<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Can Kılı&#231; Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Yalnızlık</title>
<description>Yalnızlık, yuvam yalnızlık;
Tuttum ellerini fakat hâlâ dinmedi bu karanlık;
Aradım durdum seni oldum bir âşık;
Ah yalnızlık, yurdum yalnızlık;

Ne yapmalı peki, nasıl kurtarmalı kendini bu dehlizden; can mı çıkarmalı kendinden;
Ömür mü tüketmeli üzerine;
Ya da sadece koy mu vermeli?

Nedir efendiler, bu sorular;
Bitmek bilmez tekrar eder dururlar;
Hangi akıl etmez bunların ardından isyanlar;
Söyleyin bakalım kim o şehvet şarabından içenler;

Neye tutunmalı peki, bir çift mavi göze mı;
Bir anne şefkatine mi, ne abes;
Ne korkaktır bu insan, ihtiyacı sadece bir dayanak mı; neyi ne kadar görebildi ki zaten?

Ama yine de bir umut yok mudur;
insana hep keder mıdır sahip olacak olan;
Bir deva, bir kurtuluşu var mıdır;
insanı yokluğa sürükleyecek olandan. </description>
<link>https://www.antoloji.com/yalnizlik-2327-siiri/</link>
<guid>3901591</guid>
<pubDate>2026-11-04T21:36:00+03:00</pubDate>
<author>Can Kılıç</author>
</item>
 <item>
<title>Yâr</title>
<description>Ölüm, ölüm her köşede belleyim;
Elin tutmaz olup kederleneyim;
Uğrun değil yâri, bendimi bile çiğneyim;
Mâhcemalin dururken, ben bu cihan neyleyim?

Aş, iş, bark; ne edeyim?
Sevdânı yüreğime konak eyleyim;
Nebi'nin elinden, Adn'da bir tas su içeyim;
Mâhcemalin dururken, ben bu cihan neyleyim?

Huzurun çıkmak için vakit kollayım;
Aşkın yolunda gece gündüz kılıç sallayım;
Hem beni hem yâri defnedip, sende yok olayım;
Mâhcemalin dururken, ben bu cihan neyleyim?

Can der ki: Kendim öğmeyim;
Yâr dururken, başka bir cüz'ü sevmeyim;
Kul kul gezip, yâr'e Mecnun edeyim;
Mâhcemalin dururken, ben bu cihan neyleyim? </description>
<link>https://www.antoloji.com/yar-810-siiri/</link>
<guid>3901592</guid>
<pubDate>2026-11-04T21:36:00+03:00</pubDate>
<author>Can Kılıç</author>
</item>
 <item>
<title>Yazık Değil Mi Efendiler?</title>
<description>Yazık değil mi, efendiler?
Bunca dökülen gözyaşına,
Öksüz bırakılan çocuklara,
Viran edilmiş şehirlere
Ve toprağa akıtılmış kanlara.

Yazık değil mi, efendiler?
Nedir bu toprak uğruna verilmiş mücadele?
Gerek var mı gözlerinden yaşlar akan analara?
Neyi paylaşamaz insan, sonunda sığacak ise bir karış toprağa?

Yazık değil mi, efendiler?
Öz dilini konuşamayanlara,
Hiç okul yüzü görememişlere,
Bir tas çorba içememişlere,
Yanı başında ölümden başkasını hissedemeyenlere.

Can der ki: Yazık değil mi, efendiler?
Hep daha fazlasını isteyenlere,
Kardeşinin gözyaşını silmeyenlere,
Sıcacık yatağında uyuyanlara,
Ağlayan ananın bağrına su serpmeyene? </description>
<link>https://www.antoloji.com/yazik-degil-mi-efendiler-siiri/</link>
<guid>3901589</guid>
<pubDate>2026-11-04T21:35:00+03:00</pubDate>
<author>Can Kılıç</author>
</item>
 <item>
<title>Yaşamdan Korkmak</title>
<description>Kayboldum varlığımı ararken yokluğumda;
Bilmezdim hüzün nedir mutluluğun doruğunda;
Meğersem kandırmış durmuşum kendimi avuntularla;
Kayboldum, efendiler, kayboldum yokluğumda.
Daldım durdum hep hayallere;
Görmez oldu gözüm gerçekleri;
Yarattım durdum hep sahte hisleri;
Yazık oldu, efendiler, yazık oldu kendini kandıranlara.
Fakat çok severim düşünmeyi, efendiler;
Nedenini de bilmem, sadece ederim tefekkür;
Bazen bir aşk yaratırım düşüncelerde, bazen ise bir kaos;
Fakat ne yazık ki, efendiler, yaşamak zor gelir bana bu viran olmuş hayatı.
Zor gelir bana hayata karışmak;
Oysaki daha kolay değil midir onu izlemek,
Mutluluğu, hüznü, acıyı insanlarda görmek, ona göre hareket etmek?
Bilmem, efendiler, belki çok korkağımdır yaşamak için,
Belki de çok cesurumdur ölmek için. </description>
<link>https://www.antoloji.com/yasamdan-korkmak-siiri/</link>
<guid>3901590</guid>
<pubDate>2026-11-04T21:35:00+03:00</pubDate>
<author>Can Kılıç</author>
</item>
 <item>
<title>Şükür Ettiniz Mi Efendiler?</title>
<description>Şükür ettiniz mi O Tanrı'ya? hani üzerinize azaplar yağdırana , size hiçbir zaman istediğinizi vermeyene, sizi hep yüzüstü bırakana, en sevdiği-
nizi sizden alan ve bir daha vermeyecek olana.

