<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Davut Yıldız 2 Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Gulum</title>
<description>Sayki dilek tuttum seni Ve denize attim gulum  Sessiz sedasiz olume yuruyoruz. Bicak sirtindayiz. </description>
<link>https://www.antoloji.com/gulum-1006-siiri/</link>
<guid>3284758</guid>
<pubDate>2021-09-07T05:13:00+03:00</pubDate>
<author>Davut Yıldız 2</author>
</item>
 <item>
<title>Sevgili</title>
<description> Sevgili! Bana 18 yil 7 ay 13 gun borclusun Her sabah bir gunes Her aksam bir ay borclusun Bana gunduz ve gece borclusun </description>
<link>https://www.antoloji.com/sevgili-728-siiri/</link>
<guid>3271118</guid>
<pubDate>2021-07-23T15:08:00+03:00</pubDate>
<author>Davut Yıldız 2</author>
</item>
 <item>
<title>Oyle ozluyorumki</title>
<description>Oyle ozluyorum ki  bazen bir kelimenin peşine takılıp gidiyorum, beni nereye yazacağını bilmeden  birden kalemim olduğun aklıma geliyor </description>
<link>https://www.antoloji.com/oyle-ozluyorumki-3-siiri/</link>
<guid>3153312</guid>
<pubDate>2020-07-26T06:46:00+03:00</pubDate>
<author>Davut Yıldız 2</author>
</item>
 <item>
<title>Kabusum</title>
<description>KABUSUM  bazen bir kelimenin peşine takılıp gidiyorum, beni nereye yazacağını bilmeden  birden kalemim olduğun aklıma geliyor </description>
<link>https://www.antoloji.com/kabusum-2-siiri/</link>
<guid>3133940</guid>
<pubDate>2020-05-29T18:02:00+03:00</pubDate>
<author>Davut Yıldız 2</author>
</item>
 <item>
<title>Mektup -2 (mektuplar)</title>
<description>Sevgili,  Ne anlatmalı, sana sevgili…  Sana bir şeyler anlatmalı, içimden dışımdan bir şeyler. Neresinden başlamalı, nasıl yapmalı bilmem ki sevgili… Bilmem ki. Günler yaza vurdu rengini, ağaçlar çiçeğe, tomurcuklar sevmeye durdu, sıcak vurdu sıcak. Ben hep üşürüm, farkında mısın bilmem hala kısa kollu giyemiyorum. Hep üşürüm. Hastayım da kaç gündür, gözlerimden yanıksı sular dökülüyor, kulağıma kursun dökülür gibi. Akşam Amado’nun “gecenin çobanlarını okudum, yine satir aralarında adını adıma koydum, duydun mu. Düşünüyorum ne kadar uzun bir gece, yanan bir sigara dumanı, dönen bir Harman döveni kadar sessiz, karamsarca neşesiz. Düşünüyorum ne kadar uzun bir gece, sana da uzun gelir mi hiç geceler, sızdığın olur mu, hiç geceye… Sabahları hep sen o uykudayken uyanıyorum, uyumaların uyumalarımda ağrılı başlıyor güne. Yastığına döktüğüm bir kaç saç telimi yatağan içine atmıştım, göğüslerine batar diye. Uykularını böldüğün olmuyor mu hiç, canına batıp yaktığı, seni huylandırdığı, ya da kazdırdığı. Sen uykudayken yatağından onlar toplamayı duşundum biraz önce, ellerim uzanmadı ne yapayım. Sonra seni düşledim, nasılda terlemişindir, göğüs aralarındaki tek tuk tüylerde dolandırıp durdum elimi, hala ıslak mı ne sol omuzun. Ağlamak, ağlamak elbette kimse tarafından sevilmez sevgili, ağlamayı anlamak sevgidir, sevgidir birazda. Sen ağlamayı dinlerken, ben bedeninden izin istiyordum birazda, seni uğurlamak için tenimin ayrılığına, yüreğim