<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Bayram Kerti Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Salak Haller</title>
<description>Yanında büyüdüm, en salak hallerimin şahidi, şimdi başka gözlerde yorulan, hayatımda en çok sevdiğim şey, başka bir varlıkta olmayan, ve gözaltındaki kırışıkların hepsinin yanımda tek tek gördüğüm gözlerin. Keşke o gün dönmeseydik nikah dairesinden. Keşke korkmasaydık. </description>
<link>https://www.antoloji.com/salak-haller-siiri/</link>
<guid>2004482</guid>
<pubDate>2014-05-28T12:13:00+03:00</pubDate>
<author>Bayram Kerti</author>
</item>
 <item>
<title>Aşk Divanı</title>
<description>aşk divanı yazılır ancak mühürlü kalple  sen açamazsan huyu güzel, kalkmaz cismi perde. başkasından beklemem canıma ferman, hak vermiş seni, ol vesile-i derman bu hayali derde. hayı huyı bundan sormazlar her kula sual, sen ne diyeceksin bu güzellik kimde var? </description>
<link>https://www.antoloji.com/ask-divani-2-siiri/</link>
<guid>2004481</guid>
<pubDate>2014-05-28T12:11:00+03:00</pubDate>
<author>Bayram Kerti</author>
</item>
 <item>
<title>Güzel Şeyler Kısa Sürer</title>
<description>Bilirsin güzel şeyler kısa sürer, saçlardaki siyah renk, Ve güçlü kollar, ilk evlilikler birde. Sen bunlardan hiçbiri değilsin, Gül değilsin gonca hiç değil. Yanına oturduğumda kaşlarının siyahına, Gülmene birde gayet ukala </description>
<link>https://www.antoloji.com/guzel-seyler-kisa-surer-siiri/</link>
<guid>2004479</guid>
<pubDate>2014-05-28T12:10:00+03:00</pubDate>
<author>Bayram Kerti</author>
</item>
 <item>
<title>Senin Hiçin Olmak</title>
<description>yanında yürümek her adımda, sana farkettirmeden, sıkmadan seni düşünmek ve akşamları "okuldan çıkmıştır" demek; hiç olmak, hiçin olmak... Başkasının sevgilisi olma şıkkını boş bırakıp yürümek yanında, sen istemediğin halde seninle bir olmak, </description>
<link>https://www.antoloji.com/senin-hicin-olmak-siiri/</link>
<guid>2004480</guid>
<pubDate>2014-05-28T12:10:00+03:00</pubDate>
<author>Bayram Kerti</author>
</item>
 <item>
<title>Vitray Camın Yanında</title>
<description>merdivenlerde, vitray camın yanında aşkımın naaşı, ne kaldıracak imam, ne yıkayacak su, nede huzurla yatacağı bir musalla taşı. ağlayan gözlerin yıkadığı merdivenlerimde son ayak izin silinirken soğuk bir şubat gecesi, o yol, gittiğin, herşeyi bıraktığın yerde ben, giderken bir kez arkana baksaydın dönerdin belki. baktın. O arabaya binerken gördüm gözünde intikamın ateşini, işte ben orada en son ağlamayı bıraktım. </description>
<link>https://www.antoloji.com/vitray-camin-yaninda-siiri/</link>
<guid>2004478</guid>
<pubDate>2014-05-28T12:08:00+03:00</pubDate>
<author>Bayram Kerti</author>
</item>
 <item>
<title>Yaşlı Ağaç</title>
<description>Bir ağaç vardı, okuldayken Yaşlıydı dalları kurumuş, rektörün akrabası derdik onun için kesmiyorlar, Onun kadar yaşlıyım artık. Sensiz geçen bu yıllardan birşey anlamadım, Her alkol ikindisinde seni andım, her çatışmaya girdim, </description>
<link>https://www.antoloji.com/yasli-agac-3-siiri/</link>
<guid>2004477</guid>
<pubDate>2014-05-28T12:07:00+03:00</pubDate>
<author>Bayram Kerti</author>
</item>
 <item>
<title>Ormana Hoşgeldin</title>
<description>Uzun yürüyüş kolu, eski sevgililerle geçilen yollardan, Keskin kayaların ardı sıra yürüyordu Hekimdağın sırtına. Güneş parlak ışıkları yaprakların üzerinde iç kanaması hissi uyandıran, Ve aksime, güneşe aşık herkesi coşturan rengini bırakıyordu. Mutluydular. Hava  kapalı olmalı, bulutlar Tanrıların savaş meydanı gibi </description>
<link>https://www.antoloji.com/ormana-hosgeldin-siiri/</link>
<guid>2004476</guid>
<pubDate>2014-05-28T12:05:00+03:00</pubDate>
<author>Bayram Kerti</author>
</item>
 <item>
<title>Paralı Askerlik Günlerim V</title>
<description>Uzun yürüyüş kolu, eski sevgililerle geçilen yollardan,
Keskin kayaların ardı sıra yürüyordu Hekimdağın sırtına.
