<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Ali Sinkay Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Koklerin ve Gölgelerin Alfabesi</title>
<description>Gecenin ağır perdesi inerken yorgun sulara, Zaman, o kör heykeltıraş, yontuyor gölgemizi. Hangi yıldızın hükmüyle çizildi avuçlarındaki nehir? Susuyoruz; çünkü kelimeler kanatlı birer leke, Çarpıp sönüyor odanın sessiz, sağır camlarına.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/koklerin-ve-golgelerin-alfabesi-siiri/</link>
<guid>3818667</guid>
<pubDate>2026-04-18T10:02:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Sinkay</author>
</item>
 <item>
<title>Yeniden</title>
<description>Bu şiirin adı “Yeniden” Defterimin en kenarına yazmışım Adının yanına  Burada, Türkiye’de </description>
<link>https://www.antoloji.com/yeniden-472-siiri/</link>
<guid>3816033</guid>
<pubDate>2026-04-12T03:51:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Sinkay</author>
</item>
 <item>
<title>Bir Millet İki Nefes</title>
<description>Bir haritanın kenarında İki imza Aynı acıyla atılmış Aynı duayla kurumuş mürekkep  Bir annenin dilinde </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-millet-iki-nefes-siiri/</link>
<guid>3816021</guid>
<pubDate>2026-04-12T02:10:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Sinkay</author>
</item>
 <item>
<title>Allahımız Var Ne Gamımız Var</title>
<description>Sabah ezanı uyandırıyor uykusuz geceyi Gözlerimde yorgunluk, içimde ince bir sızı Kira günü, cebimde eksik sayı Elim telefonda, numarayı çevirip çevirip bırakıyorum Annem arıyor; “İyisin değil mi oğlum?” Boğazım düğüm; sesim gülüyor, kalbim susuyor. </description>
<link>https://www.antoloji.com/allahimiz-var-ne-gamimiz-var-siiri/</link>
<guid>3815993</guid>
<pubDate>2026-04-12T00:33:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Sinkay</author>
</item>
 <item>
<title>Yazarım Sonra</title>
<description>Bütün şiirler kağıda yazılır sanırdım Çizgili defterlere Ucu ısırılmış kurşun kalemle Silgi tozu Kokusuyla birlikte  </description>
<link>https://www.antoloji.com/yazarim-sonra-siiri/</link>
<guid>3814131</guid>
<pubDate>2026-04-06T23:25:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Sinkay</author>
</item>
 <item>
<title>Kelimeler Komutanım</title>
<description>Kelimeler komutanım Bazı anlamlara gelmiyor Dilimde sıraya diziliyorlar Kalbime girmeye cesaret edemiyorlar  Bir cümlenin ucunda asılı kalıyorum </description>
<link>https://www.antoloji.com/kelimeler-komutanim-siiri/</link>
<guid>3814120</guid>
<pubDate>2026-04-06T23:02:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Sinkay</author>
</item>
 <item>
<title>Toprağın Sırrı, Gecenin İlmeği</title>
<description>O kahverengi, toprağın en eski, en kederli sırrı... İçine devrildiğim o ıssız ve gölgesiz kuyu. Bakışının ağır metali göğsüme değdiği o ilk an, Bütün savaşlarım, bütün zaferlerim hükmünü yitiriyor.  Ve o siyah saçlar... </description>
<link>https://www.antoloji.com/topragin-sirri-gecenin-ilmegi-siiri/</link>
<guid>3811837</guid>
<pubDate>2026-04-01T00:09:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Sinkay</author>
</item>
 <item>
<title>Durak</title>
<description>Eskiden "bir gün" diye başlardı her cümle,  Şimdi "bir zamanlar" diye bitiyor.  Aradaki o devasa boşlukta biz yokuz;  </description>
<link>https://www.antoloji.com/durak-113-siiri/</link>
<guid>3808810</guid>
<pubDate>2026-03-24T22:41:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Sinkay</author>
</item>
 <item>
<title>Zamanın İzinde</title>
<description>Göz açıp kapayana dek sönmüş fenerler, Sanki bir rüyaymış o eski günler. Avucumda kalan bir tutam hüzün, Gölgesi düşmüş saça, o güzel yüzün.  Ne kuşlar aynı daldan havalanıyor, </description>
<link>https://www.antoloji.com/zamanin-izinde-5-siiri/</link>
<guid>3808804</guid>
<pubDate>2026-03-24T22:36:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Sinkay</author>
</item>
 <item>
<title>Biyolojik Darbe</title>
<description>İçimde bir ordu yürür gizlice, Tenimin altında çürür bu kafes. Kemirir ömrümü sinsi bir gece, Kanıma zehrini akıtır nefes.  Damarım içinde paslı bir nehir, </description>
<link>https://www.antoloji.com/biyolojik-darbe-siiri/</link>
<guid>3803770</guid>
<pubDate>2026-03-09T14:55:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Sinkay</author>
</item>
 <item>
<title>Eşyanın Sessiz Diktatörlüğü</title>
<description>Biz tapu dairelerinde böbürlenen, telaşlı ve etten kiracılarız, Oysa cilası çatlamış ceviz bir masa, bizden çok daha uzun yaşar bu odada. Dudağımızın sıcak izi usulca buharlaşırken o ince belli bardakta, Zaman bizim hücrelerimizi öğütür; camın o şeffaf kibrine dokunmaz.  Askıda unutulmuş o ağır, o kışlık paltoya iyi bak; </description>