değil tabi ki uğurladığım, yüreğim hiç ayrılıklara gebe kalmadı daha. Yüreğim ah! Körpe yüreğim. Seni hiç yitirmekten söz edemem, söyle seni daha ne kadar yitireyim, ne kadar. Eğilip öptüğüm, uzanıp da tuttuğum ve titreyerek ve korkarak ve utanarak yattığım uçurum, utanmak dedim de, utancımı hiç koyamadım sofrana, bedeninden neden arsızda, gözlerinden neden, neden utandıklarımı anlayamam. Utanmalarımdan sen utanma sevgili. Seni utanmalarımda, sıkılmalarımda, yasaklarımda doğurdum. Gebe kaldım bir bahar çalığı günde, utanmalarımda oldu, doğumum çığlık çığlığa. Doğurgumda büyütemedim ellerimde, hep geçici ayrılıklara bıraktım bohçanı, sonra temelli ayrılıklara bırakacağım bile bile, bile bile sevdim seni sevgili… Hiç sormadım yüreğime, sendeki benle bendeki benin ne kadar örtüştüğünü, ne kadar ayrıştığını. Seni bedeninde sıcaklaştırdım, yüreğinde değil. Elinde dilinde sormadın, beni aramadın, önemlide değildi, beni nasıl düşlediğin, nasıl bekleyip nasıl gönderdiğin. Adıma ne dediğin, önemli değildi. En önemlisi bendeki sendi, içimden dışıma çıkan, dışımdan içime tasan sen. Belki bendeki sen, senden ayrı biriydi. Sen bunu hiç öğrenemedin, niyette edinmedin ki hiç seni resimlemeye. </description>
<link>https://www.antoloji.com/mektup-2-mektuplar-siiri/</link>
<guid>3023030</guid>
<pubDate>2019-08-01T17:55:00+03:00</pubDate>
<author>Davut Yıldız 2</author>
</item>
 <item>
<title>Mektup 1 (mektuplar)</title>
<description>Sevgili,  Seni görmeyeli ne kadar süre geçti biliyor musun? Bu süre senin dönüşüne hazırlandım. Belki hazırlığım bitmeden döneceksin, belki ben her şeyi tamamladığımda bekleyeceğim her yolcu anonsunu.  Küçük bahçeli bir oda, bir salon, mutfak, tuvalet, banyo ve bir de kitaplarımızı koyacağımız küçük raflı holü olan bir ev kiraladım. Çok şirin bir yer seveceğini umuyorum. Badanasını yeniden yaptırdım. Her yeri şampanya rengi yaptım. Salonda iki tane senin boyunda kanepe, ortada yuvarlak bir sehpa ve bir de telefonluk var. Salon zaten fazla büyük değil. Yemek masasını koyamadım kusura bakma ama sehpanın üzerinde rahatça yemek yenebilir. Duvarlarda bir iki tane siyah beyaz resim ve boyutları epeyce büyük. İçerideki odada bir tane yer yatağı vardı, altına ikiz yatakların sandığından aldım. Biliyorsun yer yatağı belimi çok rahatsız ediyordu. Senin sevdiğin yataklardan değil ama biraz sağlıklı olsun istedim. Yatak odasından banyoya direk geçiş var, biliyorsun çokta üşürüm, senin gibi. Özellikle o duvarı öyle ayarlattım. Yerde küçük bir kilim ve yatağın başucunda küçük bir sehpa ve üzerinde lamba var. Yatakta okumayı sevdiğini bildiğim için ışığa kalkmayasın diye lambaya oraya ayarladım. Hemen yatağın karşısında ilk birlikte olduğumuz gündeki biraz acı biraz buruk olan resmi duvar boyunca astım. Yatak odasının duvarlarında hiç boş yer yok, her yer çivi ve resim dolu. Ama hepsi bizim resimlerimiz, liman boyunca uzanan o koruluktaki halimizi yatağın tam yan tarafına astım. Ne güzel gülüyorsun, göğüs kılların güneşten biraz sararmış, ellerini ne de sıkı dolamışın belime, dudakların patlıcan moru gibi. Hatırlıyor musun öpmelerimden yorulmuştun.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/mektup-1-mektuplar-siiri/</link>
