<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Ali İset 3 Şiirleri
</description>
 <item>
<title>21. Yüzyıl Cahiliyesinde Kadının Değerinin Satıldığı Günler</title>
<description>Takvim yaprakları her yıl Mart ayının sekizinci gününe geldiğinde dünya yeniden aynı cümleleri kurar: Kadınların değeri, kadın emeği, kadın hakları… Çiçekler verilir, mesajlar paylaşılır, ekranlarda özel programlar yapılır. Bu gün, bugün International Women's Day olarak bilinir. Tarihsel kökeni işçi hareketlerine, kadın emeğinin hak mücadelesine dayanan bu gün zamanla küresel ölçekte anılan sembolik bir güne dönüşmüştür. Ancak meseleye biraz daha derin bakıldığında şu soru ister istemez zihinlere gelir: Bir insanın değeri gerçekten bir güne sığdırılabilir mi? Değerin Takvime Sığdırılması Modern dünyada “özel gün” olarak adlandırılan pek çok tarih vardır. Anneler Günü, Babalar Günü, Kadınlar Günü… Bu günler çoğu zaman iyi niyetli hatırlatmalar gibi görünür. Fakat zamanla başka bir boyut kazanırlar: Reklamların, kampanyaların, alışveriş çağrılarının merkezine yerleşirler. Bir süre sonra değer hatırlatması ile tüketim çağrısı birbirine karışır. İnsanlar bir gün çiçek alır, bir gün mesaj paylaşır; ertesi gün hayat eski akışına döner. Oysa saygı ve kıymet bir günün değil, hayatın meselesidir. Barajın Kapakları </description>
<link>https://www.antoloji.com/21-yuzyil-cahiliyesinde-kadinin-degerinin-satildigi-gunler-siiri/</link>
<guid>3803631</guid>
<pubDate>2026-03-09T10:11:00+03:00</pubDate>
<author>Ali İset 3</author>
</item>
 <item>
<title>Dün Dost, Yarın Düşman: Tarih Bunu Unutmayacak</title>
<description> Ortadoğu’nun son yarım yüzyılı, güç ve çıkarın bir döngüsünü bize açıkça gösteriyor: Büyük odaklar, sahadaki aktörleri kendi emelleri için kullanır; işlevleri sona erince de gözünü kırpmadan tasfiye eder.  İran, tarih boyunca bu döngünün en belirgin aktörlerinden oldu. Bir zamanlar başkalarının maşasıydı; Filistin’den Lübnan’a, Suriye’den Irak’a kadar vekâlet savaşlarının merkezi bir aracıydı. Kaosun, kanın ve mazlum çocukların acısının çoğu zaman sorumlusu, sahada adım adım yürütülen bu maşalardı. Dün başka güçlerin çıkarları için yönlendirilen İran, bugün benzer bir güç tarafından tasfiye edilir hâle geldi. Tarih bize gösteriyor ki, zulmü uygulayanlar, gün gelir başka bir zulmün hedefi olur.  Suriye örneği güncel bir yansıma sunuyor. Önce El-Kaide, sonra IŞİD… Bir dönem desteklendi, sahada kullanıldı, sonra ortadan kaldırıldı. Yarın ihtiyaç duyulduğunda benzer bir yapı yeniden sahaya sürülecek. Dün terör olarak anılan bir figür, bugün siyasi masada muhatap hâline getirilebilir; yarın ise yeniden tehdit listesine alınabilir. Bu, basit bir ihtimal değil; tarih boyunca tekrar eden bir kuraldır. </description>
<link>https://www.antoloji.com/dun-dost-yarin-dusman-tarih-bunu-unutmayacak-siiri/</link>
<guid>3801156</guid>
<pubDate>2026-03-03T23:37:00+03:00</pubDate>
<author>Ali İset 3</author>
