<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Aykar Veli Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Vatan Yahut Akbelen</title>
<description>9 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor  Bayramı’nda   VATAN YAHUT AKBELEN * Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, develer tellal, sinekler berber, at ekmekçiyken ve de Adaletin Denizli’de bir mahalle adından ibaret olduğu; çarşıya, pazara, köye, kente hiç uğramadığı bir ülke varmış. ... Bu ülkenin halkı biri yerken, diğerleri bakan insanlarmış. Yiyenlerin para hırsından delirdiği, “Kral Midas” gibi her dokunduğu altın olsun diye gözlerine hırs bürüdüğü dillere destan olmuş. Bu hortumcuların, haramilerin, deveyi hamutuyla yutanların enseleri yağlı, sofraları ballı, “dediğim dedik, çaldığım düdük” diyen dayıları varmış “hökümet kapısında!” </description>
<link>https://www.antoloji.com/vatan-yahut-akbelen-siiri/</link>
<guid>3831725</guid>
<pubDate>2026-05-19T11:50:00+03:00</pubDate>
<author>Aykar Veli</author>
</item>
 <item>
<title>Anne Deyince</title>
<description>  ANNE DEYİNCE... *** Anne deyince yüzünde çektiği çilelerin izlerini taşıyan, mahzun bakışlarında sevgi, merhamet ve şefkât pırıltısı hiç sönmeyen anacığım gözümün önünde canlanır. Çocukluğumda ‘benim anamdan güzel bir kadın yoktur ve kimse benim kadar annesini sevemez’ diye düşünürdüm. Anacığım bana hamileyken arpa harmanı dövüyormuş. Sancısı gelince ablamları harman yerinde bırakıp, kendini zar zor eve atmış. Ninemin yardımıyla beni doğurmuş. </description>
<link>https://www.antoloji.com/anne-deyince-5-siiri/</link>
<guid>3827996</guid>
<pubDate>2026-05-09T21:27:00+03:00</pubDate>
<author>Aykar Veli</author>
</item>
 <item>
<title>Bizim Pehlivanlar</title>
<description>Bizim Pehlivanlar  *** Çocukluğumda, bizim köyde tarlası, malı maşatı az olan; harman, değirmen işi tez biten, dar gelirli aileler ağustos sonlarında Aydın, Söke taraflarına pamuk işçiliğine giderlerdi.  Kap kacak, yatak yorganları kamyon kasasına yüklerler; eşyaların üzerine çoluk çocuk otururlardı. Köyden ayrılışları hüzünlü olurdu. “Çıktım gurbet ele geri gelinmez/ Kimler de öldü kimler kaldı bilinmez,” diye gurbet havası eşliğinde tozu toprağa katarak köyden ayrılırlardı.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/bizim-pehlivanlar-siiri/</link>
<guid>3825560</guid>
<pubDate>2026-05-03T00:45:00+03:00</pubDate>
<author>Aykar Veli</author>
</item>
 <item>
<title>23 NİSAN VE ERGENEKON</title>
<description>23 NİSAN VE ERGENEKON  Çocukluğumda ders kitaplarında okuma hevesi veren; Türk ulusunun çocuğu ve bu yurdun yurttaşı olmanın gurur ve heyecanını aşılayan öyle güzel okuma parçaları ve şiirler vardı ki aradan bir yarım asırdan fazla geçmesine karşın hepsi zihnimde taptaze durmaktadır.  Bunlardan ilki “Ergenekon Destanı” olmuştur. “Deli Dumrul, Tepegöz” (Dede Korkut), “Forsa” (Ömer Seyfettin), “Vatan Hasreti” (Refik Halit) “Millet Malı” (Mustafa Necati) gibi saymakla bitmeyecek öyküleri okumak bambaşka bir keyif verirdi bana. </description>
