<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Demet Taşocak Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Herkes birbirini biliyor, fark etmeden kayboluyor dük...</title>
<description>duran ancak duranı duyabiliyor, görebiliyordu. her ayağın sağlam bastığı her defa, kırmak ya da kırılmak zor ve birdendi. bu olduğunda parçaları öğütmek zaman aldığından ne kadar güneşte ne kadar rüzgarda kaldığı mahsulatı etkiliyor, ısınıp kavrulan sonra soğuyan eylemci de yağmurla katılıyordu. yer, yerin altında olmadığı bir anda, kumlar yerinde duramayıp herkes oldu. herkes herkese kavuşup oynamaya başladı. aşırı hareketlilikten ısınan sıcaklık, küçüklüğü, yokluğu ve mesafeyi unutturmuştu. hatırlayamadıklarını derinden hissedenler için dünya büyüdü, gökyüzü ulaşılmaz bir hal aldı. bir açık göze bin açık söz feda idi.  burada işler hep böyle yürür dedim, hep böyle yürümese de </description>
<link>https://www.antoloji.com/herkes-birbirini-biliyor-fark-etmeden-kayboluyor-duk-siiri/</link>
<guid>2291491</guid>
<pubDate>2016-10-30T01:36:00+03:00</pubDate>
<author>Demet Taşocak</author>
</item>
 <item>
<title>Üzgünüm mecnun</title>
<description>Hüzzamla nihaventlendim ben de çok üzüldüm sadettin dede. Güz e kelimesiz söylenerek başladın demidir gülün deyip devam ettik Tutma yanarsın diye tadı başka bardaklara sardık, ince belliyi piyaleden saydık da Niye bilmiyor dedin vecdi abi, karanlıkta kaldık. </description>
<link>https://www.antoloji.com/uzgunum-mecnun-siiri/</link>
<guid>2288645</guid>
<pubDate>2016-10-20T19:44:00+03:00</pubDate>
<author>Demet Taşocak</author>
</item>
 <item>
<title>Ve o ve</title>
<description>gönül dağından ya da saltanat popolarından tek ısırık tutturmak mı, tatmak mı zor... anımsadığımı bildiğim var bir şey var. felek elma diyor kabak çıkıyor, sürekli ağzımdan kaçırınca çok eziyet veriyor. ısırılınca geçer diyor. beni eyliyor sanırım.  sallanıyor veyahut sallandırılıyorum. bilmeden selam veriyorum... </description>
<link>https://www.antoloji.com/ve-o-ve-siiri/</link>
<guid>2285394</guid>
<pubDate>2016-10-08T19:47:00+03:00</pubDate>
<author>Demet Taşocak</author>
</item>
 <item>
<title>Zor soruları büyütmeyelim, yeşillenelim</title>
<description>coşkuyla yaşananlara kaza dediğimizde canımız yanmaya başladı. önce acıyla sonra şefkatle silahlanabildik. mühimmatları tanıdık, samimiydik. savunmayı öğrendiğimizde hatırladığımız pek az insanın gerçek olduğunu bildik. epey vakit geçirdik. yüksek sevgi ya da nefret ihtiyacıyla başa çıkabilmek için insanın içi dışına çıkmalıydı.bu cesaret gerektirirdi, kolay iş değildi. işlem sırasında akla gelmedik beklenilmeyen yığınlar oluşuyordu. yığının muhteviyatı çeşitlilik gösteriyordu.bu savaş halinde sıkılganlar ya da saldırganlar birbirine üstünlük sağlayamıyor, kazanan bilinemiyordu. eşitlik çok nadir ve değerli bir şeydi. tam olarak kişinin elinde olmayan bütüne ait ama kişilere özeldi. biraz daha matematik ile etliye sütlüye karışmayan az biraz geridekileri önemseyen bir yönetim şarttı. fakat herkes istisnasız imtiyaz belgesi istiyordu. herkes durmadan kaybediyordu. ben kalbi açık bir bencilim, açgözlüleri ve pısırıkları sevmez, coşkuya inanırım. ve şaşkın bir işbirlikçiyim, </description>
