<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Deniz Turan Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Hayat (1)</title>
<description>Ben birinin yüregini izledim. Ben birinden yüregimi gizledim, Ben geceyle sarmas dolas karanliga asina, Gözlerim keskinlesir yarasa kanadinda.  Sabah olur sevgi kokar buram buram vazodan, </description>
<link>https://www.antoloji.com/hayat-1-3-siiri/</link>
<guid>240494</guid>
<pubDate>2005-03-13T23:54:00+03:00</pubDate>
<author>Deniz Turan</author>
</item>
 <item>
<title>Kacik</title>
<description>Kafamdaki solucan cikacak yer ariyor. Kacik kücük gülmelerle bedenimi sariyor, Bir kösede boza satsam alakasiz güpegündüz, Kafdaginin yollari ucurumsuz bende dümdüz.  Seni senden alirim bilmem kime satarim, </description>
<link>https://www.antoloji.com/kacik-siiri/</link>
<guid>240493</guid>
<pubDate>2005-03-13T23:46:00+03:00</pubDate>
<author>Deniz Turan</author>
</item>
 <item>
<title>Sabatina Nasil Hristiyan Oldu?</title>
<description>“ Belki yanlis Tanriya yalvariyorsundur “! diyordu Christian Sabatina ya.   Bu cümle son dönemde elime gecen bir kitaptan alinti. Müslümanlikdan Hristiyanliga gecis yapmis bir genc kizin yasadiklari anlatililiyor kitapta. Yoksul, ekonomik gücü zayif bir Pakistanli iken kendi örf ve adetlerini kabullenemeyisin, Islamiyeti yanlis tanimisligin, aile baskisindan bunalmisligin izlerini okuyucuya yansitan bir kitap. Vaziyet böyle ikenbir gencin kültürel ic catismalarindan kendilerine pay cikartmaya calisanlarda oluyor elbette misyonerler gibi.  Sorusturulmasi Gereken zayif kisiliklere yönelik her kösede pusu kurmus misyonerlerden ziyade </description>
<link>https://www.antoloji.com/sabatina-nasil-hristiyan-oldu-siiri/</link>
<guid>237269</guid>
<pubDate>2005-03-02T20:34:00+03:00</pubDate>
<author>Deniz Turan</author>
</item>
 <item>
<title>Biz ikinci Sinifmiyiz</title>
<description>14 yilim Avusturya da gecti bu süre zarfi icinde cok mücadele etmem gerekdi ekmegini  calisip kazanmak zorunda olan tüm vatandaslarimiz gibi. O zamanlarda kurs aktiviteleri bir ayricalikdi almancayi evde kitaplardan ögrenmeye calisdim. 3 yil gecince bir is buldum ve calisma hayatinin icinde buluverdim kendimi. Kitaplardan ögrendigim bilgileri pratige dökme sansina sahip oldum. Birileri takdir etti, birileri elestirdi ya almancadaki gramer hatalarimi ya da bu kadar erken Avusturyalilarla kaynasmis olmami...  Takmadim cogu zaman kimseyi ben bendim, amaclarim vardi ve ulastim yada ulastigimi sandim. Bugün icimdeki ikilemlerimin günü. Tesadüfen elime gecen bir gazete de söyle yaziyordu: Avrupa capinda en fazla yabanci düsmanliginin yaygin oldugu ülke Avusturya idi. Ancak bu Almanyadaki gibi acik yapilmadigindan bircok kesimde adi gizli düsmanlik olarak belirlenmisdi. Cok enteresan Schwechat yolu üzerinden havaalanina ulasmaya calisiyoruz bir kis günü yolun hemen solunda bir anit görüyorum, kocaman bir tas üzerine yazilmis olan kelimeler yillar gecmesine ragmen beynime kazilmis. Polis kayitlarina göre suc isleme oranlarinda yabancilar cok büyük bir farkla öndeler.  O zamanlar garip geliyor ancak zamanla farkediyorsunuz denilmek isteneni. Sürekli yabancilik kompleksinden uzak insan olarak yasamanin tadini cikartmaya calisdim Avusturya da. Ama sanirim beceremiyorum böylesi günlerde. Türk cocuklarinin,  Avusturyali cocuklari kendi kültürleriyle etkilediklrinden ötürü ayri bir sinifa konulup konulmamasi gerektigi hakkinda anaokulunda yapilan toplanti aklima geldikce, eskiden bulundugum ortamdaki Avusturyalilarin nasilda yillarca selamlarimizi karsiliksiz biraktiklarini düsündükce yada 4 ayri isyerinde calismama ragmen sadece Italyanlarla uyum icinde calistigim aklima geldikce ister istemez her iki topluma da elestiri oklarimi yöneltiyorum beynimde. Ise baslamamin üzerinden 4 ay gecmesine ragmen, hersey yolunda gidiyor diye kendi kendime dikte etmeye calistigim pozitif düsüncelerim son zamanlarda beni yalanlar oldular. Birkac hafta önce calistigim magazanin sahibi magazaya geliyor ve benimle konusmak istedigini söylüyor.  