<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Deniz Şahinoğlu Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Düdai</title>
<description>H-Hal ilmine vakıf olan pervane Erenler Şirvanı barkı Hüdai Yürek bahçesinden güller bigâne Derenler ceminin farkı Hüdai  Ü-Ümmi iken arif eder insanı </description>
<link>https://www.antoloji.com/dudai-siiri/</link>
<guid>3506408</guid>
<pubDate>2023-09-09T23:56:00+03:00</pubDate>
<author>Deniz Şahinoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Mermer taşa çakar kazık</title>
<description>Mermer taşa çakar kazık Gezer aklı üryan ile Buna adam dersem yazık Yanında ısırgan ile  Avazıyla göğü yarar </description>
<link>https://www.antoloji.com/mermer-tasa-cakar-kazik-siiri/</link>
<guid>1550204</guid>
<pubDate>2011-04-30T01:36:00+03:00</pubDate>
<author>Deniz Şahinoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>İnsanlık</title>
<description>Çocuğun yanında akbaba bekler Söz bitmese bile biter insanlık Bir deri bir kemik zorla emekler Leşin kokusunda tüter insanlık  Sürüler içinde yürekler ıssız </description>
<link>https://www.antoloji.com/insanlik-75-siiri/</link>
<guid>1215019</guid>
<pubDate>2009-07-07T19:53:00+03:00</pubDate>
<author>Deniz Şahinoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Korkuyorum</title>
<description>Gözlerinin kenarından Dolaşmaya korkuyorum Yosun tutmuş akan yaşa Bulaşmaya korkuyorum </description>
<link>https://www.antoloji.com/korkuyorum-345-siiri/</link>
<guid>1135099</guid>
<pubDate>2009-03-03T01:34:00+03:00</pubDate>
<author>Deniz Şahinoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>İnsan bazen yakındakini de özler...</title>
<description>Tabii ki yaşayacağız özlemeyi, özlenmeyi bu hayatı sindire sindire... Güneş doğuşuyla her gün yeniden başlayıp, umutlarımızın peşinde sürükleneceğiz. Her özlediğimizde yaşama sevincimizin kat kat arttığının da farkına varmadan.  Sahi ya insan yanındakini nasıl özler? Aslında uzaktaki özlenmez mi?  Anne, baba, kardeş, sevgili, memleket vs. Özlemek eğer kısa bir ayrılıktan mecburi hasretten ibaretse sevgiye sevgi katar karşılıklı duygularınızı ister mektupla ister telefonla isterseniz gözlerinizi kapatarak ve onu düşünerek rahatlıkla anlatırsınız siz sevgilisinizdir. Mecburi ayrılığınız bitince kavuşacaksınızdır. Ama birde severek ayrılmışsanız sevdiğiniz başka şehirde de olsa yan sokağınızda da ayrısınızdır özleminiz arttıkça artar hasretinizi ne bir mektup ne bir telefon yeter anlatmaya ne söyleseniz boştur işte asıl özlem hasret budur bir gün ölümde yada yaşamda kavuşmayı düşünüp acılarınızı dindirmeye çalışırsınız. Ama gel gör ki yanındaki.. Özlemin en acı olanı, içini en çok yakanı da nedir biliyor musun? Yanındakini özlemek! İnsan yanındakini nasıl özler ki? Öyle bir özler ki bakar göremez, dokunmak ister sanki elektrik çarpacakmış da ondan korkar... Özleten yanındaysa özlenir işte... Öyle özlenir ki, o özlemi bastırmak için sık sık yanından uzaklaşılır. Çünkü, ona olan özlem dışa vurulamaz. Feryat edilemez. Hatta onunla onu özlediğini bile söylenemez. Şöyle oturup bir-iki kadeh içip içini bile dökemezsin. Sanki derin bir çukurun içinde debelenirken başında elinde silahla bekler bazen. Bir de bakmışın ki bir elini uzatmış. Umutla uzatırsın elini.. öbür eline sakladığı bıçağı görmezden gelip, ölümü doğal karşılarsın. Ölümün zamansız olmadığına inanmaya çalışarak… Alırsın onca elektriği ama veremezsin bir türlü… Özlersin en derinden en yakınını… Çünkü ya sen çok fazlasın ona, ya da hiç. Artık o kadar çok özlersin ki, biraz da özlenmek için çekilirsin kabuğuna. Ne mi olur? Saklambaç oynarken, sen herkesin seni aradığını zannederek zor bir yere saklandığında, oyunun bitip herkesin eve dağılması gibi; Sen saklandığın yerden çıktığında oyunun çoktaaan bitmiş olduğunu görmen gibi… Sonra canın bir kez daha yanar derinden.  Canımızı yaksa da, gözümüzü acıtsa da, yolumuza çıksa da işaretsiz bir kavşak her yerden tabii ki devam edeceğiz her zaman özlemeye... Özlemem diyemezsin, çünkü sen ya kurduğun hayalini yaşamıyor, ya da yaşarken hayal kurmuyorsun. Katıksız bir acı çekmek. en kötü tarafı acaba özlediğiniz kişi de sizi özlüyor mu diye düşünmek ve olumsuzu düşünüp daha fazla acı çekmek..  </description>