Yanılgı; Efendiler sorarım hiç gören ile görmeyen bir olur mu, aşık ile aşk nedir bilmeyen bir olur
mu,o zaman neyin göstergesidir bu sahip olduğu
unuz celal, duygu ile hareket eden hiç tatmin olur mu?

Ama değil midir ki Tanrı; Adem'in elmayı yemesine göz yuman, değil midir ki Tanrı bu dünya'daki tüm kederin müsebbibi ve değil midir ki Tanrı Şeytan'a müsaade verip Eyüp'ü kahreden?

Yanılgı ve her zamanki gibi yanıldı aciz varlık
Can der ki; ilk önce kendini ben'den soyutlamalı
Yeri geldi mi taş, yeri geldi mi toprak olmalı her cüz'de Tanrı'yı görmek ne kolay mahluk bunu isteyince. </description>
<link>https://www.antoloji.com/sukur-ettiniz-mi-efendiler-siiri/</link>
<guid>3901588</guid>
<pubDate>2026-11-04T21:34:00+03:00</pubDate>
<author>Can Kılıç</author>
</item>
 <item>
<title>Deneme</title>
<description>Vardım 19'a, dayadım merdiveni 20'ye; öyle yaşar giderim hiç gam duymadan. Sahi, neden hiç gam duymam? Nedir beni bu rahatsız eden hissiyat, ben hiç gam duymuyorsam? Hakikaten, size de olmaz mı efendiler bu arada bir? Hani sanki böyle yaptığınız işin hiçbir anlamı olmadığı ve ne yaparsanız yapın vaktinizi boşa harcadığınız gibi düşünceler? Bana çok gelir efendiler, hemen hemen her vakit gelir. Güzel bir kahvaltı yaparım; kahvaltı için gösterdiğim özen bana vakit kaybı gelir, hele kahvaltının kendisini sormayın bile. E, nedir efendiler o zaman bu? Var mı bir delikanlı, açıklasın şunu da bizi de rahatlatsın, kendini de. Ben miyim efendiler o delikanlı? Hayır efendim, ne münasebet! Ben sadece soru sorarım; hiç çözemedim ki şu ana kadar bir problem. Sahi, ben niye hep soru sorarım, neden hiç çözmeye çalışmam?

Aman, siz de bak, yine beni felsefeye ittiniz. Sahi, bir vakit çok severdim felsefeyi, Platon'u, Aristo'yu falan; çok zeki gelirlerdi bana dönemlerine göre. Şu an ne oldu peki, efendiler? Daha çok imkâna sahip olan insan daha mı çok geriledi? Bakın, yine başladım sormaya efendiler. Sahi, anlatayım nasıl başladı bu hep sorma işi. Bir aralar telefonumun şarjı bitmiş, almışım elime kitabı. Fakat kitap nedir, nasıl okunmalı falan, bunları hiç bilmem. Taktım telefonu şarja, geçtim balkona elimde kitapla. Hiç unutmam, Sabahattin Ali'nin Kuyucaklı Yusuf'u idi kitap. Ne de okumuştum; telefonu bile unutmuştum okurken. Sahi, o gün bugündür bir kitap okurum. Hâlâ o hissiyata bir daha varamadım ama varsam ne olur, değil mi? Başka dert mi kalmadı kederlenecek, derler adama.

Sahi, kalmadı mı başka dert? Ne öyle oturur düşünürüz akşama kadar varlık nedir, iyi nedir, ahlâk nedir diye? Bunları elimizde tutamadıktan sonra? Aman efendim, siz de harbiden beni Socrates'a çevirdiniz. Nedir bu? Bir kıssa anlatacaktım, anlatacağım şeyi bile unuttum ve huzurunuzda felsefe yapar buldum kendimi.

