<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Cevat &#199;eştepe Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Kurak çağın kayıp çocukları.</title>
<description> Yoksulluğun vahaları bile kuruttuğunda… . Kuraklık çağına adım atmadan önce, o sonsuz oyun bahçelerinde zaten bütün bilyelerini kaybetmiş ve sobelenmişlerdi her ebeye… Saltanat bahçeleri gölgelerinde açmış, ömürsüz mevsim çiçekleri </description>
<link>https://www.antoloji.com/kurak-cagin-kayip-cocuklari-siiri/</link>
<guid>3900203</guid>
<pubDate>2026-11-01T17:39:00+03:00</pubDate>
<author>Cevat Çeştepe</author>
</item>
 <item>
<title>Ömür dediğin.</title>
<description> Yetimhane yokuşundan çıkarken duvara sarılmış sarmaşıklarla selamlaşırım... Ben onlara kimsesizliğin çocuklarına iletsinler de moral olsun diye çoklukların öykülerini anlatırken onlar da bana buz tutmuş yatakhanelerden sızıp-gelen yoklukların öksüz acılarını fısıldar… , Sonra ömür penceremden gözüken masmavi pist ortasında nazlı bir esintiyle </description>
<link>https://www.antoloji.com/omur-dedigin-283-siiri/</link>
<guid>3889050</guid>
<pubDate>2026-10-06T15:07:00+03:00</pubDate>
<author>Cevat Çeştepe</author>
</item>
 <item>
<title>Olur ya, bir gün gelirsen</title>
<description>(Eğer bir gün, ‘yakında geliyorum ve istediğin ne varsa benden vakit geçirmeden şimdi söyle bana’, dersen) . , Gelirken bütün aydınlıkları al yanına da öyle gel… Bir ateş böceğinin müjdesi gibi aç kapımı, kimseler duymasın ve süzülerek gir içeri, karanlıkların hepsi sensizliğimde kalsın </description>
<link>https://www.antoloji.com/olur-ya-bir-gun-gelirsen-siiri/</link>
<guid>3887338</guid>
<pubDate>2026-10-01T23:37:00+03:00</pubDate>
<author>Cevat Çeştepe</author>
</item>
 <item>
<title>Yeni dünyalara doğru-2</title>
<description>. . , Sen ve ben ve ışıklar yüreğimde ateş-ateş göz kırpan iki ateşböceği parlar… , Hani bazen zaman geçer gibi olur ya gökkuşağının altından bu umudun perdeyi açışıdır, unutulan düşlerle çıkılan sahnede… </description>
<link>https://www.antoloji.com/yeni-dunyalara-dogru-2-siiri/</link>
<guid>3884912</guid>
<pubDate>2026-09-25T15:12:00+03:00</pubDate>
<author>Cevat Çeştepe</author>
</item>
 <item>
<title>Zamanın boyu an'dan kısa</title>
<description> Annesinin eteğini çekiştirdi çocuk, aralık ayazında bir gün “hani bugün olmaz, yarın alırız dondurma demiştin ya dün” . , Yarın o kadar yakın ve bugün yarından o kadar uzak kalacak, ve öyle bir fırtınayla çevrilecek ki zamanın takvim yaprakları </description>
<link>https://www.antoloji.com/zamanin-boyu-an-dan-kisa-siiri/</link>
<guid>3881694</guid>
<pubDate>2026-09-16T21:11:00+03:00</pubDate>
<author>Cevat Çeştepe</author>
</item>
 <item>
<title>Aydınlığın 12'den vurulduğu</title>
<description>'o günden bu yana hala dağılmadı üstümüze çöreklenen kara bulutlar' . O günlerde Amerikan kamuflajlı, yerli malı paletleri ile 'onların çocukları' dağda, kırda, bayırda ne kadar kır çiçeği ve ne kadar taze fidan varsa hepsini ezip üstünden geçiyor, 'bizim çocuklar' için bir sürek avı yürütüyor ve içi kof kart çınarlar, işkencehane avlularında darağaçları oluyordu… Ve ülkenin nesiller boyu sürecek çoraklığa mahkûm edilişinin hükmü infaz ediliyordu… ... O; inançlı adımlarla girdi sokağa... Elinde kova, içinde kırmızı boya </description>
<link>https://www.antoloji.com/aydinligin-12-den-vuruldugu-siiri/</link>
<guid>3880585</guid>
<pubDate>2026-09-14T10:03:00+03:00</pubDate>
<author>Cevat Çeştepe</author>
</item>
 <item>
<title>Kanat sesleri</title>