<link>https://www.antoloji.com/insan-bazen-yakindakini-de-ozler-siiri/</link>
<guid>1005151</guid>
<pubDate>2008-08-17T01:59:00+03:00</pubDate>
<author>Deniz Şahinoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Diyerek...</title>
<description>Noelleri Arap’ın dansözüyle Kutladık ne mutlu Türk’üm diyerek Zaman bilgisayar çağı sözüyle Atladık ne mutlu Türk’üm diyerek  Edilen vaatler yormaz çeneyi </description>
<link>https://www.antoloji.com/diyerek-4-siiri/</link>
<guid>874330</guid>
<pubDate>2008-01-01T02:51:00+03:00</pubDate>
<author>Deniz Şahinoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>EN’LER ve BİLGİ BİRİKİMİMİZ</title>
<description>Eskiden mahallenin “en”i olmak mühimdi. Mahallenin “en” iyi kahvehanesi, mahallenin “en” zengin bakkalı, mahallenin “en” güzel kızı, mahallenin “en” bıçkın delikanlısı… Derkeen, işler büyüdü. Git gide Ankara’nın “en” güzel sineması, İstanbul’un “en” büyük oteli demeye başladık. Sıra Türkiye’ye gelmişti.  Türkiye’nin en becerikli iş adamı, yatırımcısı, inşaatçısı, bankası, Türkiye’nin en gayretli ihracatçısı, iddiaları çıktı… Henüz 70’lerdeyiz... 80’lerde, Balkanlar da Orta doğuda en büyüklerini konuşur olacağız. Adnan Menderes, Süleyman Demirel Turgut Özal’ın çaldığı mayalar tutuyordu. Hayaller, istikametler dişileşmeye başladı. veee, Dünyanın en büyük 20 ekonomisi arasına dâhil olacağız. Dünyanın en yaman 5 ordusundan birine de sahip olacağız. Turizmde 100 metreyi 10 saniyede koşacağız derken 2000’lere yaklaşırken yine klasikleşmiş KÜÜTT! Neler mi oluyor? Yine en büyük krize en berbat enflasyona, en yüksek borçlara merhaba dedik… Yatıp ölelim mi peki? Ne münasebet? Mahallenin en güzel kızları defalarca Avrupa’nın ve dünyanın en güzel kızları olmadı mı? Umut kesmek yok. Çünkü Menderes’in Demirel’in ve Özal’ın mayası tutmuş peynir olma yolundaydı, oldu da... “Benim memurum, benim işçim yolunu bulur anayasa bir kere delinmekte bir şey olmaz“ dı…  Dünyanın en çok yürüyüş yapanları arasında ilklerdeydik. “ Yürümekle yollar aşınmaz, dün dündür bugün bu gündür” hatta akşam ana haberlerde sayısı milyonlara vardığını da gururla söylenir olmadık mı? </description>
<link>https://www.antoloji.com/en-ler-ve-bilgi-birikimimiz-siiri/</link>
<guid>839200</guid>
<pubDate>2007-10-30T23:48:00+03:00</pubDate>
<author>Deniz Şahinoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Memed'im</title>
<description>Anası Cesika babası Ali  Bir ağladı birde güldü Memed’im Ne kimliği belli ne de vebali Böyle ortalıkta kaldı Memed’im  Fakirlere umut verdi Almanya </description>
<link>https://www.antoloji.com/memed-im-2-siiri/</link>
<guid>823602</guid>
<pubDate>2007-10-03T01:07:00+03:00</pubDate>
<author>Deniz Şahinoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>17 Agustos</title>
<description>On yedi ağustos ders alma günü Uyanın ha beyler başı kaldırın Bir kaçının daha çıkmadan canı Sokun elinizi taşı kaldırın  Kimi çökmüş kimi yatmış binalar </description>
<link>https://www.antoloji.com/17-agustos-12-siiri/</link>
<guid>792266</guid>
<pubDate>2007-08-12T16:08:00+03:00</pubDate>
<author>Deniz Şahinoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Tüh sana</title>
<description>Kedi oldun farelerle oynaştın Utanmaza rezil oldun tüh sana Damdan dama kaç tekirle kaynaştın Utanmaza rezil oldun tüh sana  Hemencecik dostum dersin birine </description>
<link>https://www.antoloji.com/tuh-sana-siiri/</link>
<guid>779469</guid>
<pubDate>2007-07-20T23:03:00+03:00</pubDate>
<author>Deniz Şahinoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Beklemez</title>
