<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Altan Doğru Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Uy Dağlar</title>
<description>Dağlar var ya, O, sıra dağlar; Onlar ayırıyor seni benden. Tepesinde ak koyun yünü karlı dağlar, Alnına beyaz bulutlar düşmüş; O dağlar ayırıyor seni benden, </description>
<link>https://www.antoloji.com/uy-daglar-siiri/</link>
<guid>1255537</guid>
<pubDate>2009-09-15T23:25:00+03:00</pubDate>
<author>Altan Doğru</author>
</item>
 <item>
<title>Işıklı Tramvay</title>
<description>Işıklı bir tramvay geçiyor kafamdan, Gözlerime doluyor turuncu aydınlıkları camların. Pencerede bir kadın oturuyor; Elleri çenesinde, silikçe bir gölge, Düşlerini merak ediyorum.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/isikli-tramvay-siiri/</link>
<guid>1247977</guid>
<pubDate>2009-09-02T14:44:00+03:00</pubDate>
<author>Altan Doğru</author>
</item>
 <item>
<title>İçerdeyken</title>
<description>İçeriden Dışarıya  Telefonu sevmiyorum. Yaşamımda bir çok şeyi yapmak zorunda olduğum gibi, telefonu da sadece kullanmak zorunda kalıyorum. Zararsız bir yalnızlık büyütüyorum beynimin bir yerlerinde. Şu an bir oda ötede duruyor o gri nesne, yanıma bile getirmek istemiyorum. Oysa biliyorum; çalsa, bu masadaki işimi gücümü bırakıp, o şeyin alıcısını kaldırmak zorunda kalacağım. Bütün bu hoşnutsuzluk dolu tavırlarıma karşın, yine de bir oda ötemde olduğunu bildiğim telefonun çalmasını istiyorum içten içten. Belki birilerince hatırlanmak isteğinden, ya da bir insan sesi duymak arzusundan. Hiç çalmadı telefon. Zaman zaman gidip o çizgi film köpeklerinin ağzındaki kemiklere benzeyen nesneyi parmak uçlarımla tutup, kulağıma dayıyorum: “Belki bozulmuştur falan diye.” Ama yok, çalışıyor; kulağıma derinlerden hiç değişmeyen bir ses geliyor. Tekrar oylumuna koyuyorum almacı. </description>
<link>https://www.antoloji.com/icerdeyken-siiri/</link>
<guid>1244609</guid>
<pubDate>2009-08-27T16:15:00+03:00</pubDate>
<author>Altan Doğru</author>
</item>
 <item>
<title>Tencere Kapak</title>
<description>Tencere yuvarlanıp kapağını bulmamış. Yıllardır bi tencere oldum, bi kapak oldum. Ne kapağıma tencere buldum Ne de tencereme kapak. Kimsecikler, tencere ya da kapak yuvarlamıyor memlekette galiba. </description>
<link>https://www.antoloji.com/tencere-kapak-4-siiri/</link>
<guid>1067349</guid>
<pubDate>2008-11-21T21:04:00+03:00</pubDate>
<author>Altan Doğru</author>
</item>
 <item>
<title>Drakula'ya İlenmeler</title>
<description>Seni kaka adam, Ayağına iskarpin çivisi batsın, Kediler çözsün ayakkabı bağcıklarını, Kış sokaklarına çıkarken, Şapkanı unutasın evde, e mi? </description>
<link>https://www.antoloji.com/drakula-ya-ilenmeler-siiri/</link>
<guid>1067344</guid>
<pubDate>2008-11-21T20:58:00+03:00</pubDate>
<author>Altan Doğru</author>
</item>
 <item>
<title>Atom-Hiroşima-Ayrılık</title>
<description>Bu ayrılış koydu bana, Atomun çekirdeğinin, Ayrışıp, Hiroşima’ya koyuşu gibi. </description>
<link>https://www.antoloji.com/atom-hirosima-ayrilik-siiri/</link>
<guid>1067343</guid>
<pubDate>2008-11-21T20:55:00+03:00</pubDate>
<author>Altan Doğru</author>
</item>
 <item>
<title>Avankayaca</title>
