<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Caner Ka&#231;an Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Savaş yarası</title>
<description>Yine günlerden bir gün özlem akşamıydı   Nice çiçekler soldu oysa vakit bahardı  Ne güneşler söndü yatağımda uyku haramdı  </description>
<link>https://www.antoloji.com/savas-yarasi-2-siiri/</link>
<guid>3593883</guid>
<pubDate>2024-06-29T19:47:00+03:00</pubDate>
<author>Caner Kaçan</author>
</item>
 <item>
<title>Af</title>
<description>Kaç bahar geçti ömrümün üzerinden, kaç kış geçti karlar erirken, güneş kaç kere çevreledi dünyanın engin maviliğini kuşlar kaç kere kanat çırptı ben zamanın iplerini yakalayamamışken, insan kaç kere ölür yaşadığı kalbin odalarında ? Insan ölürken çığlık atar da duyulmaz mı dostlar bulvarının sokaklarında? Duyulmaz arkadaş, sayamazsın bu cihanın tekerrür ettiklerini, alamazsın bir dilsizden gerçeklerin cevabını, konuşanların elindedir yalanlar atlası istesen de göremezsin hakikatlerin aslını. Ruhum hasta değildir benim doğrulara şifa ararken deli yaftası yedim. Ben yalanlara sustukça ezildim o yüzdendir ki insandan çok duygulara boyun eğendim. Fakat artık geçti, gerçekler acıdır ve inadına  direndim, doğruların peşinden koşacağıma yalanların rengine serildim, gerçeklerle deliydim sahteliklerle gerçeğim, pis gülüşler altında yatan nefretin tuvaline ben de çizildim, bu saatten sonra sizi değil kendimi affettim.   </description>
<link>https://www.antoloji.com/af-77-siiri/</link>
<guid>3593880</guid>
<pubDate>2024-06-29T19:44:00+03:00</pubDate>
<author>Caner Kaçan</author>
</item>
 <item>
<title>Sahici</title>
<description>üzerimde soğumuş kan lekeleri, sırtımda sayısız caninin hançerden örme yara izleri Ben ki ıslak ceketimin altında kurumaya çalışan kanatsız bir fısıltıydım kara geceleri Apansız ayrılıklarla çevriliyken etrafım içimde korkunun dinmez çığlık sesleri  Meğer ne değerliymiş insan, kendisinde bulamasa bile sevilmeye değer yüreği Ne gariptir ki açıklanamaz sayısız hatanın doğruluğuna kaptırmıştım kendimi </description>
<link>https://www.antoloji.com/sahici-17-siiri/</link>
<guid>3562044</guid>
<pubDate>2024-03-11T02:38:00+03:00</pubDate>
<author>Caner Kaçan</author>
</item>
 <item>
<title>Vakit</title>
<description>Vakit artık çok geç... Gidilmeliydi bu diyardan.. Sarmaşıklar bizi sarmadan. Vakit artık çok geç... Gidilmeliydi puslu duvardan.. O bizim üstümüze yığılmadan. </description>
<link>https://www.antoloji.com/vakit-132-siiri/</link>
<guid>3562043</guid>
<pubDate>2024-03-11T02:35:00+03:00</pubDate>
<author>Caner Kaçan</author>
</item>
 <item>
<title>01 kasım 1985</title>
<description>kimimiz içinden geçenleri gözyaşıyla anlatır, kimimiz kağıt kalemle, kimimiz tek cura sazıyla anlatır. Kimimiz feryat eder, karşısındakini mest eder, yüreğinden süzülen ağıtlarla. </description>
<link>https://www.antoloji.com/01-kasim-1985-siiri/</link>
<guid>3455853</guid>
<pubDate>2023-03-28T03:39:00+03:00</pubDate>
<author>Caner Kaçan</author>