<link>https://www.antoloji.com/23-nisan-ve-ergenekon-siiri/</link>
<guid>3820887</guid>
<pubDate>2026-04-22T12:43:00+03:00</pubDate>
<author>Aykar Veli</author>
</item>
 <item>
<title>Okullarda Şidet Ve Vahşet</title>
<description>OKULLARDA ŞİDDET ve VAHŞET ... • 48 yılını öğretmenlik yaparak geçirmiş; yaşı yetmiş geçse de okumadan ve incelemeden elini ayağını kesmemiş bir öğretmen emeklisi olarak son yıllarda ve günümüzde okullarda yaşanan şiddet ve vahşet her yurttaş gibi beni de derinden sarsmakta, düşündürmektedir... . • Dünyada milli eğitim sistemi bu kadar hızla değiştirilen bir ülke var mıdır bilemem. Her bakan kendi ideolojik görüşüne göre müfredatı değiştirmiş, Türk milli eğitiminin cumhuriyet değerleri olan temel direkleri yıpratılmış, yap boz tahtasına dönmüştür. Sınıf tekrarının  kaldırılması, zorunlu eğitim öğrenciler arasında elenmeyi ortadan kaldırmış, öğrenciler arasında başarı ve yetenek süzgeci yok olmuştur. . </description>
<link>https://www.antoloji.com/okullarda-sidet-ve-vahset-siiri/</link>
<guid>3818624</guid>
<pubDate>2026-04-18T02:44:00+03:00</pubDate>
<author>Aykar Veli</author>
</item>
 <item>
<title>Denizli'de Son Kabadayılarımız</title>
<description>  Denizli’de Son Kabadayılarımız Son Efelerimiz *** Denizli Çamlık Öğretmenler Sitesine yeni taşınmıştım (1990). Yeşillikler içinde geniş bahçesi ve göz alıcı manzarası ile bir köy görünümü olan sitemizi çok sevmiştim. İlginç olanı da kapı bir komşum ile adaştık... İlk günler sert ve dik bakışlı bir adam olan komşumdan çekinti duymuştum. Minyon yapılı, kıpır kıpır bir köylü kadını olan eşi Kezban Teyze ve sert bakışlı Hacı Veli Çelik ile yediğimizden, pişirdiğimizden alıp verirken zaman içinde ilişkilerimiz koyulaştı, sıcaklaştı. Komşudan da öte bir aile gibi olmuştuk. </description>
<link>https://www.antoloji.com/denizli-de-son-kabaadayilarimiz-siiri/</link>
<guid>3804622</guid>
<pubDate>2026-03-12T01:50:00+03:00</pubDate>
<author>Aykar Veli</author>
</item>
 <item>
<title>Okullarda İlahi Okutma</title>
<description>Okullarda İlahi Okutmak  Bu günlerde basın-yayın organlarında okullarda “ilahi okunması" ile ilgili tartışmalar yoğunlaştı. Bazıları okullarda ilahi okutmanın laiklik ilkesine ters düştüğünü, bunları uygulatanların arka plandaki niyetlerinin üzüm yemek değil bağcı dövmek olduğunu savunurken, bazıları ise okullarda ilahi okumayı manevi değerlere saygılı olmak olarak değerlendiriyor. Her konuda olduğu gibi karpuz gibi ikiye bölünmüşe benziyor toplumumuz... Bu konu ile ilgili 1993 yılından bir anımı paylaşarak, nereden nereye geldiğimizi okuyucuya bırakıyorum.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/okullarda-ilahi-okutma-siiri/</link>
<guid>3800166</guid>
<pubDate>2026-03-01T00:58:00+03:00</pubDate>
<author>Aykar Veli</author>
</item>
 <item>
<title>Avni'nin Musa Kır Bekçisi</title>
