<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Barış Sarıoğlu Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Abideler</title>
<description>Sorgusuz, sualsiz, bazı, sevmeler İçten, dilden dökülen, sözcükler Sahici ve de tatlı, aşkım, demeler Yani, her şeye inat, kimi sevgiler, Hâlâ, aşkın, anlamının, hakkını veren, eşsiz, abideler, gibiler. </description>
<link>https://www.antoloji.com/abideler-siiri/</link>
<guid>2289914</guid>
<pubDate>2016-10-25T14:36:00+03:00</pubDate>
<author>Barış Sarıoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Tanımadığım</title>
<description>Sen, sevdamı hiç anlamamışsın be, eski aşkım. Ben, senden kalan satırlarda, kokunu taşıyan bir tutam saçında, seni yaşayan, o gamzeli gülüşüne, bir zamanlar tapan,  adamım be, artık tanıyamadığım. Beni bilinmez diyarlarda aşkından, lale olmuş başımla meçhule gönderen, acımasız ve gaddar, düşmanım. Artık anlamaktan öte, gerçekten inadım, Sen, seçimini çoktan yapmışsın, bir zamanlar, bana, her şeyimsin, diyen, al yanaklım, geniş alınlım, buğday saçlım. Sen, Yabancı diyarlarda, yabancı gönlülere, sevdalanmışın, be şaşırmışım. Ben de, seni, tıpkı bana yaptığın gibi, artık meçhule gömdüm be, bir zamanlar, aşkım dediğim, tanımadığım, kadınım. </description>
<link>https://www.antoloji.com/tanimadigim-3-siiri/</link>
<guid>2218917</guid>
<pubDate>2016-02-09T08:54:00+03:00</pubDate>
<author>Barış Sarıoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Söz</title>
<description>Dudaklarından dökülen sözlerin sanki kan kırmızısı Kelimelerin batıyor yüreğime, acıtıyor ruhumu Kinle, nefretle harmanlanmış Zehirli sözcüklerin dokunduğunda benliğime Belleğimdeki o eşsiz güzelliğin biraz daha soluklaşıyor yeminle Lütfen artık sus ve senden geriye kalanlarında yitip gitmesine izin verme </description>
<link>https://www.antoloji.com/soz-563-siiri/</link>
<guid>2123325</guid>
<pubDate>2015-05-07T12:34:00+03:00</pubDate>
<author>Barış Sarıoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Leyla</title>
<description>Sensiz gecenin karanlığında Bir başıma yapayalnız kaldım Leyla Ama sen sormuyorsun ki bana Ne haldesin diye orda Oysa ben yanıyorum aşkınla Leyla Ne olur dön bana </description>
<link>https://www.antoloji.com/leyla-248-siiri/</link>
<guid>2122992</guid>
<pubDate>2015-05-06T07:04:00+03:00</pubDate>
<author>Barış Sarıoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Ayşe</title>
<description>Var güçleriyle durmaksızın döverken köpüklü, mavi devler kayalıkları. Senin aşkım diyen inceden kadife sesin bastırıyordu hiddetle çıkardıkları haykırışlarını. Kasımın on ‘unda beyazdan daha beyaza bürünmüş soğuk teninle şefkatle okşuyordun yağmurla yıkanmış, ıslak, kömür karası saçlarımı. Ben ise üşümek yerine, sevdanın ateşiyle kavrulan ruhumun tesiriyle sanki yanıyordum kızgın alevler içeresinde. İçimden diyordum kendi kendime şu zavallı esirine. Eğer aşk bürünse bir bedene, benim için senden başkası değildi kendisi, Ayşe. Bakıp zümrüt yeşili gözlerine, dedim tereddütsüzce benimle evlenir misin? ,diye. Yine soruyorum benimle evlenir misin? Ayşe. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ayse-63-siiri/</link>
<guid>2114651</guid>
<pubDate>2015-04-12T22:37:00+03:00</pubDate>
<author>Barış Sarıoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Aşk</title>
<description>Gökyüzünde bir başına gezinen buzla çevrili kuruklu yıldız gibisin.Seninle olabilmek için amansızca biribirimizle  yarışırken, biz zavallı gerzekler,sen kendi yanlızlığınla baş başasın ve ona sırılsıklam aşıksın. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ask-2959-siiri/</link>
<guid>2110380</guid>
<pubDate>2015-04-01T18:46:00+03:00</pubDate>
<author>Barış Sarıoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Uçurtma</title>
<description>Rengarenk uçurtmalar uçuyordu gökyüzünde.Kimi kuyruklu,kimi sade,kimi üçgen,kimi kare,kimiside değişik şekillerde.Rüzgarla dans ediyorlardı engin mavilikte.Onlar neşeyle oynaşırken biribirleriyie,minicik gözleriyşe,sevinçle,onları izliyordu, dört yaşındaki ayşe.Tutup babasının elinden,zıplayarak,kocaman açılmış mavi gözleriyle,gözlerinin içine bakarak dedi,sevinçle-Baba bende uçurtma istiyorum  ne olur banada al bir tane,diye.Babası yutkundu önce,sonrada elini attı cebine.Karıştırdı boş ceplerini,sonrada sağ cebinden çıkardı yırtık kahverengi cüzdanını.Açıp içine baktı,tamtakırdı.Karısısnın,kızının ve kendidsinin resminden başka bir şey yoktu içinde.Dizlerini üzerine çöküp,gülen yüzüyle,kızının kıvırcık saçlarını okşadı sevgiyle,dedi babası ayşeye-Sana,sonra uçurtma alırım ayşe,hem de en güzelinden-en büyüğünden,diye zoraki bi tebessümle.Babasının bu sözlerini işittiğinde ayşe,başı önde,üzüntüden kısılmış yaşlı gözleriyle,alt dudağı önde,dedi biricik babacığına  kısık sesiyle-Tamam babacığım,diye,hüzünle.Babası ise tutup,minik ellerinden -Benim güzel,akıllı kızım dedi gülen yüzüyle,tek kızı minik ayşeye.Babalı,kızlı giderken evlerine,başını çevirip defalarca ardına bakıyordu minik ayşe,gökyüzünde mutlulukla dans eden rengarenk uçurtmalara,masmavi boncuk gözleriyle. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ucurtma-150-siiri/</link>
<guid>2110175</guid>
<pubDate>2015-04-01T12:42:00+03:00</pubDate>
<author>Barış Sarıoğlu</author>
</item>
 </channel>
</rss>
