<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Cevat &#199;eştepe Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Aydınlığın 12'den vurulduğu</title>
<description>'o günden bu yana hala dağılmadı üstümüze çöreklenen kara bulutlar' . O günlerde Amerikan kamuflajlı, yerli malı paletleri ile 'onların çocukları' dağda, kırda, bayırda ne kadar kır çiçeği ve ne kadar taze fidan varsa hepsini ezip üstünden geçiyor, 'bizim çocuklar' için bir sürek avı yürütüyor ve içi kof kart çınarlar, işkencehane avlularında darağaçları oluyordu… Ve ülkenin nesiller boyu sürecek çoraklığa mahkûm edilişinin hükmü infaz ediliyordu… ... O; inançlı adımlarla girdi sokağa... Elinde kova, içinde kırmızı boya </description>
<link>https://www.antoloji.com/aydinligin-12-den-vuruldugu-siiri/</link>
<guid>3880585</guid>
<pubDate>2026-09-14T10:03:00+03:00</pubDate>
<author>Cevat Çeştepe</author>
</item>
 <item>
<title>Kanat sesleri</title>
<description>Sonrası : Günü gelince tarihe düşülecek notlardan . Birden gökyüzü kanat sesleriyle donanıp, ışıklanmış Kimi, tünedikleri dallarda kurtulmuş, yangınlara yakalanmaktan Kimi, kaçak avcıların içgüdü cinnetlerinde vurulup av olmaktan Özgürlüğe kanat açan binlerce turna için, sazlar inmiş duvardan </description>
<link>https://www.antoloji.com/kanat-sesleri-7-siiri/</link>
<guid>3878303</guid>
<pubDate>2026-09-08T23:57:00+03:00</pubDate>
<author>Cevat Çeştepe</author>
</item>
 <item>
<title>Görüş- 6/7 Eylül 1955</title>
<description>6-7 EYLÜL 1955 ÜZERİNE - görüş Cevat Çeştepe Buradan Egenin karşı kıyısındaki “Türk tohumlarına”, yani 2000 yıl yaşadıkları, doğdukları, sevdikleri topraklardan göç etmeye zorlanan İstanbullu Rumlara sesleniyorum: -İnanın ki İstanbul bugün, 5 Eylül 1955 kadar güzel değil. Bir parça da sizin renklerinizle dünyanın en güzel mozaik müze/şehriydi İstanbul. Biliyorum “dön desem, dönemezsiniz” ama… * * * </description>
<link>https://www.antoloji.com/gorus-6-7-eylul-1955-siiri/</link>
<guid>3877328</guid>
<pubDate>2026-09-06T16:15:00+03:00</pubDate>
<author>Cevat Çeştepe</author>
</item>
 <item>
<title>Eylül adına</title>
<description>. Sonra bir tahta sıranın üzerinde, önümüzde sessiz dalgalar sonra martılar gelir yanımıza, kucağımıza dökülmüş susamlar bir vapur giderek gözlerimizin önünden, sis olup uzaklaşır bilinmeyen hasretlerin iskelesinde nice bekleyenle kucaklaşır … ‘mevsimlere göre değişmemeli tarifeler diyordu </description>
<link>https://www.antoloji.com/eylul-adina-2-siiri/</link>
<guid>3875679</guid>
<pubDate>2026-09-02T15:29:00+03:00</pubDate>
<author>Cevat Çeştepe</author>
</item>
 <item>
<title>Eylül düşerse İstanbul'a-2</title>
<description>EYLÜL DÜŞERSE İSTANBUL’A . İçi aşk kokan her şehir İstanbul ise, içinden hüzün taşan her şiir eylüldür… ... /bahçenin bütün renkleri solmuş olsa da sokağına “süslü saksı” adını koymak, hangi şehrin gelir aklına/ </description>
<link>https://www.antoloji.com/eylul-duserse-istanbul-a-2-siiri/</link>
<guid>3875674</guid>
<pubDate>2026-09-02T15:18:00+03:00</pubDate>
<author>Cevat Çeştepe</author>
</item>
 <item>
<title>Şifreli mektuplar-2</title>
<description>Sevgilim ; bu mektupta gene bitmeyen mevsimlerin tükettiği kalemimle ve uzakların bu karanlık sokaklarında, ‘en çok şeyler’ niyetine gene ‘hiçbir şeyler’ yazıyorum ve adresin bilinmesin diye de Adres yerini boş bıraktığım zarfın içine katladığım boş mektup kağıdını öperek ve seni seviyorum diyerek özenle yerleştiriyorum... </description>
<link>https://www.antoloji.com/sifreli-mektuplar-2-siiri/</link>
<guid>3874477</guid>
<pubDate>2026-08-31T17:39:00+03:00</pubDate>
<author>Cevat Çeştepe</author>
</item>
 <item>
<title>Pürtelaş</title>
