<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Berkan İbriam Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Kuğular nerede?</title>
<description>Göl başındayım yukarımda kavuran güneş, yanımda sepserin göl. Suya yansıyan güzel yüzün beliriyor birden, süpriz yapacaksın galiba?  Süpriz dediğime bakmayın orada olduğumu o da biliyordu. Ama bilmiyor ki ben onu gece yıldızlarla okşayıp, gündüzleyin güneş ile sevdiğimi. Bilmiyor ki ay'a o'nu anlattığımı.  Ay usandı dolunay oldu, güneş bıktı gece oldu, yıldızlar yoruldu kaydı. Ben yine camda. Yine her gece seni, her gece bizi düşünüyorum.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/kugular-nerede-siiri/</link>
<guid>2880455</guid>
<pubDate>2018-08-23T00:30:00+03:00</pubDate>
<author>Berkan İbriam</author>
</item>
 <item>
<title>Geceden kalma</title>
<description>O Aranvut kaldırımı aştım, camına vardım. Öyle heyecanlı, öyle ürkek vurdum ki açmayacağından korkarak, açtın ve suratıma çarpan râhiya ile ayıldım. Gül kokuyordu içerisi.  Camdan içeri aldın beni, ürkek ve heyecanlıydın sen de. Öylece bakıyordun kuru kaldırıma, camlar buğulu, dışarısı soğuk.  Oturduk sohbet ettik, yattık. Kalktığımızda terlemiştik. Çarşaflar ıslak, yastıklar ıslak, biz ıslak. Oturduk yatak ucuna öylece sırıtıp bakışıyoruz. </description>
<link>https://www.antoloji.com/geceden-kalma-siiri/</link>
<guid>2877952</guid>
<pubDate>2018-08-13T13:42:00+03:00</pubDate>
<author>Berkan İbriam</author>
</item>
 <item>
<title>Ekmek</title>
<description>Eve geldim, merdivenleri çıktım, kapıya ulaştım. Anahtarı çevirdim, kapıyı açtım. Öyle bir râhiya çarptı ki şu ketûm suratıma, sanki bir ağacın sînesine çekilen tavşan gibi, hasat ayı için ürken bir bal arısı gibi. Oysa sadece ekmek yapmış.  Sadece ekmek dediğime bakmayın öyle güzel ekmek yapar ki, anlatsam burada bana söversiniz. Ekmeği yapardı, bir parça yer diğerlerini de komşulara ikram sunardık. Herkes her hafta sonu beklerdi onun muzlu ekmeğini.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/ekmek-54-siiri/</link>
<guid>2875683</guid>
<pubDate>2018-08-06T11:50:00+03:00</pubDate>
<author>Berkan İbriam</author>
</item>
 <item>
<title>Mâtuf aşk</title>
<description>Gök gürlüyordu, şimşekler ayazlatıyordu bahçemizi, bahçe değildi ki aşk tarlamızdı bizim o.   Yazları orada sevişir, kokumuzu ekerdik, güz vakti geldiğinde de ektiğimizi biçer daha da mutlu olurduk.  Ne kadar ayıp, yasak geliyor insanlara sevmek, sevilmek.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/matuf-ask-siiri/</link>
<guid>2868179</guid>
<pubDate>2018-07-22T15:25:00+03:00</pubDate>
<author>Berkan İbriam</author>
</item>
 <item>
<title>Hüzünden nasiplenenler</title>
<description>Ceviz ağacının altında üç selvi boylu, biri uzun zayıf, öbürü şişman, üstelik yamuk ta dişleri, diğeri maktul bir delikanlı uzun mu uzun, gülüşü meftûn eder bakanı, elinde ki sigarası bir hayli üzgün, kederli.   Karşılarında bir hanım abla bakıyor, abla güzel, uzun boylu, gözleri derya deniz. Kaşları çatık ablanın, yüzü asık, ayakkabısı yok yalın ayak.  Yanlarından geçen bir teyze oturdu ceviz ağacının altına, çantasında ilaçları, elinde mutsuzluğu, gözlerinde ki gözlükleri indirdi. Gençlere baktı, bir âh çekip uzaklaştı.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/huzunden-nasiplenenler-siiri/</link>
<guid>2868178</guid>
<pubDate>2018-07-22T15:24:00+03:00</pubDate>
<author>Berkan İbriam</author>
</item>
 <item>
<title>Bir Zenci</title>
