<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Aynur Baydar Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Kartal 1</title>
<description>Ben yorgunum Yavaş ağırdan al, sevmeni Seven kadınlar hep üzüldü, üzdü güzelim. Sırası değildi, şu an Belki de bundan sonra hiç. Nereden çıktın liselim </description>
<link>https://www.antoloji.com/kartal-1-siiri/</link>
<guid>2312270</guid>
<pubDate>2017-01-08T21:12:00+03:00</pubDate>
<author>Aynur Baydar</author>
</item>
 <item>
<title>Aşk Şimdi</title>
<description>Aşk Şimdi  Ne geçmişte, ne gelecekte Ne dün, ne yarın Şimdi Şu an, şu saniye </description>
<link>https://www.antoloji.com/ask-simdi-2-siiri/</link>
<guid>2206471</guid>
<pubDate>2015-12-31T08:55:00+03:00</pubDate>
<author>Aynur Baydar</author>
</item>
 <item>
<title>Selam Söyle</title>
<description>SELAM  SÖYLE Kaldılarsa bir yerlerde Hala azıcıkta olsa varsalar Selam söyle Ahde vefaya Bir fincan kahveye </description>
<link>https://www.antoloji.com/selam-soyle-19-siiri/</link>
<guid>1545406</guid>
<pubDate>2011-04-20T11:21:00+03:00</pubDate>
<author>Aynur Baydar</author>
</item>
 <item>
<title>Albüm</title>
<description>Ömrümüz resimli kitap  İlk yapraklar harap Eski resimlerde genç  yüzler Yeni resimlerde yorgun gözler Bu tezat… Eşittir hayat </description>
<link>https://www.antoloji.com/album-25-siiri/</link>
<guid>1166068</guid>
<pubDate>2009-04-22T11:53:00+03:00</pubDate>
<author>Aynur Baydar</author>
</item>
 <item>
<title>İstanbulda Aşk/Yağmur</title>
<description>Yağmuru seversin sen… Yağmurda ıslanmayı Yıldız yokuşundan Yıldızlar üstünde ıslakça kaymak Çarpılmış sersemlemiş biz… Üst baş ıslak </description>
<link>https://www.antoloji.com/istanbulda-ask-yagmur-siiri/</link>
<guid>1065029</guid>
<pubDate>2008-11-18T13:46:00+03:00</pubDate>
<author>Aynur Baydar</author>
</item>
 <item>
<title>Güverte</title>
<description>Güvertede uçuşan… Saçların değil Keşkelerim Islak tuzlu yer Dökülmüş kederlerim Daldığın ufuk </description>
<link>https://www.antoloji.com/guverte-3-siiri/</link>
<guid>1008168</guid>
<pubDate>2008-08-21T09:50:00+03:00</pubDate>
<author>Aynur Baydar</author>
</item>
 <item>
<title>Höstünüz Lütfen</title>
<description>İşine gelirse gözler fel fecir Dişine göreyse efelik de deve Gücü yetmezse yerlerde sürünen cüce Kaz gelecekse tavuk vere Her konuya tere Çok bilir, her lafı çam devirir </description>
<link>https://www.antoloji.com/hostunuz-lutfen-siiri/</link>
<guid>1004221</guid>
<pubDate>2008-08-15T15:20:00+03:00</pubDate>
<author>Aynur Baydar</author>
</item>
 <item>
<title>Resim</title>
<description>Tuval olayım Hayallerin, gördüklerin Düşsün üstüme 20 yıl fırça darbesi yetmedi Tamamlanmadı resim henüz Çok boşluk var </description>
<link>https://www.antoloji.com/resim-143-siiri/</link>
<guid>911979</guid>
<pubDate>2008-03-03T16:58:00+03:00</pubDate>
<author>Aynur Baydar</author>
</item>
 <item>
<title>Olsun</title>
<description>Dizimin üstünde şalın Bir elim ince belli bardağımda Bir elim elinde olsun Hava ne sıcak, ne soğuk Ilıkça, kokulu bahar </description>
<link>https://www.antoloji.com/olsun-76-siiri/</link>
<guid>910807</guid>
<pubDate>2008-03-01T20:45:00+03:00</pubDate>
<author>Aynur Baydar</author>
</item>
 <item>
<title>İngilizce/Diller ve Ziller</title>
<description>Neden  hepimiz İngilizce öğrenmek zorundayız? Sözlük gibi vitrinler, mağazalar çarşılar olsa da öğrenmeyeceğim işte…Yürürken 100 kere takılıp düşsem de gözlerimi kapatmaya devam edeceğim.  Neden mi? Zira varlıkların doğasına uymayan abuk subuk sesler, isimler bir araya gelirler , kafa kafaya verirler, halay çekerler.  Bunun neresine ses uyumu, fonetik, dilin müziği derler. Derler derler beni deli ederler. Derbederler, dere beyler, göz süzerler, süzgeçler   EXAMPLE 1 </description>
