<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Aylin Ayla Sel&#231;ukoğlu Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Erdemli ve Onurlu Yaşam için Nûrdur Öğretmenin elleri!</title>
<description>24 Kasım 1928 Millet mekteplerinin açılışı ve “Öğretmenler! Erkek ve kız çocuklarımızın  aynı suretle bütün tahsil derecelerindeki talim ve terbiyelerinin pratik olması mühimdir. Memleket evlâdı  her öğrenim aşamasında ekonomik hayatta verimli  etkili ve başarılı olacak surette donatılmalıdır “ diyen ATATÜRK’ün başöğretmenliği kabulü olan 24 kasım; 1981 yılından beri öğretmenler günü olarak kutlanmaktadır. Yeryüzünde barışı sağlayacak sihirli değnek analarla öğretmenlerin elindedir. Eğitim demek, vücutta ve ruhtaki güzelliği ve mükemmelliği son mertebesine kadar geliştirmek demektir. (Eflatun)  Hep yaşam içerisinde ehemmiyet arz eden,olmazsa olmazlardan   bir şeylere benzetilegelmiştir öğretmen.Güneştir,mumdur,umuttur,annedir,bahçıvandır.Daha nice nice meseller.Oysa bizi  farklı kılan değer Et kemik değil ruh tur.Tinimize kazılı sarsılamaz İnanç ve muzaffer olma güdüsü.Ya olmazsa diyen yok aramızda.Bir tane daha der yürürüz yıllar yollarca.(1) Ne kadar süreceğini bilmeden ve besmele ile çıktığım yol,aydınlıktı ve bugün 10. yılını gururla, ilk günkü iştiyakle kutlamaktayım. Her duyguya yer vardı bu aydınlanma yolunda.Ağladık,güldük,öğrendik öğrettik,sarıldık koruduk,belki de inanmadık/güvenmedik  da sırt sırta verdik mücadele için verdiğimiz ikrahı unutup.…İnsancıl ne varsa barındı benliğimizde,evvela SEVGİ.Bize miras size lütûf; karışınızda yıllardır durduran yegane mihenk taşı.Sizi sizden fazla sevdik ki hastalık demedik,46 km yol demedik,evimiz evladımız,ana babamız demedik koştuk,başlayıp bitişine de şahit olabildiğimiz  her gün,utanmadan,usanmadan,size yarınları kucaklarcasına. Gençliği yetiştiriniz. Onlara ilim ve irfanın (kültürün)  müspet fikirlerini veriniz. İstikbalin aydınlığına onlarla kavuşacaksınız. Hür fikirler tatbik (uygulama)  mevkiine konduğu vakit Türk milleti yükselecektir. Demiş ya(Ulu Önder Atatürk) ,biz sizi necat(KURTULUŞ) kabul etmiş te öyle taçlandırmışız sizi,alabildiğiniz ve gayretli olduğunuzca bilgiyle.Size kendimizi,geleceğimizi,neslimizi ve sizin ta kendinizi emanet etmişiz evvelallah! </description>
<link>https://www.antoloji.com/erdemli-ve-onurlu-yasam-icin-nurdur-ogretmenin-elleri-siiri/</link>
<guid>1068655</guid>
<pubDate>2008-11-23T16:18:00+03:00</pubDate>
<author>Aylin Ayla Selçukoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Tarih Yazan,Döşüme Kazılı Atam'ı Uğurlarken!</title>
<description>Yüksek tin ve naçiz vücut sağlamdı,dimdikti, namaz olmasa asla baş eğmezdi,erdem abidesi ve kalkandı düşmana! Kendisinden içeri bir KEMAL vardı tabirince;  “İki Mustafa Kemal vardır: Biri ben, et ve kemik, geçici Mustafa Kemal... İkinci Mustafa Kemal, onu 'ben' kelimesiyle ifade edemem; o, ben değil, bizdir! O, memleketin her köşesinde yeni fikir, yeni hayat ve büyük ülkü için uğraşan aydın ve savaşçı bir topluluktur. Ben, onların rüyasını temsil ediyorum. Benim teşebbüslerim, onların özlemini çektikleri şeyleri tatmin içindir. O Mustafa Kemal sizsiniz, hepinizsiniz. Geçici olmayan, yaşaması ve başarılı olması gereken Mustafa Kemal odur!   Ömrünü vakfettiği ulvî değerler:vatanı ve milleti.Seslendi milletine yılmadan,usanmadan ve korkmadan! Yüksek Türk! Senin için yüksekliğin sınırı yoktur. İşte parola budur. </description>
