<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Canpolat Pak Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Cehennem Notları</title>
<description>Hasret cehenneminde 40.gün.Yana yana kor oldum artık.Beni daha fazla yakacabilecek bir ateş kalmadı buralarda.Ne de gül dikeniyle delik deşik olmuş bedenimi incitebilecek bir çarmık çivisi.Cellatlar sıra salmaya başladı her ölümümde yeniden dirilen bedenimi daha fazla yok edememek için...  O gece beni ayrılık uçurumuna  yuvarlarken, yüreğinde bıraktığım sevginin ışıltısı gözlerinden silinmemişti henüz.Şimdi gittikçe fersizleşen bakışların ne kadar inkar etsen de beni arıyor.Yokluğuma daha ne kadar tutunabileceksin? Uyurken bedenimi terk eden ruhumun yanıbaşına gelmesine ve ruhunla dertleşip rüyalarında rol almasına engel olabilecek misin? Ve o an geldiğinde,  yüreğinde başlayan cılız isyan seni bütünüyle teslim alarak bana getirmek istediğinde direnebilecek misin?  Şimdi biraz daha rahatım seni bu kadar çok sevmiş olmanın cezasını firesiz çektim çünkü.Senden vazgeçmem için önüme sıra sıra tören bakireleri dizdi zebaniler.Yüreğimi sökerek avucuma koydular.Ve bu yüreği onlardan birine vermem için çok eziyet ettiler.Bu teklifi kabul etmedim tabi.Hala yokluğuna direnen ve aşkımızın ateşiyle yanmış sıcacık yüreğimi nasıl verecektim lanetli dişilere.'O versin dedim alın ve götürün soğuk ellerine kendisi teslim etsin beni yine kendi cinsine'.'Bunu yaparsak, bildiğimiz hiç bir ateşin yakamadığı ve hiçbir zemherin donduramadığı yüreğin, buz keser. Bir vakit  onun, sevginle ısıttığın ama şimdi şubat soğuğunu bile utandıran hissiz ellerinde ve sonsuza dek ölürsün o zaman'dediler.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/cehennem-notlari-siiri/</link>
<guid>1418639</guid>
<pubDate>2010-07-06T03:15:00+03:00</pubDate>
<author>Canpolat Pak</author>
</item>
 <item>
<title>Bir Kuştur Avazım</title>
<description>Kanatları yaralı bir kuştur avazım.Yalnız ağaçlarda dinlenir ve yine dolaşır usanmadan pamuk kulakları.Avcıların menzilindedir her an ve yüreği kurşundan dökülmüştür artık.Göçmez, yemez, içmez bir kuştur avazım...  Gecenin zifiri koynunda kabuslar titretirken bedenimi, penceremden süzüm süzüm süzülüp omzuma konuverir.Kulaklarıma umudu fısıldar törpü törpü acıtılmış gagasıyla avazım.  Şubat soğuğunda doğmuştur ve ölü karanfillerden örülü yuvasından uçmuştur ilk kez.Kar beyazıdır yüzü ve buz mavisidir gözleri.Korkusuz, uykusuz, dostsuz bir kuştur avazım. </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-kustur-avazim-siiri/</link>
<guid>1383127</guid>
<pubDate>2010-04-25T16:49:00+03:00</pubDate>
<author>Canpolat Pak</author>
</item>
 <item>
<title>Sarışın</title>
<description>Bulutsuzdu gelişimin gecesi  Ve küçük bir sarışın gibiydi Nazlı nazlı yükselen dolunay Aşkın kıblesiydi sanki Marmara'ya düşen kusursuz yakamoz Uykudayken simitkeş martılar </description>
<link>https://www.antoloji.com/sarisin-15-siiri/</link>
<guid>1163214</guid>
<pubDate>2009-04-17T00:06:00+03:00</pubDate>
<author>Canpolat Pak</author>
</item>
 <item>
<title>Sevgiliye Mesaj</title>
<description>Sevgilim, bütün diller benim olsa, sadece senin  ismini söylerim.Bütün kulaklar benim olsa,  sadece  senin sesini duymak isterim.Bütün ayaklar benim olsa yine sadece sana gelirim.Çünkü bir vakit  tuzunu Marmara'ya katıp arındırmıştım  gözyaşlarımı ve gözlerimde kalan son suretinle birlikte,  yüreğimin en derin yerine akıtmıştım gerisin geriye.Çünkü bir vakit,  son çizgisinde durduğumda hayatın,  ruhum kollarına alıp sana getirmişti içinde sadece bir nefeslik can kalan bedenimi.Ve sen taze soluğunla dirilterek,  çözüverdin mumyaya durmuş kaderimin sargılarını.Şimdi öyle büyü ki içimde beni de kat içine. </description>
