<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Birkan Akdoğan Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Kaçıklık Bileti</title>
<description>Gırtlağını kestiğim horoz bu sabah uyandırırken beni bilmiyordu Azrailine itaat ettiğini.  Seni gördüğüm gecenin ihtişamından anlamalıydım benim sonum olabileceğini.  Toprakta güzel kokar elbet yağmur yağınca ama çamura bulanmak biraz daha yürek işi.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/kaciklik-bileti-siiri/</link>
<guid>1842117</guid>
<pubDate>2013-03-15T11:32:00+03:00</pubDate>
<author>Birkan Akdoğan</author>
</item>
 <item>
<title>Temenni</title>
<description>Gözlerinin bebeğine kertilmiş olsa göz bebeğim. Uyusa sende benliğimin var olmaya çalışan kişiliği. Kaçınılmaz. Ellerim gömse parmaklarımı, saç diplerinin gölgeliklerine.  Bir dua karalansa dilimin tüyü bitmiş yetimliğinde. Ve dudaklarımdan intihar eden her sözcüğün aslında adak olduğunu bilsen. Sana ait olan harfler. Soluğum soluk borumu parçalayıp kavuşsa nefesine. Yatsa çocukluğum olgunluğunun dizinde. Parmak izlerin yer etse, gözümün dizine bıraktığı ahmak ıslatan yağmurlarında. Cevap bulamadım sorularıma. Kafam karışık.  İyi geceler demek temenni mi yoksa gece zaten seninle varlığınla iyi mi? Bilmemek cehaletten mi yoksa cehalet senin varlığını bunca zamandır bilmemek mi? </description>
<link>https://www.antoloji.com/temenni-69-siiri/</link>
<guid>1842116</guid>
<pubDate>2013-03-15T11:32:00+03:00</pubDate>
<author>Birkan Akdoğan</author>
</item>
 <item>
<title>Şizofren Aşık</title>
<description>Ah güzeller güzeli sevgilim. Gülüşünden ruhlar geçer. Günahlar dolanır o ateş kızılı saçlarına. Ellerin pamuk tarlası, gözlerin bir göl yeşili. Ah güzeller güzelim, sevgilim. Sensizlik akıl dışı bir olgu </description>
<link>https://www.antoloji.com/sizofren-asik-3-siiri/</link>
<guid>1842114</guid>
<pubDate>2013-03-15T11:31:00+03:00</pubDate>
<author>Birkan Akdoğan</author>
</item>
 <item>
<title>Kendini Peygamber Sanan Deli</title>
<description>Her duamda Tanrı, süratle birbirini döven dudaklarımı izliyor.  İkisi de kin dolu. İkisi de acımazsız. İkisinin ortasında kalan meydanda çocuklar dolanıyor. Çıkarın onları. Umutlarım ölmesin.  Her duamda Tanrı, görünen dişlerimden yaşıma bakıyor. </description>
<link>https://www.antoloji.com/kendini-peygamber-sanan-deli-siiri/</link>
<guid>1842111</guid>
<pubDate>2013-03-15T11:30:00+03:00</pubDate>
<author>Birkan Akdoğan</author>
</item>
 <item>
<title>Baba Ağıt</title>
<description>Babam bu sabah öldü. Yüklemi ağır geldi öznesine. Bir yüklem tarafından katledildiği için babam, küskün öldü. Aceleci bir adamdı daha dün hastalandı ve bu sabah erkenden göçtü. Son nefesini de daha en başından aldığından, ölürken yalnızca güldü. Hem de soluksuz güldü. Biraz aksi bir adamdı babam. Hay aksi, babam öldü.  Yakışıklı adamdı o öldüğünde bile. Onu gözlerini yumarken izledim. Usulca birleştirdi gözlerinin birbirine sevdalı kirpiklerini. Esmer teni beyaza keserken heyecanlıydı, babamı hiç bu kadar heyecanlı görmemiştim. Sıkarak yumruğunu kaldırdı havaya ve sonra düşüverdi yatağının üstüne. Ter boşalan derisi gergindi. Onu dua ederken izledim. Mora kesmiş dudakları ağır birer tren gibi hareket ediyordu ve dudaklarının birbirine çapması ile oluşan kazada bir düzüne günah ölüyordu. Saçları ilk kez taralı değildi. Onu ayakları ve dili ters dönerken izledim.  Hiçbir edebi değer barındırmayan bu yazı, ebedi bir değerin hikayesidir aslında. Aslına bakarsan baba, ki ölmeseydin biliyorum bakardın. Her şey boş dimi? Her şey, şu tırnaklarımızın arasına biriken pis dünyadan ibaret değil mi? Aslına bakarsan baba, boş ver hepsini ve hadi kaldır başını da bak bana. Siktir et ölme şimdi. Belki biraz daha güleriz. Belki biraz daha söveriz birilerine durduk yere. He olmaz mı? Bilirim inat edersin. Bilirim sırf inadından dirilmezsin. Ama ne olur bu kez etme baba.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/baba-agit-2-siiri/</link>
