<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Ali Ziya &#199;amur Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Susarsa Uçurum</title>
<description>Kamçılıyor  aydınlık yüzün  gözlerimin ışığını. Masal  varoşlarından  kopup geliyor suskun  gülüşün. Sözcüklerin   düşerken  dudaklarından, parçalanıyor özlemlerim. </description>
<link>https://www.antoloji.com/susarsa-ucurum-siiri/</link>
<guid>793807</guid>
<pubDate>2007-08-15T09:58:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Ziya Çamur</author>
</item>
 <item>
<title>Damlaya Düşen Soru</title>
<description>Eritirken   Damla   damla  hasretleri aceleci bulutlar, Doruklara  takılıvermeden, Düşlerini camlara sermeden Akıtır damlara damlalarını.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/damlaya-dusen-soru-siiri/</link>
<guid>785179</guid>
<pubDate>2007-07-31T11:28:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Ziya Çamur</author>
</item>
 <item>
<title>Su Çatlağını Bulur</title>
<description>Toprağın kuruyan teni topluyor sıyrılan göçü uzağa Issızlığın yazgısında köpüksüz dereler tükeniyor Boğuyor filizi, kırık dallardan kalma sızı Bir güvercin özleyişi rüzgârın çöllerden derdiği alev, Yarıyor narın bağrını…  </description>
<link>https://www.antoloji.com/su-catlagini-bulur-siiri/</link>
<guid>722736</guid>
<pubDate>2007-04-20T23:37:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Ziya Çamur</author>
</item>
 <item>
<title>DENEME: Hırs, Nefret Ve Öfke</title>
<description>	Özlemimiz hep,  genellikle dostluktan, barıştan, sevgiden yanadır. Konuştuklarımızda, yazdıklarımızda hep bu özlemler ağır basar.  Ama görülüyor ki bugün dünya göklerini kaplayan hırs, nefret ve öfke adlı üç kara bulut, insanları pençesine almış kıvrandırıyor.  Özellikle ülkemizde hırs, nefret ve öfke ekilen bataklıklardan, ulusalcılık ya da milliyetçilik ya da başka kavramlar adına  cinayet, katliam, linç büyüyor, çoğalıyor; kimi ellerde ve gözlerde meşruluk kazanıyor!   Görülen odur ki; hırs, öfke ve nefretin yanında  söz tükenmiş gibidir. Beyinler dumura uğramıştır. Çölleşen yüreklerde sevgi ve barış çiçekleri yerine üzerlerinde dikenli  kara çalılar türemiştir.  Hırs, bugünümüzü, yaşadığımız güzellikleri görmeden, fark etmeden, kanlı kılıçlarla, kara barutlu toplarla geleceğin surlarına saldırmaktır.  Hırs, gören gözlerin kör olması, yüreklerin  mühürlenmesi, beyinlerin güzel düşüncelere karşı zincire vurulması, dudaklara “sevgi, barış, dostluk” gibi sözcüklere karşı dikenli tel çekilmesidir.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/deneme-hirs-nefret-ve-ofke-siiri/</link>
<guid>680554</guid>
<pubDate>2007-03-08T00:12:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Ziya Çamur</author>
</item>
 <item>
<title>DENEME: İnsanlıkta Buluşmak</title>
<description>	İnsanın insana ettiğini, 'insan' insana etmez demiş eskiler. Ne hoş, ne boş ama ne anlamlı söz. Bütün anlam, “insan” sözünde kilitlenip kalıyor. Her şey insana verdiğimiz anlamda düğümleniyor. İnsanın insana bakışı çok önemli.   Hepimiz insanlığımızla övünür, Tanrının yarattığı diğer mahlûkatlar arasında en seçkin varlık olmakla onur duyarız. Birisine öfkelendik mi ağzımızdan çıkan ilk hakaret sözü “hayvan”dır. Dozajına göre onu “eşşek”, “köpek”, “domuz”  iltifatları izler.  Bazen övgü ve sövgü birbirine karışır. Çok çalışkan ve başarılı bir insanın ardından söylenen “Vay inek vay! ” sözlerinde biraz imrenme de sezilir. Bazı hayvansal nitelemeler yöreden yöreye farklı algılanır. Sözgelimi “çakal” sözü, Anadolu’nun kimi yöresinde iltifat, kimi yörelerinde hakaret olarak kabul edilebilmektedir. </description>
