<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Arda &#214;zdemir Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Bulutun Baladı</title>
<description>Bulut olmalı, Öyle özgür Öyle başına buyruk Öyle deli bir bulut Yoğunlaştırılmış AŞK taşımalı içinde Çarptıkça soğuk çeperlerine </description>
<link>https://www.antoloji.com/bulutun-baladi-siiri/</link>
<guid>1161667</guid>
<pubDate>2009-04-14T20:08:00+03:00</pubDate>
<author>Arda Özdemir</author>
</item>
 <item>
<title>Gece Uyanıkları</title>
<description>Gece zifir zehir, ne bir yıldız ışıltısı ne de Nazım'ın ki gibi sarı sıcak bir pencere var. Tren çıkardığı ritmik tıkırtılar haricinde oldukça sessiz. İyi bir kulak bu tıkırtılardan kendince besteler üretebilir, arka fonda ise gayri-ritmik oflama, öksürme ve bilimum uyku tıngırtıları. Kompartmanın tek uyanığı benim. 'Uyanık' doğru kelime, bir tek ben kaçırmıyorum geceyi, uykunun tatlı yalanlarına kanmayan tek gözüaçık gözü açık benim. Gece kimilerine göre bir örtü, tiyatro sahnesine inen perde, harç bitti yapı paydos, haydi sütünü iç doğru yatağa durumu, uyanık hariç. Görmek bir mecburiyet olmaktan çıkar, sadece görmen gerekeni görürsün geceleri, görmek bile emek ister. Birileri uzaktan kumandayla sesi kısar. Parmaklarını çıtlatsan komşu şikayete gelecek sanarsın. Gündüz farkına bile varmadığın sesler kulak tırmalarken, gündüz son sesin yetersiz geldiği televizyon büyük bir gürültüyle açılırken panikle kısmaya çalışırsın kimseyi uyandırmamak ve paylaşmamak için geceyi, en düşük ayar bile fazla mı ne? Kimse uyanmasın istersin, uysal sıcak bir yalnızlığı vardır gecenin. Bir tren kompartımanında bir sürü yabancısınızdır belki, belki bir öğrenci yurdunun üst ranzasında, belki ev sıcaklığının çekirdek kalabalığında, işte tek uyanık sizsinizdir. Hem yalnız hem kalabalık. Yalnız olmanın tüm ferahlığı kaplar benliğinizi, en yakın dostunuzu, özbenliğinizi orta yere serer, karşılıklı dertleşir, ruhunuzu dinler, düşünür, düşünürsünüz, aynı zamanda yalnız olmadığınızı da bilmenin güven şemsiyesi altında. Herkes uyusun ister uyanık, uyku tozunu serpen peri bir tek kendisini es geçsin diye saklanır kendine ve koyu kahvelere. Pek sevilmeyen gece yaratıkları familyasındandır. Baykuşların, yarasaların, gerçek olmadığı halde vampirlerin, fahişelerin sevilmediği gibi. Ama onların uyanıklığı farklıdır, seçilmiş bir uyanıklık değildir. Mecburi uyanıklardır, hayat memat meselesi. Geceyi isteyerek seçenler ya uyanıklardır ya da geçici uyanık kontenjanından yararlanan sevişgenler. Gecenin zifiri sessizliğinde gürültünün ağa babasını yaptıkları halde hiç bir komşunun şikayet ettiği duyulmamıştır şevişgenleri, deli pasaportu taşır sevişgenler muaftırlar olağan yenilgilerden. Akıllı adamın işi değildir sevişmek, önce beynini çıkarıp koyarsın komidinin üstüne yoksa motor su kaynatır daha yolun başında. Sonra kalp devralır görevi, sevgiliye yumuşacık dokunmak, kokusunu ciğerlerine çekmek hazların en güzelidir. Ama soyunmaya başlamışken sıra elbet kalbe de gelir, otonom bir hareketle sıyırıp atılır kalp bir kenara. Omurilik almıştır komutayı, otomatikman reflekstir artık sevişmek. O da devreden çıktı mı elde kalan iki çıplaktır yanyana uzanmış. Ufak ufak yatağın uzak köşelerine doğru uzanan. Bütün bir ilişkinin özetidir bu tek gece. Beyne bir müddet yıllık izin verilip Aşk'a çıkılır. Salakça davrandığını bile bile bundan salakça bir zevk duyarız. Aşık ile Maşuk birbirinin saçını okşarken bile incitmekten korkar. Anne hassasiyeti vardır dokunuşlarda, uzayan muhabbetler ince ince işlenir belleklere dantel edasıyla. Yazık ki çok sürmez, refleks olur yaşananlar, aşk yerini sevgiye, zamanla alışkanlıklara bırakır. Rayların ucunda uçurum olduğunu göre göre hızlanır tren, bitmemiş köprüye vararak bırakır kendini boşluğa. Geride 3. sayfalara manşet 2 eski insan ve 1 ölü aşk haberi kalır. Çok nadir rastlanan bazı vakalarda makinistler tren uçuruma yuvarlanmadan treni havaya uçururlar elele. Kendi idam sehpasını tekmelemek kadar asil ve az anlaşılır bir tavırdır takındıkları. Orgazmın doruklarını ve gerçek aşkı sadece onlar yaşar. </description>
