<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Cem U&#231;ar Şiirleri
</description>
 <item>
<title>En zor soru ve en büyük yalan</title>
<description>Gizleniyorsunuz. Şimdilik bir ağaç kavuğunda yada bir taş ardında belki de bir asma gölgesinde rahatınızın kaçmasına izin vermeden,elinizdeki sündürmeyle size cesaretsizce dil uzatanlara küçük çakıl taşları atarak gizleniyorsunuz. Bir taraf olmadan, bütün duyguları akışa,zamana ve genel intibaya bırakmış şekilde, rüzgarın teninizi okşayan hoş dokunuşları altında bir hayal denizinde keyfinizi sürüyorsunuz.  Örgütlü fikirlere sahip olmak, bir örgüt içinde yer almak hatta hayatın denilen süreci planlayarak, yaşam haline dönüştürmek sizin için gerekli değil ve asla gerekli olmayacak. Uygarca yaşamak için atılmış adımlarınızın sizleri nerelere götürdüğünü görmezden gelmek sizler için bir sorun teşkil etmiyor.  Saltanatını sürdüğünüz büyük tahterevanların taşıyıcılarının aslında o tahterevanlardan ve sizin beyninizden daha büyük yürekleri ve umutları olduğu göremiyorsunuz. Ayıplarınızı örtmek isteyen, asla sizin ihtişamınıza erişemeyecek yalakalarınız da var. Sizleri dinlemek, bizlere “Chaplin”, yada “Moliere” kadar keyif vermeye başladı. Siz; bize kalırsa bunun da farkında değilsiniz.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/en-zor-soru-ve-en-buyuk-yalan-siiri/</link>
<guid>1233588</guid>
<pubDate>2009-08-07T00:21:00+03:00</pubDate>
<author>Cem Uçar</author>
</item>
 <item>
<title>Kendi dilimden bir film</title>
<description>“yut dilini kandıralı” dedi yönetmen ve ekledi; “herkese laf yetiştiren sensin”. birinci sahne bitmişti.  filmin devamında hiç ses duymayacaksınız. olanı göreceksiniz ki; burada belirtmek gerekir, körlerin şifasız olanı dünyayı görmek istediği gibi görenlerdir. ses yok dedik, alt yazı da yok. çıkarılacak anlamlar çok lakin, anlaşılan da tek olacak. anladıklarınızı kendinize itiraf etmeniz gerekecek. öncesinde izleyicileri yüreklendirecek bir çığırtkan olmayacak sahnede, daha önce görmediğiniz ancak bildiğiniz bir film bu.  bir sahnesinde “ öldürmek illaki cinayettir, ve fakat her cinayet öldürmek değildir” diyecek kahramanlarımızdan birisi. söylemeliyiz ki, fuayede temiz hava alabilirsiniz. yeni doğan bebeklere yapıldığı gibi. hayır hayır, yeniden doğuramaz hiç bir film sizi, yeniden nefes almaya başlayacaksınız sadece.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/kendi-dilimden-bir-film-siiri/</link>
<guid>1233558</guid>
<pubDate>2009-08-06T23:39:00+03:00</pubDate>
<author>Cem Uçar</author>
</item>
 <item>
<title>Dokunmak dokunur</title>
<description>Gidebilird(s)  in -gidişteki heyecan, kalıştaki heyelan- * dokunmak dokunur. *herşeys(d)  in.   Hatta ölebilirdin, ama sayısız çürümüşlüğün içinde yaşarken ihtihar ettin. Gözlerinde ağırlaşan torbalar var. Gözlerinde artık bir cesedin ışıkları var. Kokun ferahlatmıyor, dokunuşların heyecanlandırmıyor.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/dokunmak-dokunur-siiri/</link>
<guid>1168395</guid>
<pubDate>2009-04-26T11:29:00+03:00</pubDate>
<author>Cem Uçar</author>
</item>
 <item>
<title>Pastırma Sıcakları</title>