<link>https://www.antoloji.com/tarih-yazan-dosume-kazili-atam-i-ugurlarken-siiri/</link>
<guid>1060362</guid>
<pubDate>2008-11-09T21:58:00+03:00</pubDate>
<author>Aylin Ayla Selçukoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Düşüm,Gerçeğin Olsun!</title>
<description>Suskun ve dişil homurtular Yırtar gökyüzümü Burgaçlarımda yiter,en parlak maviler Gömülür rüzgarına,serin yayla kokuşum Bir fincan kahve büyüler Yarınlara aç benliğimi,hiç+yokluğumu! </description>
<link>https://www.antoloji.com/dusum-gercegin-olsun-siiri/</link>
<guid>1054770</guid>
<pubDate>2008-11-01T15:52:00+03:00</pubDate>
<author>Aylin Ayla Selçukoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Umuda sarılan hastanın, bembeyaz gözyaşları ve Yemin!</title>
<description>2005 yılına kucak açmış 2004 aralık. Meteorolojik şartlara müsavi bir gidişat. Gönlümde kar-boran fırtınalar estiren,yaşıma ve yaşantıma hiç yakışmayan,tüm yarınlarımı etkileyecek  bir rahatsızlık dönemi… Müdür yardımcılığı görevimin 2. yılı. Tüm boş geçen dersler bir yandan,ikili öğretimde sabah 7 akşam 5 mesaisi bir yandan,idari iş ve işlemler bir yandan,her gün usanmadan,inadına iştiyakle  tepilen 46 km…Elbet bu 153 cm lik minicik beden kaldıramamış olacak ki ömrünün yarısını feda edebilmeyi(Bir günün 12 saati=ömrün yarısı&#61514 ;): yatarken kalkamaz,ayakta iken uzanamaz hale geldi. 24 yaşa sığdırılamayacak bir yaşantının sellerce taşması bir bedenden, hem de 24 yılda..Kurşunca ağırlıkta bir sevda ki öğretmenlik,diz çöktürerek tüm sancılara, yavrularıma, gözyaşlarım yaralarıma merhem olaraktan tenimden geçen,(vazgeçen)  sevdam için yavrularımın başucundayım… Salı günü ve 2-3 Türkçe  dersi.2. sınıf çocuklarım. Sabahçı 2. sınıflarım. Öğretmenleri 2 haftalık rapor almış,tedavi görmekte.Müfettişlerin gelme vakti yaklaşmış.Var gücümüzle hem teftişimizi alnımızın akıyla verme çabasındayız hem de vicdani muhasebemizde kendimizi darağacına mahkum etmemek adına,gözleri ve zihinleri sonuna dek aydınlık ufuklara açık yavrularımızın ilmi açlığını doyurma peşindeyiz.Okuma parçamızın anlatım çalışmalarını yapmaktayız.Yazdığım cümleyi okutturacağım.Bir elimde tozlu tebeşir, öteki elim  belimde,ani bir hareketle kalakalmışım sınıfın ortasında. Çığlık çığlığa koşmuş yavrularım,sarılmış kimi bacağıma,kimi koluma,kimi belimden tutunmuş.”N’olur iyileşin,bizi bir de siz bırakmayın! Yemin ederiz öğretmenim,sizin sözünüzden çıkmayacağız,iyi olacağız ve üzmeyeceğiz”sözleri halen kulağımda…İvedilikle gittiğimiz hastanede çekilen MR sonuçları iç karartıcı.İlk olarak ilaç ve fizik tedavi,birlikte reçete edildi ve hemen ertesi gün başlayacağım tedaviye.Yavrularım 2.sınıfta olmasına rağmen 3 öğretmen değiştirmiş ve ben  de dördüncüyüm.Bu hayal kırıklığını ve soğukluğu yaşatmaya hakkım yok düşüncesiyle,sabahları yavrularımın dersine girdim ve öğleden sonra o kış kıyamette 2 hafta boyunca sargılı dürgülü hem bel hem de boyun fıtığından fizik tedavi için hastaneye geldim. İyi ki de rapor almama müsaade buyurulmamış,sözünü dahi etmeye cesaret etmemişim! O zor zamanlarımda yavrularım beni hiç üzmedi ama