</item>
 <item>
<title>09 nisan 1985</title>
<description>en büyük boşluk göremediğiniz karanlık mıdır ? Hayır. En büyük boşluk içinizde dolup taşan karanlıktır  </description>
<link>https://www.antoloji.com/09-nisan-1985-siiri/</link>
<guid>3455851</guid>
<pubDate>2023-03-28T03:37:00+03:00</pubDate>
<author>Caner Kaçan</author>
</item>
 <item>
<title>07 haziran 1987</title>
<description>Karda çocukluğu hatırlamak,  şimdi bak...  asıl problem kıymetini yaşamamak. </description>
<link>https://www.antoloji.com/7-haziran-1987-siiri/</link>
<guid>3455848</guid>
<pubDate>2023-03-28T03:26:00+03:00</pubDate>
<author>Caner Kaçan</author>
</item>
 <item>
<title>06 temmuz 1995</title>
<description>Bu cümlelerimi yazıya dökmekten veya sözlü olarak başkalarına söylemekten nefret ediyorum, sanki şiir yazmak veya bir hikaye anlatmak acizlik edası yaratıyor karanlık dünyamda, daha ne kadar aciz bir insan olduğumu sorgulayamadan bunları yazmamın verdiği pişmanlık ve şu an bu cümlelerimi sana dinletiyor olmamın hüznü var içimde. Düşüncelerimi ve fikirlerimi artık taşıyamıyorum ve de anlatamıyorum. iki zincire bağlı gibiyim, bir zincir beni kendi karanlığına çekmek için kuruntular dolduruyor kafamda, beni ona inandırmaya çalışıyor. diğer zincir benim ellerimde her ne kadar kendimi karanlıktan çekmeye çalışsam da bunu yapamıyorum ve zorlanıyorum, etrafımdaki insanlara baktığımda ruhlarında karanlık göremiyorum, hayatı her türlü mutlu yaşayabiliyorlar kendilerine ait bir yalan bile uydurup ondan eğlenmesini ve de kötüyü düşünmemelerini görüyorum, bu güçlülük mü yoksa korkaklık mı? İnan bunu çok sorguluyorum, gerçeği bulmak için karanlığı mı görmeliyim yoksa hayatı yalandan da olsa mutlulukla mı sorgulamalıyım, bunları düşünmek acizlik midir? Yaptıklarım çocukça mı? Artık hiçbir şeyin cevabını net olarak bulamıyorum. Bunları söylemek bile utanç verici geliyor, sırf bu utançlığımdan dolayı kimsenin olmadığı boş dehlizlerde yaşamayı yeğlerim. Cümlelerimi kafamda toparlayamıyorum sormam gereken on binlerce soru ve bulmak zorunda kaldığım cevaplar altında eziliyorum, her saniye bir soru daha doluyor kafama. Ne yapacağım hakkında fikrim yok, dayanamıyorum bu fikirleri düşünmekten artık zamanımın ve gecemin gündüzümün karmaşıklığı arasında ezilip büzülüyorum. Kimseyi tanıyamıyorum, kimseyi göremiyorum, kimsenin varlığını hissedemiyorum, içten içe yalnızlaşıyorum, kayboluyorum sanki kendimi yavaş yavaş acı çeke çeke öldürüyorum, eminim bunları kimseye anlatamayacağım beni psikolojisi bozuk bir deli olarak görmeni istemiyorum. Günlerdir kendimde değilim mutlu olamıyorum, gülemiyorum, sanki her güldüğümde ruhuma derinlemesine bir diken batıyor, acınmak istemiyorum acımalarını istemiyorum. Neyi yediremiyorum içimde bilmiyorum, her şeyin farkındayım ve bunlar canımı yakıyor. Kendi bedenime yabancılaşıyorum, sevdiğim kızı yabancı olarak görüyorum onu tanıyamıyorum, kime nasıl davranacağımı bilmiyorum. Kimi nasıl hissedeceğimi kime nasıl hissettireceğimi bilmiyorum. diyorum ya acizlik yaşıyorum diye yaşamın verdiği acizliği boynuma kolye yapmış bekliyorum. Varlığımın yokluğunu hissediyorum ama yetişemiyorum. Kendi kurduğum odaya yabancılaşmışım yatağım gurbetim olmuş tekli koltuğumda uyumaktan başka çarem yok. Kendimi ilk kez bu kadar değersiz ve aciz hissediyorum. İlk defa bu kadar yorgun ve ilk defa bu kadar mutsuz. Sessizliğim yardım çığlığı atıyor, fakat feryatlarım sessizliğimi aratmıyor.   </description>
<link>https://www.antoloji.com/06-temmuz-1995-siiri/</link>
<guid>3455847</guid>
<pubDate>2023-03-28T03:22:00+03:00</pubDate>
<author>Caner Kaçan</author>
</item>
 <item>
<title>12 ağustos 1999</title>
<description>Nereden geldiğimizi bilir fakat nereye gideceğimizi bilemeyiz. Verdiğimiz kararların sonucu ne olur hiç düşünemeyiz düşünsek bile önümüze geleni gelene kadar göremeyiz, seçtiğimiz yollarda mutlulukla giderken bizim tercihlerimiz dışında yollarımızı değiştirebiliriz. Bir yola düştüğümüzde sonuçlarını bekleriz olasılıklarla yüzleştiğimizde nereye gideceğimizden korkar ve geri dönmek isteriz, yarın ne olacak diye düşünmekten kafayı yeriz, kendimizi kaybeder korkuyla yüzleşiriz. Bazı doğrulara geç gelir bazı yanlışlara koşarız, elimizde boş bir valiz. Sadece kendimiz için düşünmeyiz hayatımızda bulunan en nadide insanı düşleriz, o nereden geldi nereye gitmeyi tercih eder. Sonra yürekler ne kadar bir olsa da bedenler ve tercihlerin ayrılığına düşeriz, savunmasız özgürlüğe hapsedilir gelecek günü bekleriz, bir gün gelir yollar ayrılır kalplerde sessizleşiriz, o istese bile biz istemeyiz. İki yüreği düşünerek yaptığımız tercihleri tek tek özenle seçeriz, sonra bir bakarız bir yürek hayatını tekil bir dünyada yaşamayı yeğler ve düşüncelerini kendini düşünerek seçer önü boş bir dehliz. Kim haklı kim haksız bilemeyiz, geride bir kişi kalır o da ya yalnız ya da sessiz.   </description>
<link>https://www.antoloji.com/12-agustos-1999-siiri/</link>
<guid>3455846</guid>
<pubDate>2023-03-28T03:21:00+03:00</pubDate>
<author>Caner Kaçan</author>
</item>
 <item>
<title>28 ocak 1981</title>
<description>Ey gözlerinde evreni aradığım kadın, verem ettin beni güz yüzlü cemaline aldandım    Bir nefes aldım teninden şifa olur sandım, meğer kederlere buladın, yüreğimi yaktın  Ellerimi kollarımı birbirine bağladın beni öldürmekten başka yol bulamadın  </description>
<link>https://www.antoloji.com/28-ocak-1981-siiri/</link>
<guid>3455845</guid>
<pubDate>2023-03-28T03:19:00+03:00</pubDate>
<author>Caner Kaçan</author>
</item>
 <item>
<title>03 haziran 1963</title>
<description>Bir farenin çöplerden umutla yemek bulma heyecanını yaşıyorum içimde, geçmişi kurcaladıkça umut yerine hüzün kokusu alıyorum. Karşımda duran insanların bana karşı olan boş bakışlarını görüyorum onların içlerindeki yokluğumu hissediyorum, ben onlar için varlığın eskittiği boş bir liman mıyım, pas tutmuş, çürümüş, yok olmuş, biraz zamanlar o limandan neler geldi neler geçti, kimler kimler yükünü bıraktı ve gitti. Şimdi o liman zaman