<description>Bir zenci tanırdım, öyle bir güler idi ki taa karşı yakadan görünürdü dişlerinin parlaklığı. Öyle bir güler idi ki gözleri insanı terletmeye yeterdi.   Ne mi oldu o zenciye? O zenci bir daha gülmez, karşı yaka parlamaz, insanlar terlemez oldu. O zenci artık yok.  O karşı yaka aynı değil, o insanlar artık yok, o zenci küsüp gitti. Deniz bile kıskanırdı saçlarının dalgasını. </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-zenci-siiri/</link>
<guid>2868176</guid>
<pubDate>2018-07-22T15:23:00+03:00</pubDate>
<author>Berkan İbriam</author>
</item>
 <item>
<title>Ölmüş</title>
<description>Vurmuş biri kendini, kümesten ses çıkmıyor artık. Yağmur yağmıyor, bulutlar uğramıyor, güneş küsmüş.  Insanlar mutsuz, horozlar sessiz. Ben niçin buradayım? Tavuklar ile konuşurdu rahmetli, o yüzden bu kümesin sessizliği dediler bana, duraksadım. </description>
<link>https://www.antoloji.com/olmus-35-siiri/</link>
<guid>2868174</guid>
<pubDate>2018-07-22T15:22:00+03:00</pubDate>
<author>Berkan İbriam</author>
</item>
 <item>
<title>Baldırı var kocaman</title>
<description>Bir kadın var öyle güzel, öyle huzurlu kucağı var ki yatmaktan başka hiçbir şey düşünmez, düşünemezsin.  Yatarsın, yatarsın. Kalktığında hâlâ orada olur o kadın. Kafanı kaldırıp bakarsın uzun uzun, doyamazsın. Bir öpücük kondurursun deryâdil dudaklarına, o daha da güler.  Boynuna eğilir, boynunu da öpersin. Göğüslerinden baldırına kadar devam edersin öpmeye, ancak o zaman sevdiğini anlar o kadın. </description>
<link>https://www.antoloji.com/baldiri-var-kocaman-siiri/</link>
<guid>2868175</guid>
<pubDate>2018-07-22T15:22:00+03:00</pubDate>
<author>Berkan İbriam</author>
</item>
 <item>
<title>Çavdar tarlası</title>
<description>Öğle vakitleri çavdar tarlasında koşan çocuklardık biz, ne ara vakit bulduk da böyle hüzünlü aşk gibi dertli bir belaya bulaştık?  Ilk aşk o tarlada idi, çavdar başakları dizlerimizi kaşındıra, kaşındıra koşardık orada.  Elâ gözlü, mavi kısa pantolonu, pamuktan kısa kollusu ile deryadil bir gülüş atardı bana, bu öyle bir gülüş ki nasıl anlatayım? Sanki soğuk suyun altında terliyormuş gibi hissederdim.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/cavdar-tarlasi-siiri/</link>
<guid>2868173</guid>
<pubDate>2018-07-22T15:20:00+03:00</pubDate>
<author>Berkan İbriam</author>
</item>
 <item>
<title>Yalnızlık</title>
<description>Bilmezler yalnız olmayanlar duvarların konuştuğunu, süpürge ile dans edip bardaklar ile şarkı söylenebildiğini.  Anlayamazlar neden böyle susmaya alışığız biz, sanki konuşsak dinleyeceklermiş gibi, dinleseler de anlayacaklarmış gibi öğrenmek isterler.  Biz tevâzu ettikçe, onlar harfendâz kişilere dönüştüler, sanki biz bilmeyiz zevâhir ile alay etmeyi, ama biz âşık ve yalnız insanlarız zevâhire değil de içerisine bakarız biz.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/yalnizlik-1797-siiri/</link>
<guid>2868172</guid>
<pubDate>2018-07-22T15:19:00+03:00</pubDate>
<author>Berkan İbriam</author>
</item>
 <item>
<title>Her gece</title>
<description>Her akşam camının önünde duraksıyorum, elimde bir demet berceste beyaz gül, gözümde yaş, dilimde ismin, bekliyorum ışık sönse de eve gitsem.  Benden başka geçen olmasın bu Arnavut kaldırımından, kıskanmam ama geçmesinler işte, buradan bir tek sen geç, kokun sinsin kaldırım taşlarına, çiçekler bile utansın.  Hava bulut yaptı, çiçekler mutlu, kaldırım ıslak, ağaçlar hüzünlü, gece yıldızlı, ben sensiz.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/her-gece-126-siiri/</link>
<guid>2868171</guid>
<pubDate>2018-07-22T15:18:00+03:00</pubDate>
<author>Berkan İbriam</author>
</item>
 <item>
<title>Dönmeyen</title>