Hah, şeyden gelmiştim: Bu arzular falan... Bakmayın böyle özensiz yazdığıma; öyle değildir niyetim. Kendimi size samimi göstermek gibi falan... Ben Rabb'a dua ederken Hayyam'ın şu sözü geldi aklıma: "İbadete karşılık cennet alacaksam, ticaret mı bağış mı diye soracağım." Yani Yunus gibi oldum efendiler. Açıkçası, haddime değildir kendimi onun adının bulunduğu bir cümlede bulundurmak; fakat beni Allah'ı övmeye çalışan bir çoban sayın efendiler. Dilimin kusurunu, gönlümün kusuru saymayın, ricamdır.

Öyle istemez oldu gönlüm Cennet falan. Ne edeyim ben mutluluğu? Mutsuzluğu değildir ki niyetim, rahat bir yaşam. Ver bana Rabbı, derim; fakat hiç bilmem severim kendini. Sahi, nedir bu gönül bağı? Hangi huri güzel gelir bana bu gönül bağına sahip olduktan sonra? Ne edeyim ben Rabbın mahluklarını, onları yaratanı görmedikçe? Âşık değilimdir efendiler ya da öyle sanıyorum. Dediğim gibi, 20'ye dayadım merdiveni. Hissederim sonu yokmuş gibi bu evrenin. Ölüm beni buluşturacak ise sevgiliyle, o zaman nedir gayesi bu yaşam şarabını içmenin?

Dertlenme bir Adem için, var ol Rabbin güzelliği görmek için. Nedir efendiler bu sürekli şair gibi yazasım gelir? Aldım elime kalbimi, yazdım onunla dizeleri. </description>
<link>https://www.antoloji.com/deneme-164-siiri/</link>
<guid>3901586</guid>
<pubDate>2026-11-04T21:33:00+03:00</pubDate>
<author>Can Kılıç</author>
</item>
 <item>
<title>Saf Adem</title>
<description>Mal, mülk, şan, şöhret veya bir çift göz;
Değdi mi ki bir şarap uğrun can çıkarmaya;
Ömür ömür dediğin ne ki biraz gez toz;
Kalır mı ki vakit ben'i anlamaya?

Vara vara buraya mı vardım, der;
Bir yâr'e gönül verir, ardından gider;
Dinlemez aklı, sürekli yer içer;
Zaman gelir, ruh olur, göçer gider;

Sanma ki yalnız sanadır bu keder;
Eyüp'ün yanında seninkine mi gözyaşı döker;
Tanrı vermiş Cân'ı, etme fikir, sana müsamaha eder;
Yitirilmişsin Adem, sana verilen sevgi veyahut keder olsa ne fark eder? </description>
<link>https://www.antoloji.com/saf-adem-siiri/</link>
<guid>3901587</guid>
<pubDate>2026-11-04T21:33:00+03:00</pubDate>
<author>Can Kılıç</author>
</item>
 <item>
<title>Baksana Hâline Adem</title>
<description>Baksana hâline, Adem, böylesi daha hoş.
Ne anlamı vardır sürekli heva için koş?
Kaybetme özünü, böylesi yaşam boş.
Hayat hayat dediğin ne ki, içi boş, içi boş.

Ama sarılırsın yine hevana, bilirim.
Sürdüğün sefa kör eder seni, görürüm.
Kalbinde sızı, ruhunda boşluk; anlarım.
Ettin koca ömrü heba, ağlarım.

Uyardım seni, kestim yolunu, haykırdım ismini.
Görmedin beni, yıktın bendimi, sağır ettin kendini.
Böyle mi olmalıydı, Adem, böyle mi?
Vakit geldi artık, ağlama hâline, teslim et bendini. </description>
<link>https://www.antoloji.com/baksana-haline-adem-siiri/</link>
<guid>3901585</guid>
<pubDate>2026-11-04T21:30:00+03:00</pubDate>
<author>Can Kılıç</author>
</item>
 <item>
<title>Yek Vücud</title>
<description>Yani başındadır O, Gözler seni. Her an gösterir sevgisini Doğa Ana gibi sımsıkı kucaklar seni; Sen kaçarken o buluşturmak ister sevgili ile seni.  Hiç çekinmem onu görmekten, kendimi toprağa gömmekten; hiç usanmam gecelere kadar </description>
<link>https://www.antoloji.com/yek-vucud-siiri/</link>
<guid>3854205</guid>
<pubDate>2026-07-14T18:30:00+03:00</pubDate>
<author>Can Kılıç</author>
</item>
 <item>
<title>Ağıt</title>
<description>Belki bir Tanrı sevgisidir beni buna gark Eden; belki bir Ana'nın gözyaşı; belki bu Topraktır beni sana bağlayan; belki bir şehadet Belki bir kör duman  O Tanrı ki içime işlemiş zordur söküp </description>
<link>https://www.antoloji.com/agit-407-siiri/</link>
<guid>3854029</guid>
<pubDate>2026-07-14T10:49:00+03:00</pubDate>
<author>Can Kılıç</author>
</item>
 </channel>
</rss>