Saygiyla ve merakla dinlemeye basliyorum birazda etkisinden kurtulamadigim hastaligimdan ötürü ilaclarla ayakda durmaya calisiyorum. Sessiz sedasiz... Birden elestiri oklari beynimi birer birer delmeye basliyorlar. Önce benden söze giriyor “ Esimle sizin hakkinizda bir karara vardik, bize göre siz bu denli güleryüzlü olmanizin altinda baska seyler tasiyorsunuz” Bunlari derken yüzüme bakmiyor. Bense herhalde kovulmanin esigindeyim diye düsünürken tepki göstermeden sözlerine devam ediyor. “ Bizler yanimizda calisan insanlarin herseyiyle ilgileniriz, özel hayatlarinizda ola her türlü sorun isnize de yansiyacagindan sizin özel sorunlariniz elbetteki bizi de bir yerden sonra ilgilendirir”.  Ve ekliyor “ simdi bana anlatmak istediginiz bir sorununuz varsa dinlerim”...  “ Herkesin vardir biryerlerde sorunu ancak ben ise gelirken sorunlarimi bu kapinin disinda birakmayi yeglerim diyorum”.  Peki diyor konuyu baska yönden ele alacagim. “ Farkli bir kültürde yetismis biri olarak Avusturyalilari nasil degerlendiriyorsun? Mesela mini etek giymis bir bayan gördügünde, yada birazda olsa cinsellik kullanilarak asilmis plakatlari görünce ne düsünüyorsunuz? Sizce normalmi? </description>
<link>https://www.antoloji.com/biz-ikinci-sinifmiyiz-siiri/</link>
<guid>237268</guid>
<pubDate>2005-03-02T20:27:00+03:00</pubDate>
<author>Deniz Turan</author>
</item>
 <item>
<title>Kuslar ucar..</title>
<description>Kuslar ucar, kuslar ucar, Kuslar ucar ben kosarim, Ben kosarim, ben kosarim, ben kosarim Kuslar ucar......  Onlarin kanatlari var, benim kanadim kollarim, </description>
<link>https://www.antoloji.com/kuslar-ucar-siiri/</link>
<guid>237267</guid>
<pubDate>2005-03-02T20:21:00+03:00</pubDate>
<author>Deniz Turan</author>
</item>
 <item>
<title>Ama Ne Kopter</title>
<description>Kocaman bir kus catilarin arasinda büyük bir gürültüyle dönüp duruyor. Biz cocuklar oyunumuzu yarida kesip, basimizi gökyüzüne kaldirdik ve kirmizi catilarin üzerinde dönüp duran büyük kusu izlemeye koyulduk.  Beynim sulandi ben serceyi ve kargayi bilirim ama bu büyük kus u daha önce hic  bugday tarlalarinin üzerinde ucarken görmedim. Dedemler basak tarlalarinda kargalar ekinleri  yemesin diye  ici samandan, fötr sapkali, kocaman elli  korkuluklar dikerler. Eklem yerleri yok diye mi korkar kargalar onlardan ben gibi. Ben yokken bu büyük kus gitmis olmali ekin tarlalarina,  o da korktu ondan besbelli.ondan korkusuna bir daha ugramamis olmali ki ben göremedim. Kargalar daha cesaretli bundan, korkuluk olsada tarlanin ortasinda, ucundan, kiyisindan ekinleri yine dideleyip birakirlar uzun gagalariyla.  Birkez televizyondan duymustum bu kusun adini.  Helikopter!  Cevredekiler seslerini yükselttiler Alikopter.....! - Yok ben televizyondan Helikopter diye duydum bunun adini... Eee bu kadar insan yalanmi söylüyor yani Alikopter deyipte. Ali yi ders kitaplarimdan biliyorum. Ali topu tut. Birde Veli yi bilirim arkadasi, Ali topu atinca, Veli olanca hiziyla topa kosar ve tutar.  Daha gecen hafta ögrendik bunu Ali topu at! Veli topu tut!  Hic  ayrilmazlar resimli ders kitaplarimda birbirlerinden.  Yok hayat Ali ve Veliyle basladi. O zaman bu Heli kimki? ? ? Bu kusun adi Helikopter olsun.. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ama-ne-kopter-siiri/</link>
<guid>237266</guid>
<pubDate>2005-03-02T20:15:00+03:00</pubDate>
<author>Deniz Turan</author>
</item>
 <item>
<title>Kavanozdaki Baliklar</title>