Güneş parlak ışıkları yaprakların üzerinde iç kanaması hissi uyandıran,
Ve aksime, güneşe aşık herkesi coşturan rengini bırakıyordu.
Mutluydular.
Hava  kapalı olmalı, bulutlar Tanrıların savaş meydanı gibi
Kan damlatmalı ölü toprağa.
Hiç olmamış gibi davranak yaşanamaz ortadayken herşey.
Bu ormana giren en güzel canlıydın sen.
Acemi bir aşk şarkıcısı bakışlarınla gülümserken etrafa, 
Beni neden farkettin bilmiyorum.
Çirkinim,
Yüzümdeki eksik kalmışlığı da mı okuyamadın? 
Kaçıyorum işte kaçağım belli bugün aşık olmak istemiyorum güneşe bile,
Bu kış gününde, açtığı için güneşle dalaşıyorum.
Çok yanlış,
Sen çok güzelsin, beni gördüğünde içinden kopacak çığlık...
En çok gülüşünü sevdim, çayını paylaşmanı bir de malum karadeniz
Güneşin seni mutlu etmesini birde.
- Ormana hoşgeldin yeni aşkım.- 
Ve arkama bile bakmadan,
Koşarken yırtılan terliğine üzülen çocuk gibi,
Eve gitmeye korkan,
Sokakta kalmaktan korkan,
Korktukça saldıran,
Vurulmuş bir domuza yavrusunun son bakışı gibi.
Kaçabildiği kadar uzağa,
ve Aşktan en çok kaçan ondan en çok çeken belki de </description>
<link>https://www.antoloji.com/parali-askerlik-gunlerim-v-siiri/</link>
<guid>1704966</guid>
<pubDate>2012-04-14T22:42:00+03:00</pubDate>
<author>Bayram Kerti</author>
</item>
 <item>
<title>Paralı Askerlik Günlerim Iıı</title>
<description>Aralıktı, sigaranın dumanı soluğuna karışmışken
6.45 in önüydü, neyin kutlamasıydı hatırlamıyorum.
Küçük bir kedi gibi sarıldın, ağlamamak için kendimi katlettim ya
Öyle değildi o.
Bisikletimiz vardı, biraya paramız yeterdi, evimiz küçüktü ama sığıyorduk işte.
Ağlayacak neyimiz vardı; 
Ayrılacak neyimiz...
Gençliğimin son saniyelerini yaşıyorken o anda, gözlerinin değdiği her santimim kuruyup düştü topraktan geldiği gibi,
Toprağa döndüm o aralık,
O karanlık sokakta.
Kurşun gibi ağırdı hava,
Hayat insafını çocuğa bağladı bir anda.
Ben gelemem dedim.
Arkadaşlara mutluyu oynayamam, evimize döneceğim dedim,
evimiz derken son kez evimize ağlıyordun.
Vallahi senin ağlamana kıyamadım da ondan çöküverdim asfalta,
Ondandı gözyaşımı saklamadan,
Hatta akan burnumu silmeden ağlamam.