<description>Kadının gül kurusu dudaklarına baktı  adam, Kadının dudakları aralanıp kapandı. Şubat karıydı adamın yüzü, Titriyordu elleri, sesi; kekeliyordu.  Adam kalktı gitti masadan. </description>
<link>https://www.antoloji.com/avankayaca-siiri/</link>
<guid>1056815</guid>
<pubDate>2008-11-04T21:10:00+03:00</pubDate>
<author>Altan Doğru</author>
</item>
 <item>
<title>Hatıra Defterinden</title>
<description>Tükenmez kalemle yazmak silinmesi zor olması nedeniyle en son teknolojinin ürettiği malzemeleri kullansanız da silmeye kalkıştığınızda mutlaka izi kalır. Düzeltmeye kalkınca iş daha da berbatlaşabilir. Kağıdı insan yaşamı gibi algılayınca onun üstüne her şeyi tükenmezle yazmak tehlikelidir. İntihar edenler, intikam peşinde koşanlar tükenmez tutkunu insanlar olmalılar. İnsan olarak, yanılıp yanlış yazmak mümkün. Fakat nerede, hangi sayfada kurşun kalem hangi sayfada tükenmez kalem kullanılacağı önemli. Yaşama kurşun kalemle yazılanları silmek kolaydır. Tükenmez kalemle yazınca sayfayı yırtıp başka sayfaya geçersiniz. Bu da deftere zarar verebilir. Ama yaşamı yırtıp at da göreyim seni, bu sebeple her şeyi bir tükenmezle yazmamaya karar verdim. Zaman zaman  kurşun kalem kullanmak iyi oluyor. Hay da! severim kurşun kalemi. Al satarım, bal satarım Ustam ölmüş olsa da Ben yağ satmam Bana ne meraklıları satsın Sana yıpranmış laflarla şöyle böyle yaşamlar dilemeyeceğim. Bana ne nasıl yaşarsan yaşa. </description>
<link>https://www.antoloji.com/hatira-defterinden-siiri/</link>
<guid>1049900</guid>
<pubDate>2008-10-25T16:07:00+03:00</pubDate>
<author>Altan Doğru</author>
</item>
 <item>
<title>Bir 'A' Otobiyografisi</title>
<description>	Onunla ortaokulluyken tanıştık. Ben cama çıkardım, o da dama. O damı ayaklardı ben camı çırmaklardım. Yeşil gözlü bir aşktı. Ona ilk yazımı yazarken, acemilik ve düzgün yazma titizliği musallat olduğundan;  epey sayfa zayi etmiştim. Çok çabalamış, ancak yazamamıştım yeşil gözlü Aşk’a. Sonra ne ben camı çırmakladım ne de o damı ayakladı. Cam çırmaksız, dam ayaksız kaldı. Varsın kalıversin, damın camın Aşksız kalması da bir şey mi? Yeni, değişik değişik renkte aşklar... Bal rengi gözlü Aşk, teyzesine gidiyor, ben de arkadaşlarıma; ödev yapmaya. Nasılsa bir yerlerde buluşuyoruz. Bal rengi gözlü Aşk, öptürmem diyor. Utanıyor. Yüzü şeftali rengi. Eliyle itiyor beni. Kalbim fena çarpıyor kaburgalarıma; çifteliyor hırçın bir çocuğun üstündeki yorganı tekmelemesi gibi. Çam sakızı çoban armağanı bir buluşma; korkular, tabularla, psikolojik parmaklıklar arasında bir vuslat. Sonra ne o teyzesine gidiyor, ne de ben arkadaşıma. Hiçbir yerlerde buluşuyoruz. Dört katlı lisenin merdivenlerini çıkıyorum. Ela gözlü Aşk arkadaşıma sipariş etmiş beni. Tuhaf  tuhaf bakıyorum Ayhan’ın yüzüne. Biraz da muzipçe: “Git, o ela gözlü Aşk’a söyle; de ki, de ki herifin kalbi yokmuş, karbüratör kullanıyormuş.” </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-a-otobiyografisi-siiri/</link>
<guid>1049881</guid>
<pubDate>2008-10-25T15:48:00+03:00</pubDate>
<author>Altan Doğru</author>
</item>
 <item>
<title>İtlere Yedirin Beni</title>