<link>https://www.antoloji.com/ingilizce-diller-ve-ziller-siiri/</link>
<guid>905416</guid>
<pubDate>2008-02-21T21:47:00+03:00</pubDate>
<author>Aynur Baydar</author>
</item>
 <item>
<title>Aşk Seninle Kızıl Kısrak</title>
<description>Aşk kızıl kısrak  Özgür  ve  hesapsız  seninle… Delice koşmak Toz dumanda güvende olmak Rüzgara kafa tutmak Seninle… </description>
<link>https://www.antoloji.com/ask-seninle-kizil-kisrak-siiri/</link>
<guid>659754</guid>
<pubDate>2007-02-13T17:50:00+03:00</pubDate>
<author>Aynur Baydar</author>
</item>
 <item>
<title>Emel</title>
<description>Liseyi bitirecektim  Liseli akranıma gönül verdim. Karşılaşırdık… Zorlama tesadüf Uzatma yolla, Yanında gezdirdiği ortaokullu ufaklıkla </description>
<link>https://www.antoloji.com/emel-5-siiri/</link>
<guid>648067</guid>
<pubDate>2007-01-31T23:19:00+03:00</pubDate>
<author>Aynur Baydar</author>
</item>
 <item>
<title>Aldım Kalbimi Gidiyorum Senden</title>
<description>İtiraf ediyorum Zor oldu pek zor... Yakaladım sıkıca yüreğimi, Ayaklarımı diredim, Gelmiyor çıkmıyor yerinden... Bütün olmuş, </description>
<link>https://www.antoloji.com/aldim-kalbimi-gidiyorum-senden-siiri/</link>
<guid>644591</guid>
<pubDate>2007-01-28T13:39:00+03:00</pubDate>
<author>Aynur Baydar</author>
</item>
 <item>
<title>Bayram</title>
<description>Sesin  bahar,  Gülüşün bayram… En güzel gündür Bana gelişin… Çocukluğumdaki Kırmızı pabucum </description>
<link>https://www.antoloji.com/bayram-87-siiri/</link>
<guid>644547</guid>
<pubDate>2007-01-28T12:57:00+03:00</pubDate>
<author>Aynur Baydar</author>
</item>
 <item>
<title>Mizansen</title>
<description>Adamcağızın biri çok yakın aile dostu hatunu kucağına almış, çaydan geçmiş sonracığıma art  niyetli fesat mı fesat   kötü adamın teki  resimleri medyaya vermiş (çünküm resimleri bu öhhh adam zorlan çekmiş) . Genel Müdür, eşi ve sımsıkı aile dostları basın toplantısı yaptı  olayı kınadı he mi de üçü bir arada. Eş olan hanım kendi söylediklerine inanmadı, sımsıkı aile dostu hanım da bu olayı şiddetlen kınadı (maşallah benim bile kucaklayıp, çaydan geçiresim geldi)          amma ve lakin Genel Müdürüm makamının hakkını verdi ve en mantıklı açıklamayı yapıverdi. Meğersem o resimde mizansen yapmışlar yaaa. Bu cümleyi duyan sayın eşim gülmekten yerlere yattı. Bi gülüyo bi gülüyo. Katıldı, havasız kaldı, gidiyo evimin direği… Halbuki bu tür olaylarda derhal değerlendirmelerimi yaparım ki kendileri böyle bir şeye yeltendiklerinde sonuçlarını bilsin gibilerinden…Yalnız içimden madem mizansen olsun diye resim çektirdiniz, eşinizde oradaymış peki bu durumda eşiniz de mizansen olsun diye neden ikinizi  yolmadı, hazır bir arada kucak kucağa kolayda olurdu desem de, dışımdan zavallı kadının zorla konuştuğunu ne duruma düşürüldüğü  gibi psikolojik, sosyal, kültürel, ekonomik ciddi durum değerlendirmeleri yaptım.  Her nedense, okuduğum bu mizansen üzerine, hiç adetim olmadığı halde eşimin iş yerine gidesim geldi... GİTTİM,  GÖRDÜM ve oracıkta kıskançlıktan ÖLDÜM. Bizim adamın etrafı  genç güzel hatunlarla doluymuş meğer. Kıskançlığımı belli edersem çok kötü fena eşimi o yönde bilinçaltı motive etmiş olurummuş (psikoloji kitabında okudum)          Eee napcam şimdi içimi kurtlar, davşanlar, sıçanlar kemiriyo. Bu kitabı kesin kadınlar kocalarına dır dır etmesin diyen erkek bir psikolog yazmıştır. İçeriye bir afedi devran girdi ön dişleri dışarı fırlamış (yoksa içimi bu mu kemiriyo)          istediğinizi hazırladım gelip görebilirsiniz. Bismillah bizim herif ne istedi bu davşan kadından, kocama ne gösterecek. Sonra ne biçim ses tonu o öyle. Saçlarım kabarmayın yatışın, dikelmeyin bu davşan karıya yenilmiycem yıkılmıycam ayakta durcaaam derken bizim ki fırladı gitti. Hem de benim yanımda ya hüüü. Neyse girdiği odayı görüyorum bir sürü kalabalık var oh çok şükür. 