Çocukluğun gençliğin son saniyeleriydi.
Seninle geçirdiğim en kötü andı bitişimiz,
O ağlayarak uzaklaştığım anı,
Bile,
Değişmem hayatımın sensiz en küçük bir kısmına
Benim,
Küçük, 
Güzel,
Kıyamadığım,
Ölene kadar kavuşamayacağım Aşkım.
Belki öldüğümde, bu dünyada yaptıklarımın bedelini ödeyince seni,
Belki de cennet sadece ağaç çicek böcek değildir belki de,
Seninle film kiralamaktır, yada sarılıp uyumaktır belki.
Öyleyse eğer cennet, kavuşmaksa sana varım; 
Yok çicekse yada böcek,
İstemem Allah"ım at beni nereye atacaksan,
Sarı kehribar tesbihimi de unutma ver de elime
Alışığım ben, benim cennetimin geleceği günü beklemeye. </description>
<link>https://www.antoloji.com/parali-askerlik-gunlerim-iii-siiri/</link>
<guid>1704962</guid>
<pubDate>2012-04-14T22:40:00+03:00</pubDate>
<author>Bayram Kerti</author>
</item>
 <item>
<title>Paralı Askerlik Günlerim Iı</title>
<description>Yanında büyüdüm, en salak hallerimin şahidi, şimdi başka gözlerde yorulan, hayatımda en çok sevdiğim şey, başka bir varlıkta olmayan, ve gözaltındaki kırışıkların hepsinin yanımda tek tek gördüğüm gözlerin. Keşke o gün dönmeseydik nikah dairesinden. Keşke korkmasaydık. </description>
<link>https://www.antoloji.com/parali-askerlik-gunlerim-ii-siiri/</link>
<guid>1704959</guid>
<pubDate>2012-04-14T22:38:00+03:00</pubDate>
<author>Bayram Kerti</author>
</item>
 <item>
<title>Paralı askerlik günlerim I</title>
<description>Sabah ezanına yakın iki el silah sesi kustu arka bahçede. Herşey belgeli sayısal iğrentinin piksellerine. Masa başında yapılan iç kanamalı çarpışmaların ardından apartman topuklu binanın dokuzuncu katında eller yukarı onurlar aşağa. Uzun sokaklarda soluk solağa bir çocuk umutlu koşarken, bahçenin içinde eğreti otları yolan kıvırcık saçlı kızı da koparıyor çirkin elleriyle. Elleri irin kokulu ve yapışkan, genelevdeki bir fahişe kadar. Kılıçları elinde iki adam, kazanan savaş meydanından en son ayrılandır zaman. yumuşakça kıvamlı gözleriyle kadına bakarken; ay tanrıça uzatıyor ellerini, elleri artık çirkin yapışak en az bir orospunun ki kadar.  Unutmak en iyi zehirdin aklın yumuşak kıvrımlarında ve unutabildiği kadar hayatta kalacakken neden hiç görünmeyen neden. Seni kaybetmekten korktuğum her an için yedi ayrı dilde lanetliyorken kendimi, sen duanı ağlama duvarına püskürt, gözyasının kalbinin doğustan yaralı omurgasından çıkan hasta bir deniz anası olduğu sadece o kalabalık ağlayıcıların arasında anlaşılmaz.  Suyun içinde geri dönüşümü kuyruğunla seytan kovalarken yakalandığın amansız ikiyüzlülük için, yasattığın korkular, iç bulantıları, migren en önemlisi, her aldattığında üstüne kokan baskaları için, ayakkabı alırken rengini hep bana sorduğun için ve var olduğunu ispatlamak için yarattığın kaoslar için sana tesekkür edeceğimi sanıyorsan; haklısın </description>
<link>https://www.antoloji.com/parali-askerlik-gunlerim-i-siiri/</link>
<guid>1010189</guid>
<pubDate>2008-08-25T05:31:00+03:00</pubDate>
<author>Bayram Kerti</author>
</item>
 <item>
<title>Paralı askerlik günleri; bölüm IV</title>