<description>PÜRTELAŞ. . . . Bir ‘varoluş’ canlandırması için bütün zamanlara ait fotoğraftır…. Gün doğumuna ayarlı rüzgâr gülünden esen dayanılmaz bir heyecanla son satırının mürekkebi kurumadan akşamdan kalma hikayelerin binlerce ayak sesinin vurduğu dalgalarla uyanır, iskeleler de vapurlar </description>
<link>https://www.antoloji.com/purtelas-7-siiri/</link>
<guid>3869827</guid>
<pubDate>2026-08-19T20:49:00+03:00</pubDate>
<author>Cevat Çeştepe</author>
</item>
 <item>
<title>Ay çarpması gibi-2</title>
<description>AY ÇARPMASI GİBİ . Sıfır derece meridyeni titriyor sanki… Önce batıdan çekiliyor bir yana, sonra doğudan öteki yana yüreğim çıkmadan yerinden, bir çocuk fırlıyor içimden başlıyor zamanın saat kulesine tırmanmaya </description>
<link>https://www.antoloji.com/ay-carpmasi-gibi-2-siiri/</link>
<guid>3867383</guid>
<pubDate>2026-08-13T22:13:00+03:00</pubDate>
<author>Cevat Çeştepe</author>
</item>
 <item>
<title>Karanlığı kumlara gömen şiir</title>
<description> ‘elinin elime değmeyeceği, dalgaları mayın tarlası bir denizin kıyısındayım’ Yeni şiire işte bu dizelerle başlayacağım diye söz vermiştim sana… Hani sen şarap içecektin ben de rakı ve araya karışık şiir salatası kalemleri suyuna banıp, sırayla bakacaktık salatanın tadına… İşte böyle başlayacaktım şiiri yazmaya… </description>
<link>https://www.antoloji.com/karanligi-kumlara-gomen-siir-2-siiri/</link>
<guid>3861524</guid>
<pubDate>2026-07-30T14:42:00+03:00</pubDate>
<author>Cevat Çeştepe</author>
</item>
 <item>
<title>Kayıplar</title>
<description>Havada, tüylerini güne kaptıran hırçın gece kuşlarının son kanat sesleri, gecede, uzak denizlerin ıssızlığından kaçıp sahipsiz dalgalara düşen ışıklar… Karaya vurmuş sahillerin deniz görmemiş yavan ekmek arası çocuklarını, aysız ve karanlık gecelerde yakamoz toplamaya gönderir ışık karartıcılar… Ki o çocuklar artık, kuramadıkları hayaller ve göremedikleri düşler içinde, gökyüzü atlasında kendine yer bulamamış bir garip yıldız kümesi… </description>
<link>https://www.antoloji.com/kayiplar-10-siiri/</link>
<guid>3853856</guid>
<pubDate>2026-07-13T22:47:00+03:00</pubDate>
<author>Cevat Çeştepe</author>
</item>
 <item>
<title>Onikiye çeyrek kala</title>
<description>ONİKİYE ÇEYREK KALA . Üç çeyrek gece ne zaman ve nasıl geçti, hiç bilmiyorum ama gecenin son çeyreği anadan doğma, önümde duruyor hala… Öyle fırtına kopmuş, öyle şimşek ve gök gürültülü gökyüzü şişeden boşanır gibi yağan anason kokulu bir yağmur altında </description>
<link>https://www.antoloji.com/onikiye-ceyrek-kala-siiri/</link>
<guid>3851181</guid>
<pubDate>2026-07-06T22:11:00+03:00</pubDate>
<author>Cevat Çeştepe</author>
</item>
 <item>
<title>Uçurumlar</title>
<description>--Cennetin uçurumları . Gözlerini gözlerime bırakıp, öyle bir kalkışın var ki masadan yüreğimin her köşesine gidip-geliyorsun, arkana bakmadan… Oysa gece boyu bütün demlerini, sevişir gibi yudumladığımız tadı güneşten de sıcak sabah çayının, </description>
<link>https://www.antoloji.com/ucurumlar-30-siiri/</link>
<guid>3848559</guid>
<pubDate>2026-06-30T11:23:00+03:00</pubDate>
<author>Cevat Çeştepe</author>
</item>
 <item>
<title>Gün batımı beklemeleri</title>
<description>--iskelede 'Dalgalar sahile vurduğunda' . /Güzellikleri öylece beklemek, tespih taneleri gibi sıralayıp dilek ipine… Sakin denizlere doğru bırakıp gözlerini, göç yolları türkülerinde turnaları dinleyerek Ya da bir balıkçı teknesinin, sahile vuran dalgalardaki motor sesine ‘rasgele’ diyerek Belki biraz sarhoş ve hayalperest ve belki biraz gülümseyerek… </description>
<link>https://www.antoloji.com/gun-batimi-beklemeleri-siiri/</link>
<guid>3846287</guid>
<pubDate>2026-06-24T10:31:00+03:00</pubDate>
<author>Cevat Çeştepe</author>
</item>
 <item>
<title>Bir daha okurken beni</title>
