<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. B&#252;lent &#214;zdemir  Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Gidiyorum Özlediğim Yalnızlığıma...</title>
<description>Gidiyorum özlediğim yalnızlığıma…. Düşen bir yaprak gibi sonbaharıma… İşlemediğim günahların sevabına… Gidiyorum rüzgarım kattı beni önüne… Bir kez daha bakamam gözlerine… Bilirim susmasam da konuşamam </description>
<link>https://www.antoloji.com/gidiyorum-ozledigim-yalnizligima-siiri/</link>
<guid>954920</guid>
<pubDate>2008-05-20T13:06:00+03:00</pubDate>
<author>Bülent Özdemir </author>
</item>
 <item>
<title>Her Yerden Gitmek İstiyorum</title>
<description>Her yerden gitmek istiyorum Kendimden gidemediğim her yer gurbet geliyor Cevabı hayır olan sorular sormayın Yarımı bulunca anlatırım derdimi Şimdilerde yarım yamalak cümleler Sırlarını tapınak yapan köle gibiyim </description>
<link>https://www.antoloji.com/her-yerden-gitmek-istiyorum-siiri/</link>
<guid>954917</guid>
<pubDate>2008-05-20T13:02:00+03:00</pubDate>
<author>Bülent Özdemir </author>
</item>
 <item>
<title>Düğün Gününde Gel…</title>
<description>Her şeye rağmen sevgiye çağırana...   Duvağı açılmamış sözler bulmalıydım sana... Rüzgâr, şah damarımdan fısıltılar getirdi gönlüme... Usulca duydu kulağım... </description>
<link>https://www.antoloji.com/dugun-gununde-gel-siiri/</link>
<guid>934759</guid>
<pubDate>2008-04-12T11:15:00+03:00</pubDate>
<author>Bülent Özdemir </author>
</item>
 <item>
<title>Suçluyum Ben Mahkum Olmak İçin</title>
<description>Suçluyum ben mahkum olmak için Yağmurları toplarken gözlerin Şimşekler gürültü ararken gökte Ve adalet rüzgarın önünde Güneş kadar suçluyum ben bu gecede...  </description>
<link>https://www.antoloji.com/sucluyum-ben-mahkum-olmak-icin-siiri/</link>
<guid>745670</guid>
<pubDate>2007-05-25T14:20:00+03:00</pubDate>
<author>Bülent Özdemir </author>
</item>
 <item>
<title>Biz Düğünsüz Gelinler...</title>
<description>Düğünsüz giden gelin gibi Emeklerim Nazlanır ağıtlarım sessiz Kara duvağımdan Görünmez yaşlar Ben kırılırım testi misali de </description>
<link>https://www.antoloji.com/biz-dugunsuz-gelinler-siiri/</link>
<guid>745665</guid>
<pubDate>2007-05-25T14:16:00+03:00</pubDate>
<author>Bülent Özdemir </author>
</item>
 <item>
<title>Aslında Birbirimizi Tanımıyoruz...</title>
<description>Büyük şehirlerin olanca karanlığını aydınlatamayacak olmalarına rağmen yine de sabaha kadar o karanlığı biraz olsun aralayıp yol gösteren sokak lambalarından adres sorarak ilerleyen düşüncelerimin beni götüreceği yeri biliyordum... Ama yine de sessizce takip etmeyi tercih ettim. Bilmediğim bir yoldan gidiyordu çünkü... Ona göre kısa bana göre meçhul bir yol... Otobanın üzerinden hızla ilerledi... Ben aceleden aralarından geçtiğim arabaları fark etmedim bile... Bir ara gözlerim viyadüklerde kullanılan uzun beton blokları taşıyan tırlara takılsa da çok fazla önemsemedim... belki de yeni yapılan tüp geçitte kullanılacaklardır deyip kendimi karşıya atıverdim. Fatih