<description>Pastırma sıcakları zamanı şehrimde... turşusunu yapamayanlara son elveda vakti; yemiş daha pahalanmadı. Bi de yazdan nasibini alamayan aşıklar için turfan mevsimi. Geç kalmışlara atfedilen güneş; saçlarını dağıtan hatunun yapay buklelerine zorla da olsa bir tutam hareket veriyor. Çok şükür diyoruz... Bunun da yokluğunu bilenlerdeniz.  Ama öyle uzaktan, sanki nispet yapar gibi, hem de başkalarının yanında olmuyor ki.  Bu sıcaklar her sene olur şehrimde... Ama aynı nehir de iki kere yıkanamıyoruz ya; işte belki bu yüzden, belki de elimizde olmayan sebeplerden dolayı bu sene daha bir pastırma sıcaklığı var şehrimde. Biraz daha yorucu, biraz daha her kelimemin arasına virgül koyuyor. O lodoslu ünlemlerimi yitiriyorken ve saçlarımdaki dökülmenin logaritmik olarak arttığı bu sene, sıcaklar içime içime esiyor şehri kuru havasını. Rüzgarı olup da, yelken bulamayan modellerden de değiliz ama dedik ya virgüllerle olmuyor ki. Nasıl bir doğumu, bir doğum çıkışını bekleyeni, bir bayrağın dalgalanışını, yada bir kurtuluş savaşını ünlemler olmadan anlatamazsak, bu sene sıcakları anlatmak o kadar olanaksız.  Tabii ki söylenebilir; telaffuz edilebilir. Ama sevda dedikten sonra; virgül koyarsan o sevda olmaz ki! Bırak virgülü boşluk bile bırakmadan devam edecesin haykırmaya. Güzel Türkçe’nin yapım eklerinden ekleyeceksin sonuna. Sevdam, sevdalım diyeceksin. Hatta haykıracaksın. Ama fark ediyorum ki; saçların azalması ses tonuna da etkiyor. Ama problem bu değil. Yürek sevdam diye haykırırken, azın bunu sadece konuşuyorsa. O zaman gırtlağın parçalanmaya mahkumdur. Ama öyle ki gırtlak da parçalanmaya çoktan razı.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/pastirma-sicaklari-siiri/</link>
<guid>112833</guid>
<pubDate>2003-10-26T18:10:00+03:00</pubDate>
<author>Cem Uçar</author>
</item>
 <item>
<title>İlk Yudumda Aşk</title>
<description>İlk yudumu gibi rakının  Eski arkadaşlarla uzun zaman sonra Eski günleri yadederken İlk kelime gibi hediye bir kalemle yazılan Anlamsız ama beklentili Bilinçsiz ama ümitli </description>
<link>https://www.antoloji.com/ilk-yudumda-ask-siiri/</link>
<guid>101435</guid>
<pubDate>2003-08-13T22:12:00+03:00</pubDate>
<author>Cem Uçar</author>
</item>
 <item>
<title>Gülüşlerimi Kaybettim</title>
<description>Gülüşlerimi kaybettim sönmeyen sigaranın dumanında Boğulmak üzereydim yokluğunda Ve her nefeste biraz daha sana geldim Ben hiç olmadığım kadar seninleydim sigaramda boğulduğumda  Gülüşlerim kaybettim rakı şişelerinde </description>
<link>https://www.antoloji.com/guluslerimi-kaybettim-siiri/</link>
<guid>92449</guid>
<pubDate>2003-06-12T19:25:00+03:00</pubDate>
<author>Cem Uçar</author>
</item>
 <item>
<title>Vatan Toprak Bayrak</title>
<description>(vatanımın toprağımın bayrağımın ve bütün bunlarla beraber bütün kişisel ve toplumsal değerlerimin satıldığını hissederken)   15.07.2002	........23:24   Ben hep sensizlikle yaşadım </description>
<link>https://www.antoloji.com/vatan-toprak-bayrak-siiri/</link>
<guid>92448</guid>
<pubDate>2003-06-12T19:24:00+03:00</pubDate>
<author>Cem Uçar</author>
</item>
 <item>
<title>Araba</title>