<description>Sonrası : Günü gelince tarihe düşülecek notlardan . Birden gökyüzü kanat sesleriyle donanıp, ışıklanmış Kimi, tünedikleri dallarda kurtulmuş, yangınlara yakalanmaktan Kimi, kaçak avcıların içgüdü cinnetlerinde vurulup av olmaktan Özgürlüğe kanat açan binlerce turna için, sazlar inmiş duvardan </description>
<link>https://www.antoloji.com/kanat-sesleri-7-siiri/</link>
<guid>3878303</guid>
<pubDate>2026-09-08T23:57:00+03:00</pubDate>
<author>Cevat Çeştepe</author>
</item>
 <item>
<title>Görüş- 6/7 Eylül 1955</title>
<description>6-7 EYLÜL 1955 ÜZERİNE - görüş Cevat Çeştepe Buradan Egenin karşı kıyısındaki “Türk tohumlarına”, yani 2000 yıl yaşadıkları, doğdukları, sevdikleri topraklardan göç etmeye zorlanan İstanbullu Rumlara sesleniyorum: -İnanın ki İstanbul bugün, 5 Eylül 1955 kadar güzel değil. Bir parça da sizin renklerinizle dünyanın en güzel mozaik müze/şehriydi İstanbul. Biliyorum “dön desem, dönemezsiniz” ama… * * * </description>
<link>https://www.antoloji.com/gorus-6-7-eylul-1955-siiri/</link>
<guid>3877328</guid>
<pubDate>2026-09-06T16:15:00+03:00</pubDate>
<author>Cevat Çeştepe</author>
</item>
 <item>
<title>Eylül adına</title>
<description>. Sonra bir tahta sıranın üzerinde, önümüzde sessiz dalgalar sonra martılar gelir yanımıza, kucağımıza dökülmüş susamlar bir vapur giderek gözlerimizin önünden, sis olup uzaklaşır bilinmeyen hasretlerin iskelesinde nice bekleyenle kucaklaşır … ‘mevsimlere göre değişmemeli tarifeler diyordu </description>
<link>https://www.antoloji.com/eylul-adina-2-siiri/</link>
<guid>3875679</guid>
<pubDate>2026-09-02T15:29:00+03:00</pubDate>
<author>Cevat Çeştepe</author>
</item>
 <item>
<title>Eylül düşerse İstanbul'a-2</title>
<description>EYLÜL DÜŞERSE İSTANBUL’A . İçi aşk kokan her şehir İstanbul ise, içinden hüzün taşan her şiir eylüldür… ... /bahçenin bütün renkleri solmuş olsa da sokağına “süslü saksı” adını koymak, hangi şehrin gelir aklına/ </description>
<link>https://www.antoloji.com/eylul-duserse-istanbul-a-2-siiri/</link>
<guid>3875674</guid>
<pubDate>2026-09-02T15:18:00+03:00</pubDate>
<author>Cevat Çeştepe</author>
</item>
 <item>
<title>Şifreli mektuplar-2</title>
<description>Sevgilim ; bu mektupta gene bitmeyen mevsimlerin tükettiği kalemimle ve uzakların bu karanlık sokaklarında, ‘en çok şeyler’ niyetine gene ‘hiçbir şeyler’ yazıyorum ve adresin bilinmesin diye de Adres yerini boş bıraktığım zarfın içine katladığım boş mektup kağıdını öperek ve seni seviyorum diyerek özenle yerleştiriyorum... </description>
<link>https://www.antoloji.com/sifreli-mektuplar-2-siiri/</link>
<guid>3874477</guid>
<pubDate>2026-08-31T17:39:00+03:00</pubDate>
<author>Cevat Çeştepe</author>
</item>
 <item>
<title>Pürtelaş</title>
<description>PÜRTELAŞ. . . . Bir ‘varoluş’ canlandırması için bütün zamanlara ait fotoğraftır…. Gün doğumuna ayarlı rüzgâr gülünden esen dayanılmaz bir heyecanla son satırının mürekkebi kurumadan akşamdan kalma hikayelerin binlerce ayak sesinin vurduğu dalgalarla uyanır, iskeleler de vapurlar </description>
<link>https://www.antoloji.com/purtelas-7-siiri/</link>
<guid>3869827</guid>
<pubDate>2026-08-19T20:49:00+03:00</pubDate>
<author>Cevat Çeştepe</author>
</item>
 <item>
<title>Ay çarpması gibi-2</title>
<description>AY ÇARPMASI GİBİ . Sıfır derece meridyeni titriyor sanki… Önce batıdan çekiliyor bir yana, sonra doğudan öteki yana yüreğim çıkmadan yerinden, bir çocuk fırlıyor içimden başlıyor zamanın saat kulesine tırmanmaya </description>
<link>https://www.antoloji.com/ay-carpmasi-gibi-2-siiri/</link>
<guid>3867383</guid>
<pubDate>2026-08-13T22:13:00+03:00</pubDate>
<author>Cevat Çeştepe</author>
</item>
 <item>
<title>Karanlığı kumlara gömen şiir</title>
