<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Asaf Eren T&#252;rkoğlu Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Yaralarından Sızan Işığı Görmek</title>
<description>Bazen insan, tam ortasından kırılır da kimse o çatlağın sesini duymaz. Dışarıya gülümsediğin, “iyiyim” deyip geçtiğin her an, içindeki o kimsesiz çocuk biraz daha büzülür köşesine. En çok da kime dayandıysan oradan devrilmişsindir zaten. En çok kime güvendiysen, en büyük sessizliği o bırakmıştır avuçlarına.  Ama bak, hâlâ buradasın. Her şeye rağmen nefes alıyorsun.  İçindeki o kırık dökük sarayı yeniden inşa etmek zorundasın. Sana “değersizsin” hissettiren gözleri, yarı yolda bırakılan sarılmaları, hiç gelmeyen o özürleri unut gitsin. Onlar senin kaderin değil, sadece yolunun üstündeki tozdu.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/yaralarindan-sizan-isigi-gormek-siiri/</link>
<guid>3879449</guid>
<pubDate>2026-09-11T18:42:00+03:00</pubDate>
<author>Asaf Eren Türkoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>İyileşmek, Unutmakla Başlar</title>
<description>Biriktirdiğin her keşkede, geçmişin hayaletlerine bir ev verirsin zihninde. Oysa bugün durduğun yer, düştüğün ya da takıldığın o eski taşların üzeri değil. Yürümeye devam etmek istiyorsan, cebindeki ağırlıklardan vazgeçmek zorundasın.  Neyi bırakman gerektiğini en çok sen biliyorsun. Seni çürüten kırgınlıkları, eksik kaldığına inandırıldığın anları, sırf yaşandı diye sürdürmek zorunda hissettiğin bağları... Hepsini gürültünün içinde bırak.  Gitmene izin verilmeyen bir masada ısrarla oturmak, kendine yaptığın en büyük haksızlıktır. Sandalyeni çekip kalkmayı bilmelisin.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/iyilesmek-unutmakla-baslar-siiri/</link>
<guid>3879447</guid>
<pubDate>2026-09-11T18:41:00+03:00</pubDate>
<author>Asaf Eren Türkoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Sınırların Başladığı Yerde Sen Başlarsın</title>
<description>Kendini unutmak, bir gecede yaşanan ani bir kayıp değildir. Küçük küçük tavizlerle başlar her şey. "Bu seferlik böyle olsun" dediğin her an, kendi alanından bir adım geri çekilirsin. Başkalarının huzuru bozulmasın diye sustuğun her cümle, kendi içindeki sesin biraz daha kısılmasına neden olur.  Sonra bir bakarsın ki; başkalarının hayatında başrol oynarken, kendi hikâyende figüran kalmışsın.  Oysa kendine sadık kalmak, bir bencil olmak demek değildir. Kendi sınırlarını çizmek; dünyaya kafa tutmak değil, kendi bahçene çit örmektir. O çit olmadan, kimin içeri girip neyi çiğnediğini asla kontrol edemezsin.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/sinirlarin-basladigi-yerde-sen-baslarsin-siiri/</link>
<guid>3879445</guid>
<pubDate>2026-09-11T18:40:00+03:00</pubDate>
<author>Asaf Eren Türkoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Kendi Sesini Nerede Bıraktın?</title>
<description>Hayat, ağır ağır toplanan ve zamanla belimizi büken sessiz yüklerle dolu. Başkalarının beklentileri, yetiştirilmesi gereken işler, bitmeyen sorumluluklar, “ayıp olmasın” diye söylenmiş mahcup evetler… Her gün biraz daha fazlasını alıyoruz omuzlarımıza. Şehre ayak uyduralım derken adımlarımızı, başkalarını mutlu edelim derken gülüşümüzü, birilerine yetişelim derken nefesimizi unutuyoruz.  Ve bir gün durup geriye baktığında, hayatındaki her şeye ve herkese yer bulduğunu ama tek bir kişiyi dışarıda bıraktığını fark ediyorsun: Kendini.  Sahi, en son ne zaman sadece kendin olduğun için bir karar verdin? Başkalarının senin hakkındaki yargılarını, geçmişin o hiç geçmeyecekmiş gibi duran keşkelerini bir kenara bırak. Dünya senden her gün farklı bir maske takmanı isteyebilir; daha güçlü, daha anlayışlı, daha kusursuz olmanı bekleyebilir. Ama hepsini bir kenara yaz ve bir an olsun dur.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/kendi-sesini-nerede-biraktin-siiri/</link>