geçtikçe ölüyor çünkü unutuluyor. Belki günü geldiğinde hatırlanır varlığım, o gün ne sen duyarsın ne ben buradayım. Saatlere baktığın her an o saatlerde ömrümü eskittim, saniyeleri saydığın her gün ben o saniyeler içinde boğuldum günleri saydığın her anı toplasan senin parmaklarından fazla karanlığa hüküm yedim, verdiğin her aya ben asırlarımı sakladım, uyuduğun her gece ben sigaramla uyandım, güneşin sıcaklığını hissettiğin her sabah ben soğuktan üstüme bir mont attım, senin yürüdüğün yollarda ben yüreğimden izler bıraktım, senin güldüğün yerlerde ben gözyaşlarımı denizlere boşalttım, senin içtiğin yerlerde ben önünden geçen sarhoş adamdım, senin varlığımı hissetmediğin kalbinde ben yokluğunu urganım yaptım. şimdi sana söylüyorum umutla çabalayan fare, senin umutla yemek aradığın yerde benim niye kederlerim dolar taşar yüreğime? İnsanlara güvenme fare, sana verilen yemek bir idam mahkumunun son yemeği gibi olabilir belki inanmaz mısın ? yaşasaydın nasıl dokunurdun bunları söyleyen sözlerime  </description>
<link>https://www.antoloji.com/03-haziran-1963-siiri/</link>
<guid>3455844</guid>
<pubDate>2023-03-28T03:17:00+03:00</pubDate>
<author>Caner Kaçan</author>
</item>
 <item>
<title>09 ocak 1990</title>
<description>anlızlığın üzerime üzerime koştuğunu ve yüreğime okkalı bir darbe indirip beni yerle bir etmesini tahmin edebiliyorum. Kollarım ağır, ayaklarım bir kuş tüyü bile kaldıramayacak kadar bitkin, bedenimin fikirlerimi ve hislerimi taşıyamayacak kadar çürümeye başladığını ciğerlerime batan bıçak darbelerinin sancılarından anlıyorum. Ne istediğimi ve sanırım nereye gittiğimi gerçekten bilmiyorum, kendime bile anlatmaktan korktuğum anıların ve onlardan çıkardığım notları korkmadan sıkılmadan yazabiliyorum artık, bir kalmadı, uğraşım yok, n hevesim eden kendimi bu kadar heba ediyorum neden bir şeyleri başarabileceğimi bilirken kendimi karanlık kuytulara atıp gecenin zifiriyle boğuyorum diye çok düşünüyorum. Ve sonrasında insanları düşünüyorum, onların uğraşlarını ve onların duygularını, her şey sahte geliyor. Ve bu sahtelik o kadar gerçekçi ki bazen ben de aldanıyorum, kitlenip kalıyorum. Nerede bulunur gerçekliğe en yakın acılar, nerede bulunur asıl uğraşın uğraş olmayacağını bilen insanlar? sanırım benden başka kafayı sıyırmış biri yok. Doğru ya en son yalnızlık üzerime üzerime koşuyordu nasıl da hemen unutmuşum ama. Açlığımı hissediyorum fakat açlığımı sigarının dumanıyla dolduruyorum, ki daha çok hızlı yaşansın her şey tok bir karın anlatabilir mi bu içimden geçenleri maalesef hayır. Bu yüzden sevgiye tok insanlar anlayamaz yalnızlığın ızdırabını. Kara bulutlar çevirmiş etrafımı gökyüzü arkada kalmış renkleri kaybetmişim, bulmak imkansız, umut etmek için yukarı bakılır, bir dua için yukarıya haykırılır fakat benim haykırabilecek bir gökyüzüm bile kalmadı, umutlanmaya kara bulutlar engel çıktı, çoğu insan yazdıklarımdan dolayı kaçtı, derdi olanı veya bu denli kendisinden nefret edeni kim sevebilirdi ki? Özür diliyorum. Yaşamın bu denli heyecanlı ve bu denli keyif verici güzelliklerini göremeden öleceğimden dolayı yorduğum kalbimden özür diliyorum. Özür diliyorum, rahatlığın verdiği huzura erişemeden içtiğim her bir sigaranın havada süzülen dumanından özür diliyorum. Özür diliyorum, içtiğim her bir şarabın kadehini kadehlere değil de yalnızlığıma vurup gidenlerin şerefine içtiğim için özür diliyorum.