<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. &#199;etin Erdoğdu Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Umut</title>
<description>açlığıma  iyi geldi yüreğimde öğüttüğüm sevda barışa zeytin uzattım </description>
<link>https://www.antoloji.com/umut-1364-siiri/</link>
<guid>2357762</guid>
<pubDate>2017-05-30T18:29:00+03:00</pubDate>
<author>Çetin Erdoğdu</author>
</item>
 <item>
<title>Yara</title>
<description>Şimdi  bir sessizlik Bir yalnızlık bu koca şehir Bunca kesmekelik içinde. bağırsan </description>
<link>https://www.antoloji.com/yara-223-siiri/</link>
<guid>2357761</guid>
<pubDate>2017-05-30T18:24:00+03:00</pubDate>
<author>Çetin Erdoğdu</author>
</item>
 <item>
<title>Ozlem</title>
<description>Bu yıl dağlar  karanfil  açsın anne.... gül koksun.... kekik koksun.... oğul olsun taşlar... </description>
<link>https://www.antoloji.com/ozlem-1155-siiri/</link>
<guid>2357760</guid>
<pubDate>2017-05-30T18:20:00+03:00</pubDate>
<author>Çetin Erdoğdu</author>
</item>
 <item>
<title>Mevsimsen</title>
<description>  Ben sana soyunuyordum Çünkü sonbahardim.... Doluydum... </description>
<link>https://www.antoloji.com/mevsimsen-siiri/</link>
<guid>2357759</guid>
<pubDate>2017-05-30T18:13:00+03:00</pubDate>
<author>Çetin Erdoğdu</author>
</item>
 <item>
<title>Ağu</title>
<description>Nereye koyarsan koy  yürek ağrını bilki orası yangın yeri aklın fikrini kurtaramaz acılarından </description>
<link>https://www.antoloji.com/agu-14-siiri/</link>
<guid>2155477</guid>
<pubDate>2015-07-18T12:27:00+03:00</pubDate>
<author>Çetin Erdoğdu</author>
</item>
 <item>
<title>Sır</title>
<description>Sır saklarmı gözlerin aynaya baktığı gibi  sakla cam yeşili gözlerinde sırrımı aynanın sir'i gibi... Ki katıksızdır bu sevda </description>
<link>https://www.antoloji.com/sir-441-siiri/</link>
<guid>2109398</guid>
<pubDate>2015-03-29T19:03:00+03:00</pubDate>
<author>Çetin Erdoğdu</author>
</item>
 <item>
<title>Hisler bulvarı</title>
<description>şairin gözleri baba,  bahara inat yeşil, yeşil.. şairin elleri baba buğdayda ekmek ekmekte emek </description>
<link>https://www.antoloji.com/hisler-bulvari-2-siiri/</link>
<guid>2108950</guid>
<pubDate>2015-03-28T13:08:00+03:00</pubDate>
<author>Çetin Erdoğdu</author>
</item>
 <item>
<title>Çocuk</title>
<description>parmaklarımın  arasında kaldı zafer... gülüşlerim kurşun karası... ve büyüyoruz biz çocuklar,,, </description>
<link>https://www.antoloji.com/cocuk-664-siiri/</link>
<guid>2108947</guid>
<pubDate>2015-03-28T12:51:00+03:00</pubDate>
<author>Çetin Erdoğdu</author>
</item>
 <item>
<title>Gülüşün</title>
<description>bir tek  sana dizelerde anlattım sevdamı... bir tek dolabıma astım </description>
<link>https://www.antoloji.com/gulusun-110-siiri/</link>
<guid>2108946</guid>
<pubDate>2015-03-28T12:49:00+03:00</pubDate>
<author>Çetin Erdoğdu</author>
</item>
 <item>
<title>Emek</title>
<description>bir harman zamanıdır  ince ılık bir yel eser.. gökyüzü gece mavisi ve dolunay </description>
<link>https://www.antoloji.com/emek-20-siiri/</link>
<guid>2108944</guid>
<pubDate>2015-03-28T12:47:00+03:00</pubDate>
<author>Çetin Erdoğdu</author>
</item>
 <item>
<title>Diren</title>
<description>direnmek  bütün haksızlıklara karşı direnmek kayaların arasından baş kaldırım filiz vermek </description>