<guid>3879444</guid>
<pubDate>2026-09-11T18:38:00+03:00</pubDate>
<author>Asaf Eren Türkoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Kendine Geç Kalma 1</title>
<description>Bazen insan, tam ortasından kırılır da kimse o çatlağın sesini duymaz. Dışarıya gülümsediğin, “iyiyim” deyip geçtiğin her an, içindeki o kimsesiz çocuk biraz daha büzülür köşesine. En çok da kime dayandıysan oradan devrilmişsindir zaten. En çok kime güvendiysen, en büyük sessizliği o bırakmıştır avuçlarına.  Ama bak, hâlâ buradasın. Her şeye rağmen nefes alıyorsun.  İçindeki o kırık dökük sarayı yeniden inşa etmek zorundasın. Sana “değersizsin” hissettiren gözleri, yarı yolda bırakılan sarılmaları, hiç gelmeyen o özürleri unut gitsin. Onlar senin kaderin değil, sadece yolunun üstündeki tozdu.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/kendine-gec-kalma-1-siiri/</link>
<guid>3879442</guid>
<pubDate>2026-09-11T18:36:00+03:00</pubDate>
<author>Asaf Eren Türkoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Kimsenin Duymadığı Ağıt</title>
<description>Gece, odamın en sessiz köşesine oturuyor. Ne konuşuyor ne de gidiyor. İkimiz de biliyoruz; bazı yalnızlıklar misafir değildir, ev sahibidir.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/kimsenin-duymadigi-agit-siiri/</link>
<guid>3863165</guid>
<pubDate>2026-08-03T10:52:00+03:00</pubDate>
<author>Asaf Eren Türkoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Kırılan Sessizliğin Ardından</title>
<description>Bu gece, duvarlar bile konuşmuyor.  Saatin akrebi, sanki içimde kalan son umudu da ağır ağır tüketiyor. Penceremin önünden geçen rüzgâr, </description>
<link>https://www.antoloji.com/kirilan-sessizligin-ardindan-siiri/</link>
<guid>3857752</guid>
<pubDate>2026-07-21T10:57:00+03:00</pubDate>
<author>Asaf Eren Türkoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Bu Gece</title>
<description>Rüzgârın önünde, savrulur yaprak, Bir gün sarılacak, bize bu toprak, Gönül bahçeleri, oldu bak kurak, Sessizce köşeme, geçtim bu gece.  Yıllarca boşuna, bekledim durdum, </description>
<link>https://www.antoloji.com/bu-gece-1348-siiri/</link>
<guid>3854015</guid>
<pubDate>2026-07-14T10:18:00+03:00</pubDate>
<author>Asaf Eren Türkoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>İnsan Kendinden Vazgeçtiği Gün Kaybeder</title>
<description>Kimse seni bir günde tüketemez. İnsan, başkalarının yaptıklarıyla değil; onlara rağmen kendinden vazgeçtiği gün yorulur. Birini kaybetmek acıdır ama kendini kaybetmek çok daha sessiz bir felakettir. Çünkü bunu kimse fark etmez. Alkışlayan da olmaz, teselli eden de... Sen, her gün biraz daha eksilirsin ve bunu yalnızca aynaya baktığında anlarsın.  Bir zamanlar seni sen yapan şeyler vardı. Uzun yürüyüşler, sebepsiz gülüşler, geleceğe dair kurduğun hayaller... Sonra hayat geldi. Önce birkaç hayalini aldı. Ardından birkaç insanı. Sonra güvenini. En sonunda da hiçbir şey olmamış gibi yaşamayı öğretti sana. İşte o gün büyüdüğünü sandın. Oysa sadece yorulmuştun.  İnsan, hep başkalarının gözünde iyi biri olmaya çalışırken kendi gözünden düşüyor. Kırılmamak için susuyor, kaybetmemek için taviz veriyor, sevilmek için kendinden ödün veriyor. Fakat fark etmiyor ki; sürekli eksilerek kimsenin hayatında tamam olamıyor. Bir gün dönüp baktığında, uğruna savaştığı insanların kaldığını ama eski kendisinin çoktan gittiğini görüyor.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/insan-kendinden-vazgectigi-gun-kaybeder-siiri/</link>