<description>Bu akşam eve dönerken bir virajda devrilmiş çok güzel bir araba gördüm. Hayallerimin hep bir kenarında olan cinstendi. Spor ve iyi donanımlıydı. Ve eve giderken hep o arabanın sürücüsünü düşündüm. O da gerçekten üzülmüştür öyle güzel bir arabayı kaybettiği için ancak acaba o arabayı kaybetmek istemiş miydi? Yada bu sabah evden çıkarken bu gün kaza yapacağı, hem de ortada hiçbir şey yokken arabasını devireceği aklına gelmiş miydi? Yol boyunca hep o adamı düşündüm.  Eve geldim neticede. Her zamankinden bir durak önce inmiştim otobüsten güzel ve oldukça ışıklı bir günde bahar havasını solumak güzel olur diye düşünmüştüm ancak gördüklerim bana verdiği üzüntü ve telaş bir ehliyet sahibi olmam kadar hayatımda istem dışı bazı devrikliklerin olmasından dolayı da beni etkilemişti.  Her zamanki gibi bir yemek yedim. Karnım doydu. Ağzımda güzel tatlar, karnımda ise yoğurt ve limonlu salataya bağladığım sesler vardı. Ancak o adam  acaba bu gün en sevdiği yemekleri yeseydi nasıl bir tat alacaktı. Acaba bu gün eve geldiğinde evindekiler olaydan habersiz ona güzel bir sürpriz yapsalardı veya yapmışlarsa adam bunu nasıl karşılardı.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/araba-2-siiri/</link>
<guid>92447</guid>
<pubDate>2003-06-12T19:22:00+03:00</pubDate>
<author>Cem Uçar</author>
</item>
 <item>
<title>Erkekler Gece Ölür</title>
<description>Erkekler geceleri ölür Erkekler aynı geceler gibi geceleri ağlar Aynı sabahlar gibi sabahları ağlamazlar Ama sabahları belli olur ağladıkları Yapraklardaki çiğ taneleri gibi Sevgilinin ellerindeki terlemiş el falları gibi </description>
<link>https://www.antoloji.com/erkekler-gece-olur-siiri/</link>
<guid>92446</guid>
<pubDate>2003-06-12T19:21:00+03:00</pubDate>
<author>Cem Uçar</author>
</item>
 <item>
<title>Zaman Azaldı</title>
<description>“Zaman azaldı Azaldıkça artık ne telefon konuşmaları Ne de net muhabbetler sana olan özlemimin Ne de içimdeki seni karşılama heyecanımı dindirebiliyor”   </description>
<link>https://www.antoloji.com/zaman-azaldi-siiri/</link>
<guid>92445</guid>
<pubDate>2003-06-12T19:20:00+03:00</pubDate>
<author>Cem Uçar</author>
</item>
 <item>
<title>Yarın mı hemen mi?</title>
<description>Yarın mı hemen mi?   Evet ona yarın onu ne kadar çok sevdiğimi söylemeliyim! O belki bunu erken bulacaktır ancak ben belki de hayata karşı son  yanlışımı yapıp bunu ona söylemeliyim. Ama ya yarın çok geç olursa; ...,  Ya yarın her şey için çok geç olursa ve ben o zaman onunla geçirip de ona yalvarmadığım zamanlardan intikamımı alabilir miyim? Hayır hemen söylemeliyim ki o da belki beni kaybetmeden henüz bunu anlayabilir Hayata daha yeni yeniden başlamışken bunu söylemeye ihtiyacım varsa; peki ya hayata yeni başlayanlar acaba seni seviyorum diye mi ağlıyorlar_? Belki de evet ne kadar minnettarım annecim ne kadar minnettarım babacım; tanrım! </description>
<link>https://www.antoloji.com/yarin-mi-hemen-mi-siiri/</link>
<guid>92444</guid>
<pubDate>2003-06-12T19:16:00+03:00</pubDate>
<author>Cem Uçar</author>
</item>
 <item>
<title>Ve Bayram Geliyor!</title>
