<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. B&#252;lent G&#252;rel Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Sevgililer Günü Şiiri</title>
<description>Olmasaydın olmazdı bu şehir. Dudağımda bu ıslık Dilimde şarkı Ağaçlarda kuşlar Sokakta kediler olmazdı. Olmasaydın ısınmazdı içim. </description>
<link>https://www.antoloji.com/sevgililer-gunu-siiri-siiri/</link>
<guid>1966035</guid>
<pubDate>2014-02-13T11:15:00+03:00</pubDate>
<author>Bülent Gürel</author>
</item>
 <item>
<title>Aç Kapılarını</title>
<description>Kayıp bir ruhum şimdi yokluğunda. Bedenim kendime ağır geliyor.  Ne yapsam ne tusam, ne söylesem kar etmiyor avare yalnızlığıma. Kuru bir dilekağacı hüznü ile duruyorum ayakta. Kendime bile zerre miskal hayrım yokken umut dağıtıyorum insanara kurudallarımlarımla. Yeter diye haykırmak istiyorum. çaput bağlayıp durmayın artık dal uçlarıma. Kesin gövdemi, yakın bir panayır  ateşinde. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ac-kapilarini-2-siiri/</link>
<guid>1966034</guid>
<pubDate>2014-02-13T11:14:00+03:00</pubDate>
<author>Bülent Gürel</author>
</item>
 <item>
<title>Aşkı Tanımaya Başlamak II</title>
<description>Bildiğim bütün doğrulara karşı septik bir duruşkazandım aşkından sonra. Nelerin yanlış olduğunu gayet iyi bilmeme karşın doğrularıma dair fevkalade şüpheciyim. Daha dün gurur için ölünür derken, bu gün isterik bir tavırla gururumu ayaklarının altına serdim Zafer kazanmak için acımasız bir savaş yürütmek değilmiş aşk. Kimsenin kimseye galip gelmesi gerekmiyormuş aslında. Ve çekişmelerde üstünlük sağlayan taraf olmak mutlu etmiyormuş aslında nefsimizi. Doymak bilmeyen bir tarla faresi gibi kemirirken arzular içten içe insan benliğini, sadece sabırlı bir karınca misali biriktirmek gerekiyormuş sevginin bütün o güzel getirilerini. Eeee harpolur darp olur, şimdi gözerinin o muhteşem ışıltısını görebiliyor olmak her daim aynı şevkatin lutfuna mazhar olunacağı anlamına gelmiyor elbette.  Bu yüzden anladım ki bir müddet sonra elkimizde kalan sadece anılarımız oluverirken, sığınacağımız yegane liman ise hafsalamızda kalan güzelanılar oluyor. Bildiğim bütün doğruların üzerini çizdim seninle beraber. İlşkileri yan yana olmak, aşkı el ele aynı yolda beraber yürümekten ibaret, mutluğunu sarılıp yar kokusunu hissetmekten mütevellit sanarken, addettiğim tüm betimlemelerin aşkın tanımına nekadar uzak olduğunu fark ettim. Anladımki aşk hiçbir beklentiye kapılmadan ve  kavuşmaya dair en küçük bir umudun olmadan tek başına sevebimekmiş. </description>
<link>https://www.antoloji.com/aski-tanimaya-baslamak-ii-siiri/</link>
<guid>1966032</guid>
<pubDate>2014-02-13T11:12:00+03:00</pubDate>
<author>Bülent Gürel</author>
</item>
 <item>
<title>Aşkı Tanımaya Başlamak</title>