<description>BİR DAHA OKURKEN BENİ ‘Veda mektuplarından’ . ---Sonra gene okursun, bırak şimdi ellerimi, uğurla beni… . , Sorma ne olursun nereye gideceğimi, inan ben de bilmiyorum </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-daha-okurken-beni-siiri/</link>
<guid>3844107</guid>
<pubDate>2026-06-18T11:58:00+03:00</pubDate>
<author>Cevat Çeştepe</author>
</item>
 <item>
<title>Yaşamak Oyunu</title>
<description>BİR OYUNDUR YAŞAMAK . Bir patika gibi önce uzakları, sonra dağları aşıp düze varacaksın havada bahar kokusu olacak... Sen bu oyunda, kavuşmalar olacaksın... Gece bir tül gibi örtecek üstünü, düş içinde çırılçıplak yanacaksın </description>
<link>https://www.antoloji.com/yasamak-oyunu-siiri/</link>
<guid>3840330</guid>
<pubDate>2026-06-07T23:04:00+03:00</pubDate>
<author>Cevat Çeştepe</author>
</item>
 <item>
<title>Buharlaşırken</title>
<description>- bir doğum günü yazısı- ‘Turnaları, türküleri ve kayıkları seven adamın doğduğu günde’ . Beni, ilk yaz şafağında bozkır ortası bir köy evinin bacasına bir leylek getirip bırakmadı… Beni o köy evine getiren yolunu şaşırmış bir turnaydı… Ve o turna beni öyle bacaya filan da değil, günler-geceler boyu, gökten bir türkü gibi boşalan yağmurun oluşturduğu bahçedeki su birikintisinin ortasına, kâğıttan bir kayığın içinde bıraktı… -Belki bu sebepten çok severim turnaları ve türküleri ve bir de denizde kayıkları- . , </description>
<link>https://www.antoloji.com/buharlasirken-siiri/</link>
<guid>3837641</guid>
<pubDate>2026-06-01T18:00:00+03:00</pubDate>
<author>Cevat Çeştepe</author>
</item>
 <item>
<title>Yerüstü ve yeraltı manzaraları.</title>
<description>ya da kapalı kapılar ardında yaratılan tablolar…  --Yerüstünde, Çocuk annesinin elinden kurtulup oyuncakçı dükkanına doğru koştu… Anne seslendi.: Sakın tutturma gene, biliyorsun paramız yok… --Yeraltında, </description>
<link>https://www.antoloji.com/yerustunden-ve-yeraltindan-manzaralari-siiri/</link>
<guid>3829999</guid>
<pubDate>2026-05-14T19:23:00+03:00</pubDate>
<author>Cevat Çeştepe</author>
</item>
 <item>
<title>Bir bahar rüyası.</title>
<description>Mevsim karakış, ‘havada kar sesi var’ diye mi camı kapatıp-örtecektin perdeni Yapraklar düşmeyi unutmuş takvimlerden canımın içi Bak ne güzel çiçek açmış bahçendeki ağaçların dalları Bahar geldi… , Sanki çaldığım sazın tellerinden, söylediğim türkülerin dillerinden çıkıp geldi </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-bahar-ruyasi-2-siiri/</link>
<guid>3828877</guid>
<pubDate>2026-05-12T10:02:00+03:00</pubDate>
<author>Cevat Çeştepe</author>
</item>
 <item>
<title>Süt kokulu nefeslerden</title>
<description>Anneler günü için  Bir pencerenin açılmasıyla, avuç içi kadar kan-revan bedenimizin acısız çığlıklarına karışarak, açılmamış gözlerimizin içine gerçek bir güneşin doğduğu ilk günden bu yana hep aynı ama farklı boyutlardaki bir odanın dört duvarı arasındayız… Bizi o odanın içine getirip bırakan, bugün bizi ister ulaşamayacağımız kadar yükseklerden izliyor olsun, isterse de ellerini öpmek için ilk çalacağımız kapının arkasında gülümseyerek beklesin, ne değişir ki… Hala süt kokuyor nefesimiz… . , </description>
<link>https://www.antoloji.com/sut-kokulu-nefeslerden-siiri/</link>
<guid>3827932</guid>
<pubDate>2026-05-09T16:45:00+03:00</pubDate>
<author>Cevat Çeştepe</author>
</item>
 <item>
<title>Duruma dip not.</title>
<description>‘Balta girmemiş kaktüs ormanında pusulası çalınıp, yolu şaşırtılan zavallı seyyahı dikensiz gül bahçesinde gül koklayıp, ab-ı hayat içerek mest olmuş gibi anlatmakla ne susuzluğu gider o seyyahın ne de düzelir yaşadığı manzaranın ‘yalansız’ alt yazısı… . Cevat Çeştepe Mayıs/2026 </description>
<link>https://www.antoloji.com/duruma-dip-not-siiri/</link>
<guid>3826090</guid>
<pubDate>2026-05-04T13:58:00+03:00</pubDate>
<author>Cevat Çeştepe</author>
</item>
 </channel>
</rss>