20 dakika sonra sayın eşim morarmış bir şekilde geri döndü. Meğersem bizim davşan (Hatun ona tavşan dedim diye mahkemeye verirse, inkar edip danışan dedim, bizim yöresel lehçede danışana  davşan derler açıklaması yapıcam. O yöre neresi diye sormayın çünkü bilmiyorum. Her neyse  hakimin herhal işigücü vardır bu kadar detaya inemez. Ne sırıtıyorsunuz komik bişey mi var. Koskaca Genel Müdür mizansen yapıp hatun kucaklıyo, biz mizansen olsun diye danışana davşan, davşana danışan her neyse aklım karıştı, demişiz çok mu cık cık cık, işinize bakın siz, mizansenimden size ne ha size ne)          eşimi yerinden etmeye çalışıyormuş. Eşime bu kadının yaptığının çok yanlış olduğunu falan söyledim, sinirine  ortak oldum amma, nedense birden davşanların çok sevimli, şirin mi şirin varlıklar olduğu aklıma geldi. Çıkarken koridorda davşanı gördüm yanağından aldım bir makas, gözleri aha böle böle açıldı. Canım benim ay bunun ne de güzel  gözleri varmış. Akşama havuç çorbası mı yapsam ne, sonra sarımsaklı yoğurtlu havuç kızartması. Kızdığımız erkekler, onları böyle yetiştiren kadınlar, özetle böyle insanlarımız oldukça her parti her dönem, geçmiş gelecek biz bu mizansenleri çok görürüz çok. </description>
<link>https://www.antoloji.com/mizansen-siiri/</link>
<guid>541973</guid>
<pubDate>2006-09-19T15:49:00+03:00</pubDate>
<author>Aynur Baydar</author>
</item>
 <item>
<title>İğrenç Olasım Geldi</title>
<description>4-5 yaşımda ahşap iki katlı evimizin abak deliğinden aşağıdan geçen çocukların kafasına tükürürdüm. Gerçi üniversite yıllarımda sabahın 5 inde arkadaşım Vildan’ı cork diye ezdiğim kara Fatma cesedini faraşaya koyarak, evde turlatmıştım. Ciyak ciyak balkona kaçtı, takibi sürdürdüm, gecelikle cama koşanları görünce vazgeçtim. Birde meslek lisesi yıllarımda sınıfta iki kızdık. Erkekler yemekten önce bize iğrenç fıkralar anlatarak iştahımızı kapatmaya çalışırdı. Bir iki öğün yemeğimi kaptırdıktan sonra, onların iğrenç fıkralarını tepkisiz, suratımı buruşturmadan ayyy, ıyyy, böggg sesleri çıkarmadan dinleyerek daha iğrenç hikayeler anlatıp karşı saldırıda bulundum. Heee heee sade derslerde değil, iğrençlikte de onları halt etmek çok hoştu. Hatta bir seferinde işi azıtıp yağmurda toprak üstüne çıkan solucanları avuçlamış, okuldaki kızları önüme katarak kovalamıştım. İşte çubuk makarna, gel ye diye de bağırdım. Okulumuzun Müdüründe öyle derin izler bırakmışım ki… Yıllar sonra iş yerimde amirimin odasında oturuyordu. Elimde evrakla içeri daldım. Beni tanımazdı nasıl olsa. Sen kalk yaşından başından utanma, beni tanı, üstelik anlat yaptıklarımı. Evli barklı, çoluk çocuk sahibi kadına yapılır mı bu ya. Hiç eğitim neferine yakışıyor mu? Bide  dedi ki. Bu var ya bu, (İşaret parmağıyla beni gösteriyooo)       saçımı beyazlattı. (halbuki saç beyazlaması kalıtsaldır, ne alaka şimdi? İki oğlanı merdivenden kayarken ittim diye, koridorda fındık faresi kovalayıp, yakalayıp önüme gelene attım diye hiç müdürün saçı beyazlar mı?)       