<link>https://www.antoloji.com/sevgiliye-mesaj-3-siiri/</link>
<guid>1120792</guid>
<pubDate>2009-02-11T20:35:00+03:00</pubDate>
<author>Canpolat Pak</author>
</item>
 <item>
<title>Bursa'da Sensizlik</title>
<description>Bir şiirdi sensizlik Loş sokaklarda okuduğum Mısra mısra büyüyen Ve adım adım yürüyen...  Bir asma dalıydı sensizlik </description>
<link>https://www.antoloji.com/bursa-da-sensizlik-siiri/</link>
<guid>1029897</guid>
<pubDate>2008-09-23T23:26:00+03:00</pubDate>
<author>Canpolat Pak</author>
</item>
 <item>
<title>Aynı Sen miydi</title>
<description>İpeksi dokunuşun Ve sıcacık tebessümün Gün sarısı, gök mavisi İki kolunu da açmıştı Bursa Nasıl da kucaklamıştı Sevgi çiçeğimi </description>
<link>https://www.antoloji.com/ayni-sen-miydi-siiri/</link>
<guid>1006517</guid>
<pubDate>2008-08-19T04:04:00+03:00</pubDate>
<author>Canpolat Pak</author>
</item>
 <item>
<title>Çeyrek Asır Sonra Yeniden-Nesir</title>
<description>İşte yeniden buluştuk gece saçlı meleğim.Tam çeyrek asır sonra... Güneş'in daha parlak, çiçeklerin daha renkli ve yağmurların daha ıslak olduğu o huzur kokulu bahçelerimize uzanan gökkuşağının sekizinci renginden süzülüp çıkıverdim karşına çeyrek asır önceki çocuk halimle...O akşam  gökyüzüne baktığında, tüm yıldızlar gölgelerini sığındırmak için bir yer arayıp durdu Evren'in her tarafında.İşte o an, ruhumun her bir zerresi birer çift  dudak olup, yeniden emzirdi tüm varlığımı, parıldayan gözlerinin sonsuzluğa uzanan görkemli uçlarından.O akşam,varlığımı varlığında arındırıp, içimi ölümsüz ateşinle doldurdum.Ve ben artık  yeni bir ben oldum.Tekrar görüşmek üzere hoşçakal gece saçlı meleğim belki yine çeyrek asır sonra... </description>
<link>https://www.antoloji.com/ceyrek-asir-sonra-yeniden-nesir-siiri/</link>
<guid>981794</guid>
<pubDate>2008-07-08T20:47:00+03:00</pubDate>
<author>Canpolat Pak</author>
</item>
 <item>
<title>Şimdi Gelme</title>
<description>Taşa tutuldu cam evlerim  Kumdan kalelerim yıkıldı Ve soruldu hesabı Bir içim taze soluğun Ve dirilmenin Bir bebek gülüşünde </description>
<link>https://www.antoloji.com/simdi-gelme-siiri/</link>
<guid>913498</guid>
<pubDate>2008-03-06T01:31:00+03:00</pubDate>
<author>Canpolat Pak</author>
</item>
 <item>
<title>Meleklerime Mektup-Nesir</title>
<description>Sevgili meleklerim,  Nerelerdesiniz? Yoksa o güzelim kanatlarınız yandı da insan seline mi karışıverdiniz? O sel ki, boncuk boncuk altın takılı dağları törpüleyerek, cevherleri yuvasından koparan ve onları çılgınca sürükleyerek, taştan taşa vuran azgın bir nehir gibidir. O sel ki, Güneş'e sıvanacak balçıkları usanmadan biriktirendir.Ve tüm azgınlığına rağmen; içinde tutsak kalan altın damlacıklarının, Güneş'in fersizliğini hissettirmemek için inatla ışıldamasını engelleyemeyendir.  Biricik meleklerim, hemen sıyrılın o insan selinden ve yürek çölüme çağlayın olur mu? Çünkü oradaki vahalar, sizler için, onları birer birer yeşertip, donattığınız andaki ferahlıklarını aynı kararlılıkla korumaya devam eden birer sığınaktır.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/meleklerime-mektup-nesir-siiri/</link>
<guid>913497</guid>
<pubDate>2008-03-06T01:28:00+03:00</pubDate>
<author>Canpolat Pak</author>
</item>
 <item>
<title>Göz Pınarları</title>
<description>Çağladıkça çağladın göz pınarları Solgun bir yüzün saçaklarından Damla damla yitip gittin de Ne duruldun, ne de kurudun  Bir bir solarken sevda fidanları </description>
<link>https://www.antoloji.com/goz-pinarlari-siiri/</link>
<guid>913495</guid>
<pubDate>2008-03-06T01:18:00+03:00</pubDate>
<author>Canpolat Pak</author>
</item>
 <item>
<title>Kedi Mezarı</title>
<description>İki serçe indi önce  Dönüp telaşla yanıbaşında Yaktılar ağıdını Bulutları çağırdı Uğuldayan rüzgar Yağmur yıkadı </description>