<description>Ve bütün ihtişamıyla geliyor geçmişine yandığım bayram! Her şey yeterince kötü bozuk ve olmasını istemediğimiz gibiyken birden bayram diye yüzler gülecek! Bir namaz kılacağız  bütün zor yaşayanları düşünerek ve daha sonra evlerimize gidip sanki yarım saat önce onları düşünen biz değilmişiz gibi de o ev senin bu ev benim gezmeye başlayacağız. Ve bayram geliyor; sokakta paltosuz gezen yaşlı teyzemin üşüyen sırtında, ayakkabısız gezen arkadaşımın soğuk ayaklarında kıpkırmızı olmuş ellerinde! Ve bayram geliyor; bir atkıyla bile saramadığı yüzünü korumak için sakal bırakmış amcamın yüzündeki derin mutsuzlukta, gözlerini içi hep gülen ama hiç ısınmayan yanaklarında küçük kızın! Ve bayram geliyor; defalarca üzülüp bir o kadar yalnız bıraktığımız bayramsızların her şeye rağmen yürüdüğü sokaklarda, ısıtmayan kazağın soğumayan sigaranın külünde bayram geliyor! Ve bayram geliyor; oruçlu ağızlardan çıkan kafiyeli iftar laflarının ardından o laflardaki açlıkla terbiye edilen küçük çocukların büyük ana-babaların evlerinde uzun zaman önce yakmaktan vazgeçtikleri ocaklarının sıcaklığında! Ve bayram geliyor; oruçlu ağzıyla küfretmeyi reddeden ama küfretmiş kadar kalp kıran sevgili dostların sinirli davranışlarında! </description>
<link>https://www.antoloji.com/ve-bayram-geliyor-siiri/</link>
<guid>92443</guid>
<pubDate>2003-06-12T19:14:00+03:00</pubDate>
<author>Cem Uçar</author>
</item>
 <item>
<title>Sevgiyi Ararken!</title>
<description>Evet çok özledim gerçekten gerçek bir sevigiyi kalbimde hissetmeyi! Nasıl yaşayacağımı ve nasıl tepkiler vermem gerektiğini bile unuttum. Asla cahil ve küçük düşünmeyi başaramadığım için bütün bu kahrı çektim bütün insanlık için. Nasıl yaşanmalıydı hayat oysa?  umarsızca mı? Yoksa bir odanın içinde asla dışarı çıkmadan mı? Belki daha az sorunlu! deniz de dalgaarla boğuşmaktansa sakin bir koy herkese yeterdi aslında hatta belki çoktu bile bazılarına. Ama olmadı. Başklarınında sevdikleri vardı. Onların en çok diğerlerine zaman ayırmaları gerekiyordu. Çünkü onlar yalnız yapamazlardı. Ama arkalarında bırakıp gittikleri hiç beraber olmadığı için o her zaman kendini tamir edebilirdi. Hatta o bazen bundan mutlu bile oluyordu. Babasını ve annesini sevmek isterken “Dur! ” dedi artık nefret etmeye başladığı aklı “ Onların da ebeveynleri var! ” ve yine sevigisinden fedakarlık etme vakti gelmişti tıpkı gemilerin demir alma vaktinin geldiği gibi.   Sonra bulunma ihtimalinin daha az olduğu yerler aranmaya başlandı. Mesela dışarsı gibi. Sevgiyi bulamayanların hep yaptığı gibi. O da ne? nasıl olur bu? Olmamalı! Olamaz! oradaydı. Tam karşısında duruyor ve bana benim duymak istediğim şeyleri söylüyordu. Sevgiden bahsedip bana “ ağlayacak bir omza ihtiyacının olduğunu söyledi. Belki direnmeliydim “ hayır “ demek için ama olmadı! Yapamadım! Sonra bir el tuttu kalbimi ve içinden kahkahalar atmak geldi. Beni aldığını hissediyordum. Ve hissetmenin herşey olduğunu da beyin kıvrımlarımda okurken! “Yanlış – mış! ”  ama nefesini içimde hissetmeye başlamıştım herşeye ve ona rağmen.  Derken birden bir çığlık koptu bıraktığım yerden! Dinmez  durudurulmaz bir isyan sesi ve görev yine onu bekliyordu. Ve bir asker gibi bir kendi gibi yumruğunu vurdu masaya ve o masa belkide asla toplamayacak şekilde dağıldı. Ama olamazdı bir kalp beş parça halinde atamazdı atmamalıydı zaten. Hayır  bütün o yorgunluğun üstüne herşeye kaldığı yerden devam etmeye başlarken kalp durdu. Ama asker kalbini göğsünün içinden elleriyle çırkardı ve attı. Yeterliydi bir bayrak ve bir vatan onun için ve mevzisine doğru giden uzun yolu adımlamaya başladı tekrar yolu göz yaşlarıyla ıslatarak. Toz kalkmasın diye!  </description>