<description> ‘elinin elime değmeyeceği, dalgaları mayın tarlası bir denizin kıyısındayım’ Yeni şiire işte bu dizelerle başlayacağım diye söz vermiştim sana… Hani sen şarap içecektin ben de rakı ve araya karışık şiir salatası kalemleri suyuna banıp, sırayla bakacaktık salatanın tadına… İşte böyle başlayacaktım şiiri yazmaya… </description>
<link>https://www.antoloji.com/karanligi-kumlara-gomen-siir-2-siiri/</link>
<guid>3861524</guid>
<pubDate>2026-07-30T14:42:00+03:00</pubDate>
<author>Cevat Çeştepe</author>
</item>
 <item>
<title>Kayıplar</title>
<description>Havada, tüylerini güne kaptıran hırçın gece kuşlarının son kanat sesleri, gecede, uzak denizlerin ıssızlığından kaçıp sahipsiz dalgalara düşen ışıklar… Karaya vurmuş sahillerin deniz görmemiş yavan ekmek arası çocuklarını, aysız ve karanlık gecelerde yakamoz toplamaya gönderir ışık karartıcılar… Ki o çocuklar artık, kuramadıkları hayaller ve göremedikleri düşler içinde, gökyüzü atlasında kendine yer bulamamış bir garip yıldız kümesi… </description>
<link>https://www.antoloji.com/kayiplar-10-siiri/</link>
<guid>3853856</guid>
<pubDate>2026-07-13T22:47:00+03:00</pubDate>
<author>Cevat Çeştepe</author>
</item>
 <item>
<title>Onikiye çeyrek kala</title>
<description>ONİKİYE ÇEYREK KALA . Üç çeyrek gece ne zaman ve nasıl geçti, hiç bilmiyorum ama gecenin son çeyreği anadan doğma, önümde duruyor hala… Öyle fırtına kopmuş, öyle şimşek ve gök gürültülü gökyüzü şişeden boşanır gibi yağan anason kokulu bir yağmur altında </description>
<link>https://www.antoloji.com/onikiye-ceyrek-kala-siiri/</link>
<guid>3851181</guid>
<pubDate>2026-07-06T22:11:00+03:00</pubDate>
<author>Cevat Çeştepe</author>
</item>
 <item>
<title>Uçurumlar</title>
<description>--Cennetin uçurumları . Gözlerini gözlerime bırakıp, öyle bir kalkışın var ki masadan yüreğimin her köşesine gidip-geliyorsun, arkana bakmadan… Oysa gece boyu bütün demlerini, sevişir gibi yudumladığımız tadı güneşten de sıcak sabah çayının, </description>
<link>https://www.antoloji.com/ucurumlar-30-siiri/</link>
<guid>3848559</guid>
<pubDate>2026-06-30T11:23:00+03:00</pubDate>
<author>Cevat Çeştepe</author>
</item>
 <item>
<title>Gün batımı beklemeleri</title>
<description>--iskelede 'Dalgalar sahile vurduğunda' . /Güzellikleri öylece beklemek, tespih taneleri gibi sıralayıp dilek ipine… Sakin denizlere doğru bırakıp gözlerini, göç yolları türkülerinde turnaları dinleyerek Ya da bir balıkçı teknesinin, sahile vuran dalgalardaki motor sesine ‘rasgele’ diyerek Belki biraz sarhoş ve hayalperest ve belki biraz gülümseyerek… </description>
<link>https://www.antoloji.com/gun-batimi-beklemeleri-siiri/</link>
<guid>3846287</guid>
<pubDate>2026-06-24T10:31:00+03:00</pubDate>
<author>Cevat Çeştepe</author>
</item>
 <item>
<title>Bir daha okurken beni</title>
<description>BİR DAHA OKURKEN BENİ ‘Veda mektuplarından’ . ---Sonra gene okursun, bırak şimdi ellerimi, uğurla beni… . , Sorma ne olursun nereye gideceğimi, inan ben de bilmiyorum </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-daha-okurken-beni-siiri/</link>
<guid>3844107</guid>
<pubDate>2026-06-18T11:58:00+03:00</pubDate>
<author>Cevat Çeştepe</author>
</item>
 <item>
<title>Yaşamak Oyunu</title>
<description>BİR OYUNDUR YAŞAMAK . Bir patika gibi önce uzakları, sonra dağları aşıp düze varacaksın havada bahar kokusu olacak... Sen bu oyunda, kavuşmalar olacaksın... Gece bir tül gibi örtecek üstünü, düş içinde çırılçıplak yanacaksın </description>
<link>https://www.antoloji.com/yasamak-oyunu-siiri/</link>
<guid>3840330</guid>
<pubDate>2026-06-07T23:04:00+03:00</pubDate>
<author>Cevat Çeştepe</author>
</item>
 </channel>
</rss>