<link>https://www.antoloji.com/diren-16-siiri/</link>
<guid>2108943</guid>
<pubDate>2015-03-28T12:41:00+03:00</pubDate>
<author>Çetin Erdoğdu</author>
</item>
 <item>
<title>Sürgün</title>
<description>Sormaya kalkarsın  giden yıllara... yüzündeki çizgiler derki sakın bakma aynaya... yalandır </description>
<link>https://www.antoloji.com/surgun-358-siiri/</link>
<guid>2108941</guid>
<pubDate>2015-03-28T12:40:00+03:00</pubDate>
<author>Çetin Erdoğdu</author>
</item>
 <item>
<title>Kar</title>
<description>kara gözlüm yüreği sıcak dizlerine kadar kar seni bırakmışlar mişli geçmiş zamana oysa zaman </description>
<link>https://www.antoloji.com/kar-400-siiri/</link>
<guid>2108942</guid>
<pubDate>2015-03-28T12:40:00+03:00</pubDate>
<author>Çetin Erdoğdu</author>
</item>
 <item>
<title>Narı-aşk</title>
<description>Senin aşkınsa aşk ne olursan ol gene gel Keremin aşkıysa aşk </description>
<link>https://www.antoloji.com/nari-ask-2-siiri/</link>
<guid>2108940</guid>
<pubDate>2015-03-28T12:37:00+03:00</pubDate>
<author>Çetin Erdoğdu</author>
</item>
 <item>
<title>Atakar</title>
<description>dün  bütün gün atam için üşüdüm varsın üşüsün ellerim varsın </description>
<link>https://www.antoloji.com/atakar-siiri/</link>
<guid>1676639</guid>
<pubDate>2012-02-08T11:13:00+03:00</pubDate>
<author>Çetin Erdoğdu</author>
</item>
 <item>
<title>Kederli</title>
<description>seyrindeydim sen yoktun tenimde nikotin kokusu küllükte küllendi zaman dudaklarım demli bir çayın hasterinde </description>
<link>https://www.antoloji.com/kederli-4-siiri/</link>
<guid>1549830</guid>
<pubDate>2011-04-29T10:51:00+03:00</pubDate>
<author>Çetin Erdoğdu</author>
</item>
 <item>
<title>Al Götür</title>
<description>hangi el tuttuğunu koparır  gül niyetine hangi el parçalar zincirleri güle vurulmuş bahar niyetine hangi el fesleğen toplar </description>
<link>https://www.antoloji.com/al-gotur-23-siiri/</link>
<guid>1492276</guid>
<pubDate>2010-12-19T13:26:00+03:00</pubDate>
<author>Çetin Erdoğdu</author>
</item>
 <item>
<title>Kırmızıda Olsa</title>
<description>böyle yalnız kalmakta varmış gecenin bir vakti tek başına dışardaki kış soğuğuyla baş başa  üşürüm şimdi sensizliğe </description>
<link>https://www.antoloji.com/kirmizida-olsa-siiri/</link>
<guid>1020685</guid>
<pubDate>2008-09-10T17:52:00+03:00</pubDate>
<author>Çetin Erdoğdu</author>
</item>
 <item>
<title>Ah Çekmeseydik Geçen Zamana (öykü)</title>
<description>Bir an alıyoruz kendimizi bu keşmekeş dünyadan. Sonra her yer gül bahçesi oluyor. Düşlerimizde büyüttüğümüz dünya gözlerimizin önünde küçülüyor.   Uçsuz bir yol, sarı yapraklarla bezenmiş kaldırım taşlarının üzeri. Bir köy minibüsü son hızla geçi yor. Arkasından ayaklanan sarı yapraklar ağır, ağır tüy hafifliğinde düşüyorlar, yıpranmış taşların üzerine sonra… Ağaçlar yazlıklarını çıkarmış, son güz çelişkisinde kararsızlar soyunmaya. Kuşlar terk edilmiş yuvalarda sevişiyorlar anne sıcaklıklarını arayıp, hazan mevsiminin son şarkısını söylerken. Ormanın derinliklerine doğru, görkemli bir köy evi karşılıyor bizi, her yanı ahşap. Bacasından gri bir duman yükseliyor inceden ince, gökyüzündeki maviliğe yetişircesine. Kırılmış sobalık odunların göğsüne, sırtını dayamış kocaman Karabaş bacaklarının arasına