<link>https://www.antoloji.com/kedi-mezari-siiri/</link>
<guid>913493</guid>
<pubDate>2008-03-06T01:15:00+03:00</pubDate>
<author>Canpolat Pak</author>
</item>
 <item>
<title>Yağmur</title>
<description>İşte yine ben geldim Selamını getirdim hasret kokulu çiçeklerin Cemre cemre düşüyorum yürek bahçene Baharın gelsin, üşümesin diye kardelenlerin  İşte yine ben geldim </description>
<link>https://www.antoloji.com/yagmur-593-siiri/</link>
<guid>907836</guid>
<pubDate>2008-02-25T21:46:00+03:00</pubDate>
<author>Canpolat Pak</author>
</item>
 <item>
<title>Sensizlik</title>
<description>Kirpiklerimde asılı kalan yürek damlalarıydı önce Kurumayan, ne de dolmayan gözçukurlarıma Mayası oldu sonra ak ve susuz bulutlarımın Bakışlarımdan buğu buğu yükselen sensizlik  Kayalıklardan gördüğüm ıssız bir adaydı </description>
<link>https://www.antoloji.com/sensizlik-537-siiri/</link>
<guid>899813</guid>
<pubDate>2008-02-13T17:51:00+03:00</pubDate>
<author>Canpolat Pak</author>
</item>
 <item>
<title>Pencere</title>
<description>Bir pencere gördüm, ardına kadar açılmış  Aynasında gözyaşları, belli ki kullanılmış Etten duvarlar ortasında öyle suskun Ruhum gibi kuşatılmış, yüreğim gibi acıtılmış  Bir pencere gördüm kaçışım, kurtuluşum </description>
<link>https://www.antoloji.com/pencere-58-siiri/</link>
<guid>653339</guid>
<pubDate>2007-02-06T17:32:00+03:00</pubDate>
<author>Canpolat Pak</author>
</item>
 <item>
<title>Uzlaşma</title>
<description>Bıçak... Kemikte değil Deldi geçti onu Hatta kendisi de Bir kemik oldu Damla damla içerek </description>
<link>https://www.antoloji.com/uzlasma-3-siiri/</link>
<guid>653337</guid>
<pubDate>2007-02-06T17:30:00+03:00</pubDate>
<author>Canpolat Pak</author>
</item>
 <item>
<title>Umut</title>
<description>Damlada büyüyen suydum  Ayağa kalkan ve yürüyen gece Ve okunmadan soldurulan İki heceydım şiirimin içinde Umut... </description>
<link>https://www.antoloji.com/umut-416-siiri/</link>
<guid>653335</guid>
<pubDate>2007-02-06T17:28:00+03:00</pubDate>
<author>Canpolat Pak</author>
</item>
 <item>
<title>Demir Kapıda Susuyorum</title>
<description>Seni anıyorum  Kaybettiğim o yerde Haykırırken soğuk duvarlar Bir deli rüzgar mateminde Yüzüme çarpılıyor yokluğun Ve ben demir kapıda susuyorum </description>
<link>https://www.antoloji.com/demir-kapida-susuyorum-siiri/</link>
<guid>652296</guid>
<pubDate>2007-02-05T17:01:00+03:00</pubDate>
<author>Canpolat Pak</author>
</item>
 <item>
<title>14 Şubat</title>
<description>Şimdi çoğal damla damla  Yatağından taşan pınarlar gibi Sel sel coşan ırmaklar gibi Şimdi yitiver yüzümün saçaklarından Bir parçamı da götürüver Düşüp, filizleneceğin yerlere </description>
<link>https://www.antoloji.com/14-subat-24-siiri/</link>
<guid>652291</guid>
<pubDate>2007-02-05T16:56:00+03:00</pubDate>
<author>Canpolat Pak</author>
</item>
 <item>
<title>Arkadaş Kılığında</title>
<description>Kan kaybediyordu hayat Gün, doğmadan önce şafağında Toprak, kırmızı güllerin yapraklarında Ve bahar bahar solan öpülesi dudaklarda Sadece kan kaybediyordu hayat Bir gün gri bulutların şahitliğinde </description>
<link>https://www.antoloji.com/arkadas-kiliginda-siiri/</link>
<guid>631748</guid>
<pubDate>2007-01-13T21:29:00+03:00</pubDate>
<author>Canpolat Pak</author>
</item>
 <item>
<title>Haziran Kenti</title>
<description>Aç kapılarını Haziran kenti Dar yollarından sorulduğum Ve kavuştuğum kimsesiz bahçelerinde Bir yanımdan çağlıyorken gül kanı Bahar dallarına tutunduğum usulca  </description>
<link>https://www.antoloji.com/haziran-kenti-siiri/</link>
<guid>627913</guid>
<pubDate>2007-01-09T17:23:00+03:00</pubDate>
<author>Canpolat Pak</author>
</item>
 </channel>
</rss>