Ormanlarında ilerleyip Ayazağa’ya vardığımda, o çoktan Maslak’a varmıştı. Burası önceden köydü demek... Köy... Köy meydanını, camiyi ve kahveyi göremesem de, az ilerideki plazaların stüdyo daire aidatlarıyla Anadolu’nun herhangi bir köyündeki insanların nasıl refah içinde yaşayabilecekleri gerçeğini fark etmem zor olmadı... Son üç hafta içinde dört kere değişen kapı numaralarına rağmen, Vedat’ın aslında olmayan evini bulmuştu... Evli değildi. Onun için hanımı açmadı kapıyı... Annesinin hemen arkasında beliren üniversite öğrencisi oğlu da yoktu ortalarda... Vedat’ın gerçekten yaşadığından bu evdeki küçük çocukların haberi olsa; ortanca kızı çok sevinirdi ve en küçük oğlu uykusu gelmiş gözleriyle yatmaya ikna edilebilirdi... Yatmıyordu çünkü.. Karısı ve çocukları gerçekten tanımıyordu Vedat’ı... Sırf o yüzden onun ailesi değillerdi. Benim tanıyor olmamın da bir önemi yoktu... Üzerinde her zaman gördüğüm kabanı, acaba kaç köşeli? Beşgen mi, altı mı sekiz mi diye aklımdan geçirip bir türlü sayamadığım... Ya da boşver sayınca ne olacak dediğim ve nerde görsem tanıyacağım kasketi askıdaydı ama... Evet... Onlar da Vedat’ın değildi... Muhtemelen şaşkın gözlerle bakan çocukların babasınındı... Hatta... Eee Daha ne duruyorsunuz der gibi duran kadının kocasınındı... Ah be Vedat! Keşke olsaydın... Gerçek varlığınla yaşasaydın... beceremeyeceğin halde kendini kandırmaya çalışmasaydın... ne güzel ailen olacaktı şimdi... Her şeye rağmen bir çayını içip giderdim... Çayında değilim aslında da çocuklara yazık olacak ona üzülüyorum... Olmayan babalarını hiç unutmayacaklar ve bundan sonra da seni kaybetmekten asla korkmayacaklar... Hayırdır! Ellerini diklemesine ceplerine sokup, omuzlarını öne doğru çıkartmışsın? .. Ne gelirken ki hızın kalmış ne de sokak lambalarını umursuyorsun.. Dağıtmışsın kendini... Yaptığın şey değildi yerdeki taşları tekmelemek... </description>
<link>https://www.antoloji.com/aslinda-birbirimizi-tanimiyoruz-siiri/</link>
<guid>745664</guid>
<pubDate>2007-05-25T14:15:00+03:00</pubDate>
<author>Bülent Özdemir </author>
</item>
 <item>
<title>Sen Öksüz Düşmanım Ol...</title>
<description>Sen öksüz düşmanım ol Annemden haberler getir yar Neden soydun yaralarımı Şimdi kan mı arıyorsun Umut mu damarlarımda Bu cehennem için </description>
<link>https://www.antoloji.com/sen-oksuz-dusmanim-ol-siiri/</link>
<guid>741148</guid>
<pubDate>2007-05-18T12:44:00+03:00</pubDate>
<author>Bülent Özdemir </author>
</item>
 <item>
<title>Bebekler Doğarken Gülümsemiyor...</title>
<description>Büyük cihatta şehit olunmuyor Önce ölmeden Bu savaşa girilmiyor Adam olmadan görülmüyor... Yaşlar büyüyüp çağlasa da Savaş durulmuyor </description>
<link>https://www.antoloji.com/bebekler-dogarken-gulumsemiyor-siiri/</link>
<guid>709172</guid>
<pubDate>2007-04-05T19:01:00+03:00</pubDate>
<author>Bülent Özdemir </author>
</item>
 <item>
<title>Bir Baba...</title>