sadece üzmemekle kalmadı da olgun ve akilane davranış ve yaklaşımlarıyla tüm acılarımı soğurdular her göz ve dil darbelerinde.Her sabah kucak kucak çiçeklerle karşıladı nurdan bedenleri beni,sarıp sarmalayışları ise başlı başına terapi…Ya ettikleri dualar…Asla unutmam,unutamam… Çocuklarım için bir söz vermiştim.”El-Muhyî Rabbimin izniyle,yeşil sahalara da yeniden  ve bu günlerimi de görmemişe döneceğim! ”Şükür El-Mütekebbir rabbim bu hadisede de büyüklüğünü gösterdi.Boynumu kıpırdatmadan,ıslanmış yanağıma  usulcacık bıraktıkları pembiş busecikler, em çalan sıcacık avuçları ve sımsıkı kucaklayışları…Dualarına katık ettikleri adım,adımca aydınlıklar onlara feda olsun… Sadece 15 günlük tedaviyi müteakip  yaklaşık 1 aylık dönem sonunda,hamd olsun yavrularımla futbol oynayabilecek kıvama gelemesem de en azından kulaklarına eğilip teşekkür ederek sevgimi fısıldayabilecek kudrete maliktim… Zaten 2005’in sonunda artık beni tutabilene aşkolsundu…Fırtına kamile hallerimle parmak ısırtır olmuştum nasılsa.Çok içten dilemiştim iyileşip teneffüslerde dahi yavrularıma şerik olabilmeyi ya,gerçekleşeceğine de inanmıştım evvelallah sonra da ailem ve yavrularım sayesinde. Mesnet bellediğim yavrularım şimdi yine yanıbaşımda ve 6.sınıf.Kim/kimse değil artık onlar…Defterlerini nasıl kullanacaklarını da biliyorlar,diline+dinine ve tüm öz /milli/manevi değerlerine nasıl sahip çıkacaklarını da… </description>
<link>https://www.antoloji.com/umuda-sarilan-hastanin-bembeyaz-gozyaslari-ve-yemin-siiri/</link>
<guid>1054389</guid>
<pubDate>2008-10-31T22:40:00+03:00</pubDate>
<author>Aylin Ayla Selçukoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>*S/açılan Günceden Ya/saklı D/övüşler</title>
<description>Sakim sunar şerbetinden Lâl olan dil bal damlatır Kemterin olur pervanen Hemhâlim,gözüm anlatır  Feryad-ü figân eyletmen </description>
<link>https://www.antoloji.com/s-acilan-gunceden-ya-sakli-d-ovusler-siiri/</link>
<guid>922873</guid>
<pubDate>2008-03-21T15:36:00+03:00</pubDate>
<author>Aylin Ayla Selçukoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>*(AAS) Aslan Mehmedim 12</title>
<description>Ruhunda tutuşan,yangınlarını Kan seylaplarını,enginlerini Şeref,ar düşkünü,zenginlerini Ruhuma giydiğim Aslan Mehmedim  13.03.2008/17.35  Çağlayışı deli,Kocayayla’nın </description>
<link>https://www.antoloji.com/aas-aslan-mehmedim-12-siiri/</link>
<guid>920516</guid>
<pubDate>2008-03-17T15:02:00+03:00</pubDate>
<author>Aylin Ayla Selçukoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>*(AAS) Aslan Mehmedim 11</title>
<description>Namus korumağa,candan fedâkâr Soylu geçmişini,anar vefâkâr Öz değerlerine,olmaz sitemkâr Ruhuma giydiğim Aslan Mehmed’im  12.03.2008/09.45  Dilimde duamdır,abimin A’sı </description>
<link>https://www.antoloji.com/aas-aslan-mehmedim-11-siiri/</link>
<guid>918046</guid>
<pubDate>2008-03-13T16:06:00+03:00</pubDate>
<author>Aylin Ayla Selçukoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>*(AAS) Aslan Mehmed'im 10</title>
<description>Tefenni çırası,Burdurlu Abdal Mücâhidimi say,bir Kumral Abdâl Kimi uzun ribâl,kimi kütehbâl (arslan,Kütehbal:Kısa boylu Ruhuma giydiğim Aslan Mehmed’im  10.03.2008/09.42  Bin dokuz yüz on beş,Mersin’den Abdi </description>