<description>Karanlık bir sokakta, Sokak kedileri ve lambalar, ve sen; Ben birde bisikletimizin sarı hummalı ışıgı, Kalp krizi geçirterek ilerliyoruz, Evlerin pencerelerinden gecen paralı asker gölgesine. </description>
<link>https://www.antoloji.com/parali-askerlik-gunleri-bolum-iv-siiri/</link>
<guid>997666</guid>
<pubDate>2008-08-04T12:56:00+03:00</pubDate>
<author>Bayram Kerti</author>
</item>
 <item>
<title>Yuvarlak</title>
<description>Kolomb Hindistan a doğru yola çıkarken filikaya sızdı usulca. Engizisyonun dikenli tacı başında savurdu eteklerini Hindistan a doğru. Günler dermansız huzurevi kuytusu günler kariyer peşinde koşan bir kocakarı. Tayfa bağırdı: kaptan buldum. Dünya yuvarlak bir porno starı müzisyenler kahvesinde takılan ve güneşe aşık. </description>
<link>https://www.antoloji.com/yuvarlak-siiri/</link>
<guid>339954</guid>
<pubDate>2005-11-28T16:47:00+03:00</pubDate>
<author>Bayram Kerti</author>
</item>
 <item>
<title>Onaysız bağımlı</title>
<description>Onaysız bağımlı      </description>
<link>https://www.antoloji.com/onaysiz-bagimli-siiri/</link>
<guid>339951</guid>
<pubDate>2005-11-28T16:44:00+03:00</pubDate>
<author>Bayram Kerti</author>
</item>
 <item>
<title>Negatif</title>
<description>(-)  negatif      </description>
<link>https://www.antoloji.com/negatif-3-siiri/</link>
<guid>339950</guid>
<pubDate>2005-11-28T16:43:00+03:00</pubDate>
<author>Bayram Kerti</author>
</item>
 <item>
<title>Ani</title>
<description>Büyük okyanus kalp krizi geçiriyordu ben serçe parmağımla balık yakalarken.  Seyir defterine bir damla gözyaşı akıtmadı okyanus benim için. Aşk çocuğuyum ben okyanus bana uzak. Ben okyanustaki bir galon petrol sızıntısı.  Olmayacak duaya bütün cemaat amin dedi. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ani-33-siiri/</link>
<guid>339948</guid>
<pubDate>2005-11-28T16:41:00+03:00</pubDate>
<author>Bayram Kerti</author>
</item>
 <item>
<title>Denizkızı</title>
<description>Prozac  en hassas hücremden vuruyor. İçinde sen inliyorsun; hoşuma gidiyorsun. Beyaz vücudun bir nezlenin mendili gibi. Islaksın ve nihayet eriyorsun. En  gizli sırların defterini buluyorum. Sevdiklerini yazıyorsun göz ucunla. Yokum. Yerine kaybediyorum defteri. Çığlık atıyorsun. Sen kayıp bir denizkızısın ve farkında mısın? Ölüyorsun.      </description>
<link>https://www.antoloji.com/denizkizi-8-siiri/</link>
<guid>339947</guid>
<pubDate>2005-11-28T16:39:00+03:00</pubDate>
<author>Bayram Kerti</author>
</item>
 <item>
<title>Şövalye</title>
<description>Şövalye    Aptal bir çocuk burnunu karıştırıyor parmaklığın dibinde. Ve güneşi cilt kanseri sanıyor üzerine karanlık çöktü diye. Bordo etekli bir kız dikiliyor başında. Zaman ergenlik çağına giriyor. Kız, çocuğun başına çamurdan bir taç takıyor ve seni şövalye ilan ediyorum diyor,çocuk hala burnunu karıştırıyor. </description>
<link>https://www.antoloji.com/sovalye-2-siiri/</link>
<guid>339946</guid>
<pubDate>2005-11-28T16:37:00+03:00</pubDate>
<author>Bayram Kerti</author>
</item>
 </channel>
</rss>