<link>https://www.antoloji.com/zor-sorulari-buyutmeyelim-yesillenelim-siiri/</link>
<guid>2264382</guid>
<pubDate>2016-07-09T18:07:00+03:00</pubDate>
<author>Demet Taşocak</author>
</item>
 <item>
<title>Herşey saydam ve esnek görünüyordu</title>
<description>A- bekleme kurtarılmayı kalabalıkla geç kaldıkça olsa da uzun dalgalar, hava alınan tüm tüneller girdaptır, sarsar herkesi içinden çıkar, içindekileri </description>
<link>https://www.antoloji.com/hersey-saydam-ve-esnek-gorunuyordu-siiri/</link>
<guid>2264249</guid>
<pubDate>2016-07-08T22:26:00+03:00</pubDate>
<author>Demet Taşocak</author>
</item>
 <item>
<title>Yok daha neler</title>
<description>YOK DAHA NELER büyük sözler kimin umrundaydı. bir sonuca varmak için bir yere varmak gerekmiyor, diyaloglar çoklukla monologlara benzerken insan sadece kendini tanıyabilir deniyordu. bu esnada akıl sadece kendini tanıyanı tanıyabilir diye zavallı bir hükme takılıverdi. sonrası bulanıktı, halbuki güzel başlamıştı. hiçbir şeyin popüler olmasını önleyemedi, zaten istenilen bu değildi. okunaksızlık ya da gizli içerik arşivleri fındık fıstıkla doluydu. bu durum çözülemeyen sorunları beraberinde getiriyor. her şey tahminle biliniyor, iyi başlayan şeyler yağmalanıyordu... sen ne anlatıyorsun bakışları arasında öncelikle ödevlerini unutmuş öğrenci misali sonra da ya aldatılmışsak gibi, aynı külü eşelediğini fark etti. bilenler susup gidiyor yerine yenileri gelip konuşuyordu. bu hep böyleydi. bu durumla cinsel arzularını kullanarak başa çıkamazdı. hafızada bir tasarruf değildi. istikbalinin karanlıklarında günah ve erdem arasında bir ara kablosu oldu. bekleyip görmek lazımdı </description>
<link>https://www.antoloji.com/yok-daha-neler-3-siiri/</link>
<guid>2263272</guid>
<pubDate>2016-07-03T03:55:00+03:00</pubDate>
<author>Demet Taşocak</author>
</item>
 <item>
<title>Arı</title>
<description>Yaprakların gölgesinde güvendeydik. Anlamsız rüzgar yolumuzu şaşırtamazdı. Henüz çiçekle karşılaşmamıştık. Aç ve balsızdık.  Bir ses, bize çiçeğin öğlen uykusunda olduğunu, uçmayıp sırtüstü yatmamız gerektiğini söyledi. Uyuyor uyanıyorduk, yavru arılar vızıldıyordu, </description>
<link>https://www.antoloji.com/ari-35-siiri/</link>
<guid>2226192</guid>
<pubDate>2016-02-29T23:31:00+03:00</pubDate>
<author>Demet Taşocak</author>
</item>
 <item>
<title>Çok</title>
<description>geceyle tuz var suyla sabah ne kadar çürüse de direnen otlar. mutlu olmak istiyorum, az ritm az yerleşik alan yığınla kul var davul,yeminle yıldızlara uçmak var. </description>
<link>https://www.antoloji.com/cok-35-siiri/</link>
<guid>2210801</guid>
<pubDate>2016-01-14T02:22:00+03:00</pubDate>
<author>Demet Taşocak</author>
</item>
 <item>
<title>Bunları bilmez değildim</title>