<guid>1842112</guid>
<pubDate>2013-03-15T11:30:00+03:00</pubDate>
<author>Birkan Akdoğan</author>
</item>
 <item>
<title>Şayet Şikayet</title>
<description>Hücrelerim tükeniyor.  Küfür ederken birikiyor dudaklarımın kenarında köpük köpük anasının avradının tarihi. Gelmişini geçmişini geçiyorum.  Kedilerin tırnaklarımı etime takıp kanattıktan sonrada iyi olsun diye yalamaları bana kadınları hatırlatıyor bir nebze. Kalbimi kanatıp sonrada öptüler geçsin diye.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/sayet-sikayet-siiri/</link>
<guid>1842110</guid>
<pubDate>2013-03-15T11:29:00+03:00</pubDate>
<author>Birkan Akdoğan</author>
</item>
 <item>
<title>Velhasıl Şikayet</title>
<description>Çok sıkılıyorum besin değeri, tuzu, tadı az olan bu tırnaklarımı yemekten.  Son günlerde son günlerime taktım nedense.  Ha bu arada beynimde ki uğur değil ur. Bilmiyorsanız söyleyeyim.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/velhasil-sikayet-siiri/</link>
<guid>1842109</guid>
<pubDate>2013-03-15T11:29:00+03:00</pubDate>
<author>Birkan Akdoğan</author>
</item>
 <item>
<title>Sebepsiz Olmaz Hiç Bir Sebep.</title>
<description>Gözlerinin içine bakamıyorsam bir sebebi var. Suskunluğumun bir sebebi var. Güzelliğin nasıl sebepsizse, Çirkin çekingenliğimin bir sebebi var. Her şeyde bir anlam gizli. Anlamsızlığımın bir sesi var. </description>
<link>https://www.antoloji.com/sebepsiz-olmaz-hic-bir-sebep-siiri/</link>
<guid>1842106</guid>
<pubDate>2013-03-15T11:28:00+03:00</pubDate>
<author>Birkan Akdoğan</author>
</item>
 <item>
<title>Bağ Bahçe</title>
<description>Bağlayamadım ki hiç ayakkabımın bağcığını annem tutmadan ipin ucundan. Nede bağlanabildim hayata, birisi tutmadan avuçlarımdan. Düşerken bir göz yaşı gibi dizlerime başım, bir uçuk gibi büyüyor ıslığım, uçurum sükunu dudaklarımdan. Kabuğunu soyarken kalbimdeki yaranın, aşk denen vitaminde atmışım içimden. Sakar benlik. Ve kızarır yüzüm bir kızın karşısında; Topuğu delik bir çorapla namaz kıldıran imam gibi. Saçlarımdaki beyazların sebebi, ömrümün sonbaharında olması mı?  Ellerim titremekten tutmuyor artık ve de bağcıksız giyiyorum ayakkabılarımı.  Hayatı bağlamak için titrek avuçlarıma. </description>
<link>https://www.antoloji.com/bag-bahce-2-siiri/</link>
<guid>1842107</guid>
<pubDate>2013-03-15T11:28:00+03:00</pubDate>
<author>Birkan Akdoğan</author>
</item>
 <item>
<title>Boş Ver, Boşluk Olsun.</title>
<description>Boşverin gitsin. Nasıl olsa bir aşk, bir ihanet, bir tutku, bir intikam, bir cinayet, bir müzik, bir penis, bir yalnızlık vs. yada ne bileyim belki başka bir boşluk doldurur boşluğu. Siz boşverin gitsin.  Kendinizi kandırmakta ikna kabiliyetiniz o kadar gelişmiş ki kendinize kendi yalanlarınızı pazarlarken, bir nevi kendinizi kazıkladığınızın farkına varmadınız. Ucuz ve adi yalanlar sattınız kendinize. Aptal yanınız ne yazık ki bunları güvendiği satıcı olan kendinizden hiç düşünmeden aldı. Sonra kendi kendinize kaldığınızda anladınız kendi kıçınıza tekmeyi patlatan ayağın sahibinin yabancı olmadığını. Yine maharetli pazarlamacı pezevenk kişiliğiniz çıktı ortaya ve yine ucuz yalanlar kakaladı size. Bu yüzden suçu başkalarında aradınız.  Kendilerinin ne kadar sevilmeye değer biri olduğunu kanıtlamaya çalışması aslında insanların sosyalleşme diye adlandırdıkları şey. Bu yüzden kutsal yalnızlığı kötülerler. İşte bu ego bütün yalnızlığın içine sıçan. Aslında yalnızlığın kötü bir yanı yoktur. Her insan nasıl olsa kendini sever ne kadar inkar etse de. Sevilmeye çalışmazlar, sevilmeye değer olduklarını kanıtlamaya çalışırlar sadece.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/bos-ver-bosluk-olsun-siiri/</link>