<link>https://www.antoloji.com/esyanin-sessiz-diktatorlugu-siiri/</link>
<guid>3803740</guid>
<pubDate>2026-03-09T13:49:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Sinkay</author>
</item>
 <item>
<title>İki Alfabenin Sessizliği</title>
<description>Senin sesinde Firdevsî'nin o hüzünlü, kadim bahçeleri, Benim boğazımda İstanbul'un paslı, yorgun vapurları. İki ayrı alfabeyle susuyoruz bu sağır edici karanlığa; Sen sağdan sola doğru kanıyorsun, ben soldan sağa. Aramızda dağlar değil; soğuk mühürler, ret yemiş evraklar, Ve tenimizi jilet gibi kesen o gri, o ruhsuz politikalar. </description>
<link>https://www.antoloji.com/iki-alfabenin-sessizligi-siiri/</link>
<guid>3803734</guid>
<pubDate>2026-03-09T13:10:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Sinkay</author>
</item>
 <item>
<title>Yusuf'un Mirası (mevlüt'ün Türküsü)</title>
<description>Dört duvar arası, demir parmaklık, Güneş uğramıyor, zindan karanlık. Hak yerini bulur sandım bir anlık, "Mevlüt vurdu" deyip, hapse saldılar.  Hâkim bey kalemi kırıp da attı, </description>
<link>https://www.antoloji.com/yusuf-un-mirasi-mevlut-un-turkusu-siiri/</link>
<guid>3803715</guid>
<pubDate>2026-03-09T11:16:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Sinkay</author>
</item>
 <item>
<title>Ahşabın Helezonu</title>
<description>Büyümek; iç içe geçen kusursuz çemberler çizmektir, Toprağın o sessiz sabrını karanlık bir gövdede eğirerek. Zamanı kendi üstüne, ağır ve katı bir zırh gibi giyinmektir, Geleceğe doğru değil, daima dışarıya doğru genişleyerek.  Daralan her halka, bulutların esirgediği sağır bir kuraklık, </description>
<link>https://www.antoloji.com/ahsabin-helezonu-siiri/</link>
<guid>3801394</guid>
<pubDate>2026-03-04T15:56:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Sinkay</author>
</item>
 <item>
<title>Mutlak Sıfırın Mimarisi</title>
<description>Kuzeyin solgun alnında uyanıyor altıgen mermer, Sıfırın altındaki o mutlak, o saydam sessizlikte. Burada ne kanın sıcaklığı var, ne tutkulu nefesler, Sadece kristaller büyüyor, o pürüzsüz genişlikte.  Mıknatıs fırtınaları yeşile boyarken kutup göklerini, </description>
<link>https://www.antoloji.com/mutlak-sifirin-mimarisi-siiri/</link>
<guid>3801387</guid>
<pubDate>2026-03-04T15:32:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Sinkay</author>
</item>
 <item>
<title>Ölümsüz Saf Uyku</title>
<description>Sarkacın o ağır kalbi, havada asılı kaldı birden, Güneş, altından bir yara gibi dondu camın kenarında. Sıyrıldık etin ve kemiğin o paslı, fani zincirinden, Bir sonsuzluk uykusu var şimdi eşyanın damarında.  Gülün dudağında bekleyen o titrek, ağır çiğ tanesi, </description>
<link>https://www.antoloji.com/zamanin-dondugu-an-2-siiri/</link>
<guid>3801376</guid>
<pubDate>2026-03-04T15:02:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Sinkay</author>
</item>
 <item>
<title>Dilsiz Şarkı</title>
<description> Gökyüzü gümüşten bir örs, dövüyor karanlığı sessizce, Zeytin ağaçlarının kanında yürüyen o yeşil rüzgâr. Toprak, çatlamış dudaklarıyla içiyor geceyi gizlice, Burada ne bir saat işler, ne telaşlı bir takvim var.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/dilsiz-sarki-siiri/</link>
<guid>3801366</guid>
<pubDate>2026-03-04T14:26:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Sinkay</author>
</item>
 <item>
<title>Kusursuz Yıkım</title>
<description>Kusursuz Yıkım Gece sızıyor çatlamış camlarından bu kör odanın, Masada yarım kalmış, kan kırmızısı bir veda duruyor. Unuttum adını rüzgâra karışan o görkemli nidanın, Şimdi göğsümde kusursuz bir yıkım nabız gibi vuruyor.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/kusursuz-yikim-siiri/</link>
<guid>3801351</guid>
<pubDate>2026-03-04T12:51:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Sinkay</author>
</item>
 <item>
<title>Zamanın Ötesindeki Yankı</title>
<description>Güzelliğin yitip giden o altın sularında, Zaman, acımasız bir rüzgâr gibi eserken, Gece bülbülü susar hüznün kuytularında, Ölümsüz bir dize kalır ten toprağa düşerken.  Dökülür şarap kadehe, sırrın dehlizlerinden, </description>
<link>https://www.antoloji.com/zamanin-otesindeki-yanki-siiri/</link>
<guid>3801329</guid>
<pubDate>2026-03-04T12:11:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Sinkay</author>
</item>
 <item>
<title>Gönül Defteri</title>
<description>Ala gözlüm, niçin kara bağlarsın? Vadesi yetmeden ölünmez imiş. Neden gizli gizli coşup çağlarsın? Gönül, sabreyle bak, Hak büyük imiş.  Yüce dağ başında duman eksilmez, </description>
<link>https://www.antoloji.com/gonul-defteri-39-siiri/</link>
<guid>3798124</guid>
<pubDate>2026-02-23T22:44:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Sinkay</author>
</item>
 </channel>
</rss>