<link>https://www.antoloji.com/sevgiyi-ararken-siiri/</link>
<guid>92441</guid>
<pubDate>2003-06-12T19:13:00+03:00</pubDate>
<author>Cem Uçar</author>
</item>
 <item>
<title>SENİNLE DÖRT MEVSİM</title>
<description>Sarı saçlı güzel, yüzüne gözüne hayran olduğum yine tek taraflı sevdiğim. Erişilmezliğin beni sana daha da çok aşık ediyor. Ne diyeyim sana hayatımda hiçbir şeyden yanılmadığımı hatırlatın bana, tekrar inandırdım. Asla benim olamayacağını asla bana gelmeyeceğini. Biliyordum ve bile bile de seni seviyorum. Garip değil mi, ama gerçek :  Denizin karşısında bir bankta oturuyorduk. Beraber seyrediyorduk dünyayı. Sen  bana şarkılar söylüyordun. Başını omzuma dayayıp beni sevdiğini anlatıyordum namelerde. En güzel aşk şarkılarıydı bana mırıldandığın dizeler. Bense ipeklerden sırmalardan güzel saçlarını okşuyordum korkarak. Sonra birden bire lodos başladı bizi ayırmak istercesine ama korkmuyordum çünkü sen, o estikçe daha sıkı sarılıyordum bana ben ise yüzünü kapatmıştım        rüzgarın şarapnel gibi  fırlattığı toz zerreciklerinden korumak için seni üzerindeki mavi yağmurluğu benimle paylaşmak istedin ama ben sana kıyamadım. Üzerimize yağan yağmur umutlarımızı yeşertiyor ümitsizliklerimizi ise selinde boğuyordu. Ama yağmurunda haddini bilmesi gerekirdi. Ben sana kıyamayıp seni okşamıyorum o kadar. Deniz ise bu arada coşmuştu. O sıralarda değme orkestralara taş çıkartacak gibiydi. Balıklar halay çekiyordu bizi kutluyorlardı. Denizdeki köpüklerdi davetiyelerimiz. Ama uzun sürmedi. Ardından kar bastırdı. Ama sen bana “sıcak oldu” diyordun. İlk defa inanmadım sana kıyamadığım için. Arkamı döndüğümde bir kardan adam vardı. Sen bana “umutlarımız yaptı onu” dediğinde beni gerçekten sevdiğini bir kez daha anladım. Evet oldu buldum beni seven birisini gerçekten biliyordum. Hey duysun herkes onda beni seviyor diye haykırmak gelse de içimden yapamadım. Her şeye rağmen güzeldi böyle olduğunu bilmek. Daha sonra kafamı kaldırdım yağan karlara karşı. Birde ne göreyim; ışığa aydınlığa, sıcaklığa gebe bir güneş bize el sallıyordu. Bunu kutlamak için sana koca bir çelenk alacak paramın olmaması beni kalbimden yaraladı. Ancak sen bana bir demet yaseminin, bir buket papatyanın her şeyden daha iyi ve değerli olacağını anlattın. Bütün bu zaman içinde yorulduğunu düşünen bir grup serçe martılarla beraber bize şarkı söylemeye başladılar. Ne güzeldi. Mis gibi çiçek kokuları bizi yeniden çok daha büyük sevinçlere götürüyordu. İçlerinden birisi senin saçlarına gelinlik rengi bir papatya taktı. Falında hep “seviyo” çıkan. Bu sırada güneş parlıyordu tepemizde artık iyiden iyiye terlemeye başlayacakken tam; sevgilim bizim içimizi ısıtmaya yeten sevgimiz bizi rahatlatmaya da yeter dedim. Her zaman beni rahatlattığın gibi şimdi de kurtardın beni sıkıntıdan. Sence hep öyle olması gerektiği için. Evet dedi vapurun sireni kalkın artık sahil sizi bekliyor, denizi, martısı, kumu, balığı...  Sen önce başını kaldırdın omzumdan ve sonra ben.............  Bir siyah ceketli adam omzumdan dürttü ve saati sordu bana ona saat aşkı gösteriyor gönlümde,  yüzünde ise ağlama vaktine  tam bir damla var dedim.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/seninle-dort-mevsim-siiri/</link>
<guid>92440</guid>
<pubDate>2003-06-12T19:11:00+03:00</pubDate>