<link>https://www.antoloji.com/aas-aslan-mehmed-im-10-siiri/</link>
<guid>916517</guid>
<pubDate>2008-03-10T22:45:00+03:00</pubDate>
<author>Aylin Ayla Selçukoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>*(AAS) Aslan Mehmed'im 9</title>
<description>Yirminci asır ki,Mahlûk-i asil Mevcud gözdeler,bil,hakkıyla sefil Hâyâsız hakikat,verecek fasıl Ruhuma giydiğim Aslan Mehmed’im  07.03.2008/21.35  O rükû olmasa,eğilmez başlar </description>
<link>https://www.antoloji.com/aas-aslan-mehmed-im-9-siiri/</link>
<guid>914875</guid>
<pubDate>2008-03-07T23:43:00+03:00</pubDate>
<author>Aylin Ayla Selçukoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>*(AAS) Aslan Mehmedim 8</title>
<description>Buldun gün görmemiş,kayıp yığınak İfşâ,imha ettin,bolca sığınak Terörist üstüne,kurşun sağanak Ruhuma Giydiğim Aslan Mehmed’im 5/3/2008 19.10  Yanında,ardında,milyonlar kenet </description>
<link>https://www.antoloji.com/aas-aslan-mehmedim-8-siiri/</link>
<guid>913886</guid>
<pubDate>2008-03-06T16:23:00+03:00</pubDate>
<author>Aylin Ayla Selçukoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>*(AAS) Aslan Mehmedim 7</title>
<description>Ak akçesi duan,kara günlerin Hesabı sorulur,yiten dünlerin Sevabı yazılır,siper Anların Ruhuma giydiğim Aslan Mehmed’im 4.3.2008/09.53  Akdi fesholundu,sonsuz barışın </description>
<link>https://www.antoloji.com/aas-aslan-mehmedim-7-siiri/</link>
<guid>913091</guid>
<pubDate>2008-03-05T13:05:00+03:00</pubDate>
<author>Aylin Ayla Selçukoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>*(AAS) Aslan Mehmed'im 6</title>
<description>Metanet timsali,yükü kırk kilo Nerdesin kim bilir? Gelmez bir alo Hedefi alnından,vur avcı filo Ruhuma giydiğim Aslan Mehmed’im 3.3.2008-8.34-8.40  Döndük sanılmasın,ezber bozuldu </description>
<link>https://www.antoloji.com/aas-aslan-mehmed-im-6-siiri/</link>
<guid>912124</guid>
<pubDate>2008-03-03T20:39:00+03:00</pubDate>
<author>Aylin Ayla Selçukoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>*Aslan Mehmed'im 5</title>
<description>Ümmîlere inat,  şafağı eden (Kitab okumamış, yazı yazmamış, kimseden ders görmemiş kimse)  Çelik iman zırhlı,ganimet beden Keskin bakışları,sanma ki nâdan(Kaba,nobran) Ruhuma Giydiğim Aslan Mehmedim 26.02.2008/16.23-16.27  Ebr’in sağdığı yaş,İbrahim OKUR </description>
<link>https://www.antoloji.com/aslan-mehmed-im-5-2-siiri/</link>
<guid>909804</guid>
<pubDate>2008-02-28T23:44:00+03:00</pubDate>
<author>Aylin Ayla Selçukoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>*Aslan Mehmed'im 4</title>
<description>Sehid düşen can’a,ister ağla kız Albeyazlı tabut, yangınıma köz Kör zürriyetleri, milletime koz Ruhuma Giydiğim Aslan Mehmed’im  (23.02.2008)     20.48  Vatanım,bayrağım, bölüp yakıp sat </description>
<link>https://www.antoloji.com/aslan-mehmed-im-4-2-siiri/</link>
<guid>906790</guid>
<pubDate>2008-02-23T23:37:00+03:00</pubDate>
<author>Aylin Ayla Selçukoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Bu mektupta SEN,”BEN”e yazıldın!</title>