<description>Agnostik bir yapıda ve yok hükmünde birduygu olarak kabullendiğim aşkın, gözlerin ile kalbimarasında düşsel bir çizgi ile ruhumu ruhuna taşıyan yolu inşa etmesi ile beraber gönlümün çorak topraklarına kurulan sevadanın ışıklı şehrinin masum çocuğu olarak buluyorum kendimi. Sütten kesilmiş bebeğinher daim tomurcuk yaşlara haiz gözleri gibi her an dolu dolu oluyor gözlerim. Dert birtane değil ki. Bakşimdide gözlerini özledim. Akılsız birtomurcuklanmaya işaret ediyor bütün duygusal emarelerim. Mevsimi gelmeden yeşermek istemediğim kalde sana çiçekleniyor kendime bile yabancı olan hislerim. Korkmuyorum artık  sevgiden. Varsın olsun. Ben tek sana yeşilleneyim. Gelirse hasat zamanım seninle gelsin. Beş duyudan ibaret değilmişim. Seninle öğrendim. Kalp gözünün gerçeği daha iyi gördüğünü, </description>
<link>https://www.antoloji.com/aski-tanimaya-baslamak-siiri/</link>
<guid>1966030</guid>
<pubDate>2014-02-13T11:11:00+03:00</pubDate>
<author>Bülent Gürel</author>
</item>
 <item>
<title>Platonik Aşk VI</title>
<description>Saçlarının kokusu Büyük bir gürültü ile ve ağır ağır yaklaşan minibüsün az sonra bana sunacağı lütfü tahmin bile edemez iken gelip tam ikimizin ortasında duran minibüse doğru yöneliyoruz. Buğday ellerini uzatıp kapının buz gibi soğuk demirinden tutarken sen, tam arkanda, rüya ile gerçeğin arasında, yakaza hali ile saçlarının kokusunu derince içime çekerken buluyorum kendimi. Parfüm değil Çiçek yada şeker kokusu değil. Bambaşka bir şey bu. </description>
<link>https://www.antoloji.com/platonik-ask-vi-siiri/</link>
<guid>1966028</guid>
<pubDate>2014-02-13T11:09:00+03:00</pubDate>
<author>Bülent Gürel</author>
</item>
 <item>
<title>Platonik Aşk V</title>
<description>Yakından çok daha güzelsin!  Rutin dışı bir huzursuzluk var bugün hareketlerinde. Bir gözün otobüs yolundan ayrılmıyorken diğer gözün saatinde. Yanaklarını kocaman şişirip dudaklarını büzmenden anlaşılıyor ofladığın. Evde her zamankinden üç dakika geç çıktın. Sanırım otobüsü kaçırdın. </description>
<link>https://www.antoloji.com/platonik-ask-v-siiri/</link>
<guid>1966027</guid>
<pubDate>2014-02-13T11:08:00+03:00</pubDate>
<author>Bülent Gürel</author>
</item>
 <item>
<title>Platonik Aşk IV</title>
<description>Nerdesin!  Bir türlü açılmak bilmiyor evinin demir kapısı. Hâlbuki nerden baksan on saniye geç kaldın sokağa inmekte. Bir türlü gözlerimi alamadığım bahçe kapısı gıcırtı ile açılmıyor ardına kadar. İsteksiz ama mecburi adımlarını sürüyerek yürüdüğün sokakta yankılanmıyor ayak seslerin. Bir dakikayı geçti gelmeyeli, hala görünmedi ceplerine sokmaya hazırlandığın ellerin.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/platonik-ask-iv-siiri/</link>
<guid>1966026</guid>
<pubDate>2014-02-13T11:06:00+03:00</pubDate>
<author>Bülent Gürel</author>
</item>
 <item>
<title>Platonik Aşk III</title>
<description>Sana isim veriyorum her gün yeni bir tane!  Gelişini beklerken her gün köşe başında, Sana yakışan bir isim seçer bir halde buluyorum kendimi kelime dağarcığımda. Bir gün SİTARE diye sesleniyorum sana içimden, gözlerinde asılı duran yıldızların imasıyla, Öbür gün ALEV diyorum beni yakışının hatırına. Oysa gerçek ismin kim bilir ne kadar güzeldir. </description>
<link>https://www.antoloji.com/platonik-ask-iii-siiri/</link>
<guid>1966024</guid>
<pubDate>2014-02-13T11:05:00+03:00</pubDate>
<author>Bülent Gürel</author>
</item>
 <item>
<title>Platonik Aşk II</title>