<guid>1842104</guid>
<pubDate>2013-03-15T11:28:00+03:00</pubDate>
<author>Birkan Akdoğan</author>
</item>
 <item>
<title>Ve Ben Bazen</title>
<description>Parmak izlerimi jiletlerin ince ruhu ile kazıyorum etimden.  Artık delil olmasından korkmadan daldırıyorum parmaklarımı günah reçeline. Ensemden tutup çekiyorum kişiliğimi ve suç üstü yakalıyorum serseri benliğimi. Gülüşüm de ateş gizli. Aynaların sır sürülmüş yüzüne anlatıyorum bütün ihanetlerimi ve geçip önüne görüntümün, yansımamdan dinliyorum birde hikayeyi. Gülüşüm de okyanuslar gizli. Yıkık bir sokağın, rutubet kokan kaldırımlarında tarihi geçmiş bir kibrit ile yakıyorum kimliğimi. Yavaş yavaş yok oluyor yasal ben. Yasak bütün işlerde suretim belirir. Ayıp bütün muhabbetlere kulak kabartırım, ayıp bütün muhabbetlerde pantolonum kabarır. Ruhumu hapsetmek imkansız. Yaşlı bir sürtüktür bakışlarım gölgelerinize takılır. Gülüşüm de ölüm gizli.  Okyanusta yanarak ölüyorum. Ve bu yüzden lanet olası.  Gülüyorum. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ve-ben-bazen-siiri/</link>
<guid>1842103</guid>
<pubDate>2013-03-15T11:27:00+03:00</pubDate>
<author>Birkan Akdoğan</author>
</item>
 <item>
<title>Şeytanın Tırnakları Ojeli</title>
<description>Şeytan tırnaklarım, normal tırnaklarımın nefsine giriyor ve baş kaldırıyorlar makasın diktatörlüğüne.  Maksat, aşmak maksadı.  Katılım kalıtsal bir katliamdır bir nebze bile katılabilirsen katliama.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/seytanin-tirnaklari-ojeli-siiri/</link>
<guid>1842101</guid>
<pubDate>2013-03-15T11:26:00+03:00</pubDate>
<author>Birkan Akdoğan</author>
</item>
 <item>
<title>An’a</title>
<description>Başımı bir fidan gibi gömsem, duyabilir miyim toprağın bir karış altında çürüyen kalbinin çığlıklarını.  Peki kemiklerin fosilleşmiş midir şimdiden? Arkeolog titizliği ile hani süpürge ettiğin saçın gibi olamasa da cılız bir fırça ile süpürsem göz çukurlarını, parıldar mı kemik gözünün feri gibi?  Sesinde öldü mü seninle? Ağaçlara dayıyorum kulaklarımı, belki ses telin bir ağacın köküne dolanmıştır da, çığlın kulağımın bakirliğini bir kenara savurup deler geçer kulak zarımı diye. Şimdi söyle yaşam veren sesinle, sesin de öldü mü?  </description>
<link>https://www.antoloji.com/an-a-3-siiri/</link>
<guid>1842100</guid>
<pubDate>2013-03-15T11:26:00+03:00</pubDate>
<author>Birkan Akdoğan</author>
</item>
 <item>
<title>Mesela Düşün</title>
<description>Mesela bir akşam üstü düşün;   Hani yerde Anadolu kavağının tepesi olsun. Çarşaf gibi denize kanını akıtsın güneş. Karadeniz e açılan o kapıdan içeri gelin gibi nazlı bir gemi girsin. Hava dolsun ciğerlerimizin içine. Ellerini tutayım utangaç. Utandığımı avuçlarına avuçlarım söylesin ter alfabesiyle. Sen usulca koy başını omzuma, ben bir zahmet öleyim sevinçten. Sonra ilk orada söyleyeyim sana sevginin ne anlama geldiğini. Sımsıcak doğa sarsın hücre köklerimizi.  Mesela bir sabah düşün,  </description>
<link>https://www.antoloji.com/mesela-dusun-siiri/</link>
<guid>1842097</guid>