<guid>3023029</guid>
<pubDate>2019-08-01T17:54:00+03:00</pubDate>
<author>Davut Yıldız 2</author>
</item>
 <item>
<title>Güneş sarısı kızım Fadime (öykü)</title>
<description>İlk karısı öldüğünde büyük oğlu beş yaşındaydı. İkinci karısı Zeynep kendisine beş çocuk daha vermişti. Zeynep ile evlendiğinde, Zeynep henüz on yedi yaşlarında ergenliğe yeni adım atmış sıska, uzun saçlı güzel genç bir kızdı.  Lacemi (oğlum) o gün Xızır orucunun son günüydü, köydeki bekar genç kızlar hep bir evde toplandık sirimizi (babuko) yaptık. Eğlence, şaka oyunlar eşliğinde bir güzel yedik sirimizi. Çok güzel bir geceydi. Kimse su içmedi, herkes rüyaya yatacak. Kim kimle evleniyor o gece rüyasında görecek. Eğer o yıl içinde evleniyorsan, evleneceğin kişiyi rüyanda görüyorsun.  O gece herkes umutlarını, sevdasını koynuna alıp uyudu. Uyandığımızda kimimizin sevdalısı, kimimizin umutları koynundan uçup gitmişti. Beni sorarsan iste… Gece rüyamda babamların kapısının önündeki kavaklardan birine çıktım, direk babangilin evine, bower’e baktım. Ne bileyim işte kavak kırılır sandım. Ve o yıl baban geldi beni istedi. Anam verdi, babam karşı çıkıyordu vermek istemiyordu. O yüzden anama sitemim var. Neyse baban ile evlendiğimde henüz on yedi yaşlarındayım, halen koyun kızları ile Kemere Ibis’te, kendimizin yaptığı bez bebekler ve oyuncaklarla oyun oynuyorduk. Yemek zamanı ya da evde bir is varsa, baban gelip beni eve götürüyordu. Bugün olmuş baba tek fiskesi dokunmamış. Baban hiç üşenmez benimle hamur yoğurur, ekmek acar hem de pişirirdi. Çok yemek yapmasını bilmiyordum ama baban çok güzel, lezzetli yemek pişirirdi. Baban çok zorluk çekti onun bunun ahırında, tarlasında, tapanında hem de çok ezildi çok. Öyle yıprandı ki, hemen çöktü, çok üzülüyordum. Çocuklarımın babası hak etmediği bir hayatin içinde ezilip durdu.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/gunes-sarisi-kizim-fadime-oyku-siiri/</link>
<guid>3023028</guid>
<pubDate>2019-08-01T17:53:00+03:00</pubDate>
<author>Davut Yıldız 2</author>
</item>
 <item>
<title>Pepukun isyanı -2</title>
<description>Kim ki maviye tutulmuş, o bir pepuktur.  Hemen yanındaki alevlere kaldırıp kendini attı, eğilip toprağı öptü alevlerin içinde, dudakları kıpkırmızı oldu. Dudaklarından içine aktı ne kadar size varsa, simdi nereye, hangi dağa, hangi kovuğa sığınsın. Bir gelincik olsa uçsa, uçurumlara kanat çırpsa, rüzgara, toza toprağa karışsa.  Bir selin içinde yuvarlanan kaya gibi gurultu çıkardı, nereye yuvarlandığını bilemez, bıraktı kendini öylece. Hani ayağına taş bağlayıp nehrin karanlıklarına bırakırsın ya, çöküp kalırsın derinliklere kımıltısız.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/pepukun-isyani-2-siiri/</link>
<guid>3023026</guid>
<pubDate>2019-08-01T17:50:00+03:00</pubDate>
<author>Davut Yıldız 2</author>