<description>Bana kim olduğunu söyler misin?  Her gün sabah ezanından birkaç dakika önce karşıma dikilen, Bakışları ile boş sokakları tarayan, Benden gayrı her şeyi gözleri ile okşayan kadın kimsin?  İçimde büyüttüğüm arsız duygularım bir çit sarmaşığı gibi sinir sistemimi sararken kendine has duruşun ile gönül mabedimde ibadetin yeni şekillerini kalbime öğreten kadın </description>
<link>https://www.antoloji.com/platonik-ask-ii-3-siiri/</link>
<guid>1966023</guid>
<pubDate>2014-02-13T11:04:00+03:00</pubDate>
<author>Bülent Gürel</author>
</item>
 <item>
<title>Platonik Aşk I</title>
<description>Kalemi kağıda aşık eden kadına İşte her saban olduğu gibi yine oradasın. Henüz aydınlanmaya hiç niyeti yokmuş gibi zifir siyahı ile cisimleri yutup gölgelerini tüküren karanlığın inatçı rakibi olan sırma sarısı saçlarının aydınlığı ile sokak lambasının tam altındasın. Her sabah yaptığın rutin hareketlerin farkında mısın? İstisnasız her sabah -	Demir bahçe kapısını gıcırdatarak açıp dışarı çıkarken hep önce sola baktığının. </description>
<link>https://www.antoloji.com/platonik-ask-i-2-siiri/</link>
<guid>1966021</guid>
<pubDate>2014-02-13T11:03:00+03:00</pubDate>
<author>Bülent Gürel</author>
</item>
 <item>
<title>Bu Gece Aklımdan Çıkardım Seni</title>
<description>Bu gece aklımdan çıkardım seni koynuma aldığım sen olamazsın maziye sakladım yalan gölgeni sevdiğim o kadın sen olamazsın </description>
<link>https://www.antoloji.com/bu-gece-aklimdan-cikardim-seni-siiri/</link>
<guid>1779743</guid>
<pubDate>2012-10-19T13:23:00+03:00</pubDate>
<author>Bülent Gürel</author>
</item>
 <item>
<title>Son Mektup</title>
<description>Ey elif el Dilruba’m, ey gökyüzümde talihi Süreyya’m, ey helal ömrümdeki tek haram, ey alnımdaki en temiz karam. Dil hicabından lal, ses isnadından yoksun, söz gıyabından kifayetsiz kalmaktadır içine bulunduğumuz mevzu bahis e. Hislerimi ayan etmek için ise sana bu mektubu yazmak elimdeki son çaredir. Seneyi devriyesi tamam olmuştur saçlarını parlak şehir ışıkları altında sevişimin ve gözlerin için gözlerimi feda etmeyi kabullenişimin. Dile kolay bir yıl, on iki ay, elli iki hafta, üç yüz altmış beş gün. İlk gördüğüm vakit sadece adını öğrenmek mesut olma gailem olmuş iken, kader bizi hüzün ile karışık bir çizgiye taşımış, bu çizgi kimi vakit yol olup beni sana taşımayı, kimi vakit ok olup bağrıma saplanmayı başarmıştır. Gülüşüne gün ışığımı adamaya yemin ettiğimden günden beri sadece adınla yaşamakta ve tüm susuzluğumu teninin naif serinliği ile gidermeyi arzulamaktayım. Kaysı mecnun eden aşkı yüreğime nakşeden Leyla’m. Varlığını anne yadigârı bir muska gibi her daim göğüs kafesimde hissederken, yokluğunu böyle şiddetli yaşamanın sancısını tatmak bile bir hoş. Bilmekteyim ki asla bir sonumuz olmayacak. Kavuşmak ümidi su dalgası gibi kırılgan olan hülyam. Bilmekteyim ki bana, sevdama, mavi gözlerime ve sarı saçlarıma asla yer olmayacak ve yine bilmekteyim ki gerçek ne kadar acıda olsa sonumuz… Evet ne yazık ki sonumuz diye bir şey olmayacak. Sayrılığımın ilacı, dermanım, tabibim, tacidarım Piraye’m. Nasıl ki hiçbir general girdiği harbin sonunu mutlak göremiyorsa bende içinde bulunduğumuz bu sergüzeştin sonunu kestirmekte aciz kalmaktayım. Harbe giden sarı saçlı çocuk say beni. Zafer sarhoşluğu ile dönme umudundan çok şahadet şerbetini tatmak cezp etmektedir haleti ruhiye mi. Sana kavuşma umudum hiç olmasa da yolunda can verme isteğim sonsuzdur. Allahu Teâlâ nasip ederse sadece selamının lütfüne mazhar olmak bile soluk alıp verme umudumdur. </description>