<description>Bir baba bazen ölmek ister çocuklarının yaşaması için Aynı baba sonsuza kadar yaşamak ister bazen de Hiç ölmesin çocukları ve o hiç yalnız bırakmasın diye Ama bir yandan da hep yokluğunu düşünür İçi yanar çocuklarını ardında gözü yaşlı bırakacağı için Gözünün yaşını bir silen olur da </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-baba-siiri/</link>
<guid>692613</guid>
<pubDate>2007-03-20T14:47:00+03:00</pubDate>
<author>Bülent Özdemir </author>
</item>
 <item>
<title>Umudum ağlıyor bu esarete! ..</title>
<description>Umudu mu ağlatıyor bu esaret beni mi? .. Bir günah... Bin suç ve hep cehennem mi? .. İmtihan mı emanet edilen, veya benlik mi taşınan... Yasak olan cennet mi yoksa yenilecek meyve mi? .. Olmasa olmaz mı? ..  Sabır öğrettiğim insanlar taşa döndü bir bir kalbimde... Samimiyeti kalmadı sözün, isimsiz eşyalar yakama yapışırken, çamura düştü ruh... Güven öldü sonra taş bağrımda... Ölüm sonsuzluğu öldürdü, cehennem başladı şimdi bu dünyada...  Pişmanlığım perişan etti gölgemi.. Bir salyangoz sakinliğinde tutundum hayata yumuşakça... Hani; sevdanın zor olanı düşmüştü ya Züleyha’ya, ben de Yusuf gibi durdurulmak istedim tövbelerimle... Barış istedim hayatımı hapsettiğim kelebek kafesinde... ve vazgeçtim üç günlük dünyadan...  </description>
<link>https://www.antoloji.com/umudum-agliyor-bu-esarete-siiri/</link>
<guid>688516</guid>
<pubDate>2007-03-16T12:38:00+03:00</pubDate>
<author>Bülent Özdemir </author>
</item>
 <item>
<title>Kimliğini Satıyor Hikayeler...</title>
<description>Hikayeler yürüyor yollarda... Kaçırdıkları gözlerinde yalan zaman... Mekan bulur ayakları her bastığı yerde... Bir içimlik cigaralık ve altılı hayallerle... Büyük büyük hikaye ağbi diyor bana Öyle deme ne olur romansın sen </description>
<link>https://www.antoloji.com/kimligini-satiyor-hikayeler-siiri/</link>
<guid>688514</guid>
<pubDate>2007-03-16T12:35:00+03:00</pubDate>
<author>Bülent Özdemir </author>
</item>
 <item>
<title>Çocuklar Ayakta Tutuyor Kalemi...</title>
<description>Eski günahlarına yanan cehennem gibisin Gülümseme Hissettirme ölümü Özledim deme... Şimdi firavun secdede Büyülerini yutkunuyor âsâm </description>
<link>https://www.antoloji.com/cocuklar-ayakta-tutuyor-kalemi-siiri/</link>
<guid>687552</guid>
<pubDate>2007-03-15T12:50:00+03:00</pubDate>
<author>Bülent Özdemir </author>
</item>
 <item>
<title>Bu Alemin Ötesinde...</title>
<description>Saçların dökülmüş gök yüzünden Sessizce gelivermiş kar taneleri... Güneş korkmuş halinden Keskin kılıç gölgesinde Soğuk bir türkü yanmış Gecenin güzel ölümünde... </description>
<link>https://www.antoloji.com/bu-alemin-otesinde-siiri/</link>
<guid>668832</guid>
<pubDate>2007-02-23T14:43:00+03:00</pubDate>
<author>Bülent Özdemir </author>
</item>
 <item>
<title>“Ben’im” ve “Sen’in”...</title>
