<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Ayhan S&#246;nmez Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Ay Tutulması (II)</title>
<description>I sakalında zaman eğiren pir-i mugan tenha gecelerin ipini çözüyor hiç sebep yokken sensizlik batınca bağrıma haresinden ıslak döküyor gözyaşını </description>
<link>https://www.antoloji.com/ay-tutulmasi-ii-siiri/</link>
<guid>1257371</guid>
<pubDate>2009-09-19T18:03:00+03:00</pubDate>
<author>Ayhan Sönmez</author>
</item>
 <item>
<title>Ölümsüzlük Suyu (Öykünün Öyküsü)</title>
<description>-Hızır ve İlyas'a Dair-  Rivayet edilir ki:  Hızır, İlyas ve İskender üç kafadar arkadaştır.  Mahallenin zengin çocukları olduklarından ve zamanın o diliminde ana caddelerde modifiye edilmiş otomobilleriyle gecenin bilmem kaçında yarış yapıp yoldan geçen evsizlere çarparak onları evsizlikten, dünyayı da evsizlerden kurtaramadıkları için olmasa da canları müthiş sıkılır. Hiç farkında olmasalar da doğuştan getirdikleri “iyilik” yapma isteği nedeniyle bu kahrolası ve sıkıcı hayatın sillesini her daim yiyen ya da yemeye amade zavallı insanlara bir şekilde yardım etmek gerekir düşüncesindedirler; ama bu yardımın nasıl olacağına felsefi, ahlaki ve bilimsel birikimlerinin yettiği söylenemez (Yardım kelimesindeki sınıfsal karakteristiğin ayrımında değillerdir henüz. Marx sakallarını sıvazlayıp toplumun sınıflardan mürekkep olduğunu bilimsel olarak kanıtlamak için doğadaki mucizeyi beklemektedir doğanın ücra bir yerinde.) . Üç Silahşörler’in henüz dünya sahnesine “üçler” olarak çıkmadığı tarihin o “fi” zamanındaki bu üç kafadarın kanları delidir, enerjileri öylesine birikmiştir ki yerlerinde bir dakika bile duramazlar. Adrenalin artırıcı heyecanlardan bihaber yaşayıp gitmek de zengin saraylarındaki soylu bedenlerine zarar vermektedir ve onlar ne yazık ki bunun farkında değildir. Öyle kadın, kız müptelalıkları da yoktur.  Leyla ile Mecnûn hikâyesindeki gizli “kendine yetme” mesajından da habersizdirler.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/olumsuzluk-suyu-oykunun-oykusu-siiri/</link>
<guid>1173091</guid>
<pubDate>2009-05-05T11:09:00+03:00</pubDate>
<author>Ayhan Sönmez</author>
</item>
 <item>
<title>Ay Tutulması (I)</title>
<description>sefaletimin  yollarda sürünmesinin kıldan ince acılarla sensizliği ağlaması boşuna değil sensizlikten tıklım tıklım bahar göğünün altında </description>
<link>https://www.antoloji.com/ay-tutulmasi-i-siiri/</link>
<guid>1149427</guid>
<pubDate>2009-03-24T00:16:00+03:00</pubDate>
<author>Ayhan Sönmez</author>
</item>
 <item>
<title>Sarıkamış Hikâyesi</title>
<description>SARIKAMIŞ (22 ARALIK 1914)   (Kırık Masaya Bırakılan Düşler II)  uzaklardan geldim, çok uzaklardan… zamanın ötesinden… dağların ötesinden… umudun donduğu yerden gelip oturdum kıyıcığına… ilk şimdi görüyorum denizi… denizin mavisinde ışıldayan güneşi ilk… eksiklerimle geldim yanına, biriktiremediklerimle…  </description>
<link>https://www.antoloji.com/sarikamis-hikayesi-siiri/</link>
<guid>1090753</guid>
<pubDate>2008-12-28T23:51:00+03:00</pubDate>
<author>Ayhan Sönmez</author>
</item>
 <item>
<title>Kayıt Düşmek</title>
<description>- attila ilhan’ın anısına -  hayata kayıt düştüm zil zurna bir zamanda işinde gücündeydi yağmur, ıslatıyordu şehri kalpaksız bir attila ilhan yağıyordu doludizgin bir yaşama savaşından </description>
<link>https://www.antoloji.com/kayit-dusmek-siiri/</link>
<guid>1040564</guid>
<pubDate>2008-10-11T09:33:00+03:00</pubDate>
<author>Ayhan Sönmez</author>
</item>
 <item>
<title>Eylül'dü (Günden Düşenler V)</title>
<description>ağır bir yenilgiydi güneşin batışı…  şiire daha çok vardı, sana daha çok… memleketin bütün dağlarını aşarak eylül’den kaçıp sana geldim…  eylül’dü aşk yenilmişti bir kere genç ölüler sarı yapraklara sarılıp </description>
