.antoloji.com/gazetecinin-turkusu-siiri/</link>
<guid>1685305</guid>
<pubDate>2012-02-28T01:20:00+03:00</pubDate>
<author>Dewrim Dokdere</author>
</item>
 </channel>
</rss>