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/09-ocak-1990-siiri/</link>
<guid>3455843</guid>
<pubDate>2023-03-28T03:16:00+03:00</pubDate>
<author>Caner Kaçan</author>
</item>
 <item>
<title>02 haziran 1991</title>
<description>KOŞUP DURDU BİR O YANA BİR  BU YANA  AĞLADIKÇA KIZIL IRMAK RENGİNDEN UTANDI BAKSANIZ YA ONA YORGUNLUĞU DOLDU TAŞTI SIĞMAZ AVUÇLARINA KIRILDIĞINDAN UZAKLAŞIR O YAĞMURLU ORMANA ONARDI KALBİNİ BİR ÇİÇEK KOKTUĞU AN BURNUNA </description>
<link>https://www.antoloji.com/2-haziran-1991-siiri/</link>
<guid>3455841</guid>
<pubDate>2023-03-28T03:13:00+03:00</pubDate>
<author>Caner Kaçan</author>
</item>
 <item>
<title>07 temmuz 1993</title>
<description> bir kadın tanıdım teninde dolaşır birkaç acı elleri kan dolu gözlerinde şehvet dolu sancı tuzağına çekti sorguladı kimdir bu yabancı daha tanıyamadan bıçağını sırtıma sapladı  </description>
<link>https://www.antoloji.com/1921-siiri/</link>
<guid>3455840</guid>
<pubDate>2023-03-28T03:10:00+03:00</pubDate>
<author>Caner Kaçan</author>
</item>
 <item>
<title>19 ağustos 1915</title>
<description>gören duyan oldu mu beni  aradım durdum deli deli bak düştüm onca yola tutamadım bir gonca eli </description>
<link>https://www.antoloji.com/1962-siiri/</link>
<guid>3455837</guid>
<pubDate>2023-03-28T03:07:00+03:00</pubDate>
<author>Caner Kaçan</author>
</item>
 <item>
<title>28 mart 2023 Veda</title>
<description>merhaba, bu mektubumu her kim dinliyor veya okuyorsa ona yazıyorum, bu sefer kaçmak yok, kendi düşüncelerimden bile kaçmayacağım devamını getireceğim cümlelerin. bunu yazarsam yanlış olur veya bunu söylersem yanlış anlaşılırım tedirginliği olmadan yazacağım, belki ilk belki de son mektubum olacak bu. aradan geçen 6 senenin ardında arkamda insanlardan daha ağır duygular bıraktım. güvensizliği, korkusuzluğu, heyecanı, merakı, saygıyı, anlamı, kalbimde sakladığım son aşkı, aklıma kazıdığım son şarkıyı, avuçlarımda tuttuğum tek inancı, aklına gelebilecek bütün insanlığımı kaybettim. içime sığdırdığım ve doldurdukça çiğerlerimi yırttığım üzüntüleri avazım çıktığınca bağırıyor veya ellerimin üstünü yaralı buluyorum içimde kalan tek şey sinirim oldu, nefretim, hırsım herkese en güzel duyguları verdim ve kendime bıraktığım son şey azabım oldu. her geçen gün daha da çok farkediyorum anlaşılmadığımı kendimi tam net anlatamadığımı, bu benim kusurum mu yoksa insanların bana karşı tahammül edemeyişlerinin vurdum duymazlığı mı ? insanlara derdini anlattığında veya onların derdine ortak olduğunda neden sonradan en bitiği ve en kıymetsizi olarak yaşamak zorunda kalıyoruz ? insanın acısı insanın korkusu