<link>https://www.antoloji.com/eylul-du-gunden-dusenler-v-siiri/</link>
<guid>1021570</guid>
<pubDate>2008-09-11T23:22:00+03:00</pubDate>
<author>Ayhan Sönmez</author>
</item>
 <item>
<title>Çıtı Çıkmayan Şehir</title>
<description>Çıtı Çıkmayan Şehir  yarım yamalak cümlelerin kendilerini tamamlayıp yerli yerinde kullanıldığı dört başı mamur bir 'yazı' değil hayat… eksile eksile geçiyor zaman… geçen her günün, ömürden yiyen bir hazır yiyici olduğunun ayrımında olmak, günlerin geçmesini engellemiyor… günler bir biri ardına geçip gidiyor… ömrün nasıl dolduğu, günlerin umuru değil ya da nasıl eksildiği… 'zamana kilit vurulmuyor' sevgili s'e… yine de, ne kadar sonsuz görünse de her denizin bittiği bir kıyı mutlaka vardır ve her kıyıda hikâyesi hazır martılar bulunur… tıpkı yaşam gibi… hikâyesinin içinden geçmeyen hiçbir canlı yok ne de olsa; ama bir hikâyenin içinden geçtiğinin kimi farkında, kimi değil… derdi bir hikâyenin içinden şöyle ya da böyle geçip hikâye kahramanı olmaksa, bu amacına ulaşmada martılardan medet umabilir insan… martılar, daha önce de söylediğim gibi, bilge kuşlar ve kıyılarını terk ettikleri görülmemiş martıların…  aslolanın hikâyenin içinden geçmek değil, hikâyenin kendisi olmak olduğunu bilmenin de mutlu olmakla ilgisini unutmamak gerek… hikâyelerimizin herhangi bir yerine öylesine kondurabildiğimiz çocuk gülüşlerindeki masumiyetlerin ya da çıkarsız paylaşımlardaki samimiyetin sayısının çokluğu, hayatlarımızın güzel geçtiğinin işareti sayılmalı… insanın geçmişine yaptığı yolculukların durak yerleri kuşkusuz 'iz' bırakan anılarla ilgili… kıytırık, öylesine yaşanmış günlerin de kişiliğin oluşmasında dolaylı olarak etkileri bulunabilir; ama geçmişe yapılan yolculuklardaki asıl etkinin, durak yeri olabilecek yaşanmışlıklara bağlı olduğunu düşünüyorum…  </description>
<link>https://www.antoloji.com/citi-cikmayan-sehir-siiri/</link>
<guid>940554</guid>
<pubDate>2008-04-22T23:00:00+03:00</pubDate>
<author>Ayhan Sönmez</author>
</item>
 <item>
<title>Ben Çok Sevdim Sana 'Seni Seviyorum' Demeyi</title>
<description>I  ben çok sevdim sana “seni seviyorum” demeyi  sabaha uyandım masmavi bir güneşle </description>
<link>https://www.antoloji.com/ben-cok-sevdim-sana-seni-seviyorum-demeyi-siiri/</link>
<guid>902191</guid>
<pubDate>2008-02-17T00:40:00+03:00</pubDate>
<author>Ayhan Sönmez</author>
</item>
 <item>
<title>Tuval</title>
<description>akşama bir çarşaf dolusu hüznün dökülmesine birçok anlam katılabilir iksiri bozuk bir medyum kanlı pazarları aşk iklimine dökse yağmurda ıslanan ruhunu giyitsiz bırakır orta çağ zindancısı  hiç gereği yokken gamalı haçların gölgesinden topluyorum kendimi (müthiş bir faşizm korkusu, korkmanın en erdemli olduğu zaman belki) </description>
<link>https://www.antoloji.com/tuval-12-siiri/</link>
<guid>801464</guid>
<pubDate>2007-08-28T23:08:00+03:00</pubDate>
<author>Ayhan Sönmez</author>
</item>
 <item>
<title>Acıya Çığlık Yükleme Çocuk</title>
<description>I yıldızlar bir bir düşüyor gözlerimden ezgisi yok türkülerde kalıyor yüreğim  susmak sabaha ihanettir, ilkyaz dağlarda üşür mü hiç  </description>
<link>https://www.antoloji.com/aciya-ciglik-yukleme-cocuk-siiri/</link>
<guid>795323</guid>
<pubDate>2007-08-17T23:39:00+03:00</pubDate>
<author>Ayhan Sönmez</author>
</item>
 <item>
<title>Gitmek Gibi Bir Şeydir Hayat</title>
<description>kırmızı bir hikâyede nar tanelerinin işi vardır mutlaka kaçgöç zamanlarında ay ışığı da lazım gözlerine düşmüş mağrur yakamozlar da ancak filozof bir yağmur ıslatabilir düşleri bilirsin, hiçbir sevda masalı bitmez mutlu sonla  </description>
<link>https://www.antoloji.com/gitmek-gibi-bir-seydir-hayat-siiri/</link>
<guid>793914</guid>
<pubDate>2007-08-15T13:44:00+03:00</pubDate>
<author>Ayhan Sönmez</author>
</item>
 </channel>
</rss>