<description>İş takibi yapar imzalı kartlar Saygı görür önde sıra beklemez Yurdu sarmalamış onulmaz dertler Otanazi ister yara beklemez  Akıllının biri deldi yasayı </description>
<link>https://www.antoloji.com/beklemez-2-siiri/</link>
<guid>718916</guid>
<pubDate>2007-04-15T00:53:00+03:00</pubDate>
<author>Deniz Şahinoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Ismarlama bir şiir</title>
<description><imagesrc='http://www.antoloji.com/siir/media/56/www_antoloji_com_628956_624.JPG<image src='  Kantara otursa bozulur ibre Kilosu yüz kırkı geçmiş sonunda ınhlasa çıkarır bir kamyon gübre Helâsı dibinden göçmüş arkadaş </description>
<link>https://www.antoloji.com/ismarlama-bir-siir-siiri/</link>
<guid>628956</guid>
<pubDate>2007-01-10T23:04:00+03:00</pubDate>
<author>Deniz Şahinoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Salıncak</title>
<description>Küçükken salıncaklara olmadı faydam İşte bundandır darağaçlarına sevdam  Kollarına salıncak kurayım Kucağımda çocuk Parmaklarına kukla değil haysiyeti uçuk </description>
<link>https://www.antoloji.com/salincak-32-siiri/</link>
<guid>607998</guid>
<pubDate>2006-12-15T21:10:00+03:00</pubDate>
<author>Deniz Şahinoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Memleket hali</title>
<description>Memlekette renkli lambalar yandı Güllük gülistanlık sanan sanana Faturanın ucu geldi dayandı Eyvah la meyvahla yanan yanana  Kurusıkı atar gördük kovboyu </description>
<link>https://www.antoloji.com/memleket-hali-2-siiri/</link>
<guid>607996</guid>
<pubDate>2006-12-15T21:06:00+03:00</pubDate>
<author>Deniz Şahinoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>İsmi yok</title>
<description>Gövdemin öbür yanı, uyar mı el dokusu Kime gidersin gülüm, tenin Deniz kokusu  Sıra sende diyordun, açtın işte arayı Yarı yolda umut çal, yüzüne de karayı  </description>
<link>https://www.antoloji.com/ismi-yok-7-siiri/</link>
<guid>607993</guid>
<pubDate>2006-12-15T21:02:00+03:00</pubDate>
<author>Deniz Şahinoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Açtım kollarımı</title>
<description>AÇTIM KOLLARIMI  açtım kollarımı avuçlarım çivili açtın kollarını döşün diken bakışların gez göz ve dudaklarından </description>
<link>https://www.antoloji.com/actim-kollarimi-siiri/</link>
<guid>580451</guid>
<pubDate>2006-11-12T19:49:00+03:00</pubDate>
<author>Deniz Şahinoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Anne</title>
<description>ANNE  Her sigaram ortadan ıslanır Akşamlar yastığım Odamda kulaklarımı sağır eden uğultu Sonra çınlamaya başlar </description>
<link>https://www.antoloji.com/anne-315-siiri/</link>
<guid>580439</guid>
<pubDate>2006-11-12T19:41:00+03:00</pubDate>
<author>Deniz Şahinoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Savaşlar</title>
<description>Şafak vakti şebnemlere doğarken  Gün değişti değişmiyor savaşlar Kara bulut beyaz dağı boğarken Dün değişti değişmiyor savaşlar  Dünya malı ne tapudur ne zimmet </description>
<link>https://www.antoloji.com/savaslar-4-siiri/</link>
<guid>580286</guid>
<pubDate>2006-11-12T16:20:00+03:00</pubDate>
<author>Deniz Şahinoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Gitmem gerek</title>
<description>kaldır burnunu kokla havayı yosun kokuyorsa bil ki denizin geliyor işte o deniz yakamoz düşmemiş bir deniz gözlerinin içinde unuttuğu </description>
<link>https://www.antoloji.com/gitmem-gerek-3-siiri/</link>
<guid>556130</guid>
<pubDate>2006-10-10T00:05:00+03:00</pubDate>
<author>Deniz Şahinoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Vuruldum</title>
<description>vuruldum uzanmış yatıyorum yaşam içimde doğrulup ardıma baktığımda önümdeki hayattan daha uzun gelmişim silgim kalemim önce bitmiş bir güneş gibi </description>
<link>https://www.antoloji.com/vuruldum-18-siiri/</link>
<guid>556122</guid>
<pubDate>2006-10-10T00:01:00+03:00</pubDate>
<author>Deniz Şahinoğlu</author>
</item>
 </channel>
</rss>