<link>https://www.antoloji.com/deneme-insanlikta-bulusmak-siiri/</link>
<guid>657345</guid>
<pubDate>2007-02-11T02:15:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Ziya Çamur</author>
</item>
 <item>
<title>DENEME: Erdemin Temeli Tutarlılık</title>
<description>	Her şeyin başında tutarlı olmak gelir. Tutarlılık, erdemin  temelini oluşturur. Tutarlı insan hem kendisiyle, hem çevresiyle hem doğayla kısaca tüm dünyayla barışık insandır.  Tutarlılık, küçük hesapları, içten pazarlıkları, yüzden gülüp arkadan  atıp tutmaları kaldırmaz.  Tutarlılık, bencilliğin, iki yüzlülüğün, kibrin, tembelliğin,  sevgisizliğin bulunduğu ortamlarda yaşayamaz.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/deneme-erdemin-temeli-tutarlilik-siiri/</link>
<guid>638028</guid>
<pubDate>2007-01-21T10:46:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Ziya Çamur</author>
</item>
 <item>
<title>Arzularımızda Köpüren Umut</title>
<description>Uzun zemherilerin boğazında  Düşlerimizin uçurumlu kanatlarında Estirdiğimiz umutlarımızdı.  Martı öfkesinde dalgalı Derin arzuların burkuk serinliğinde </description>
<link>https://www.antoloji.com/arzularimizda-kopuren-umut-siiri/</link>
<guid>616355</guid>
<pubDate>2006-12-25T16:31:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Ziya Çamur</author>
</item>
 <item>
<title>DENEME: Sözcükler Ve Biz</title>
<description>	Hiç düşündük mü? Gündelik yaşantımızda ayrımına varmadan ne kadar ve ne tür sözcükler dökülüyor dilimizden. Bu sözcükler, kaç farklı anlama dönüşebilir. Bizim A anlamında sarf ettiğimiz sözcükler, başkalarının algı evreninde B ya da C anlamlarına da çekilebilir mi?   Sözcükler anlam katlarından oluşmuşlardır. Çoğu sözcük çok katlı bir anlamlar yumağı gibidir. Tıpkı bir fidan gibi boy atar, gelişir ve meyvesini verir. Zamanla anlam ve düşünce evreninde dal budak salar.Yan, dip, derinlemesine ve yüzeysel  anlamlar kazanır.  Bir bakarsınız, bu ağacın dallarından şiirler fışkırır yürek perdelerimizi aralayan. Bizleri duygu kervanlarının göç yollarına sürükler. Bir  bakarsınız, düşünce okyanuslarının en derininde   insana ve dünyaya bakışımızı yönlendirir. </description>
<link>https://www.antoloji.com/deneme-sozcukler-ve-biz-siiri/</link>
<guid>612178</guid>
<pubDate>2006-12-20T13:31:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Ziya Çamur</author>
</item>
 <item>
<title>DENEME: İnsan Ve İnsanlık</title>
<description>	İnsan, eşref-i mahlûkat, yani yaratılmışların en onurlusu...  İnsan, yaşamın bin bir gizini özünde barındıran,  onurunu çıkarın ve iğvanın pasından arındıran....  İnsan, evrenin enginliğiyle kuşatılan ve tek çıkış yolu da evreni kuşatmak olan....  </description>
<link>https://www.antoloji.com/deneme-insan-ve-insanlik-siiri/</link>
<guid>604254</guid>
<pubDate>2006-12-11T22:02:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Ziya Çamur</author>
</item>
 <item>
<title>Dünden Yarına</title>
<description>Dünlerdir kazıyor gözlerimi bir çığlık, Ezbere bir uğultu kaplıyor soluğumu Pıhtılaşıyor küllerde kaygının çıplak teri Yankısız içbükey mercek oluyor Kendi vuruşuna çakılan mermi...  </description>