kafasını koymuş, kulakları uzaklardan gelen sesle irkilip dikleşiyor. Bakir topraklarda yaban meyvesi toplayan bakir köylü kızları, güneşin kızıllığını yatırmışlar saçlarına. Akşam yorgunluğunu yaban meyveleriyle birlikte yüklemişler sepetlerine. Utangaç, kırılgan muhabbetleri yükseliyor patika yolun kuytuluğunda, soluksuz gülüşlerinin arkasından. Çiçekli entarilerinin üzerine hırka giymiş üçü de, gülkurusu renginden… Dolgun kaçlarında oynaşıp duruyor hırkanın ucu, esmer olanın. İri göğüsleri hırka düğmelerine iliklerinin hasretini ele veriyor. Siyah saçlarını çevreleyen gün batımı esmer yüzündeki, iri zeytin karası gözleri gülüşlerinden olsa gerek ışıl, ışıl iki mercan parçası gibi parlıyordu. Etli dudakları, kırmızı iki elma gibi top, top olmuş yanaklarına doğru gerilirken, inci tanesi güzelliğindeki dişleri esmer yüzündeki bir başka beyazlıktı. Suskundu diğer ikisi, esmer kızın şenliğine rağmen. Yinede ikisinin yüzünde de gülümseme vardı. Buğday rengindendi saçları ince yapılı olanın. Ela gözleri kuru yüzünde adeta en güzel yeriydi. Gülkurusu hırkasının düğmeleri ilikli olsa da, rüzgârı konuk etmişti hırkasının içine. Başına bağladığı al çiçekli yazması boynuna düşmüştü; iki yanından örük olmuş saçlarından sıyrılarak. Akşam güneşinin kızıllığı görünen saçlarını parlatırken, sararan buğday tarlasını andırıyordu. Bu haliyle nasılda özgürdü. Başörtüsünün kıvrılıp boynuna yığılmasına, çiçekli entarisinin rüzgârda savrularak bacaklarının güzelliğinin görünmesine aldırdığı yoktu. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ah-cekmeseydik-gecen-zamana-oyku-siiri/</link>
<guid>958558</guid>
<pubDate>2008-05-28T23:24:00+03:00</pubDate>
<author>Çetin Erdoğdu</author>
</item>
 <item>
<title>Ayrılığa Düşen Mürekkep (öykü)</title>
<description>Bir roman yazılacaksa senin için yazılmalı güzel dost. Tam beş yıl dolu, dolu dostluğunla, eskiyen yıllar içinde geçen sevinçli, hüzünlü, kavgasız, şamatasız, zaman. Ayrılığın senin dilinden dillenip hazan mevsiminde savrulup kulaktan kulağa koşması, bana hep yalan rüzgârı gibi gelmişti. Konukluğumda dostların dilinden düşen sözler, belki de geceye düşen zemheri soğukluğundan daha da soğuktu. “Can dost ay sonu ayrılıyor buradan”! Demeleriydi. Oysa dillendirip ayrılığı kulaklarımıza, mahkûm edip, asan sen değil miydin? Ama bir başkasının dilinden dinlemek, ayrılığın yüreğe bir mısmar mıh gibi işlemesiydi… “Beş yılın özeti bumu? ” diye sordum kendi kendime. Ya da söylenecek “Hoş çakal! ” sözünü. “Hoş” olan seni tanımak, seni sevmek, senle hayatın, bulunduğumuz mekânın, güzelliklerini paylaşmaktı... Oysa “Çakal” senin gidişinden sonra, bize kalan bu ortamdı. Hoşça geçen beş yıl, ne benim nede başka birinin demesiyle “kalmayacak”, zamanı gelmişse söylenecek, her şeye bir nokta koyup Hoşça-kal demek. Kalemi elimden bırakıyorum.  Mürekkepler dağılıyor günlüğümün hüzün sayfalarına. Konukluğumun kapısını aralıyor dışarı çıkıyorum. İçime derin bir Yakacık havası çekiyorum, beş yıllık nefes doluyor yüreğime. Yıldızlara takılıyor gözlerim ne kadar uzaktalar “sen”gibi. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ayriliga-dusen-murekkep-oyku-siiri/</link>
<guid>958556</guid>
<pubDate>2008-05-28T23:20:00+03:00</pubDate>
<author>Çetin Erdoğdu</author>
</item>
 </channel>
</rss>
