<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Bekir Salim Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Neyin Nesi</title>
<description>Bir ihtiyar gördüm, nurdan halkolmuş, “Al, şu bade senin, iç! ” dedi bana. Beş güzel gösterdi, serpilmiş, dolmuş, “Kendine sevgili seç! ” dedi bana.  Baktım birisine, gözüm kamaştı. </description>
<link>https://www.antoloji.com/neyin-nesi-3-siiri/</link>
<guid>221362</guid>
<pubDate>2005-01-02T16:14:00+03:00</pubDate>
<author>Bekir Salim</author>
</item>
 <item>
<title>Kolera</title>
<description>Karamürsel, Hersek’te kamptayız. Gene, kalabalık bir seyirci grubunun karşısında önceden hazırladığımız programı sunarken benim aklıma gazetede o gün okuduğum bir haber geldi. “Afrika’nın bilmem hangi ülkesinde kolera salgını baş göstermiş.” Dayanamadım, aldım sazı elime:   KOLERA (*)  Ne işin var Afrika’nın düzünde, </description>
<link>https://www.antoloji.com/kolera-2-siiri/</link>
<guid>221361</guid>
<pubDate>2005-01-02T16:09:00+03:00</pubDate>
<author>Bekir Salim</author>
</item>
 <item>
<title>Babacan</title>
<description>Bursa‘nın kızlarına para yetiştiremiyorduk. O pastane senin, bu çay bahçesi benim...  Daha yeni on bin liram gelmiş, ama, gene ihtiyacım var. Direk olarak para istemenin çok akıllıca olmayacağını düşündüm ve peçeteye şunları yazdım: (Yıllar sonra vefat ettiğinde bu peçete rahmetli babamın cebinden çıkmıştı)    </description>
<link>https://www.antoloji.com/babacan-2-siiri/</link>
<guid>221105</guid>
<pubDate>2005-01-01T15:18:00+03:00</pubDate>
<author>Bekir Salim</author>
</item>
 </channel>
</rss>