<description>Senin olan bir günde geliyorum sana... Sana ait olan bir zamandan... Ben geldikçe geçmiş oluyor günün. Vaktini alıyorum senin... Geleceğini çalıyorum belki de... İstersen dinleme! .. Geçen gün senin unutma... Geleceğinden haberler vereceğim ama, her anından ve geleceğin yok olacak...  Şimdi bu yazıyı burada bırak ve hemen bir ayna bul kendine... Dur biraaaz... Aynayla ne yapacağımı söylemedim daha. Bak şimdi bulduğun aynaya.. İlk bakışta her zamanki gördüğün yüzünü göreceksin. Gözlerini... Şimdi gözlerine dikkatli bakmanı istiyorum senden... Aynaya doğru eğil biraz, ya da ayna küçük ise elinle yakınlaştır... Gözlerine bak... Gözlerinin içinde iki göz daha göreceksin... Oraya odaklan iyice dal gitsin içine... biraz o halde dur...  bekle... göz bebeklerinin dışında kalanlar, flu halde ve bir gölge şeklinde iken bak o “şey”lere... Algılamaya çalış... Unutma odaklandığın asıl merkez göz bebeklerin...  Tamam mı? .. Eee şimdi ne olacak mı diyorsun. Deme öyle.. Acele etme... Düşün biraz... Gördüklerini ve hissettiğin gölgeyi düşün... Sen neredeydin o sırada, bir de onu düşün... Kimsin sen? O nerede olduğunu düşündüğün senden bahsediyorum ama... Aynaya genel olarak ilk baktığındaki yüzden değil... Gözlerin içindeki gözlere bakarken, hani etrafın gölgeleşmişti ama tüm bunları yaşarken, yaşayan bir sen vardı ya... Hani o an olanların dışında ama farkında olan sen... Eğer biraz evvel o “şey”leri ve bu küçük deneye şahit olan “sen”i yaşamadıysan, ya bu yazıyı burda bırak ya da tekrar aynaya bak...  </description>
<link>https://www.antoloji.com/ben-im-ve-sen-in-siiri/</link>
<guid>655704</guid>
<pubDate>2007-02-09T12:57:00+03:00</pubDate>
<author>Bülent Özdemir </author>
</item>
 <item>
<title>Parçaların Bütünü Yalnızlık...</title>
<description>Gönlümden gül çalarken, aç olduğun için bunu yaptığını bilseydim... Bir gülden elde ettiğinle bir ömür doyacağını düşünebilseydim... Kan ter içinde kalana kadar koşmazdım peşinden yalnızlık...  Özlem de verirdim yanında... Ziyaret için geldiğini sandığım o mezar taşının başında... Fesleğenlerden neden almadın yalnızlık...  Bir kişilik yemek yapmak çok zordur bilirim... Misafir olurdum sana... Çocuk seslerinden katık yapardım ben de yalnızlık...  </description>
<link>https://www.antoloji.com/parcalarin-butunu-yalnizlik-siiri/</link>
<guid>655693</guid>
<pubDate>2007-02-09T12:52:00+03:00</pubDate>
<author>Bülent Özdemir </author>
</item>
 <item>
<title>Eskimiş Mendilin Dili...</title>
<description>Boş vakit sıkıntısı çekmeyen beyzadelerin, her bir renginden, işlemesinden anlam çıkardığı haberci mendiller...  Hangi rengi kullansam acep, ne desem diye uzun uzun düşünüp, dadısına bibisine danışıp renklerde çözüm arayan küçük hanımların işleme yaptığı mendiller...  Koca koca çınarlar bir bir devrilirken, geçip giden zamana ağlayan mendiller..  </description>
<link>https://www.antoloji.com/eskimis-mendilin-dili-siiri/</link>
<guid>634698</guid>
<pubDate>2007-01-17T12:59:00+03:00</pubDate>
<author>Bülent Özdemir </author>
</item>
 <item>
<title>Üçün İçinde Birden Ziyade! ..</title>