<link>https://www.antoloji.com/gece-uyaniklari-siiri/</link>
<guid>1043724</guid>
<pubDate>2008-10-16T04:13:00+03:00</pubDate>
<author>Arda Özdemir</author>
</item>
 <item>
<title>KUZENİM'e</title>
<description>daha gözlerin boşaltmadan  ceplerindeki yaşları sanki kaçıyormuşsun gibi yeni acılar ecelacele peşine düşer yetmese de nefesin bir çocuk balonunu şişirmeye </description>
<link>https://www.antoloji.com/kuzenim-e-siiri/</link>
<guid>661973</guid>
<pubDate>2007-02-15T23:12:00+03:00</pubDate>
<author>Arda Özdemir</author>
</item>
 <item>
<title>AMCAM'a</title>
<description>Çizgi filmlerin bittiği yerde başlar gerçek hayat, Sonsuza dek mutlu yaşanmaz; Bitiş çizgisi gözyaşlarıyla çizilen ömürlerde. Gerçek olan hiçbir masalın mutlu bitmediği gibi, Hiçbir gerçek kahraman Ölümsüz değil; </description>
<link>https://www.antoloji.com/amcam-a-3-siiri/</link>
<guid>618935</guid>
<pubDate>2006-12-28T14:34:00+03:00</pubDate>
<author>Arda Özdemir</author>
</item>
 <item>
<title>Otur İstanbul</title>
<description>Otur İstanbul;  Bir zamanlar yunusların cirit attığı Boğaz mavisi eteklerini topla Yanakları kızaran  Kız Kulesi gibi, Ve otur Galata Kulesinin karşısında Geçmiş bir zamana </description>
<link>https://www.antoloji.com/otur-istanbul-siiri/</link>
<guid>618927</guid>
<pubDate>2006-12-28T14:23:00+03:00</pubDate>
<author>Arda Özdemir</author>
</item>
 <item>
<title>Gündelikçi</title>
<description>Gündeliğe giden kapıcı kadın Yüksek yüksek binaların Koca koca camlarında Akrobatçasına temizlik yaparken Hep düşledi; bir gün Kendi camlarını da silerken </description>
<link>https://www.antoloji.com/gundelikci-3-siiri/</link>
<guid>618919</guid>
<pubDate>2006-12-28T14:15:00+03:00</pubDate>
<author>Arda Özdemir</author>
</item>
 <item>
<title>İncir Ağacı</title>
<description>Minik, Tombul, zayıf, esmer, ak... Fakat minik, minicik eller, Çocuk elleri, Bir incir ağacının dalına asmışken kalplerimizi Yalnızca o çocuklara vermeliydik izin, </description>
<link>https://www.antoloji.com/incir-agaci-4-siiri/</link>
<guid>618904</guid>
<pubDate>2006-12-28T13:56:00+03:00</pubDate>
<author>Arda Özdemir</author>
</item>
 <item>
<title>Masal</title>
<description>Dizelerarası yolculuklarımda tanıştık Bildik masalların tanıdık kahramanlarıydılar Bıkmışlardı gerçeküstü monotonluklarından Sıkılmıştım ayaküstü yaşanmışlıklardan Rengarenk bir vagonda buluşmuştık Bilmiyorduk nereye gidiyordu bu tren </description>
<link>https://www.antoloji.com/masal-188-siiri/</link>
<guid>618899</guid>
<pubDate>2006-12-28T13:47:00+03:00</pubDate>
<author>Arda Özdemir</author>
</item>
 <item>
<title>Ceneviz Emaneti</title>
<description>Cenevizlilerden kalma bir ağıt yükseliyor,  Bugün fasılların sarhoş naralarına karıştığı Galata'dan... Bir köprü; binlerce yıldan bugüne uzanan, Bir köprü; Pera'dan Beyoğlu'na, Köprüde balık tutanlar bihaber tuttukları balıkların yaşından, Onlarki tanıklık etmiş yüzlerce yıldır bu kentin evrimine, </description>
<link>https://www.antoloji.com/ceneviz-emaneti-siiri/</link>
<guid>618886</guid>
<pubDate>2006-12-28T13:38:00+03:00</pubDate>
<author>Arda Özdemir</author>
</item>
 <item>
<title>Gamzeli Göl</title>
<description>Nemli gözlerden hüzünler süzülmüş berrak bir göl misali birikmiş şiir yatağı gamzelere. güzel bir yanlıştan </description>
<link>https://www.antoloji.com/gamzeli-gol-siiri/</link>
<guid>618870</guid>
<pubDate>2006-12-28T13:24:00+03:00</pubDate>
<author>Arda Özdemir</author>
</item>
 <item>
<title>Cenazeyi Beklerken</title>