<description>Uçurumlar ektiğim bağrıma,ilişiverdi bir sabah,kasımpatı ile uyuşmasa da mavi kokuşlu mayıs çiçekleri….Yerle bir oldu zar zor bulduğum adreslerim,edreslerin. Tüm çıkmazların “ben”e yazıldı,sen,oldun ben&#61514;  ;)))    Bir hoş gelişler/gelişmeler tüttü mü burnuna? Sallapati el cepte girişin vardı ya hani sürgülü kahverengi kapıdan,bahçeye…İçmeye çalıştığım çay,damla boncuk boğazıma dizildi biliyor musun? Hani saçlarımı gün ışığıyla savura yellendire arkamı dönüp sana bakakaldığımda anlamışsındır canımmmmmmmmm&#61514;  ;))) Tek günaydınına 1001 yıldızlı göz kırpıştırma ikonu yollamıştı istemsiz,gözlerim.O gelişin, ilk görüşüm değildi sana inanmaya and içtiğim.Hani ikinci gelişin vardı ya,beni yolumdan alıkoyup çevirdiğin,”Günü bitirdim,okuldan çıkıyorum,ama gelirsen gitmem,seni beklerim”demiştim de…İşte hemen çıkıp gelme hallerindi belki,belki de sana,odamın kapısında ayaküstü kahve muhabbeti ettiğim seninse koltuğumda 2 katımlık boyuna inat iki büklüm onayışın…. Bak şimdi,o ilk kahve:içinden geçenlerin, benim tahmin ettiklerimle örtüşüp örtüşmediğinin üstü kapalı belgesiydi.Bildim de nitekim&#61514;  ;))   Aaaa bu arada söylemeden geçemeyeceğim.Fincanını çevirirken cam küllüğe,sehpaya ve zemine telveyi boca edişini unutmadım.İnan bu ilk kahvemiz,unutulmazdı! Hemen yanıbaşımda oturunca sen,çenenin sol altındaki yara izini fark etmedim sanma.İncelemişim seni baksana,iyiden iyiye&#61514;  ;)   Bir an kendi sol şakağımdaki keskin çizgiye el attım,ama sanırım ben bu şirin tesadüfe gülümserken içimden,sen transa geçmiştin bile derinden… En baştan,sil baştan kırık bir oyuncaksı bedeni,yarım kalmışlığından sıyırıvermişti minicik mesajlar.Komuta etmesi güç olsa da kalbime hükmetmekte dirayet gösteriyordum.O ikinci gidişine kadar anlayamamışım kanayan ruhuma em olmuşluğun,hoş gelmişliğini…O içten kahkahalar,susmak bilmez ve adını arasına özenle saklamış dudaklar,titrek ve terlemiş avuç içlerimi fark etmemeni temenni etmiştim. </description>
<link>https://www.antoloji.com/bu-mektupta-sen-ben-e-yazildin-siiri/</link>
<guid>888662</guid>
<pubDate>2008-01-26T23:36:00+03:00</pubDate>
<author>Aylin Ayla Selçukoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Seçilir bir bir,seçilesiceler!</title>
<description>1)  Canım ağabeyim,Necip Fazıl K.'in kendi sesinden Sakarya türküsü dinlerken gel de senin muazzam 6+5 hece ölçülü şiirinle kendimden geçmeyeyim,mukaddes davamıza canım feda etmeyeyim,TÜRK tarhinin şanlı yarınlarına şimdiden yaldızlı senaryolar üretmeyeyim? Cümle hücremiz secdeye durmuşken sonsuz rahmet ve merhamet sahibi rabbime,kan dökerken sancılı didelerimiz,kutlu ve son peygamberimiz aciz variyetimize kılavuzken,serhaddimize adresi bellisiz hain kurşun kirlice doluşur mu? Nur ile kir bir/beraber dolanır mı bir çelik bedende? Biz nuru seçtik rabbimin izniyle,kirlenen mevcudiyetler ise inşallah hakkınca muamele görecektik rabbimin izniyle....Bu zorlu imtihanları elbet verecektir yüce TÜRK MİLLETİ,alnının akıyla,helel edip verdiği tertemiz SER'iyle..... Elbet bir sabah ve ötesindeki tüm sabahlar yırtacak kara derili ellerin ar damarı yırtılmış karanlıklarını....Kendi yollarında düşecek toprağa henüz hayatta iken çürümüş-çürütülmüş bedenleri....Elbet var olmasa da gelinecek tüm TÜRK illerine ve dikilecek sancağım,sonsuza değin dalgalanmak üzere :)))) Saçılacak kara toprağın bağrına belki benim-senin afif bedenin lakin çocuklarımız ALBEYAZIMIN altında dualarla ruhlarımıza huzurla Fatiha gönderecek! ! ! Uyruğumuzun kudsiyeti ile övünecek ve yüceltecek inşallah evlatlarımız rabbimin izniyle,benliğimizi/birliğimizi/hürlüğümüzü... Çilekeş analar beklemeyecek kınalı kuzusunu gözü yaşlı....Davul-zurnalarla şölenler kurulacak TÜRKİYEMİN garbından şarkına her bir köşesinde,tüm aydınlık yarınların şerefine :)))) </description>