<link>https://www.antoloji.com/son-mektup-185-siiri/</link>
<guid>1779741</guid>
<pubDate>2012-10-19T13:19:00+03:00</pubDate>
<author>Bülent Gürel</author>
</item>
 <item>
<title>GÜlbeyaz a hitaben yazılmış bir mektup</title>
<description>Akıl haritamın sınır çizgilerini zorluyordu yüzünün masum ifadesi, türkuaz göğümde pembe yanaklı çocuktun. İçimin gülen yüzü ol, adınla yarışan beyaz güller açsın şehrin kuytu köşelerinde. Beşinci mevsimde farklı bir iklime sürüklüyordu gülüşün. Irmağın yeşilini, güneşin sarısını, güllerin en beyazını hatırlatıyordu duruşun. Az tanıyanlar gül beyaz iyi bilenler beyaz gül diye anımsıyordu seni. Güldüğün zaman tüm iklim beyaz, beyaz güller açtığında mevsim bahar oluyordu. Gün dönümünde kızıla çalan ufuk çizgisini anımsatıyordu öfken. Saçların rüzgarın muzip şakalarına yanıt verircesine kıvrılıyordu meltemin etkisi ile. Göz bebeklerin büyürken ellerin beyaz gerdanında dolaşıyordu. Öfke sana hiç kimseye yakışmayan bir heyecan katıyordu. Saçları örgülü kırmızı tokalı kız olmaktan çok uzaktın yirmili yaşların ilk doğum günü kutlamalarında. Teninde dolaşan fuların kokusu ile çekiyordum seni içime. Kimseler bilmiyordu sana meftun yakarışlarla sen diye ağladığımı gecelerce. Saksıda Cezayir menekşeleri, bahçede beyaz güller dinliyordu sana yazdığım tüm şiirleri. Hicran günlerinde kollarındı hicret etmek istediğim tek yer. Tüm edebimle yaşadığım mazbut ömrümde yıkmak istediğim tek tabuydu senli rüyalar. Ar damarım çatlayana dek sevişmekti güzel olan seninle.  Teninin tadını arıyordu dilim. Kıvrımlarında gezinmeyi düşlerken elim, köşe başından çıkıp gelmeni temenni ediyordu umarsız gözlerim. </description>
<link>https://www.antoloji.com/gulbeyaz-a-hitaben-yazilmis-bir-mektup-siiri/</link>
<guid>1512922</guid>
<pubDate>2011-02-08T18:16:00+03:00</pubDate>
<author>Bülent Gürel</author>
</item>
 <item>
<title>Çiçek Olmak</title>
<description>Bir daha gelirsem dünyaya Çiçek olmak isterim Öyle bir meyve ağacının dalında Ya da çitle çevrili bir bahçenin ortasında değil Sınır boylarında Yalnız, yasaksız </description>
<link>https://www.antoloji.com/cicek-olmak-siiri/</link>
<guid>1218646</guid>
<pubDate>2009-07-13T14:35:00+03:00</pubDate>
<author>Bülent Gürel</author>
</item>
 <item>
<title>Bu Şehir Yanar</title>
<description>Bu şehir yanar,  Çatlar can damarı sevişmelerin. Sen yoksun ya; donar gözyaşım, Büyür yuvasında göz bebeklerim.  Bir parkta bir durakta </description>
<link>https://www.antoloji.com/bu-sehir-yanar-siiri/</link>
<guid>1002250</guid>
<pubDate>2008-08-12T11:55:00+03:00</pubDate>
<author>Bülent Gürel</author>
</item>
 <item>
<title>Saçların Hala Kırmızımı Değil mi Bilmiyorum Ama Ben Seni Hala..</title>