<description>cenaze arabası yaklaşırken yaşananların artık anı olduğu eve kadının ayakkabıları bırakıldı kapıya hava gitgide soğurken gözyaşları ısıtıyordu yanakları kalabalıktan kimileri </description>
<link>https://www.antoloji.com/cenazeyi-beklerken-siiri/</link>
<guid>432816</guid>
<pubDate>2006-04-21T17:39:00+03:00</pubDate>
<author>Arda Özdemir</author>
</item>
 <item>
<title>Thailand</title>
<description>Bilinmez bir memleket Kirli nehirlerinde ölü balıklar Kirli nehirlerinde lüks yatlar Ölü balıklar selamlıyor lüks yatları Bilinmez bir memleket Büyük lokantalarında fakir işçiler </description>
<link>https://www.antoloji.com/thailand-siiri/</link>
<guid>432812</guid>
<pubDate>2006-04-21T17:36:00+03:00</pubDate>
<author>Arda Özdemir</author>
</item>
 <item>
<title>Krematoryum</title>
<description>Eski bir aşkın son durağı; krematoryum Görevli iterken acısı tüten bedeni zamanın alevlerine Bir damla yaş düşer göğün derinliklerinde yüzen Zümrüd-ü Anka’nın gözünden </description>
<link>https://www.antoloji.com/krematoryum-siiri/</link>
<guid>432803</guid>
<pubDate>2006-04-21T17:28:00+03:00</pubDate>
<author>Arda Özdemir</author>
</item>
 <item>
<title>Gulliver</title>
<description>ararken gizli denizleri gezinirken ülke ülke ya bir dev idi o cücelerin gözünde ya bir cüce devlerin elinde </description>
<link>https://www.antoloji.com/gulliver-siiri/</link>
<guid>432797</guid>
<pubDate>2006-04-21T17:26:00+03:00</pubDate>
<author>Arda Özdemir</author>
</item>
 <item>
<title>Savaşa Büyümek</title>
<description>havada barut kokusu patlama sesleri, gürültüler ve kan çocukluğumun bayramları aynı koku, kurban kanları, patırtılar torpiller kızkaçıranlar çatapatlar Nuri Amca camdan küfreder </description>
<link>https://www.antoloji.com/savasa-buyumek-siiri/</link>
<guid>432792</guid>
<pubDate>2006-04-21T17:24:00+03:00</pubDate>
<author>Arda Özdemir</author>
</item>
 <item>
<title>İki İleri Bir Geri</title>
<description>Durmayı Beceremediysemde Kalp Gemisinin Dümeninde Mehteran bölüğü gibiyim Bir sevmeler Tümeninde İki YENİ sevdam olsa İllede Dönüyorum Bir Kez </description>
<link>https://www.antoloji.com/iki-ileri-bir-geri-2-siiri/</link>
<guid>338402</guid>
<pubDate>2005-11-25T00:47:00+03:00</pubDate>
<author>Arda Özdemir</author>
</item>
 <item>
<title>Terkedilen Kale</title>
<description>Surların artık koruyamıyor beni Terk ediyorum seni sevgili kale Güneşli bir bahar günü Yeniden fethedilesin diye...  ArDa Özdemir 06,09,05 </description>
<link>https://www.antoloji.com/terkedilen-kale-siiri/</link>
<guid>318922</guid>
<pubDate>2005-10-12T22:18:00+03:00</pubDate>
<author>Arda Özdemir</author>
</item>
 <item>
<title>Küstüm Lunapark'a</title>
<description>Zaten kızmıştım Atlıkarıncanın bensiz dönüp durmasına Tamamen küstüm artık LUNAPARK'a Beni yalnız bindirdiği için Çarpışan Arabalara...  </description>
<link>https://www.antoloji.com/kustum-lunapark-a-siiri/</link>
<guid>318919</guid>
<pubDate>2005-10-12T22:08:00+03:00</pubDate>
<author>Arda Özdemir</author>
</item>
 <item>
<title>Kirli Bekaret</title>
<description>Sevişin, fakat sevmeden Yada çekip gidin lütfen Yalnızlığıma el sürmeden O daha kıymetlidir çünkü Sizin KİRLİ bekaretinizden...  </description>
<link>https://www.antoloji.com/kirli-bekaret-siiri/</link>
<guid>318912</guid>
<pubDate>2005-10-12T21:57:00+03:00</pubDate>
<author>Arda Özdemir</author>
</item>
 <item>
<title>İnadına Muzaffer Gülümseme</title>
<description>Çok kalabalıklar Kendilerini akıntıya bırakmış Su damlaları gibi; Aynı yöne yürüyorlar Büyük bir uğultu ve kuvvetle Ulaşmaya çalıştığım yerin aksine... </description>
<link>https://www.antoloji.com/inadina-muzaffer-gulumseme-siiri/</link>
<guid>314662</guid>
<pubDate>2005-10-03T01:19:00+03:00</pubDate>
<author>Arda Özdemir</author>
</item>
 </channel>
</rss>