<description>Nazlıydı, çok nârindi. Kırılgandı, netâmeli bir gülüşü vardı, müşkülpesent biri olsa da, mübrem biri olarak görürdü beni.  Çiçekleri öyle çok severdi ki kocaman bir bahçesi olsun isterdi. </description>
<link>https://www.antoloji.com/donmeyen-2-siiri/</link>
<guid>2868169</guid>
<pubDate>2018-07-22T15:17:00+03:00</pubDate>
<author>Berkan İbriam</author>
</item>
 <item>
<title>Memleket</title>
<description>Güneş bile farklı doğuyor burada, ağaçları, çiçekleri ve böcekleri bile başka buranın.  Sen burada olsaydın ne de çok överdin, oysa ki ne böceği ne çiçeği ne de ağaçları güzel buranın.  Ben seni ve memleketimizi özledim, çimlere, bulutlara bakarak şarkı söylemeyi. </description>
<link>https://www.antoloji.com/memleket-103-siiri/</link>
<guid>2868166</guid>
<pubDate>2018-07-22T15:16:00+03:00</pubDate>
<author>Berkan İbriam</author>
</item>
 <item>
<title>Bayım</title>
<description>Siz bayım meftûn olmak istiyorsunuz. Iki güzel söz söylemezseniz kim bakar size?  Tebessüm bile etmiyorsunuz karşınızdakine, işimiz zor bliyorsunuz değil mi?  Ellerimi göğsünüze dayayıp çarpan kalbinizin ritmine eşlik etmek, şarkı söylemek istiyorum. </description>
<link>https://www.antoloji.com/bayim-siiri/</link>
<guid>2868165</guid>
<pubDate>2018-07-22T15:15:00+03:00</pubDate>
<author>Berkan İbriam</author>
</item>
 <item>
<title>Ölmek</title>
<description>Ölüme sarıldım ben,  isli kömür kokusu üzerime sindi, ne yapsam bilemedim şimdi, tabuttaki deliklerden içeri ışık girdi, güneşi selamladım ben, keşke benimle beraber ölsen, </description>
<link>https://www.antoloji.com/olmek-99-siiri/</link>
<guid>2868163</guid>
<pubDate>2018-07-22T15:12:00+03:00</pubDate>
<author>Berkan İbriam</author>
</item>
 <item>
<title>Gönül göçü</title>
<description>Misafirim ben burada, ama sürekli kalmam için oyalıyorlar beni,  hem göndermek istiyorlar ama ayıp olmasın diye de kalmamı isityorlar,  ne kalmamı ne de gitmemi isityorlar,  </description>
<link>https://www.antoloji.com/gonul-gocu-4-siiri/</link>
<guid>2868162</guid>
<pubDate>2018-07-22T15:11:00+03:00</pubDate>
<author>Berkan İbriam</author>
</item>
 <item>
<title>Hikâye</title>
<description>Yollarına serdiğim karanfiller, keşke olsaydılar dikenli güller.  Yağmurlu havada gel bana, her damla soğutsun aşkımızı.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/hikaye-175-siiri/</link>
<guid>2868161</guid>
<pubDate>2018-07-22T15:10:00+03:00</pubDate>
<author>Berkan İbriam</author>
</item>
 <item>
<title>Uçmak</title>
<description>Kanatlarımın farkına vardım, ayağa kalktım, pencereyi açtım, temiz ve derin bir nefes aldım  Kolarımı açıp güneşi selamladım, hazırdım kanatlarımı kaldırmaya, rüzgarın ferahlığına salınmaya.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/ucmak-38-siiri/</link>
<guid>2868160</guid>
<pubDate>2018-07-22T15:09:00+03:00</pubDate>
<author>Berkan İbriam</author>
</item>
 <item>
<title>Gözleri kapalı</title>
<description>Bak geliyor işte. Tut nefesini, kes sesini! Kapat gözlerini.  Hatırlamaya çalış, o dokuyu, o kokuyu, </description>
<link>https://www.antoloji.com/gozleri-kapali-5-siiri/</link>
<guid>2868158</guid>
<pubDate>2018-07-22T15:08:00+03:00</pubDate>
<author>Berkan İbriam</author>
</item>
 <item>
<title>Kader ve keder</title>
<description>Bu kader sadece kederden ibaret. Aslında kalemim sana hasret, kağıtlarımın hepsi boş, kağıtlara yazmak çok hoş. Ne dersin? Bu kader ve keder tevâtürünü geçip şair olalım mı bizim şiirimize ? </description>
<link>https://www.antoloji.com/kader-ve-keder-8-siiri/</link>
<guid>2868157</guid>
<pubDate>2018-07-22T15:07:00+03:00</pubDate>
<author>Berkan İbriam</author>
</item>
 </channel>
</rss>