<link>https://www.antoloji.com/dunden-yarina-2-siiri/</link>
<guid>552438</guid>
<pubDate>2006-10-04T21:21:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Ziya Çamur</author>
</item>
 <item>
<title>Bir Halk Oyununa İzdüşüm</title>
<description>Yıldızların kavurduğu, topraklar üzerinde Tutunuyoruz direncimize okyanusun ritmiyle.  Şemmamme………………………. Şemmamme! ............................   </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-halk-oyununa-izdusum-siiri/</link>
<guid>541535</guid>
<pubDate>2006-09-18T21:14:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Ziya Çamur</author>
</item>
 <item>
<title>DENEME: Yaşam Ve Biz</title>
<description>	En uysal, en kıvrak, en hilesiz, en açık sevinçlerle nakışlanmalı yaşam. Yazda, ayazda, acıda, neşede insan basmalı bağrına kendi bakışına tüneyen rengârenk kelebeği.  Yaşamı kazanabilmek için “Aşk nedir? ”, “Özlem nedir? ”, “ Düş nedir? ” sorularının çok çözümlü, tek yanıtlı sınavını verebilmektir yalnız başına.  Gençliğin ak köpüklü çağlayanı, olgunluğun düz ovasında durulduğunda da bencillik çukurlarına göllenmemeli.  İnsanı yaşama açan kendi sesi, yüreğinin dışından gelen gümbürtülere boğulmamalı.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/deneme-yasam-ve-biz-siiri/</link>
<guid>507079</guid>
<pubDate>2006-07-28T18:28:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Ziya Çamur</author>
</item>
 <item>
<title>DENEME: Eleştirel Bakış</title>
<description>	Geçmişten bu yana, insanın insana bakışında gözleri perdeleyen iki olumsuzluktan söz edebiliriz: aşağılama ve yüceltme... İlk bakışta birbirine karşıt izlenimi uyandırsa da aslında ikisi de aynı kapıya çıkar. Olaylara ve durumlara tek pencereden at gözlüğüyle bakmak.  Tek yönlü duymak, düşünmek, anlamak...  Olay ve durumlara, kişilere tek yönlü bakmak, yadsımayı da birlikte getiren bir olgudur. Bireyde var olmayan bir yüceliği varmış gibi göstermek ya da var olan bir üstünlüğü, erdemi yokmuş gibi göstermek. İkisi de doğru ve gerçek caddesinden uzaklaşarak yadsımanın  çıkmaz sokağına çıkar.  Her iki tutuma da sinmiş bulunan öznelci idealizm, yapılan değerlendirmeleri bir ölçüt olarak alma olanağımızı yok ediyor. Bu durumda daha gerçekçi sonuçlara çıkarmamıza yarayacak yöntemler içeren farklı bir bakış edinmek zorundayız. Kısaca “eleştirel  bakış” diyebileceğimiz bir yaklaşımla olaylara, durumlara ve kişilere daha gerçekçi ve doğru yönden yaklaşabiliriz.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/deneme-elestirel-bakis-siiri/</link>
<guid>481620</guid>
<pubDate>2006-06-20T22:05:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Ziya Çamur</author>
</item>
 <item>
<title>DENEME:Dar Görüşlülük</title>
<description>	Her insan için en önemli değerdir özgürlük. İnsanlar, özgürlük için yüzyıllar boyu can vermiş, can almışlardır. Ama işe düşünce bazında baktığımızda pek çoğumuzun dar görüşlerinin tutuklusu olduğunu da görürüz.  Nasıl  özgürlüğümüz için savaş verebilmesini biliyorsak, düşünce yönünden  dar görüşlülükten kurtulabilmek  için de savaş verebilmeliyiz.   Dar görüşlü olmak, başka düşüncelerin tutsağı olmaktır.  Dar görüşlü olmak, tedavisi çok zor bir düşünce tembelliğidir.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/deneme-dar-gorusluluk-siiri/</link>