<description>Minik kiz elindeki  eti puf kutusunu sari balcik rengindeki bulanik suya ani bir atakla daldirip cikartti.  Gözlerinin ici piril piril parliyordu. Iste o cok sevdigi baliklara en sonunda o da sahip oldu. Simdiye degin siyah, beyaz  televizyon programlarinda izledigi siyah beyaz balikli akvaryumdan, artik o da bir tane yapabilirdi.   Kafalari büyük elips seklinde, kuyruklari incecik ve renklerden nasibini alamamis minik baliklarini, güzelce yikayip temizledigi salca kavanozunun icindeki suya büyük bir özenle saliverdi. Ah! .... öylesine ahenkle yüzüyordu ki kücük baliklar.  Onlar ne yerdi? Ne icerlerdi? Her sabah parlayan günesin ilk isiklarinda kalkip baliklarinin biraz daha büyüyüp büyümedigini kontrol ediyordu.  Gün icerisinde de gittigi her yere annesinden gizli minik salca kavanozunu tasir olmustu. Baliklarin canlarinin sikilacagini düsünerek icine biraz cakil tasi toplamis, birkac kuru, incecik dal parcalariyla kavanozun görünümünün gercek bir akvaryuma benzemesi icin elinden geleni yapmisti.  Bir sabah uyandiginda  minik baliklarinin sekillerinin oldukca degismis  oldugunu farketti.  Sonra boynunu bükerek,  minik kavanozuyla birlikte yine o balcik sarisi suyun yanina gitti. Kavanozun kapagini acti, gözyaslari icerisinde  sekilsiz, sevimsiz  ama onun  tüm dünyasini olusturan siyah ayakli baliklarini birkez daha hic öldürmeden, büyütmüs olmanin gururu icerisinde büyük insaat cukuruna  birakiverdi.  Annelik görevini yerine getirmis, onlari ayaklari cikincaya kadar gözetip korumustu.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/kavanozdaki-baliklar-siiri/</link>
<guid>237265</guid>
<pubDate>2005-03-02T20:10:00+03:00</pubDate>
<author>Deniz Turan</author>
</item>
 <item>
<title>Biz Bir Aileyiz</title>
<description>Bosuna yasamak, kimsesiz yasamaktir aslinda. Neden en cok icim acidiginda annemi ariyorum yanimda, Kabuslarimdan adini sayiklayarak uyaniyorum... Kardesim dedigim sevgi hüzmesinin elini tutuyorum. Ona göre saclarini en güzel ben tariyorum, Kusursuz yasiyorum hayatimi, Polyanna adli romanin sahici kahramani. </description>
<link>https://www.antoloji.com/biz-bir-aileyiz-siiri/</link>
<guid>237263</guid>
<pubDate>2005-03-02T20:05:00+03:00</pubDate>
<author>Deniz Turan</author>
</item>
 <item>
<title>Dumanim</title>
<description>Kimbilir kackez dedim de, bir kör edemedim onu, Ne ben dedim diye köroldu, ne de ben istedim diye toz. Olan sana oldu.   Cigerine aciyorum, cigeri bes para etmez dediklerine degil! </description>
<link>https://www.antoloji.com/dumanim-siiri/</link>
<guid>237261</guid>
<pubDate>2005-03-02T19:56:00+03:00</pubDate>
<author>Deniz Turan</author>
</item>
 <item>
<title>Sevgin Sabrimda Gizli</title>
<description>Bir, iki, iki adim bir metre olyuor ben atinca, Bahce merdiveninden cikiyorum önce agirca, Boynu bükük, yalniz   lamba, bir cücenin boyunca.  Mesafeleri neden kat ederim sanirsin hic durmadan deli gibi? Neden gönlüm hasretine  bu kadar sabirli sanirsin? </description>
<link>https://www.antoloji.com/sevgin-sabrimda-gizli-siiri/</link>
<guid>237259</guid>
<pubDate>2005-03-02T19:49:00+03:00</pubDate>
<author>Deniz Turan</author>
</item>
 <item>
<title>Kaybolmak</title>
<description>Kardelen olsam kayada acsam, Rüzgara firtinaya hic aldirmasam,  Bir bulut olsam göklere ciksam, Gözyasimi akitip hemencik kacsam.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/kaybolmak-5-siiri/</link>
<guid>236657</guid>
<pubDate>2005-02-28T01:56:00+03:00</pubDate>
<author>Deniz Turan</author>
</item>
 <item>
<title>Huzur</title>
<description>Ayaklarim agir agir gidecek lavaboya, Basimi kaldirip bakacagim aynaya, Saclarim kurtulacak düstügü esaretten, Yüzümde cizgiler memnun yillarca beklemekden.  Huzur kayip bir cocuk, yorulmus boynu bükük, </description>
<link>https://www.antoloji.com/huzur-27-siiri/</link>
<guid>236654</guid>
<pubDate>2005-02-28T01:47:00+03:00</pubDate>
<author>Deniz Turan</author>
</item>
 <item>
<title>Düsümde Seni Gördüm</title>
<description>Bu bedbaht kalabalik keserse ugultuyu, Büyük bir sihirle perice acacak bu kutuyu. Bir gören bir daha görmek isteyecek, Günesin dogusunu herkes senden bilecek.  Ben sütten ak gelinligimle ak sütun gölgesinde, </description>
<link>https://www.antoloji.com/dusumde-seni-gordum-3-siiri/</link>
<guid>236653</guid>
<pubDate>2005-02-28T01:36:00+03:00</pubDate>
<author>Deniz Turan</author>
</item>
 </channel>
</rss>
