<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Batıkan Kaymaz Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Ağaç, Liman ve Gemi</title>
<description>Ağacın gölgesinde vurdular Unutmuştum bir şeyleri Olması gerekenler ya cebimde ya omzumda Ama unutmuştum bir şeyleri Unutkanlığımdan vurdular  </description>
<link>https://www.antoloji.com/agac-liman-ve-gemi-siiri/</link>
<guid>3178406</guid>
<pubDate>2020-10-16T19:47:00+03:00</pubDate>
<author>Batıkan Kaymaz</author>
</item>
 <item>
<title>Ebter</title>
<description>Kendimi sığdırırım anlatmaya çalışsam bir nefes, kısa sürer yaşamak derim, seni bu şiire sığdıramam bir yaşamakla anlatamam.  Şair olamam!  Rezil derim kendime bir tablo içinde rezilce derim, seni en güzel şeylerin yanına koymak bir tablo içinde, soldurur utancından diğer tüm güzel şeyleri.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/ebter-siiri/</link>
<guid>3068684</guid>
<pubDate>2019-12-17T01:12:00+03:00</pubDate>
<author>Batıkan Kaymaz</author>
</item>
 <item>
<title>Deliler Hastanesi</title>
<description>Beni buraya düşüren neydi daha sonra anlatacağım ama 15 Mayıs 1992 tarihi bir şekilde kendimi deliler hastanesinde bulmuştum. Haplar, doktor kontrolleri şu bu derken etrafımda dolaşan diğer delilere ve ortama ayak uydurmaya çalışıyordum henüz neden burada olduğum ve beni kim buraya tıktığı konusunda hiç bir fikrim yoktu...  Bir tarafta sürekli etrafta gezenler, diğer yanda bir noktaya anlamsız uzun uzun bakanlar, sürekli oturduğum yere gelip sigara isteyenler daha niceleri  Fakat hiç biri dikkatimi elinde sürekli bir mezar taşıyla yerde başı eğik oturan bembeyaz saçı ve sakalı birbirine karışmış 65lerindeki adam kadar çekmiyordu, sürekli aynı yerde oturuyor, iki eliyle gögsüne bastırdığı küçük mezar taşını sarıyor, kimseyle tek kelime konuşmuyordu. Dilsiz olduğunu, sağır olduğunu düşünenler bile vardı.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/deliler-hastanesi-siiri/</link>
<guid>3055187</guid>
<pubDate>2019-11-08T23:28:00+03:00</pubDate>
<author>Batıkan Kaymaz</author>
</item>
 <item>
<title>Düşük</title>
<description>cuma karmaşanın içinden çıkıp geleceğin bir pazarı düşlerken bir cumartesi aniden ölü doğdun sırtıma alıp taşıdım seni yollarca, yıllarca </description>
<link>https://www.antoloji.com/dusuk-20-siiri/</link>
<guid>3035109</guid>
<pubDate>2019-09-10T00:42:00+03:00</pubDate>
<author>Batıkan Kaymaz</author>
</item>
 <item>
<title>Au Reovir</title>
<description>nasıl oluyor bir santim bile uzak olmadığımız yakınlığımızda, ağzımdan sana dökülen cümleler senin kulağında fransızca bir ağıta dönüşüyor çözemiyorum. duyduklarının gerçekliğine inanabilirdim birazcık fransızca bilsem, tek kelime biliyorum her dilde tekrar tekrar söylediğinden ‘’au revoir’’  iki el nasıl ulaşamaz birbirine tek benim uzatmam sarılmamıza yetecekken. çözemiyorum. sana uzattığım kolum dikenli bir sarmasık oluyor önce ben kanıyorum sonra sen kaçıyorsun. sen her zaman kaçıyorsun. kan tutuyor seni. en azılı katil olsan da açık bir yaraya bakamıyorsun.  bir taksiye bindiriyorlar seni iki kolundan tutup ama zorla değil sen istediğinden gidiyorsun. benim gücüm seni çekip almaya yetecekken yumruklarım boşa düşüyor hep. top oynayan çocuklar durup adama bak kendi kendine kavga ediyor diye gülüyorlar. içlerinde sende varsın kaldırımda oturmuş mavi elbisenle iki elin yanağında gülüyorsun, görüyorum. duruyorum. yumruklarım hep boşa düşüyor...  </description>