</item>
 <item>
<title>Pepukun isyanı -1</title>
<description>Hani bilirsin pepuk kuşunu. Dünyanın hiçbir yerinde yoktur, doğasında isyankar sesi, bir o yana bir bu yana dağların, ovaların en ıssız yerlerinde yankılanmasın uçurumların.  Şimdi tükendi mi isyanlar ya da sızısı yüreğinde. Şimdi dağ mı, ova mı tükendi, ıssız kovuklarımı uçurumların, küstü mü isyankar kanatlar. Sağa bakarım sola bakarım alabildiğine inerim derinliklere, yok yok olmuştur. Yer yarılıp yerin dibine mi sığınmıştır. Yok işte.  Bir acının bir sızının bittiği nerede görülmüştür. Kendisi ile ağlayan isyankar yürekler taş mı olmuştur? Taşa ağlasa, taş yarılsa içine sığınacaktır. Bir pepuk kuşudur isyanım, sessiz harflerin sesli çığlığıdır, avazım çıktığı kadar. Bilirim çaresi yoktur, bilirim hayallerin nerede son bulacağını. Bilmez miyim masalların mavisini, kim bana rengini verecek mavinin. Bilmez miyim kolların, bilmez miyim omuzların yükünü. Kimi kendime pepuk kuşu yapacağım. Nasıl dayanır mavi gökyüzü çırpınan kanatlara. Hangi rüzgar kaldırır kırık kanatları? Hangi fırtınaya kapılır? Ya ben nasıl sığınırım kovuklarına göğsünün? Ya ben lal mı oldum, ya ben kör mü oldum? Bu öyle bir masal ki, kor ateşin yelesine takılmamış doludizgin giden bir atın gamsız haykırışıdır. Nasıl zapt edilir bu ateş bilen var mı, Zerdüşt babaya yalvarırım. Seni saran hayallerim olmasın, seni saran düşlerim olmasın. Kanadı kırık düşmüşüm… </description>
<link>https://www.antoloji.com/pepukun-isyani-1-siiri/</link>
<guid>3023023</guid>
<pubDate>2019-08-01T17:49:00+03:00</pubDate>
<author>Davut Yıldız 2</author>
</item>
 <item>
<title>Bir yazılamanın daktilo notları (öykü)</title>
<description>Kerpiç damın alnına bir mühürdü T…. “T… ne demek abi”, “T…. H. İnan demek oğlum”.   Gökyüzüne kimse bakmayı akıl etmiyor, hepimiz çocuğuz. Herkes birbirine bakıyor, kimse yıldızları görmüyor. Derken bir gürültü koptu dışarda, bir kaç yıldız düşmüş sokağa. Birini Mahmut aldı vermiyor kimseye, henüz diğerini bulamadık.  Bekçi düdüğünü duyduğumuzda, sobacı Veysel’in dükkânının olduğu sokağa kaçtık.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-yazilamanin-daktilo-notlari-oyku-siiri/</link>
<guid>3023021</guid>
<pubDate>2019-08-01T17:45:00+03:00</pubDate>
<author>Davut Yıldız 2</author>
</item>
 <item>
<title>Bende yaraydın</title>
<description>sana ilk vurulduğumda, ben de küçük bir yaraydın, delik deşik olmuş bedenimde, şimdi o küçük yarayı arıyorum… </description>
<link>https://www.antoloji.com/bende-yaraydin-siiri/</link>
<guid>3023019</guid>
<pubDate>2019-08-01T17:39:00+03:00</pubDate>
<author>Davut Yıldız 2</author>
</item>
 <item>
<title>Kimbilir nerede kaybettim seni</title>
<description>kim bilir nerede kaybettim seni, ve kim bilir kimin yüreğinde ateşsin simdi hani beni kendinle baş başa bırakıp gitmiştin ya giderken kelebekleri öldürme demiştim gitme, </description>
<link>https://www.antoloji.com/kimbilir-nerede-kaybettim-seni-siiri/</link>
<guid>3023011</guid>