<link>https://www.antoloji.com/secilir-bir-bir-secilesiceler-siiri/</link>
<guid>857666</guid>
<pubDate>2007-12-02T00:08:00+03:00</pubDate>
<author>Aylin Ayla Selçukoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Benzerliğin Böylesi ve Aldığım Sarı Renkli Zarf!</title>
<description>2001 yıllardan ve aylardan 19’u Nisan’ın… Ateşten bir gömlek giydiğim,en zor zamanlarım.İlk gençlik yıllarım,ilk görev yerimde,ikinci yılım.Mesnetim dediğim,öte yarım bellediğim  tek yumurta ikizim yanıbaşımda,hatta aynı okulda,aynı görevi beraber idame ettirmekteyiz sonsuz bir iştiyakle.Sanki 16 yaşımıza kadar dip dibeliğimiz yetmiyormuşcasına,hayatı ve tüm zamanları paylaşmaya devam ettiğimiz bir zaman dilimi,22. yaşım! Bacımla nefesimiz kesilene dek karın ağrılarına kalacak kadar  gülüşe konuşa yorgun, bitap ve hatta “Allah sonumuzu hayır getire,sabahımız inşallah aydınlık ola” diyerek uykuya daldığımız bir karanlık gecenin  güya aydınlık sabahı… Yatılı İlköğretim Bölge Okulunda, öğretmenlik ve ayrıca belletmenlik yapmaktayım.Nöbeti devraldığım günün ilk saatleri. Görev yerim de okulun uçsuz bucaksız bahçesi.Öğrencilerimin arasında kaybolmuş ve gözükmemekteyim.Ebatım buna müsaade etmemekte,öğrencilerim ise askerden celp gelmiş ama tecil ettirenlerden…Okulumuza yeni basketbol potalarımız gelmiş,teslim almışım ve boyatmaktayım. Daha doğrusu çocuklarım potanın etrafında boyamada ferah renklere,ben de onlara bir gayret moral vermekteyim. “Yavru aslanlarım”,“Benim çocuklarım bir başka”,”Size layık olanı kendi ellerinizle bezeyin,emek te sizin ürün de” vs. Öyle ki çok kısa bir sürede potamız yerine de kaynatıldı,çocuklarım bin bir hevesle oynamaya da başladılar kazana kaybede.Vazifem gereği zil çalınca çocuklarımı derse aldım ve bahçemiz boşaldı.Ben de dersimin başındayım. Sınıf kapımız çalındı,gelen 2.kat nöbetçi öğrencimiz.(İdari kattı ya 2.kat)  Biraz endişelendim sanki,acele müdür yardımcısı odasına çağırılınca.Hem bir gece öncesini düşünüp başladım duaya.Hayır olsun diyerek ağır ağır ilerledim kafamı bir sağa bir sola manidar sallayarak.Soramadım bile “Neden? ” diye,o kadar hayrete düşmüşüm.Tabi korkunun ecele faydası yok düşüncesiyle,gidip merakımı gidermeliydim. Minik çekik gözlerim olmuş koca üzüm tanesi.Çaldım kapıyı ve girdim içeri yarım ve isteksiz bir tebessümle.Selam aldım ama hislerimde yanılmadığımı da anladım.Derken imza karşılığında bir sarı renkli zarf tutuşturuldu elime.Ben o vakte kadar şükür ki hiç düşünüp te hak etmedim aklıma geleni diye bir aralık sevinivermişim,”Meğer boş yere huzurumu kaçırmışım,belli ki bir arkadaşımdan renkli zarfta mektup geldi.” sanarak.Ben beklenmedik bir sevinçle boş bulunup alkış çalınca müdür yardımcımız da ne diyeceğini bilemedi.Nitekim,benim mutluluğum da kısa sürdü.Açtım zarfı bir hışımla.Ne göreyim? Görev İhmalimden bahsediyordu,nöbetimin başında değilmişim de öğretmenler odasının en derin sohbetlerinde çay ve sigara keyfi yapmaktaymışım.Ben,kendimi bilmesem,inanacağım.Nasıl zarfı alarak okul müdürümüzün odasına hesap sormaya gittim.Hatırlamak dahi istemiyorum.