</item>
 <item>
<title>21. Yüzyıl Cahiliyesinde Futbol: Oyunun Bahise Teslimi</title>
<description>https://www.instagram.com/aliiset36?igsh=bnphdmxjd3FoNzU2 / /  /  </description>
<link>https://www.antoloji.com/21-yuzyil-cahiliyesinde-futbol-oyunun-bahise-teslimi-siiri/</link>
<guid>3796658</guid>
<pubDate>2026-02-19T18:28:00+03:00</pubDate>
<author>Ali İset 3</author>
</item>
 <item>
<title>21. Yüzyıl Cahiliyesinde   Kopuşun Kahramanlaştırılması</title>
<description> https://www.instagram.com/aliiset36?igsh=bnphdmxjd3FoNzU2  /   </description>
<link>https://www.antoloji.com/21-yuzyil-cahiliyesinde-kopusun-kahramanlastirilmasi-siiri/</link>
<guid>3790029</guid>
<pubDate>2026-02-04T22:52:00+03:00</pubDate>
<author>Ali İset 3</author>
</item>
 <item>
<title>21. Yüzyıl Cahiliyesi: Bilginin Arttığı, Şuurun Kaybolduğu Çağ</title>
<description>https://www.instagram.com/reel/DT3XNhxDt8-/?igsh=cHhieHNkOG94ZW0=  Cahiliye, bilmemek değildir.  Cahiliye, bile bile körleşmektir.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/21-yuzyil-cahiliyesi-bilginin-arttigi-suurun-kayboldugu-cag-siiri/</link>
<guid>3784649</guid>
<pubDate>2026-01-23T22:55:00+03:00</pubDate>
<author>Ali İset 3</author>
</item>
 <item>
<title>21. Yüzyıl Cahiliyyesi: Masumların Bedel Ödediği Dünya</title>
<description>Özellikle son günlerde ekranlardan yansıyan görüntüler, röportajlarda duyduğumuz feryatlar bize acı bir hakikati tekrar hatırlatıyor. Yıkılmış evler, susturulmuş şehirler, yarım kalan çocukluklar… İnsan, bütün bu sahneleri izlerken şu soruyu sormadan edemiyor: Bu çağ gerçekten medenî mi, yoksa sadece daha sofistike bir barbarlık mı üretiyor? Tarih boyunca büyük devletler, ideolojiler ve beşerî hukuk adına nice savaşlar meşrulaştırıldı. Bayraklar, sınırlar, çıkarlar ve doktrinler uğruna şehirler yıkıldı, toplumlar yerinden edildi. Masalarda “barış” konuşulurken sahada kan aktı; kimi zaman masa devrildi, kimi zaman tekmelendi. Ve her defasında, bedel en çok; </description>
<link>https://www.antoloji.com/21-yuzyil-cahiliyyesi-masumlarin-bedel-odedigi-dunya-siiri/</link>
<guid>3783949</guid>
<pubDate>2026-01-22T09:44:00+03:00</pubDate>
<author>Ali İset 3</author>
</item>
 <item>
<title>21. Yüzyıl Cahiliyyesi: Zulmün Meşrulaştığı Dünya</title>
<description> Câhiliye, yalnızca tarihin karanlık bir dönemine ait bir kavram değildir. Câhiliye; hakikatin bilindiği hâlde örtüldüğü, zulmün apaçık olduğu hâlde gerekçelerle aklandığı her çağda yeniden üretilir. Bugün 21. yüzyıldayız. Bilgiye bir tuşla ulaşıyor, dünyayı ekranlardan izliyoruz. Ama aynı dünyada çocuklar bombalar altında ölüyor, kadınlar savaşın ve sermayenin kölesi haline getiriliyor. Reklam sahnelerinde çikolata karsiliginda kullaniliyorlar. </description>
<link>https://www.antoloji.com/21-yuzyil-cahiliyyesi-zulmun-mesrulastigi-dunya-siiri/</link>
<guid>3780521</guid>
<pubDate>2026-01-13T14:44:00+03:00</pubDate>
<author>Ali İset 3</author>