<author>Cem Uçar</author>
</item>
 <item>
<title>Sen Varsın</title>
<description>Sen varsın ayrıyken yalnızlığımla  Odamın dışında, kalbimin içinde Dibin bardağı, tepesinde şişesi rakının En mutlu anlarında hayatın yokluğunla, Beraber olma hayalinle; sen varsın. Çakmağın alevinde, </description>
<link>https://www.antoloji.com/sen-varsin-15-siiri/</link>
<guid>92439</guid>
<pubDate>2003-06-12T19:10:00+03:00</pubDate>
<author>Cem Uçar</author>
</item>
 <item>
<title>SIFIRLAR</title>
<description>Sıfırları olmayan bir “1” ne kadar “100” ediyorsa; ben de sensiz o kadar ben ediyorum. Şehirdeki ışıklar olmadan da yaşanabiliyor bu insanlar, onu yapıyorlar bazen, ama ben gözlerini özlüyorum. Son söze de, söyleyene de; lanetler yağarken sağanak sağanak ben sende  gömülü gömütlerin en solmuşu, sen bende ki abidelerin en yücesi olarak ayrıldık. Sen giderken ben ağlamaya başlamıştım ki, yağmur yağamadı, korktum seni o ilk gördüğüm yerin onundan geçmeye dün gece ve ben güzel kız; sensiz günleri hiç yaşayamadım, yaşanmadı, yaşanamadı, yaşatılmadı.   Sokaklar biraz daha kasvetli biraz daha ürkek biraz daha o DOĞU’NUN acısını kokarken ben tatlı sesini duyamadım. Günlerim sensiz geçerken ben sana olan dualarımı hiç bitirmedim. Ben sensiz, ben çare denizinde yelkensiz, ben sana giden yollarda yaralı, sen bana gelen sokaklarda yoktun.  Sıcaklığını hissetmen bir an ve gülümsemek  “neden hala? ” diye! Tadına halen varamadığım birkaç saate dilimi değdirmeye çalışırken, yakaladığım insanımsı  gülümsemeler ve şakaklarındaki düşünen parmakların bana verdiği bütün hazlar rüyaların en nadide derinliklerine gömülmeye çalışırlarken, ben hiç pes etmedim.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/sifirlar-siiri/</link>
<guid>92437</guid>
<pubDate>2003-06-12T19:07:00+03:00</pubDate>
<author>Cem Uçar</author>
</item>
 <item>
<title>Sen Vardın</title>
<description>Sen vardın; dün gene ben , beraber yürümemizi istediğim yerde, tek başıma yürürken  aklımda.  Sen vardın; buzun erirken rakımda yaptığı dansta.Uyurken  gece yine aklımdaydın sen bütün acımasızlığınla aklımdan çıkmamacasına. Bir şarkıydın, bir esintiydin, tenimi kavuran güneştin sen. Sen vardın, sevdiğim sen; gökyüzünde dolaşan kuşun kanadına takılan bulutta idin sabah güneş daha yorulmadan önce, akşam ise bir değil bütün yıldızları üstünde resmin vardı. Sen vardın aşkım; bir korkuydun gece üstünün açık olabilme ihtimaline dair içimde yada rakın var mıydı acaba içmeye yoksa rakı içip kendini mi zehirliyordun. Sen vardın terim kurumadan seni düşündüğüm bütün zamanlarda ve terim kuruduktan sonra kalan tuz zerreciklerinde. Sen vardın aklımda bir de senin mutsuz olabilme ihtimalin sevdiğim, mutsuzsan içerim, üzüntüden; mutluysan içerim sevinçten.... Sen vardın bi tanem; yalnız kalbimde, yazmayan kalemindeki son bir çizgi daha ümidim de. Bir tek sen vardın düşlerimde, yarın için. Sen vardın yalnızlığımla gezerken aklımda yarın. Sen vardın prensesim kıskanırken herkesi ve onların yaşayabildikleri mutlulukları kıskanırken yanımda, tam bir yokluk olarak. </description>
<link>https://www.antoloji.com/sen-vardin-3-siiri/</link>
<guid>92438</guid>
<pubDate>2003-06-12T19:07:00+03:00</pubDate>
<author>Cem Uçar</author>
</item>
 <item>
<title>Onu gördüm!</title>