<description>çimlerde özgürce koşturacak birbirimize baskı yapmayan insanlar olacaktık bazen taşlar rutubetten bazen ateşten dağılıyordu sağ ve sol duyular birbirine hızla karıştığında bütünlük, bize hop oturup hop kalkmamızı söyledi durdu </description>
<link>https://www.antoloji.com/bunlari-bilmez-degildim-siiri/</link>
<guid>2173483</guid>
<pubDate>2015-09-21T01:24:00+03:00</pubDate>
<author>Demet Taşocak</author>
</item>
 <item>
<title>Berhayat</title>
<description>gecikmenin zararı yoktur yazları geceleyin  gündüzleyin ısıtarak yalayan yağmurun esvabın önemsizliği. en güzel hüzünler, güzleri kelimesiz söylenerek başlar </description>
<link>https://www.antoloji.com/berhayat-siiri/</link>
<guid>2166292</guid>
<pubDate>2015-08-23T23:29:00+03:00</pubDate>
<author>Demet Taşocak</author>
</item>
 <item>
<title>İçidışıbirdirbirin</title>
<description>Unutmadan küflenen yeşil maharetliymiş.  Mavi kesilmez, kırmızı dudaklar soru sormaz, cevap vermezmiş. acıyla bağıran yürekler düşle uyutulup haşhaşla yenir olmuş... </description>
<link>https://www.antoloji.com/icidisibirdirbirin-siiri/</link>
<guid>2130984</guid>
<pubDate>2015-05-27T00:11:00+03:00</pubDate>
<author>Demet Taşocak</author>
</item>
 <item>
<title>Mavi</title>
<description>veryansın cümleler kuramıyorum böyle düşünmeyin çorağına karşı vaaz mutluluğa balık gözü her iç geçirişte kendine gül ki köprünün yükü ağır, yay gibi gergin denizde serbest gülüş mesafesinde </description>
<link>https://www.antoloji.com/mavi-329-siiri/</link>
<guid>2088006</guid>
<pubDate>2015-01-24T14:48:00+03:00</pubDate>
<author>Demet Taşocak</author>
</item>
 <item>
<title>Alaska da frıgo yemek gibi olur, sevmek</title>
<description>kalbe çekilmenin zamanı mı olur, kalp kendi bilir sana ne... zaman zati tuhaf oyunlar oynar, kar vakti alev alır toprak taşır karı içinden yanınca bilirsin, başın yüzün kızarır kar yağar düşmemek için, usulden sanırsın.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/alaska-da-frigo-yemek-gibi-olur-sevmek-siiri/</link>
<guid>2081236</guid>
<pubDate>2015-01-06T16:37:00+03:00</pubDate>
<author>Demet Taşocak</author>
</item>
 <item>
<title>Tesadüftür ki bu zamanların tadı başka bardaktadır</title>
<description>gecikmenin zararı yoktur yazları geceleyin  gündüzleyin ısıtarak yalayan yağmurun esvabın önemsizliği tatlı serinliğinde yanmak gecenin buram buram demidir, güllerin kıskanmayı bekleme yağmur, serinliğimizdir </description>
<link>https://www.antoloji.com/tesaduftur-ki-bu-zamanlarin-tadi-baska-bardaktadir-siiri/</link>
<guid>2054862</guid>
<pubDate>2014-10-22T19:02:00+03:00</pubDate>
<author>Demet Taşocak</author>
</item>
 <item>
<title>Dile</title>
<description>pek çok şey oldu zaman   gül mizaçlar göğsün altında kapanmaz  görmez bakışlıyı denerim. inandıramam  </description>
<link>https://www.antoloji.com/dile-13-siiri/</link>
<guid>2034848</guid>
<pubDate>2014-08-25T02:11:00+03:00</pubDate>
<author>Demet Taşocak</author>
</item>
 <item>
<title>Çerçevenin içine etmek mi sıçratmak mıydı önemli olan</title>