</item>
 <item>
<title>Günaydın</title>
<description>Günün aydın, güneşin bol olsun. Varsın ışığı erken doğsun, ama sıcaklığı gecikmeden bana vursun. Zira içim üşüyor; sessiz, derin ve kimseye belli etmeden… </description>
<link>https://www.antoloji.com/gunaydin-642-siiri/</link>
<guid>3779563</guid>
<pubDate>2026-01-11T09:56:00+03:00</pubDate>
<author>Ali İset 3</author>
</item>
 <item>
<title>Unutulmak Denen Yangın</title>
<description>Doldumu gözlerin senin de benim gibi ben seni hatırlarken… Yoksa çoktan alıştın mı unutulmak denen yangına? Ben hâlâ adını anınca içimde bir mevsim değişiyor, </description>
<link>https://www.antoloji.com/unutulmak-denen-yangin-siiri/</link>
<guid>3778015</guid>
<pubDate>2026-01-07T11:53:00+03:00</pubDate>
<author>Ali İset 3</author>
</item>
 <item>
<title>Hasret</title>
<description> Varlığımda ateş olamadım belki ama yokluğunda külüm sana kaldı. Sen beni yakıp geçtin, ben yanmayı beklemek sandım. Çölde suyu arar gibi aradım seni, mahpusta gün sayar gibi sabrettim. </description>
<link>https://www.antoloji.com/hasret-1942-siiri/</link>
<guid>3777940</guid>
<pubDate>2026-01-07T01:28:00+03:00</pubDate>
<author>Ali İset 3</author>
</item>
 <item>
<title>Suçlular Dışarıda, Mağdur Nerede?</title>
<description>Son günlerde Türkiye’de ceza infaz sistemine ilişkin yapılan düzenlemeler, resmî açıklamalarda “af” olarak tanımlanmasa da, toplumun geniş kesimlerinde ciddi bir tedirginlik oluşturuyor. Yaklaşık 50 bin civarında hükümlünün tahliyesinin önünü açtığı ifade edilen bu düzenlemeler, yalnızca hukuki bir reform olarak değil; doğrudan toplumsal güven duygusunu etkileyen bir mesele olarak karşımıza çıkmaktadır.    Toplumda oluşan algı, bu düzenlemelerden yararlanan kişilerin bir kısmının geçmişte ağır ve yüz kızartıcı suçlara karışmış olduğu yönündedir. Adam öldürme, uyuşturucu ticareti, cinsel saldırı ve çocuklara yönelik suçlar gibi fiiller, sadece bireysel suçlar değildir; bunlar toplumun vicdanında derin yaralar açan, kolektif hafızayı zedeleyen eylemlerdir. Bu nedenle mesele, “kaç kişi tahliye edildi” sorusunun çok ötesine geçmiştir.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/suclular-disarida-magdur-nerede-siiri/</link>
<guid>3774182</guid>
<pubDate>2025-12-29T17:38:00+03:00</pubDate>
<author>Ali İset 3</author>
</item>
 <item>
<title>Oku kitabını</title>
<description>Bir perde iniyor gözümün önüne, Ben yokum... ama ben varım içinde. Adımlarım yankılanıyor sokak sokak, Bir çocuk ağlıyor... sesi bana çok uzak.  Her sahne, yüreğime saplanan bir iz, Her cümle, içimde yiten bir giz. Kimi yerde susmuşum gereksizce, Kimi yerde bağırmışım sebepsizce.  Ve bir ses duyuluyor semadan: "Oku kitabını, bugün hesap sana ait olan." Nefesim daralıyor o anda, Ne gizledimse çıkmış meydana...  </description>
<link>https://www.antoloji.com/oku-kitabini-siiri/</link>
<guid>3773082</guid>
<pubDate>2025-12-27T09:15:00+03:00</pubDate>
<author>Ali İset 3</author>