başkalarının silahı olurken içime atıp susmanın ve kendimi savunmanın suçunu neden ömür boyu acı cezasıyla çekiyorum, inanın ben de bilmiyorum. kendimi bu durumdan kurtarmanın en kolay yolun içimdeki insanı öldürmek olduğu kanaatine dayanıyorum. ve şuna inanın ki bu size andım olsun son mektubum, hayatımda yer edinmiş bütün şairlerin sevgilerini bir valize koyuyorum, bildiğim bütün şiirlerden son kez vazgeçip bu sahtelikleri bir valize atıyorum, her bir cümlenin anlaşılmak umuduyla yazarken yazdıklarımın sadece beni bağlayacağı gerçeğiyle valizimi kapatıyorum ve belki de bir daha hiç bir zaman yazılarımda anlaşılmadığımın farkında olarak kağıtlara döktüğüm yazıları yakıp dumanını sigaramla dolduruyorum, elveda yeryüzündeki binlerce şaire, elveda duygularını kağıtlara yazmaktan başka çare bulamayan çelebilere, elveda şiirlere renk olmuş güzellere, elveda belki anlaşılırım umuduyla şiir yazan aşıklara, elveda dikkat çekerim hayaliyle kafiyelere sığınan divanelere. elveda elveda ellere veda elaya veda. </description>
<link>https://www.antoloji.com/veda-1150-siiri/</link>
<guid>3455836</guid>
<pubDate>2023-03-28T03:01:00+03:00</pubDate>
<author>Caner Kaçan</author>
</item>
 <item>
<title>02 nisan 1948</title>
<description>evet sevgili istediğin oldu, bak artık bir boşluktayım ne sen beni görebiliyorsun ne de ben artık buradayım  yılmadan, sıkılmadan seni yazıp seni anlatıyorum kendime sırf bir gün geldiğinde yabancı hissetme kendini kalbime  </description>
<link>https://www.antoloji.com/mavi-cicek-2-siiri/</link>
<guid>3370067</guid>
<pubDate>2022-06-07T03:00:00+03:00</pubDate>
<author>Caner Kaçan</author>
</item>
 <item>
<title>02 haziran 1970</title>
<description>zaman bir su gibi aktı geçti gözlerimin önünden mevsim soğukluğuyla geldi kesti ellerimden gece bir veba gibi tuttu bedenimden şahit oldu dünya kurtarmak gelmedi içinden  evim beni kendi odasından kovdu </description>
<link>https://www.antoloji.com/askin-zehri-3-siiri/</link>
<guid>3370065</guid>
<pubDate>2022-06-07T02:58:00+03:00</pubDate>
<author>Caner Kaçan</author>
</item>
 <item>
<title>02 aralık 1888</title>
<description>bir mavi gözlüden şikayetim var duyun halimi  elleriyle tutup saçlarıyla tutsak etti kalbimi öldürdü teker teker içime attığım sevgimi dalgalı denizde batmakta büyük bir gemi  beyoğlunun taştan yollarında oturmuş beklerim </description>
<link>https://www.antoloji.com/yalanci-yarim-3-siiri/</link>
<guid>3370064</guid>
<pubDate>2022-06-07T02:43:00+03:00</pubDate>
<author>Caner Kaçan</author>
</item>
 <item>
<title>28 mayıs 1986</title>
<description>artık  hiç bir sevgide gözüm kalmadı  ne bir güzel söze ne de sımsıcak ellere içimde taşıdığım en ağır sevgilerin derdine bir sigara yakıp oturur dururum bomboş sahillerde  ne isterdim bilmiyorum şu dünyanın çilesinde </description>
<link>https://www.antoloji.com/sevgiliye-625-siiri/</link>
<guid>3369348</guid>
<pubDate>2022-06-05T01:00:00+03:00</pubDate>
<author>Caner Kaçan</author>
</item>
 </channel>
</rss>