<description>Avni’nin Musa Kır Bekçisi * Musa müthiş taklit ustasıydı. Demirel’in taklidini yaparken gerdanını kırar, sesini kalınlaştırır, ağzını yuvarlaklaştırır, “Binaenaleyh memlekette benzin var da biz mi içtik?” “Kerhaneleri kapatıp da millet bizi mi yapsın!” derdi. . Ecevit’i taklit ederken, bir masanın başına geçer, “Olanak, olasılık, düzey, ana kapsam” kelimelerinden seçilmiş nutuklar atardı. Kenan Evren’i taklit etmekten çekinir “Onlar asker, asker ile Allah’ın işine burnumu sokmam,” derdi. Kostak kostak yürüyerek, iki avucunu başının üstünde bağlayıp, Özal’ı taklit etmesi son taklitlerinden biri olmuştu.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/avni-nin-musa-kir-bekcisi-siiri/</link>
<guid>3797429</guid>
<pubDate>2026-02-21T22:17:00+03:00</pubDate>
<author>Aykar Veli</author>
</item>
 <item>
<title>Taklit Ustası Avni'nin Musa</title>
<description>Taklit  Ustası Avni’nin Musa  * Musa müthiş taklit ustasıydı. Demirel’in taklidini yaparken gerdanını kırar, sesini kalınlaştırır, ağzını yuvarlaklaştırır, “Binaenaleyh memlekette benzin var da biz mi içtik?” “Kerhaneleri kapatıp da millet bizi mi yapsın” derdi.  Ecevit’i taklit ederken, bir masanın yanına geçer, “Olanak, olasılık, düzey, kapsam” kelimelerinden seçilmiş nutuklar atardı. Kenan Evren’i taklit etmekten çekinir “Onlar asker, asker ile Allah’ın işine burnumu sokmam,” derdi. Kostak kostak yürüyerek, iki avucunu başının üstünde bağlayıp, Özal’ı taklit etmesi son taklitlerinden biri olmuştu.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/taklit-ustasi-avni-nin-musa-siiri/</link>
<guid>3795222</guid>
<pubDate>2026-02-15T22:47:00+03:00</pubDate>
<author>Aykar Veli</author>
</item>
 <item>
<title>Avni'nin Musa Cezaevinde</title>
<description>Avninin Musa Cezaevinde  Acıpayam damında (cezaevinde) bileği güçlü bir kabadayı gelenden yatak parası, çay parası, ayak bastı gibi bahanelerle  haraç alırmış. Parası olamayana çamaşır yıkatır, koğuş temizletir, çay demletirmiş. Mahkûmlar bu azman, zalim adama ses çıkaramaz, boyun eğerlermiş.  Günlerden bir gün bizim köyden Avni’nin Musa, Çallıoğlu Süleyman, Kırıkburun Ramazan ve Garalların Ali Hoca  (babam) çeşitli suçlardan cezaevine düşmüşler.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/avni-nin-musa-cezaevinde-siiri/</link>
<guid>3795217</guid>
<pubDate>2026-02-15T22:33:00+03:00</pubDate>
<author>Aykar Veli</author>
</item>
 <item>
<title>Avni'nin Musa Söke Ovası'nda</title>
<description>Avni’nin Musa Söke Ovası’nda  O yıllarda köyde fazla tarlası tokadı olmayanlar Söke Ovası’na pamuk çapasına veya pamuk toplamaya giderler, kış gelmeden köye dönerlerdi. Akşama kadar pamuk toplama işi sürer, akşam Menderes kıyısında boş bir tarlaya yayılan yataklarda uyurlardı.  Musa’nın bulunduğu işçi gruplarında şakalar kırıla giderdi. Zaman aman Pamuk Ağa’sı, işçileri oyaladığı için hep gülümseyen çöp boyunlu, Nejat Uygur kılıklı  Musa’yı uyarır; işten attığı da olurdu.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/avni-nin-musa-soke-ovasi-nda-siiri/</link>