<description>Vulsat destur çekmezse eşikten atlarken, uğursuz buluşmalar çuvala girer karanlıkta... Gecenin ruhu görünmez olup kendini minare gölgesine çalar da günahtan kan damlar toprağa ve sıçrar oradan da baharda açan her bir yaprağa... Burç falları çaresiz dönence arar içinden, deliye döner falcılar doğan günle gelen yalandan...  Camsız gözlük takan köşeli çengiler at koşturur düz ovada, keklikler güler karga yerine bir onlara bir kendilerine... Maymun iştahlı kargalar da düzgün yürüme öğrenir yalancı yarışmalardan... Gergin davullar helallik ister derisi için, mundar olmasın diye kesilen koyunlardan... Durmadan... Kaşar olunan oyunlardan...  Ben bilirim, okurum, dokurum... Yazarım, çizerim, ezer geçerim... Bir çuval pislik hep durmadan dönerim... Severim hem de çok severim... Kör kütüğüm ya onu da içerim... nasıl ama değil mi içinde çok güzelim? ! . İlham mı geldi ne? Hele ben bi helaya gideyim...  </description>
<link>https://www.antoloji.com/ucun-icinde-birden-ziyade-siiri/</link>
<guid>628579</guid>
<pubDate>2007-01-10T14:23:00+03:00</pubDate>
<author>Bülent Özdemir </author>
</item>
 <item>
<title>Büyüyüp Yürüyecek Dağlara! ..</title>
<description>Sevgi ruhun minnettarlığını taşır bedende... Büyükten küçüğe ve nesilden nesile... Sabır büyütür nasırlı eller toprakta. Gelinciklere borç verir hayatını bir kadın.. Yıllar önce aldığı borcun yerine minicik bir diyet olsun diye... Sonra bir adım daha öteye; büyüyüp yürüyecek dağlara yol verir sırtından... Sevgiyle yücelen ruhundan...  Kendi başarılarımı kıskanmamalıyım... Giyindiğim çuvallar yakışmaz sonra, korkuyorum... Zamanın donduğu anlar da olmasa peri bacalarından ibret almazdım sabır adına... Yüzyıllara meydan okurcasına ayakta kalmak, tüm darbelerden sonra var olabilmek ve oldum diyebilmek... Riyakarlık değil bu, heder etmedim sevgiyi...  Ölsem bile ölmemeliyim şimdi. Yalnızlığa kurduğum bulutlardan inmeliyim, dondurulmuş zamanlara bir şimşek gibi çığlıklar eşliğinde sessizce... Çözülsün artık zamanı hapseden buzlar... Unutmadan devretmeliyim borçlarımı gelecek neslime... Yorgun bedenlerden almalıyım ruha can katan ağır sevgiyi kendi sırtıma...  </description>
<link>https://www.antoloji.com/buyuyup-yuruyecek-daglara-siiri/</link>
<guid>628577</guid>
<pubDate>2007-01-10T14:22:00+03:00</pubDate>
<author>Bülent Özdemir </author>
</item>
 <item>
<title>Yazılsın Gözlerin...</title>
<description>Derdi sevdiğin yardan alsın gözlerin Ömrü verdiği yerden çalsın gözlerin  Gelen geçen görsün halin sorsun Kıyam dursun ağlasın kapansın gözlerin  </description>
<link>https://www.antoloji.com/yazilsin-gozlerin-siiri/</link>
<guid>628575</guid>
<pubDate>2007-01-10T14:21:00+03:00</pubDate>
<author>Bülent Özdemir </author>
</item>
 <item>
<title>Seni Özlüyorum Ölüm! ..</title>
<description>Hazmedilmemiş düşmanlıklar her yanımda Sonradan geçmiyor kar taneleri Öncesinde yaşıyor zamanın Durduğu yerden bakan yüreklerin külleri soğumuş Laf asılmış pervazlara kışlık katık diye Yetişemiyorum meleklere </description>
<link>https://www.antoloji.com/seni-ozluyorum-olum-siiri/</link>
<guid>628561</guid>
<pubDate>2007-01-10T14:05:00+03:00</pubDate>
<author>Bülent Özdemir </author>
</item>
 </channel>
</rss>