Öfke ile kapıyı açar açmaz elimdekileri fırlatıvermişim okul müdürümüzün masasına.O an gözümden kaymış hayat ve ben de dahil herkes,her şey…Başlamışım ağlayarak hesap sormaya ki hıçkırıktan soluğum kesilmiş hak etmediğim,ağrılığından ezildiğim ithamla.Gürültümüze müdür baş yardımcımız yetişti tabi ve hemen yatıştırmaya yeltendi,benim ardına dek açtığım kapıyı kapadıktan hemen sonra.Bir de nöbetçi öğrenciden su rica edildi tabi,yine benim için.Oturtamadılar beni ya koltuğa,sakinleşmem  için,en sonunda kahkahalarımla kırmış geçirmişim ortalığı.Okul müdürüm,odasına giderken,öğretmenler odasında benim tek yumurta ikizimi görmüş meğer.Uzun uzun da bakmış hani,ben miyim değil miyim diye.Saç,boy,kilo,yüz her şey aynı.Diğer nöbetçi arkadaşımızı da  öğretmenler odasında görünce  peşin peşin hüküm vermiş,hazırlatmış hepimize birer sarı renkli zarf.E tabi ben de bahçede kocaman öğrencilerimin arasında göze gözükmezken imza karşılığında almış oldum ilk sarı zarfımı…Allahtan ki şahidimizmiş Eş-Şehid (c.c) ,Er-Râfi(c.c) ,El-Mütekebbir(c.c) ,Rahman ve Rahim olan rabbimden sonra Müdür baş yardımcımız,”Öğretmenler odasında biz Leyla Hanım’la sohbet etmekteydik,Ayla Hanım da potalar boyanırken başındaydı,görmediniz mi? ” deyince okul müdürümüze,hepimiz kopmuşuz adeta ve buruk bir sevinç yayılmış hepimizin çehresine,ala utançla karışık.Tabi hemen ayıbımızı örtelim diye davrandım okul müdürümün eline.Öpeceğim illaki,katiyen mümkünatı yok.Okul müdürüm de büyük gafını nasıl affettirecek onun hesabında.Şimdi sarı zarfı da vermiş bulundu hani tek yumurta ikizimi ben sanarak,bana.Karşılıklı helalleşip kavilleşerek tatlı bir anının sessiz (Aslında çok sesli olmuştu bir araya gelişimiz ama,şükür ki kimsenin hakkı kimsede kalmadı.Halen okul müdürümle sıcacık bir diyalogla görüşmekteyim.)  kahramanlarını oynadık işte öylesi bir günde. Ne ben unuttum o anı,ne de diğer yaşayan,yaşatanlar.O gün bu gündür,yine de bizzat kişinin kendi ağzından dinlemeden kesin yargıya varmam,yaşadıklarımı yaşatmamak adına! Her bir araya gelişimizde ikizimle, şakalaşırız.”Ahhhh sen var ya,senin yüzünden,neyseeee”diyerek başlar ve bitiririm konuşmayı.Dedim ya neyseeeeee.Şükür bu günlerimize.Akıttığım göz yaşlarım yanıma kâr kaldı sadece.Hepsi dünün bir parçası,dünümden bir hediye……..  </description>
<link>https://www.antoloji.com/benzerligin-boylesi-ve-aldigim-sari-renkli-zarf-siiri/</link>
<guid>854807</guid>
<pubDate>2007-11-27T10:00:00+03:00</pubDate>
<author>Aylin Ayla Selçukoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>*Aslan Mehmedim 3</title>
<description>Esb’in zerafeti,sinene vurur Canına kasd eden,hesabın verir Dirilgen cihadın,kıyama durur Ruhuma Giydiğim Aslan Mehmedim (02.11.2007/Cuma 09.40)  Kurda kuşa yem’ce,fâsid düzene </description>
<link>https://www.antoloji.com/aslan-mehmedim-3-2-siiri/</link>
<guid>840404</guid>
<pubDate>2007-11-02T00:32:00+03:00</pubDate>
<author>Aylin Ayla Selçukoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>*Eldem Dostum Ahmet D.İçin</title>