<link>https://www.antoloji.com/tu-me-manques-siiri/</link>
<guid>3024003</guid>
<pubDate>2019-08-04T22:54:00+03:00</pubDate>
<author>Batıkan Kaymaz</author>
</item>
 <item>
<title>Çiçek Adam</title>
<description>-Abi çiçek adam mı olur Allah aşkına bıraksana ya.  +Olur kardeşim olur niye olmasın?  -Nasıl olur abi? Anlat bilelim... Nasıl olur?  </description>
<link>https://www.antoloji.com/cicek-adam-siiri/</link>
<guid>3022546</guid>
<pubDate>2019-07-31T11:41:00+03:00</pubDate>
<author>Batıkan Kaymaz</author>
</item>
 <item>
<title>Seni Bir Daha Sevmeyeceğim</title>
<description>Seni bir daha sevmeyeceğim Çok zor olacak, çok sarsıntılı olacak Ama ben seni bir daha sevmeyeceğim Öldürürken ağzımda kelimeleri kavuşursam tekrar ya cinayet ya kıyamet Yanlış köşe başında beklerken bir karanfille, artık tam doğru yerde yalın ayak elimde 7.65lik önce kendi şakağıma sonra ardına 3 kurşun Çarmıha gereceğim içimde rotanı oluşturan kaptanı </description>
<link>https://www.antoloji.com/seni-bir-daha-sevmeyecegim-2-siiri/</link>
<guid>3014434</guid>
<pubDate>2019-07-08T20:41:00+03:00</pubDate>
<author>Batıkan Kaymaz</author>
</item>
 <item>
<title>Balık Kokusu</title>
<description>Üniversiteden sonra neredeyse her hafta huzurevine gider oradaki yaşlılarla ilgilenir, sohbet ederdim...  Çocukluğumdan beri ilginç gelmiştir bana huzurevleri. Çocukları bu insanları niye buraya bırakır ya da onlar burayı niye tercih eder anlamıyordum bence dünyanın en garip yerleriydi.  Nermin Teyze, Ali Dayı... Hepsiyle samimi olmuştum, Ali Dayı’nın her hafta en sevdiği çikolataları getiriyor, Nermin Teyzeye dikiş dergilerini alıyordum. Hepsinin vardı hikayesi bazısını ucundan, bazısını baştan sona dinledim ama hiç yaklaşamadığım sürekli susan, akvaryumun önünde balıkları besleyip tüm gün onları izleyen Haydar Amca vardı bir de, onu hiç dinlemedim, hikayesini bilmiyordum. Diğer yaşlılarla ara sıra dedikodusunu yapar onlardan bir şey öğrenmeye çalışırdım ama nafile...  </description>
<link>https://www.antoloji.com/balik-kokusu-siiri/</link>
<guid>3004527</guid>
<pubDate>2019-06-13T22:34:00+03:00</pubDate>
<author>Batıkan Kaymaz</author>
</item>
 <item>
<title>Kuzenim Yazmış! İntihar Mektubu</title>
<description>Hiç kimseye, hiç birinize kırgın, kızgın değilim... Benim derdim dünyaydı, dünyayla savaşmaya başladığın zaman bil ki her zaman dünya eninde sonunda seni yener yenecektir kaçınılmaz. Herkes gibi ya da çoğu gibi o dönemde acıyla ve insanların gerçek yüzüyle karşılaşmamış her çocuk, her genç gibi hayat güzeldi, kuşlar uçuyordu, orman yeşildi, deniz maviydi... Biraz aşınca bunları her şeyin bir kandırmaca, her şeyin bir yanılma olduğunu idrak edince en azından ben idrak edince geri dönüşü zor oldu, kuşlar uçup, orman yeşil, deniz maviyse sadece çektiğin acılara, dünyanın kirine seni razı etmek için kurgulanmış basit bir oyun olduğunu anlıyorsun üstelik Jim Carrey değil başrolde sen oynuyorsun... Bunu anladığım ilk an sokak köpekleri konuşabilse büyük bir tezgahın