<description>Yorgun bir günün sonunda bir dostla ıslatılacak birkaç kelimeye ihtiyaç duyulan bir andı. Teknolojinin tam anlamıyla kullanıldığı bir haberleşme sürecinden sonra görüştüm o değerli dostla. İçerideki birilerini de görmeye gidince  işte tam o anda ... Onu gördüm!   Gözlüklerin takmıştı! Hala bu gözlüklere rağmen benim sevgimi göremeyecek kadar kördü. Bu yüzünden net bir şekilde anlaşılıyordu. Dosta bir soru sordum. On puan değerinde ve uzmanlık sertifikası hediyeli! Ve o da bu soruya verilebilecek tek doğru cevabı verdi ve ona bakmak için tuvalete gitti.  Onu görmüştüm. İçimden ne ağlamak ne de yanına gidip ona merhaba demek geçmiyordu. Tabi bunlarla beraber ona sarılmak da, ona o bir zamanlar duyduğum belki hala duyup da dinlemediğim büyük aşkımı haykırmak da... Yanında  bir kız vardı.  Yüzünde hayatın ona karşı ne ondurur ne de öldürür bir tavırda olduğu anlaşılıyordu.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/onu-gordum-siiri/</link>
<guid>92436</guid>
<pubDate>2003-06-12T19:06:00+03:00</pubDate>
<author>Cem Uçar</author>
</item>
 <item>
<title>ÖZLEDİM SENİ</title>
<description>Seni çok özledim sevi!  Tatlı dudaklarını da kiraz kırmızı Tuzlu ter kokunu da akşamdan kalma  En çok da ellerini özledim hiç tutamadığım Onlar hayal edebiliyorum ki çok yumuşaklardı </description>
<link>https://www.antoloji.com/ozledim-seni-15-siiri/</link>
<guid>92435</guid>
<pubDate>2003-06-12T19:05:00+03:00</pubDate>
<author>Cem Uçar</author>
</item>
 <item>
<title>Yanlızlık nedir bilirmisin sen?</title>
<description>Bilemezsin çünkü sen hiçbir zaman bir martının kanadına takılmış mutluluk parçalarından medet ummadın. Çünkü sen dermanını kağıt parçalarında aramdın ve sen her kucaklayışında ailenin biraz daha senden uzaklaştığını hissetmedin. Acıları hissetmedin ellerinde. Onlar sana çok uzaklardı. Bir uçurumun dibindeki taşlar gibi, ama ben hayatımı o uçurumlarda geçirdim. Aşağı ve yukarı. Ve ben bu iki kelimeyi hiç unutmadım. Gecelerce ağlamadın çünkü sen ve asla bilmezsin ne demektir ıslak bir yatakta uyanmak ve sen ağır geceleri de bilmezsin çünkü sen geceleri hiç ağlamadın. Sen babanı anneni kaybetmedin çünkü hayatında ve sen işte bu yüzden yanlızlığı bir kere daha anlayamazsın. Hayallerin yoktu senin ve tabii ki olmayan herşey gibi onlarda kırılma reaksiyonu göstermediler. Ve sen asla bilmezsin kırık oyuncakları tamir etmenin mutluluğunu ve onların çalışmayışını seyrederken yaşanan hazin anları. Sen sevgiyi de bilmezsin çünkü sen uçuruma hep tepeden baktın. Aşk senin literatüründe yoktu ama sen aşkı biliyordun. Aşık olamazdın çünkü sen bir canlı olarak da var değildin. Hayvan bile değilken karşıma kadın olarak nasıl dikilebiliyordun aklım almıyor. Beni adam halimle aşklar nasıl yıprattı bilmiyorum ama ben asla yıkılamadım. Hakkım yoktu. Bitmeyen bir oyundun sen hayatımda. Az kalsın ben bir ara seninle oynamaktan zevk almaya başlayacaktım yanlışlıkla. Bekli mutlu olurmuyduk seninle. Şu an sensiz yapabilir miyim diye kendime soramıyorum çünkü sana muhtacım dolaylı olarak. </description>
<link>https://www.antoloji.com/yanlizlik-nedir-bilirmisin-sen-siiri/</link>
<guid>92434</guid>
<pubDate>2003-06-12T19:03:00+03:00</pubDate>
<author>Cem Uçar</author>
</item>
 </channel>
</rss>