<guid>3795215</guid>
<pubDate>2026-02-15T22:28:00+03:00</pubDate>
<author>Aykar Veli</author>
</item>
 <item>
<title>Avni'nin Musa Ve Tireli Abdullah</title>
<description>AVNİ’NİN MUSA VE TİRELİ ABDULLAH . Uzun, çelimsiz bir adamdı. Bacakları bir pergel ayağı gibi upuzundu. Kaz boynuna benzeyen incecik boynunu öne doğru uzata uzata konuşurdu. Ufacık başı bu incecik boynun üstüne sonradan bindirilmiş gibiydi. Burnu ona bir palyaço özelliği katardı. Küçücük sakalsız yüzünde; incecik dudaklarında sürekli bir tebessüm olurdu.  Köylüler onun gülmeye hazır bakışlarına alışmıştı. “Şimdi hangi muziplikler vardır aklında,” diye düşünürlerdi. Göz kapaklarını ters çevirerek şakasına başlar, görenlerin korkacağı bir yüze bürünürdü. Canlandıracağı karakterin özelliklerini mimikleriyle, sözleriyle öyle bir taklit ederdi ki köye ilk kez gelen yabancılar gittikleri yerlerde günlerce onun gösterilerini hayranlıkla anlatırlardı.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/avni-nin-musa-ve-tireli-abdullah-siiri/</link>
<guid>3793783</guid>
<pubDate>2026-02-13T02:44:00+03:00</pubDate>
<author>Aykar Veli</author>
</item>
 <item>
<title>Gökpınarımız</title>
<description>   GÖKPINARIMIZ  Ah Gökpınar ah! Çocukluğumda senin masmavi, ışıltılı sularında öküzlerin, ineklerin, mandaların oflaya puflaya yüzdüğünü gördüğüm   yıllarda  önce  korkmuştum senden. Deniz görmediğimizden “Deniz böyle bir şey olsa gerek,” diye düşünmüştüm çocuk aklımca. * </description>
<link>https://www.antoloji.com/gokpinarimiz-siiri/</link>
<guid>3774360</guid>
<pubDate>2025-12-29T23:46:00+03:00</pubDate>
<author>Aykar Veli</author>
</item>
 <item>
<title>Hüzün</title>
<description>HÜZÜN ... Sen hüznü anlatabilir misin Veli? Dökebilir misin ak kâğıda bir bir Gözpınarlarında dolup da akmayan Gül yanağı ıslatmayan </description>
<link>https://www.antoloji.com/huzun-1122-siiri/</link>
<guid>3765394</guid>
<pubDate>2025-12-05T11:46:00+03:00</pubDate>
<author>Aykar Veli</author>
</item>
 <item>
<title>İlk Öğretmenin Kim Senin?</title>
<description>İLK ÖĞRETMENİN KİM SENİN? Dedesil’de İlk Öğretmenimiz Ramazan Güner (İman Öğretmen) * Tarihi 800 yıl derinlere uzanan köyümüz Dedesil’de (Dedebağı’nda) Köy Enstitüsü mezunu ilk öğretmenimiz Ramazan Güner’dir. Başarıları günümüzde bile dillerden düşmeyen “Köy Enstitülü” öğretmenlerinden canlı bir örnekti bu değerli büyüğümüz. * </description>
<link>https://www.antoloji.com/ilk-ogretmenin-kim-senin-siiri/</link>
<guid>3761165</guid>
<pubDate>2025-11-24T01:24:00+03:00</pubDate>
<author>Aykar Veli</author>
</item>
 <item>
<title>Vermediler Ne Yapayım?</title>
<description>  Vermediler Ne Yapayım?  Görev yaptığımız köyler Filyos ırmağına açılan uzun ve yayvan bir vadinin yamaçlarına serpilmişti. İstasyonda yaşlı bir amca, “Oraları tilkinin kuyruk salladığı yerler, yavrum!” diyerek gideceğimiz yerlerdeki zorlu koşulları anlatmak istemişti bizlere.  Yamaçlarda açmalar içinde dağılmış öbek öbek evler, mahalleler uzayıp gidiyordu. Trenden inerek bir buçuk saat yaya yürüyerek köylere ulaşırdık. Bazı günler kamyon kasalarında toz toprak içinde kalırdık. </description>