<description>şarapları ağzıyla açarmış, mantarın kokusundan baygın. doğal yoldan işitme cihazı yüksek seviyede duyarlı, yüksek ihtimal kör birinin yüzünde ki kolay sevgili bulabilme sırıtkanlığına takılmıştı gözüm. boşboğazlığın üzerine gitmelere bayılıyor, güç bela edindiği kötü adam şöhretiyle, muhatabı malum, yumuşak ortamda kedi edasıyla dolanıyordu. aslında böylesi açık posizyonlarda kimse davete tek başına gitmemeliydi. onunla uzun aralıklı, kısa sohpetler ortasında bir çerçevenin içine konuldum, oysa ki konu çerçevenin dışıydı. bende onu bir nevi efesle aynı çerçevenin içine koydum. içerisi oldukça kalabalıktı, kendisine rastlamadım. orada unutulmuş olanların sıkışık nizam istiflendiklerini gördüm. edebi unutmamıştım, önce koşar adımla sonra uçarak oradan uzaklaştım, yokluğum hissedilmemişti. usta bir manolya ağacının dallarına denk geldim, doğru yolda mıyım diye sordum. yol gidenindir dedi, ama önce beni budalamalısın...karşılığında ondan baharatsız rakılı cacık istedim. fazla da içmemek lazımdı, sonra gölgesinde uyumuş, tembellik hakkımı kullanmıştım...duranı duran duyardı, yola koyuldum... </description>
<link>https://www.antoloji.com/cercevenin-icine-etmek-mi-sicratmak-miydi-onemli-olan-siiri/</link>
<guid>2027192</guid>
<pubDate>2014-07-31T01:04:00+03:00</pubDate>
<author>Demet Taşocak</author>
</item>
 <item>
<title>Ev bark oteli</title>
<description>Hayat su ile tedavi ediliyordu;  Bize ileriye bakmamız söylenmişti Dõnmeyecektik Yol gidenindi, Gelenindi de... </description>
<link>https://www.antoloji.com/ev-bark-oteli-siiri/</link>
<guid>2026958</guid>
<pubDate>2014-07-30T02:24:00+03:00</pubDate>
<author>Demet Taşocak</author>
</item>
 <item>
<title>Tepki</title>
<description>hep konuşulanlar arasında başka şeyleri düşünür gibi mahcup, ince renkli ağır gelen kaç türlü gözün içinde senin incinmeyen arsız ve utangaç bir yanın var daha da arsız olmaya yaklaşıp ayıp olacak diyen şaşkınlığın ve sınandığın telaşın, ciddi olamayacak itirafların var. sen, içi dolu dolu olan, içi başka türlü parlayan </description>
<link>https://www.antoloji.com/tepki-16-siiri/</link>
<guid>2019032</guid>
<pubDate>2014-07-05T19:15:00+03:00</pubDate>
<author>Demet Taşocak</author>
</item>
 <item>
<title>Mutlu</title>
<description>korku tatlı bir alay  alımlı çiçekler gibi tasasız içli ve alıngan bir uzaklık  yeri gelir bir temenna ile kendine gelir </description>
<link>https://www.antoloji.com/mutlu-18-siiri/</link>
<guid>1994668</guid>
<pubDate>2014-05-06T02:12:00+03:00</pubDate>
<author>Demet Taşocak</author>
</item>
 <item>
<title>Dikiz</title>
<description>açmış bir gülün dikenine dokunur musun bir dal budak goncanın körpesine dokundun, tek tek özenle koparmak eğlenceli bir merhametti koparılmak  tahammül edilemezdi ilk öpücük ilk acıdan daha gerçek </description>
<link>https://www.antoloji.com/dikiz-3-siiri/</link>
<guid>1984778</guid>
<pubDate>2014-04-10T12:04:00+03:00</pubDate>
<author>Demet Taşocak</author>
</item>
 </channel>
</rss>