içindesiniz diye bana ve herkese söyleyecek haykıracak gibi hissettiğim andı. İnsanlar hastalıklı, insanlar yalan, insan dediğin aşağılık! Güzel günler yaşayıp seninle hepsi daha güzel günler için seni gözlerini kırpmadan harcayan, yarı yolda bırakan varlıktır insan. İnsan hiç bir zaman kalbinden, beyninden geçeni söylemeye cesareti olmayan ya da söyleyemeyen etrafında sadece seni seviyor gibi görünüp dolanıp bir çıkarı varsa alan aldıktan sonra giden varlıktır insan... Çakallar sürü biçiminde leşten payını alır gider doğasında bu vardır ama konumuz insan! İnsan başka bir insan canlıyken sürü biçimde parçalarını büyük bir ısırıkla bencilce koparır gider... Dostu da alelade arkadaşı da sevgilisi de akrabası da! Kirlidir insan kirlenir, kirlenir durur sonra üzerindeki siyahın parlağını mutluluk zannedip yaşar gider ama nereye gider insan? ne yapar bu mutlulukla? nereye koyar? nereye bırakır? sonsuza dek nerde koruyabilir? sürebilir mi sonsuza dek? mutlu ölmek yeter mi eğer bir yerinde bile az bir acı çektiysen, ağladıysan bir yerde, bir yerde çığlığını kimse duymadıysa, bazen bağırmayacak kadar kalbin sıkıştıysa? mutlu ölmek yeter mi? çektiğin tek acıya... Shakespeare amca ‘’Ölümden sonraki bir şeyden korkmasa, o kimsenin gidip de dönmediği bilinmez dünya...’’ diyor? Var mı öyle bir dünya? Varsa bile neden yaşadık bu rezillikte? Neden yaşıyoruz? Sen! sen! sen! Niye yaşadın? Bu! niye yaşıyor... Bu çocuk neden öldürüldü bir savaşta, bu anne niye öldü kanserden yavrusunu bırakıp arkasında? Baba niye astı kendini pantolon ya da ayakkabı alamadığı için çocuğuna? Ben cevap veremiyorum, sizin cevaplarınızı da duydum şu an yazarkende hala duyuyorum hepsi palavra... Ölümden sonra korkulacak tek şey varsa Shakespeare Amca ne bilinmezdir, ne cehennem, ölümden sonra korkulacak tek şey boşa yaşamış olmaktır acı çekmiş olmaktır boşa ağlamış, boşa gülmüş, boşa eğlenmiş, boşa boşa boşa... Boştur bundan sonrası da aynı bu dünya gibi manasız! Çok para, güzel araba, iyi iş dünyanın açtığı yarayı saramamıştır hiç, kanayıp duran yaraya ölüme kadar tampon yapmaktır hepsi insan kapatamamıştır hiç bir meselesini bunlarla. Kendini kandırıp duran varlıktır insan. Güzel kadınlar sevmek, sevişmek, güzel kadınlar tarafından sevilmek, şarap içmek beraber bir mum ışığında, aldatılmak sonra başka bir ev başka bir mum ışığında ya da aldatmak, evlenmek, çocuk yapmak, aile kurmak... Sonrası hep aynı sona varıyorsa neden bu gayretiniz, nedendi bu gayretim bu keşmekeş bu çılgın karmaşa? Çare oldu mu bunlar sen mutlu olsan bile ben mutlu olsam bile evsiz, aç bir kadına ya da adama? Kurtabildin mi sen mutluluğunda bir bebeği tecavüzden? Bir kadını şiddetten? O zaman niye mutlu oldun lan sen diye sormadılar sormazlar tabii insana çünkü insan BOŞA! Aynada gördüğüne, gözüyle gördüğüne, kendine, başkasına, oturduğu koltuğa, klozete, yattığı yatağa, kırmızı ışığa inanır insan ya inanmak istemediğin, gözünle görmediğin her şey gerçekse? Ya aynada yoksan? Ya ben yoksam? Ya sen, sen, sen yoksanız? Abrakadabra! Dünya ibadet yeriyse hristiyan gidecekse kilisesine, müslüman camiisine diğer dünyadan yer tutmak için, Allahım varsan eğer bırak bu zulmü söz en büyük müridin ben olacam sana, al hepimizi yanına ya da kendimi kurtardığım için kızma bana gücüm kendime yetti inan!    İntahar Mektubu, Kuzenim Yazmış! </description>