<link>https://www.antoloji.com/vermediler-ne-yapayim-siiri/</link>
<guid>3756998</guid>
<pubDate>2025-11-13T11:42:00+03:00</pubDate>
<author>Aykar Veli</author>
</item>
 <item>
<title>Yarbay Nazım Bey'in Kır Atı</title>
<description>Yarbay Nâzım Bey’in Kır Atı ... “Vatanından başka sevgilisi Ve milletinden başka derdi Olmayan kuşaktandı Yarbay Nâzım Bey..”. </description>
<link>https://www.antoloji.com/yarbay-nazim-bey-in-kir-ati-siiri/</link>
<guid>3729820</guid>
<pubDate>2025-08-28T14:23:00+03:00</pubDate>
<author>Aykar Veli</author>
</item>
 <item>
<title>Nazım Bey'in Kır Atı</title>
<description>Nâzım Bey’in Kır Atı ... “Vatanından başka sevgilisi Ve milletinden başka derdi Olmayan kuşaktandı Yarbay Nâzım Bey..”. </description>
<link>https://www.antoloji.com/nazim-bey-in-kir-ati-siiri/</link>
<guid>3728843</guid>
<pubDate>2025-08-25T14:28:00+03:00</pubDate>
<author>Aykar Veli</author>
</item>
 <item>
<title>Boğalıyan Kaymakamı ve Ümit Özdağ</title>
<description>BOĞAZLIYAN KAYMAKAMI VE PROF. ÜMİT ÖZDAĞ  * Yaşamı boyunca milliyetçi, ulusal bir çizgide dimdik durmuş, bilim adamı Prof. Ümit Özdağ, 27 Mayıs sonu 14’lüler içinde yurt dışına sürgün edilmiş Kurmay Yüzbaşı Muzaffer Özdağ’ın oğludur.  Annesi MHP’nin ilk kadın kolları başkanı Gönül Özdağ’dır. * Ümit Özdağ siyasi ve fikri yaşamında Türk Milleti’nin nüfus yapısını alt üst edecek olan düzensiz sığınmacılığa şiddetle karşı çıkması ile gönüllerde taht kurmuştur. Sığınmacılığın ülkemizi siyasi, ekonomik, kültürel açıdan çökertecek bir emperyalist oyunu olduğunu ısrarla vurgulamıştır... * </description>
<link>https://www.antoloji.com/bogaliyan-kaymakami-ve-umit-ozdag-siiri/</link>
<guid>3704090</guid>
<pubDate>2025-06-20T00:02:00+03:00</pubDate>
<author>Aykar Veli</author>
</item>
 <item>
<title>En Büyük Bayram, Bu Bayram!</title>
<description>“Öğretmen Veli Aykar anlatıyor.”   Kırk sekiz yıl süren öğretmenlik mesleğimde görevli olduğum okullarda yapılan tüm törenlerde ve ulusal bayramlarda öğrencileri hazırlar, etkin görev alırdım... Bunlardan beni en çok etkileyeni, o günleri andıkça duygulandığım bayram, Fransa’da görevli olduğum yıllarda kutladığımız “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’dır.”  Öğrencilerim I. sınıftan 8. sınıfa kadar çocuklardı. Her gün farklı sınıflara derse giriyordum. Büyük öğrencilerim Türkiye doğumlu, küçükler gurbette doğmuştu. Yabancı kültür selinde akıp giden yavrularımıza Türk Milletinin birer evladı olmanın gurur ve heyecanını yaşatmak amacıyla görkemli bir 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı için aylar önce kolları sıvamıştım. </description>
<link>https://www.antoloji.com/en-buyuk-baayram-bu-bayram-siiri/</link>
<guid>3681922</guid>
<pubDate>2025-04-24T11:26:00+03:00</pubDate>
<author>Aykar Veli</author>
</item>
 </channel>
</rss>