Ah bide lise sonda kendini jön zanneden (etrafında yapışık bir sürü salak kızın verdiği zanna)        bir çocuk vardı. Bir gün yanıma gelip sana olan hislerimi biliyor musun dedi. Bende hayır, ama sen benim sana olan hislerimi biliyor musun dedim. Zafer kazanmış, mağrur bir eda ile yüzüme baktı. Baş ve vücudumu geriden ileriye, ona   doğru şiddetle iterek böööğ dedim. Sonradan duyduk ki cinsiyet değiştirmiş (Acaba günaha mı girdim? Aşırı tepki gösterip zavallıyı ters mi çevirdim. Sen affet Yarabbi)        Okul ve mahalle arkadaşım olan, bütün mağdur ve mağdurelerden özür diliyor bana haklarını helal etmelerini istiyorum. Hiçbir günahları ve suçları art niyetleri yokmuş meğer. Zamanımızda ki insan suretinde yaratıkları gördükçe, gazetede ki olayları okudukça, içimden bunlara ani tükürük saldırısında bulunmak, Kırım Kongo Kenelerini burunlarına tıkmak (bulup da çıkaramasınlar)       et obur örümceklerle tüm vücutlarını sarıp sarmalamak, baş ve gövdemi geriden  doğru hızla itip, büyük bir tazyikle suratlarına kusmak istiyorum. Bir iğrenç olasım geldi, bir iğrenç olasım geldi ki sormayın. </description>
<link>https://www.antoloji.com/igrenc-olasim-geldi-siiri/</link>
<guid>528783</guid>
<pubDate>2006-08-29T12:10:00+03:00</pubDate>
<author>Aynur Baydar</author>
</item>
 <item>
<title>Sabit Telefon</title>
<description>Plastik saksılara İnat… Teneke kutuya diktiğim Sardunyalarımla Cam  kenarında Seninle başbaşa </description>
<link>https://www.antoloji.com/sabit-telefon-siiri/</link>
<guid>502077</guid>
<pubDate>2006-07-20T16:15:00+03:00</pubDate>
<author>Aynur Baydar</author>
</item>
 <item>
<title>Egonun Trafiğe İz Düşüm Figürleri</title>
<description>1-Sol şeritten manyak gibi son sürat gelip, milim kala sağ şeride hönk diye çıkın,  dan diye sağa girin. Tercihe bağlı ters yönde de bu figürü uygulayabilirsiniz. Kazancınız: Sağ şeritte aracını süren  korkudan altına kaçırır, arkanızdan korna basması  siz gittikten sonra olacaktır.Zira  şok dan çıkması zaman alır... Başarı durumunda korkuttuklarınızın beyaz, yeşil, mor suratları sizi biraz eğlendirebilir. Başaramazsanız hatun  yada er kişi niyetine namazınız kılınırken sessiz sakin muhtemelen çok parça olarak musalla da yatıyor olursunuz. 2- Normal seyrederken DAN diye durun, arkadan gelen araç acı bir fren yapsın ve siz aheste aheste dönmeye başlayın, eh artık sinyalinizi de verin, arkadakine kör müsün dönme sinyali verdim ya diyerek cık cık çekin. Kazancınız: Sinirini zıplattığınız şöför sakinse, işi varsa ne ala…La havle ile birlikte çekip gidecektir. Şanssız gününüzdeyseniz ve şöför iriyse sizde durma gafletinde bulunduysanız… Dönmeyle birlikte vermeye başladığınız  sinyalinizin hayrını size gösterecektir. Bu olaydan sonra döneceğiniz noktadan 1km önce sinyal vermeye başlayarak, şöförlük hayatınıza devam edersiniz. (Şimdiye kadar hep yaptım bişiy olmadı sırıtması mı görüyorum yüzünüzde?  çekirge hikayesini hatırlatırım. o da zıplamış dönmüş, zıplamış dönmüş gününü görmüş) </description>
<link>https://www.antoloji.com/egonun-trafige-iz-dusum-figurleri-siiri/</link>
<guid>340399</guid>
<pubDate>2005-11-29T17:53:00+03:00</pubDate>
<author>Aynur Baydar</author>
</item>
 <item>
<title>Tontoloji Mutfağı</title>
<description>Bir varmış bir yokmuş Tontoloji isminde mutfak varmış İnsanlar kendilerince Ekşi tatlı tuzlu Sulu kuru Sıcak soğuk </description>
<link>https://www.antoloji.com/tontoloji-mutfagi-siiri/</link>
<guid>338129</guid>
<pubDate>2005-11-24T14:48:00+03:00</pubDate>
<author>Aynur Baydar</author>
</item>
 <item>
<title>Pisiler (Cırmagül-Tırmacan)</title>
<description>Şehir allak bullak  Etraf toz toprak tüy yumak Minnoş boncuk kont kontes Estakiler kokainler Şehirlisi köylüsü Kol kola girmiş </description>
<link>https://www.antoloji.com/pisiler-cirmagul-tirmacan-siiri/</link>
<guid>338040</guid>
<pubDate>2005-11-24T12:07:00+03:00</pubDate>
<author>Aynur Baydar</author>
</item>
 </channel>
</rss>