<link>https://www.antoloji.com/kuzenim-yazmis-intihar-mektubu-siiri/</link>
<guid>3000634</guid>
<pubDate>2019-06-03T23:57:00+03:00</pubDate>
<author>Batıkan Kaymaz</author>
</item>
 <item>
<title>Mahkumluğumuz, Kediler Zamanı</title>
<description>İki küçük kuştuk seninle, sürüyle devam etmeye kanatlarımızın gücü yetmemiş en yakın dala beraberce konmuştuk. Önce yaralarımızı iyileştirip birbirimizin, senden bir çöp benden bir çöp yarım yamalak bir yuva yapmıştık. Beraber yaşamaya söz vermiştik o gün sırt sırta, en yırtıcı kuşlara karşı cesaret doluyduk birlikte.   Her gece yıldızlara kaldırıp başımızı hikayeler anlatmıştık birbirimize. İki kuştuk seninle ve ben yemek konusunda beceriksizdim, tüm utancımla dönerken yuvamıza sen dünden bulduğun iki solucan koyardın önüme.  İki kuştuk bir dalda seninle ve sen meraklıydın hep gökyüzünün en mavi, en yüksek yerlerine ben gittim gördüm diye yalanlar söyledim sana bir gün çekip gitme diye aynı dedim aynı bir farkı yok buralardan en alçaklardan farkı yok dedim beni terk etme diye.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/mahkumlugumuz-kediler-zamani-siiri/</link>
<guid>2996084</guid>
<pubDate>2019-05-24T00:35:00+03:00</pubDate>
<author>Batıkan Kaymaz</author>
</item>
 <item>
<title>Nefha-i Ula</title>
<description>Göğsümde başını düşlemek aceleci bir isyana dönüşüyor içimde  Yanmadan bir şeyler, sönmeden güneş buluşmalı bukleli saçların saplanmalı tekrar kalbime, burnum kokusunu bir kez daha duymalı Kendimin yalancısıyım, inan öyle diyorlar! Susturamıyorum ... Kendimin yalancısıyım seni seviyorum! Özlem yalandır, ırak olur gözden uzak gönülden diye kandırmaya çalıştım kendimi uzun bir süre </description>
<link>https://www.antoloji.com/sana-hic-yazilmamis-bir-siir-siiri/</link>
<guid>2981975</guid>
<pubDate>2019-04-17T18:38:00+03:00</pubDate>
<author>Batıkan Kaymaz</author>
</item>
 <item>
<title>Yeniliğe İnat</title>
<description>eski masaya eski giysilerin eski kararlılığın eski adınla da otursan çürümüş meyve kokusundan öte bir şey bırakmaz zaman artık avucumuza‬.  arsenikle yıkayıp kulaklarını yalan söylemiş sayarsın beraber dinlenen tüm şarkıları. soluğun aynı kalır yüzün aynı. ama ağzında bana seslenen harfler ulaşana dek duyulmaz. mesele değil uzaklık. alıp atlantik’e gömseler yerin bin yıldır aynı. </description>
<link>https://www.antoloji.com/yenilige-inat-siiri/</link>
<guid>2979334</guid>
<pubDate>2019-04-10T00:44:00+03:00</pubDate>
<author>Batıkan Kaymaz</author>
</item>
 <item>
<title>365</title>
<description>Tam bir yıl sonra bugün aynı yere tekrar varıyor dünya Benim kaç kere dönmem lazım yokluğunda sana varabilmek için Ay daha ne kadar parlamalı geceleri seni bulabilmek için Uzay bizi kandırıyor güzelim Boş umutlar dağıtıyor gelişine Ya da oda bir daha olmayacağını kabullenemiyor </description>
<link>https://www.antoloji.com/365-2-siiri/</link>
<guid>2974920</guid>
<pubDate>2019-03-30T01:55:00+03:00</pubDate>
<author>Batıkan Kaymaz</author>
</item>
 <item>
<title>Eski Medeniyetlerin Birinde</title>