<description>Kayıtsız ismin dolanır.Belli belirsiz,biraz içten,biraz cılız,biraz da “SEN”! Hem gülerken sevincime ortak,ya ki üşüdüğümde kapı ardında yanımdaki.Bir kelimeyle ifade edilmeye çalışılan ama zaten baştan galip bir tabir.Adı belki Ahmet,belki Gülşah.Ya da ne bileyim Yunus,Songül,Yelda. Önemli olan hepsinin tarafımdan bilerek ve isteyerek DOST ortak parantezinde bir araya getirilmesi,”TEK” ifadesi.Dost demek istendik sözlerle gururumuzu okşayan,isteğe bağlı yanımızdalığıyla bize hareket serbestisi sağlayan,gel gitlerde nefessiz kalan misale tamamen ters.Güneşin yakıcı harında da şemsiyesi hazır bekleyen,ünlemeden; sağanak yağmurun ortasında bitişen sırtımıza,ellerimizden biz el vermeden tutabilen,dokunabilen bazen yüreğimize eski türk filmi hissiyatında,açabilen kapılarını umarsızca belki gecenin en zifir vakti,tüm ağırlığınca yüklenebilen ve mümkünse yıkabilen engel teşkil edebilecek tüm duvarları,çözebilen tek selamıyla en çoğul SİZ-BİZ leri,eksik ve yanlış yaşanmışlığını hakkıyla yüklenebilen ve yaşama sırası gelmemişleri senle süsleyebilen…Yapılacak ve beraber ömre katılacak öyle çok güzellik var ki; BEN olarak taşıması zor ama birinci çoğul haliyle her mevsim değişikliğinde omuz omuza en unutulmayası.Yanlışların üzerine bir çizik atmak yerine beraber silebilmek ve neticesinde yan yana en güzel görülebilecek BİZ’ce hazırlanmış yediveren bir hayat tablosu.Bezek yerine ister ellerini kullan,ister gözlerini.Her haliyle bir ışık oyunu.Başrolü beraber paylaşırken bu sahnede “SEN”le yer almaktan mutluyum,en güzel DOSTUM! ...   (Mart 2005)  (Aylin Ayla Selçukoğlu) ' </description>
<link>https://www.antoloji.com/eldem-dostum-ahmet-d-icin-siiri/</link>
<guid>839275</guid>
<pubDate>2007-10-31T07:46:00+03:00</pubDate>
<author>Aylin Ayla Selçukoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>*Sencillik Gerçeği</title>
<description>Hüznün resmi olmayacak,aynaya bakınca gördüğüm.Gözümü kapatmaya zorlamak yerine büyük bir istekle yumacağım,gözümde tüterken “sen”! Sanki kendimi bildim bileli yalnız sana uyudum da yine uyanışım sana oldu her sabah.Sanki göz yaşlarım sadece,ayaz vurunca yüzüme,döküldü istemeden.Gülmeler ve sevmeler sanki sadece “sen” le yaşandı.İnce belli bardakta altı şekerle içtiğim çayım değil,yudumlamaya doyamadığım “SEN”din.Seni bugün yaşıyorum ama dedim ya; sanki dünümdün de…Di’li geçmiş zamanı kullanışım bundan.Evvel,bütün renklerimi zifir yutuyordu.Alabildiğine en büyük tutkum denizlerim siyah; ruhumun,aydınlığına eşlik ettiği semâlar siyah,bildiklerim ve gördüklerim siyahtı.Belki sözlerim,hatta gözlerim ve saçlarım misâli.Ama şimdi siyah olanlar; yalnızca olması gerekenler.Aralarına; yılların habersizce serpiştirdiği aklara rağmen saçlarım,gözlüğümün siper aldığı gözlerim ve zorla bulabildiğim minicik ayakkabılarım.Hepsi bu.Hatırı sayılır sözlerim ebrûli,baktıklarım ve yaşadıklarım ebrûli.Dileklerim,sınırlarım ve ellerim de tabi.Bir de seni satırlarıma taşıyan kalemim.Kurşun kalemim; adres olarak satırlara yönelir,bana hiç dokunmadan.Bana tek dokunan,sensiz uzayıp giden,tutamadığım saatlerim.Ama olsun.Ayaküstü şiirler yazarken adına,ben her anıma şükür secdesindeyim…   24.03.2005 Perşembe 09.24 (Aylin Ayla Selçukoğlu) ' </description>
<link>https://www.antoloji.com/sencillik-gercegi-siiri/</link>
<guid>839274</guid>
<pubDate>2007-10-31T07:43:00+03:00</pubDate>
<author>Aylin Ayla Selçukoğlu</author>
</item>
 </channel>
</rss>