<pubDate>2013-03-15T11:21:00+03:00</pubDate>
<author>Birkan Akdoğan</author>
</item>
 <item>
<title>Boşluk</title>
<description>Ben boşluğun içine düşüyorum sanmıştım ama boşluk benim içime düşüyordu. Ürküyordum. Hatta korkuyorum bile denebilir. Hemde hiç korkmadığım kadar korkuyordum denebilir. Ve dediler.  Yanlışım beni yaka paça bir doğrunun eşiğine sürüklüyordu. İçimdeki boşluk yanlışlarımla doğru bir şekilde ahenk ile doluyordu.  İçinden çıkılmaz bir durumdu ve ben içimden çıkamıyordum.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/bosluk-280-siiri/</link>
<guid>1842096</guid>
<pubDate>2013-03-15T11:18:00+03:00</pubDate>
<author>Birkan Akdoğan</author>
</item>
 <item>
<title>Hepsi Bu</title>
<description>Hüznümü de alıp omur iliklerime ilikliyorum.  Bu, genç bir kızın intiharı gibi yokluk kokan sokaktan, yerin yedi kat altına saplanan adımlarımla uzaklaşıyorum. Batıyorum.  Hayallerimi de alıp ümit etmeyi ümit ediyorum.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/hepsi-bu-50-siiri/</link>
<guid>1842095</guid>
<pubDate>2013-03-15T11:18:00+03:00</pubDate>
<author>Birkan Akdoğan</author>
</item>
 <item>
<title>Ölümüne Özgürlük İçin Öldük Ve Sonra Oturduk Güldük</title>
<description>Günlerden cumartesi, bu gün benim son günüm. Bu gün öleceğimi biliyorum. Bu çok garip bir duygu. Bunu hiç yaşadınız mı? Gerçi bu duyguyu yaşasanız şimdi beni tanıyor olamazdınız. İçimde bayram sabahı heyecanı gibi heyecan var. Ama yetim bir çocuğunda burukluğu var. Garip bir tılsım. Kalbimin üstüne iğneler batıyor gibi.  (– Korkarsan ölemezsin. – Korkarsan ölemezsin.)  Aslında içim burkuluyor. Hava çok güzelmiş. Öyle demişti gardiyanlar az önce kendi aralarında konuşurken. Bu gün aslında güneşi göreceğim için de tuhaf bir sevinç var kalbimde. Buraya geldiğimden beri güneşi 40 kere gördüm. Kemiklerimi güneşte kurutmaya vaktim olmadı ama. Bu gün bunu isteyeceğim.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/olumune-ozgurluk-icin-olduk-ve-sonra-oturduk-gulduk-siiri/</link>
<guid>1842094</guid>
<pubDate>2013-03-15T11:17:00+03:00</pubDate>
<author>Birkan Akdoğan</author>
</item>
 <item>
<title>Şahsımıza Münhasır Biz</title>
<description>Bu benim sonum olsun dedim ve sesimin ağırlığını kulağının en narin kılcal damarına yükledim.  Gözlerin hayrete düşmüş, hayretine.  O kadar hızlı çevirdin ki kafanı yüzümün yörüngesine, saçlarının savrulmasından havada küçük hortumlar oluşup sinekleri yutup yoluna devam etti.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/sahsimiza-munhasir-biz-siiri/</link>
<guid>1842093</guid>
<pubDate>2013-03-15T11:17:00+03:00</pubDate>
<author>Birkan Akdoğan</author>
</item>
 <item>
<title>İmlasız Karanlık</title>
<description>Işıkları söndür.  Suni kör olayım. Görmek mi? Ne fark eder.  Nasılsa senin yüzün yok beni bir daha öldürmeye. Yüzsüz.  Işıkları söndür ne olursun. </description>
<link>https://www.antoloji.com/imlasiz-karanlik-siiri/</link>
<guid>1842092</guid>
<pubDate>2013-03-15T11:16:00+03:00</pubDate>
<author>Birkan Akdoğan</author>
</item>
 <item>
<title>Unutmak Ölülere Mahsus</title>
<description>Unuttun mu peki unuttuğunu?   Büyük bir kısmı çürümüş şu kalbimin sağlam kalan parçasını da yüklendi topal bir karınca dişleri arasına. Ulaşır mı dersin?  Neden geldin? Sorularıma verecek cevabın yoksa neden geldin sorunlarımın sorulara bakan kıyısına?  </description>
<link>https://www.antoloji.com/unutmak-olulere-mahsus-siiri/</link>
<guid>1842090</guid>
<pubDate>2013-03-15T11:15:00+03:00</pubDate>
<author>Birkan Akdoğan</author>
</item>
 </channel>
</rss>