<description>Sen eski medeniyetlerin birinde  Millattan önce bilmem kaç Zeytin ağaçlarının kelebeklerin güzelliğin diyarında yaşıyorsun Geyikle avcı geliyor kan görünce aklına Yeni cinayetlerden bir haber Bir adamı vurdular az önce </description>
<link>https://www.antoloji.com/eski-medeniyetlerin-birinde-siiri/</link>
<guid>2970489</guid>
<pubDate>2019-03-19T02:11:00+03:00</pubDate>
<author>Batıkan Kaymaz</author>
</item>
 <item>
<title>Geçip Giden</title>
<description>Geçip giden zaman değil üzerimize örtülen tül Sevda çocukluğumuz kadar geri gelmeyecek bir imkansızlık Yüreklerimiz kılıçımızın hiç kalkmayacağı savaş alanı Her yıl aynı gün aynı saat Düştüğümüz gökyüzünde kara giyiyor yıldızlar Bir ayrılık sancısından doğuyor güneş artık beraber olmadığımız odamıza </description>
<link>https://www.antoloji.com/gecip-giden-7-siiri/</link>
<guid>2967101</guid>
<pubDate>2019-03-11T00:30:00+03:00</pubDate>
<author>Batıkan Kaymaz</author>
</item>
 <item>
<title>Deli Sayıklaması</title>
<description>Bir delinin sayıklaması olsun dünya Gülüp geçelim Unutalım her şeyi Bir tek hafızamda sen, senin hafızanda ben Ülkelerin birbirlerine papatya fırlattığı kelime olsun savaş Sözlüğümüzde gerek kalmasın barış’a </description>
<link>https://www.antoloji.com/deli-sayiklamasi-siiri/</link>
<guid>2954936</guid>
<pubDate>2019-02-11T00:51:00+03:00</pubDate>
<author>Batıkan Kaymaz</author>
</item>
 <item>
<title>Eskidendi</title>
<description>Sağ yanımız anılar Sol yanımız hüzün Önümüzde karanlık yol Sokak lambaların aydınlığı Sadece ‘’hayattasın’’ diyor Kurtlar ve çiyanlar sürüsü </description>
<link>https://www.antoloji.com/eskidendi-40-siiri/</link>
<guid>2954937</guid>
<pubDate>2019-02-11T00:51:00+03:00</pubDate>
<author>Batıkan Kaymaz</author>
</item>
 <item>
<title>Aydınlık</title>
<description>Kimseye söyleyemediğim bir şeyi söyleyecektim sana Büyümeden kalabilseydik çocukluğumuzda Hayat bu kadar acımasız olmasaydı boyumuz uzayınca Devir etmeseydik oyuncaklarımızı gelecek nesile Mesai bitimi kapı çalınca baba diye koşmalarımızı bırakmasaydık başka umutlara Kimseye söylemediğim bir şeyi söyleyecektim sana </description>
<link>https://www.antoloji.com/aydinlik-77-siiri/</link>
<guid>2954934</guid>
<pubDate>2019-02-11T00:50:00+03:00</pubDate>
<author>Batıkan Kaymaz</author>
</item>
 <item>
<title>Özgür ve Tutsak</title>
<description>Bir Turna kadar özgür Bir de bahçede tutsak Vaşak Yüz kızartıcı bir suçtur seni tüm hadsizliğimle sevmeye kalkmak Ve fazlasıyla anarşistçe bir tavır karşında durmak Yaşamak gökyüzünün mavisini doya doya Aynı gökyüzünde vurulmak </description>
<link>https://www.antoloji.com/ozgur-ve-tutsak-siiri/</link>
<guid>2900000</guid>
<pubDate>2018-10-14T21:15:00+03:00</pubDate>
<author>Batıkan Kaymaz</author>
</item>
 <item>
<title>Geride Kalmış Saat</title>
<description>Geride kalmış saatim, seni gitmenden biraz önce bir saat daha seveceğim Güneş parlak, gökyüzü mavi, yeşil kalacak odalarım Ruhum apartman zillerine basıp kaçacak kadar yaramaz ve şımarık Okula yeni başlamış kadar heyecanlı ve ürkek  Gitmenden biraz önce </description>
<link>https://www.antoloji.com/geride-kalmis-saat-siiri/</link>
<guid>2892097</guid>
<pubDate>2018-09-24T03:21:00+03:00</pubDate>
<author>Batıkan Kaymaz</author>
</item>
 </channel>
</rss>