<description>Saçların hala kırmızı değil mi bilmiyorum ama ben hala seni……… Yarım kalmış cümlelerimin hiç adı konmayacak gizli öznesiydin aslında. Hiç bitmeyecek bir masalın peri prensesi yahut ön sözü yazılıp akabinde rafa kaldırılmış bir aşk romanının meçhul karakteriydin. Sesime ses, fikrime ışık ihsan eden şiirlerimi vücuda getiren bir ilham perisinden başka bir şey değildin. Sen benim tek gerçek………………… Tırmanmaya asla cesaret edemeyeceğimi düşündüğüm taş duvarlara, gözümü karartarak ve aşağıya hiç bakmadan bir solukta çıkmaya yegâne sebebimdin. Düşersem benim için dökeceğin iki damla gözyaşını ganimet, zirveye ulaşırsam ellerini bir kez avuçlarımın arasına almayı aşka hizmet ahdetmiştim. Bu ahdime sebep sorarsan eğer ben seni ölümsüz bir……………………. Aşkta mantık yoktur. Düşünmeden …………………seni. Hep bir hayal dünyasında yaşamışım meğer. Hep olmazları olduracak kadar aşkperestmişim kendi özümde. Hep bir yanı çocuk bir yanı suçlu olmuşum düşünürken seni. Hep hatalar yapmakmış mutlu olmak. Kırılan kalbini avuçlarının arasına alıp dönüp gitmek sanmışım mutluluğu. Gurura teslim etmek değilmiş meğerse asil olan aşkı. Yanılmışım. Kırmışım kendi kalbimi, sonrada oturup kırıkları seyrederken gözyaşlarımdan tutkal yapıp tutunmaya çalışmışım yaşama. Oysa toplayıp o parçaları sana gelseydim. Verseydim tüm kırıklarımı al ben kırdım sen yapıştır, Sen yapıştır çünkü ben o sırada senin kalbindeki kırıkları tamirle meşgul olacağım deseydim. Keşke o kırıklarla ben meşgul olsaydım. </description>
<link>https://www.antoloji.com/saclarin-hala-kirmizimi-degil-mi-bilmiyorum-ama-ben-seni-hala-siiri/</link>
<guid>981439</guid>
<pubDate>2008-07-08T11:50:00+03:00</pubDate>
<author>Bülent Gürel</author>
</item>
 <item>
<title>Ben Seni Sevdiğimi</title>
<description>Ben seni sevdiğimi gece çıkan yıldıza Ben seni sevdiğimi akan duru ırmağa Ben seni sevdiğimi boş kalan rıhtıma Ben seni sevdiğimi ayrılığın hasret kokan kahrına yazdım  Ben seni sevdiğimi anlatmak için hiç bahane aramadım </description>
<link>https://www.antoloji.com/ben-seni-sevdigimi-siiri/</link>
<guid>899186</guid>
<pubDate>2008-02-12T17:40:00+03:00</pubDate>
<author>Bülent Gürel</author>
</item>
 <item>
<title>Büyük Vurgun</title>
<description>Buz tutar yalnızlığın rıhtımında aşka susamış gönlüm Ellerim göz yaşlarımı silmekten yorgun Ne zaman sevmelere kalksa şu deli gönlüm Aklımda senden kalan bu büyük vurgun </description>
<link>https://www.antoloji.com/buyuk-vurgun-siiri/</link>
<guid>893866</guid>
<pubDate>2008-02-04T10:59:00+03:00</pubDate>
<author>Bülent Gürel</author>
</item>
 <item>
<title>İsyana Kalkar</title>
<description>Yerlere vurduğum bu genç ömrümü Elimle kırdığım gonca gülümü Sensiz bedbaht olan bu her günümü Anlatsam isyana kalkar yüreğin  Gördüğüm sen miydin gönül gözüyle </description>
<link>https://www.antoloji.com/isyana-kalkar-siiri/</link>
<guid>893861</guid>
<pubDate>2008-02-04T10:47:00+03:00</pubDate>
<author>Bülent Gürel</author>
</item>
 <item>
<title>Firak</title>
<description>Dön de yaktığın Ateşe bir bak  Sebebim olacak bu zalim firak Ne olur taptığın inadı bırak Adınla yeşeren güller soluyor  Aldığım her nefes hicran geliyor </description>
<link>https://www.antoloji.com/firak-16-siiri/</link>
<guid>893841</guid>
<pubDate>2008-02-04T10:10:00+03:00</pubDate>
<author>Bülent Gürel</author>
</item>
 </channel>
</rss>