<guid>478721</guid>
<pubDate>2006-06-16T17:49:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Ziya Çamur</author>
</item>
 <item>
<title>DENEME: Yüzler Ve İnsanlar</title>
<description>	İnsanlarla ilk karşılaşmamızda yüzlerine dikkat ederiz. Çünkü yüzler, bizim için karşımızdaki kişinin kartvizitidir.  Çünkü kimi düşünürlere göre yüzler, insanların ruh dünyalarının bir aynasıdır.   Her yüzün kendine göre bir öyküsü vardır. sevgilerin, acıların, kuşkuların, güvenin yada güvensizliğin, umudun, olgunluğun ya da hamlığın gezindiği mekânlardır yüzler. Okuruna göre değişen bir kitaptır da diyebiliriz yüzler için.  Kimi okumak gereği duymadan bakar o kitaplara; kimi okuduğunu zanneder de anlayamaz. Kimisi de duyarak, düşünerek inceler yüzlerden yansıyan görüntüleri. Bu nedenle toplumsal yaşamda karşılaştığımız insanların yüzlerini okuyabilmek; başarının temel anahtarlarından biridir.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/deneme-yuzler-ve-insanlar-siiri/</link>
<guid>476630</guid>
<pubDate>2006-06-13T17:26:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Ziya Çamur</author>
</item>
 <item>
<title>Bozbulanıklık</title>
<description>Zamanın arı süzgecinde  ayıklanır tanıklığı, doğruyu aşan şaşılası yüzlerdeki boz bulanıklığın.   </description>
<link>https://www.antoloji.com/bozbulaniklik-siiri/</link>
<guid>474479</guid>
<pubDate>2006-06-10T17:01:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Ziya Çamur</author>
</item>
 <item>
<title>Yıldızlara Kulaç Atmak</title>
<description>Uzun gecelerin daralan yüreğinde burgaçlanan pembemsi düşlerin yüzümüze yansıyan gölgesinde ayrılık şarkılarının sinsi prangalarını görür; yıldızların aynasında bam telimizi sızlatan </description>
<link>https://www.antoloji.com/yildizlara-kulac-atmak-siiri/</link>
<guid>421328</guid>
<pubDate>2006-04-10T00:29:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Ziya Çamur</author>
</item>
 <item>
<title>Sis Çanı</title>
<description>Dizeler  Düşüyor bir yağmurun tapırtısında, Kepengi örtük karanlıklara, Tepeden tırnağa Pürüzlü düşlerin durağında Bekleşenlere. </description>
<link>https://www.antoloji.com/sis-cani-siiri/</link>
<guid>408440</guid>
<pubDate>2006-03-23T15:52:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Ziya Çamur</author>
</item>
 <item>
<title>Kıl Heybemde Karanfil</title>
<description>Düşer gözelerime  güz ikindisine sargın şehir Ayrışır bahçemde en ayrıksı rüzgârları hasretin Koşsam da yürüsem de yetişmek zor mu zor...  Bir sulu sepken dökümünde unutkanlıklar açar Kırık bir ezgi kırıtır, durur dudağımda </description>
<link>https://www.antoloji.com/kil-heybemde-karanfil-2-siiri/</link>
<guid>351301</guid>
<pubDate>2005-12-20T19:36:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Ziya Çamur</author>
</item>
 <item>
<title>Taş Düştüğü Yerden Kalkar</title>
<description>Dehledik geceyi dağların sırtında yıldızlara basa basa Nal seslerimizde söküverdi şafak, boy/l/adık ufukları Bulvarlar şaşkın,  ovalar utanmıştı suskunluğundan Sürüklemiştik rüzgârı doludizgin utkunun harmanına   </description>
<link>https://www.antoloji.com/tas-dustugu-yerden-kalkar-siiri/</link>
<guid>307823</guid>
<pubDate>2005-09-17T17:10:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Ziya Çamur</author>
</item>
 </channel>
</rss>