<description>Kurtulacaksa bu dünya, Kurtulacaksa dünyalılar, Duracak, susacaksa dünyalıların içindeki; İnsafsızlıklar, Paraistlikler, Önyargılar, </description>
<link>https://www.antoloji.com/itlere-yedirin-beni-siiri/</link>
<guid>1041532</guid>
<pubDate>2008-10-12T21:54:00+03:00</pubDate>
<author>Altan Doğru</author>
</item>
 <item>
<title>Turuncu Rüyalar Gören Kıza</title>
<description>Güçlüyüm;  Ararat’ı un edecek ateş var bende dersin, Yok güzelim yok, Sen ölüm tepeciklerini öğütebilir misin?  Çok baharlar gördüm, </description>
<link>https://www.antoloji.com/turuncu-ruyalar-goren-kiza-siiri/</link>
<guid>1041530</guid>
<pubDate>2008-10-12T21:51:00+03:00</pubDate>
<author>Altan Doğru</author>
</item>
 <item>
<title>Tükenmeyen Devinim</title>
<description>Tomurcuğa durdu, Bursa’nın kavakları, Leylekler geldi; Kondular tel direklerinin başlarındaki küflü yuvalarına Hasan komşu; bahçesindeki narı çapalıyor, ter içinde, Yaşar Amcam patates ekiyor, yüreği şehvet dolu toprağa.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/tukenmeyen-devinim-siiri/</link>
<guid>1028200</guid>
<pubDate>2008-09-21T21:02:00+03:00</pubDate>
<author>Altan Doğru</author>
</item>
 <item>
<title>Dedemi Masalı</title>
<description>Dede, Bu masalını beğenmedim, Niçin pireleri berber, Develeri tellal yaptın ki, Memlekette onca işsiz varken? </description>
<link>https://www.antoloji.com/dedemi-masali-siiri/</link>
<guid>1028199</guid>
<pubDate>2008-09-21T20:59:00+03:00</pubDate>
<author>Altan Doğru</author>
</item>
 <item>
<title>Aşk dedikleri de nayda nina</title>
<description>Nefruz’un kedisi bile aşıktı Narende’ye, Öyle bir yürürdü ki Nefruz; Narende Narende diye ses çıkarırdı topuklarından, Nefruz’un kedisi Narende Narende diye miyavlardı, Konuşmazdı Türkçe ya da başka bir lisan; Narendece konuşurdu Nefruz. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ask-dedikleri-de-nayda-nina-siiri/</link>
<guid>1028198</guid>
<pubDate>2008-09-21T20:57:00+03:00</pubDate>
<author>Altan Doğru</author>
</item>
 <item>
<title>Yalnızlığa Bando Mızıka</title>
<description>Güzel bir kadın gibi severim eski ayakkabı yalnızlığımı. Masumca durur, kime zararı var yalnızlığımın? Kimin tavuğuna kış demiş, Öküz olup kimin harmanını yağmalamış, kaz olup kimin buğday tarlasına girmiş, </description>
<link>https://www.antoloji.com/yalnizliga-bando-mizika-siiri/</link>
<guid>1028192</guid>
<pubDate>2008-09-21T20:54:00+03:00</pubDate>
<author>Altan Doğru</author>
</item>
 <item>
<title>Bana o bulaşıkken</title>
<description>Makineyi en yoğun programa ayarlayıp, Beni attım içine, Bendeki seni iyice söküp atsın diye... BANA O BULAŞIKKEN </description>
<link>https://www.antoloji.com/bana-o-bulasikken-siiri/</link>
<guid>1028191</guid>
<pubDate>2008-09-21T20:53:00+03:00</pubDate>
<author>Altan Doğru</author>
</item>
 <item>
<title>Adam gibi yaşamak</title>
<description>Adam gibi yaşamak, Demirci Reco’nun mengenesine sıkıştırılmış, Zorba bir el tutuyor kolu; Orman kanunu.  Hadi bakalım  Hüso Efendi, </description>
<link>https://www.antoloji.com/adam-gibi-yasamak-siiri/</link>
<guid>1028189</guid>
<pubDate>2008-09-21T20:51:00+03:00</pubDate>
<author>Altan Doğru</author>
</item>
 </channel>
</rss>