<guid>3853691</guid>
<pubDate>2026-07-13T15:33:00+03:00</pubDate>
<author>Asaf Eren Türkoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Geç Kalan Mevsimler</title>
<description>Bazı insanlar hayatına tam zamanında gelir ama sen onlara geç kalmışsındır. Elini uzatacak cesaretin, konuşacak kelimen ya da sevecek gücün kalmamıştır. Çünkü senden önce yaşadığın kırgınlıklar, kalbinin kapısını içeriden kilitlemiştir. Dışarıdan bakan herkes seni sessiz sanır, oysa içinde yıllardır dinmeyen bir fırtına vardır.  İnsan büyüdükçe mutlu olmayı değil, hissetmemeyi öğreniyor. Eskiden bir şarkı saatlerce düşündürürdü, şimdi bütün bir hayat tek bir gecede omuzlarına çöküyor. Gülümsüyorsun, çünkü kimseye yük olmak istemiyorsun. Ama her tebessümün altında, kimsenin görmediği küçük bir yıkılış saklı duruyor.  Zamanın her şeyi iyileştirdiğine inandık. Oysa zaman sadece alışmayı öğretti. Eksik uyanmayı, yarım konuşmayı, tamamlanmayacağını bildiğin hayalleri sessizce cebinde taşımayı... Bazı acılar geçmedi; sadece onlarla yaşamayı normal sandık.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/gec-kalan-mevsimler-siiri/</link>
<guid>3848169</guid>
<pubDate>2026-06-29T10:07:00+03:00</pubDate>
<author>Asaf Eren Türkoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Beni Üzme Olur mu?</title>
<description>Bakma öyle güçlü durduğuma, Her rüzgâra göğüs geren o duvarlar, Söz konusu sen olunca incecik bir tül gibi savruluyor. Kolay değil insanın kalbini bir başkasının avcuna bırakması, Ben bıraktım, Beni üzme olur mu? </description>
<link>https://www.antoloji.com/beni-uzme-olur-mu-siiri/</link>
<guid>3846009</guid>
<pubDate>2026-06-23T13:30:00+03:00</pubDate>
<author>Asaf Eren Türkoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Yalnızlık Deryası</title>
<description>Ufkumun sinesinde bir yangın fısıldar, Ruhumu dalga dalga saran hicran sesidir. Sükûtun ülkesinde ümitler bir bir söner, Gecenin dudakları ömrün son nefesidir.  Zaman akıp giderken bir garip rüzgâr gibi, </description>
<link>https://www.antoloji.com/yalnizlik-deryasi-2-siiri/</link>
<guid>3843390</guid>
<pubDate>2026-06-16T09:58:00+03:00</pubDate>
<author>Asaf Eren Türkoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Yokluğuna Alışmak Diye Bir Şey Yok</title>
<description>İnsan her şeye alışır derler. Zamana alışır, yalnızlığa alışır, eksik yaşamaya bile alışır. Ama bazı yokluklar vardır ki alışılmaz; sadece sessizce taşınır. İlk günkü kadar acıtmaz belki, ama hiç geçmez de. Kalbinin bir köşesinde oturur ve hiç gitmez. Sen hayatına devam ettiğini sanırsın, o ise içinden usulca seni izler.  Bazı insanlar giderken sadece kendilerini götürmez. Senin onlarla kurduğun hayalleri de götürür. Birlikte gidilecek yolları, söylenecek cümleleri, yaşanacak günleri de alıp giderler. Sonra geriye sadece sen kalırsın. Bir de gerçekleşmemiş ihtimaller... Ve insan bazen yaşanmış şeylere değil, yaşayamadıklarına ağlar.  Ne garip değil mi?  , yıllar sonra bir yabancıya dönüşebiliyor. Ama kalp bunu akıl kadar hızlı öğrenemiyor. Akıl "bitti" diyor, kalp hâlâ bir yerlerde devam ettiğine inanmak istiyor. İşte insanı yoran da bu savaş oluyor. Gitmiş birini unutmaya çalışmak değil; geri dönmeyeceğini kabullenmek.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/yokluguna-alismak-diye-bir-sey-yok-siiri/</link>