<pubDate>2019-08-01T17:02:00+03:00</pubDate>
<author>Davut Yıldız 2</author>
</item>
 <item>
<title>Bir kız sevdim adı sonbahar</title>
<description>bir kız sevdim adı sonbahar gözleri bal rengi, saçları güneş günler ne çabuk gelip geçiyor çaresiz biliyorum son demindedir kelebekler bir kız sevdim adı sonbahar </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-kiz-sevdim-adi-sonbahar-siiri/</link>
<guid>3023010</guid>
<pubDate>2019-08-01T17:01:00+03:00</pubDate>
<author>Davut Yıldız 2</author>
</item>
 <item>
<title>Çöldeyim</title>
<description>su gibisin gülüm, tatsız ve renksiz neylersin, gel gör ki çöldeyim. </description>
<link>https://www.antoloji.com/coldeyim-5-siiri/</link>
<guid>3023007</guid>
<pubDate>2019-08-01T16:58:00+03:00</pubDate>
<author>Davut Yıldız 2</author>
</item>
 <item>
<title>Seni sonlayacağım</title>
<description>ve sen tükeneceğinden korkuyorsun  korkularından korktuğun hiç olmadı mı senin… sen evet, sen sen benim en zavallı yanlışımsın ne yazık ki benim yanlışımsın onun için senin kirlettiğin yanlışları </description>
<link>https://www.antoloji.com/seni-sonlayacagim-siiri/</link>
<guid>3023006</guid>
<pubDate>2019-08-01T16:57:00+03:00</pubDate>
<author>Davut Yıldız 2</author>
</item>
 <item>
<title>Sakladım seni</title>
<description>sevgili, seni unutmadım yüreğimin arka sokaklarında sakladım seni belki tuhaf gelir, oralar çamurlarla kaplı sokak lambaları da yanmıyor </description>
<link>https://www.antoloji.com/sakladim-seni-28-siiri/</link>
<guid>3023005</guid>
<pubDate>2019-08-01T16:56:00+03:00</pubDate>
<author>Davut Yıldız 2</author>
</item>
 <item>
<title>Sonbahar</title>
<description>tüm eylülleri versem sana  bir sonbahar edersin ve tüm sonbaharları versem sana bir eylül etmezsin  Davut Yıldız </description>
<link>https://www.antoloji.com/sonbahar-819-siiri/</link>
<guid>3023004</guid>
<pubDate>2019-08-01T16:55:00+03:00</pubDate>
<author>Davut Yıldız 2</author>
</item>
 <item>
<title>Bir başıma</title>
<description>bir başıma kalacağım biliyorum bir başımda sen bir başımda ben şuradaki yıldızdan kopup gelsene gel de parlasın düşlerim </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-basima-48-siiri/</link>
<guid>3023003</guid>
<pubDate>2019-08-01T16:54:00+03:00</pubDate>
<author>Davut Yıldız 2</author>
</item>
 <item>
<title>Bizim mahle</title>
<description>ah, bizim mahle, bizim mahleye hiç uğradın mı… bizim mahlede kadınlar geniş kalçalı, iri göğüslüdür gözlerinden acı, hüzün akar  </description>
<link>https://www.antoloji.com/bizim-mahle-siiri/</link>
<guid>3023002</guid>
<pubDate>2019-08-01T16:52:00+03:00</pubDate>
<author>Davut Yıldız 2</author>
</item>
 <item>
<title>Mavi volta</title>
<description>bir ceketim değil mi… kırık kapıya asılı o yüzden eksik olmaz ıslığı dudaklarımın yaz, kış ceplerimde ellerim </description>
<link>https://www.antoloji.com/mavi-volta-siiri/</link>
<guid>3023001</guid>
<pubDate>2019-08-01T16:50:00+03:00</pubDate>
<author>Davut Yıldız 2</author>
</item>
 </channel>
</rss>