<guid>3843128</guid>
<pubDate>2026-06-15T15:31:00+03:00</pubDate>
<author>Asaf Eren Türkoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Bazı Kırgınlıkların Adı Yoktur</title>
<description>İnsan her zaman terk edildiği için kırılmaz. Bazen yanında kalanlar da kırar onu. Hatta en derin yaraları, gitmeyenler açar. Çünkü insan yabancılardan değil, kendine yakın hissettiği insanlardan bekler sevgiyi. Bir yabancının umursamaması canını yakmaz da, değer verdiğin birinin seni anlamaması geceler boyu düşündürür.  Hayat garip bir yer. Bazen bir cümle yıllarca unutulmuyor. Söylendiği an birkaç saniye sürüyor belki ama yankısı insanın içinde yıllarca devam ediyor. Bir bakış, bir sessizlik, bir vazgeçiş... Kimsenin önemsemediği şeyler, bir başkasının hayatında derin izler bırakabiliyor. Çünkü herkes aynı yerden kırılmıyor. Kiminin canını büyük fırtınalar yakıyor, kimininse küçücük bir ihmal.  Bir süre sonra insan anlatmaktan vazgeçiyor. Çünkü bazı acılar konuşuldukça küçülmüyor. Aksine, her anlatışta yeniden yaşanıyor. O yüzden susmayı öğreniyorsun. İçinde büyüyen o boşlukla yaşamayı öğreniyorsun. Herkes seni güçlü sanıyor. Çünkü güçlü görünmenin en kolay yolu, derdini kimseye göstermemek.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/bazi-kirginliklarin-adi-yoktur-siiri/</link>
<guid>3843088</guid>
<pubDate>2026-06-15T13:13:00+03:00</pubDate>
<author>Asaf Eren Türkoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Geç Kaldığımız Hayatlar Var</title>
<description>İnsan her şeye geç kalmıyor aslında... Bazı şeylere tam zamanında ulaşıyor da, o sırada kendisini kaybetmiş oluyor. İşte acı olan bu. Bir zamanlar hayalini kurduğun şeyler gerçekleşiyor belki ama sen, o hayalleri kuran insan olmaktan çıkmış oluyorsun. Elinde tuttuğun mutluluk bile yabancı geliyor sana. Çünkü bazı zaferler, onları paylaşacak heyecanın kalmadığı günlerde geliyor.  Çocukken büyümek istiyordun. Her şeyin daha güzel olacağını sanıyordun. Kendi kararlarını vereceğin günleri bekliyordun. Kimse sana büyümenin biraz da vazgeçmek olduğunu söylemedi. Kimse bazı insanların yıllar geçtikçe çoğalmadığını, eksildiğini anlatmadı. O yüzden bugün aynaya baktığında yaşını görüyorsun ama içindeki yorgunluğun kaç yıllık olduğunu hesaplayamıyorsun.  Bazı akşamlar durup düşünüyorsun... Hayat gerçekten yaşadığın şeylerden mi ibaret, yoksa yaşayamadıklarından mı? Çünkü insanın içinde en çok gerçekleşenler değil, gerçekleşmeyenler yer kaplıyor. Gitmediği şehirler, söyleyemediği cümleler, tutamadığı eller, sarılamadığı insanlar... Hepsi sessizce büyüyor içinde. Ve zaman geçtikçe anlıyorsun; insanı yaşlanmak değil, içinde taşıdığı "keşke"ler yoruyor.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/gec-kaldigimiz-hayatlar-var-siiri/</link>
<guid>3842229</guid>
<pubDate>2026-06-13T00:54:00+03:00</pubDate>
<author>Asaf Eren Türkoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Kimse Bilmiyor</title>
<description>Kimse bilmiyor... İçinde kaç kişinin öldüğünü, kaç hayalin sessizce toprağa gömüldüğünü, kaç geceyi sabaha kadar tavana bakarak geçirdiğini. İnsan bazen öyle bir yoruluyor ki, bunu anlatacak kelime bulamıyor. Çünkü bazı yorgunluklar bedende değil, ruhta birikiyor. Uyuyorsun geçmiyor, konuşuyorsun hafiflemiyor, kalabalıklara karışıyorsun ama eksiklik peşini bırakmıyor.  Bir zamanlar her şeyin düzeleceğine inanıyordun. Bir gün her şey yoluna girecek sanıyordun. Bekledin... Sabrettin... Kırıldın ama yine de umut etmeyi bırakmadın. Sonra fark ettin ki bazı insanlar beklediklerine kavuşmuyor. Bazı hikâyeler mutlu sonla bitmiyor. Ve bazı dualar gökyüzüne çıkıp geri dönüyor.  İnsan en çok da anlaşılmadığında yoruluyor. İçinde kopan fırtınaları anlatacak bir liman bulamadığında... Herkes sesini duyarken, kimsenin seni duymadığını fark ettiğinde... Çünkü bazı insanlar konuşarak değil, susarak yardım ister. Ama kimse suskunlukların dilini bilmez. Herkes cümlelere bakar, kimse gözlerdeki yorgunluğu görmez.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/kimse-bilmiyor-23-siiri/</link>
<guid>3841719</guid>
<pubDate>2026-06-11T13:02:00+03:00</pubDate>
<author>Asaf Eren Türkoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Bazı İnsanlar Eve Dönemez</title>
<description>Herkesin bir evi vardır sanırlar. Duvarları olan, kapısı açılan, ışığı yanan bir yer… Oysa bazı insanların evi bir şehir değildir, bir sokak değildir, hatta bir bina hiç değildir. Bazı insanların evi, bir zamanlardır. Ve ne kadar isterlerse istesinler, oraya bir daha dönemezler.  Bazen eski bir fotoğrafa bakarsın. Fotoğraftaki kişi sensindir ama gözlerinin içindeki ışığı tanıyamazsın. O gülümseyen insan gerçekten sen miydin diye düşünürsün. Çünkü hayat, bazı insanlardan sadece yılları almaz; içlerindeki o saf tarafı da alır. Bir zamanlar herkese inanan, her şeye heyecanlanan, küçük şeylerle mutlu olabilen o insan yavaş yavaş kaybolur. Geriye sadece onun anıları kalır.  En ağır yük de budur aslında. Bir başkasını değil, kendinin eski hâlini özlemek... Çünkü insan sevdiği birini kaybettiğinde ağlar; ama kendini kaybettiğinde sessizleşir. Kimse fark etmez bunu. Sen her gün aynı yolları yürür, aynı insanlarla konuşur, aynı sofralara oturursun. Ama içinde eksilen şeyi yalnızca sen bilirsin.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/bazi-insanlar-eve-donemez-siiri/</link>
<guid>3841681</guid>
<pubDate>2026-06-11T11:07:00+03:00</pubDate>
<author>Asaf Eren Türkoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Seni Özlüyorum</title>
<description>Sözü hiç dolandırmayacağım, Zaten yukarısı her şeye şahit, Aşağıda da gizli saklı bir numaram kalmadı artık. Bütün yelkenleri indirdim, bütün kalelerimi teslim ettim. Açık ve net söylüyorum: Seni özlüyorum. </description>
<link>https://www.antoloji.com/seni-ozluyorum-102-siiri/</link>
<guid>3839836</guid>
<pubDate>2026-06-07T00:04:00+03:00</pubDate>
<author>Asaf Eren Türkoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Yarım Kalan Suret</title>
<description>Bir kenti tek bir insanın yokluğuyla doldurmak ne garip,  Her sokak başında sana çarpmak, ama seni bulamamak...  Sustuğun yerlerden kanıyor upuzun bir gece,  </description>
<link>https://www.antoloji.com/yarim-kalan-suret-siiri/</link>
<guid>3838487</guid>
<pubDate>2026-06-03T22:13:00+03:00</pubDate>
<author>Asaf Eren Türkoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Ruhum Seni Sayıklıyor</title>
<description>Kelimeler yoruldu, sustu içimde nehir, Bir gurbet türküsüdür şimdi zamanın sesi. Alıp başını gitmiş bu vefasız, bu şehir, İçimde düğümlenir ömrümün son nefesi.  Pencereme süzülen şu sisli gece şahit, </description>
<link>https://www.antoloji.com/ruhum-seni-sayikliyor-siiri/</link>
<guid>3835848</guid>
<pubDate>2026-05-28T23:51:00+03:00</pubDate>
<author>Asaf Eren Türkoğlu</author>
</item>
 </channel>
</rss>