</item>
 <item>
<title>21 yüzyılda iletişim ve şiddet: sözün tükendiği yer</title>
<description>İletişim, insanın insanla kurduğu en temel bağdır. Toplum dediğimiz yapı; bireylerin birbirini anlaması, dinlemesi ve tahammül edebilmesi üzerine inşa edilir. Ne var ki 21. yüzyılın bu “modern” çağında, bilginin yaygınlaştığı, eğitimin erişilebilir olduğu bir dönemde, insan ilişkilerinin giderek sertleştiğine; iletişimin yerini çatışmanın aldığına şahit oluyoruz.    Bugün sıklıkla “eğitim çağında” yaşadığımız dile getirilir. Oysa karşı karşıya olduğumuz tablo, bilginin artmasına rağmen hikmetin azaldığını; cehaletin ise başka bir biçimde hüküm sürdüğünü göstermektedir. Çünkü cehalet yalnızca okumamak, yazmamak değildir. Asıl cehalet; bilinenle amel etmemek, öğrenilenin ahlâka ve davranışa dönüşmemesidir. İnsan, bildiği hakikate göre yaşamadığında; adaleti, sorumluluğu ve ölçüyü hayatının dışına ittiğinde cehalet başka bir surette yeniden ortaya çıkar. Bu durum, bilgiyle donanmış fakat değerle yoğrulmamış bireyler üretir. Böylesi bir zeminde, insanların birbirleriyle sağlıklı iletişim kuramaması kaçınılmaz hâle gelir. İletişimin koptuğu yerde ise önce tahammülsüzlük, ardından psikolojik gerilim ve nihayetinde sosyolojik bir olgu olarak şiddet ortaya çıkar. </description>
<link>https://www.antoloji.com/21-yuzyilda-iletisim-ve-siddet-sozun-tukendigi-yer-siiri/</link>
<guid>3771992</guid>
<pubDate>2025-12-25T09:17:00+03:00</pubDate>
<author>Ali İset 3</author>
</item>
 <item>
<title>21. Yüzyıl Cahiliyyesi: Ahlâkın, Ailenin ve Adaletin Sürgünü</title>
<description>Cahiliye, sanıldığı gibi bilmemek değildir. Okuma yazma bilmeyen her toplum cahil olmadığı gibi, üniversitelerle dolu bir çağ da otomatik olarak aydınlanmış sayılmaz. Cahiliye, hakikatin bilindiği hâlde hayattan dışlanmasıdır. Bugün bilgi her yerde; fakat hakikat bağlayıcılığını yitirmiştir. Doğru, yön veren bir ilke olmaktan çıkmış; isteyenin alıp istemeyenin bıraktığı bir süs hâline gelmiştir. Bu yüzden çağımız cehalet çağı değil, bilinçli kayıtsızlık çağıdır.    Cahiliyeyi belli bir tarih aralığına hapsetmek yanıltıcıdır. Çünkü cahiliye bir takvim meselesi değil, bir zihniyet meselesidir. Mekke’de vardı, Roma’da vardı; bugün de vardır. 21. yüzyıl cahiliyeyi ortadan kaldırmamış; onu inceltmiş, görünmez kılmış ve gündelik hayata yedirmiştir. Eskiden yanlış, yanlış olduğunu bilirdi; bugün yanlış, doğruymuş gibi savunulmaktadır. Çağımızın en tehlikeli tarafı da budur.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/21-yuzyil-cahiliyyesi-ahlakin-ailenin-ve-adaletin-surgunu-siiri/</link>
<guid>3771127</guid>
<pubDate>2025-12-22T20:33:00+03:00</pubDate>
<author>Ali İset 3</author>
</item>
 <item>
<title>Artık kadraja değil hakka dönelim</title>
<description>Yaşlı bir derviş, talebeleriyle çöle yakın bir köyden geçerken, elinde eski bir duvar saatini taşıyan ve yüzünde derin bir kararsızlık taşıyan bir adam görür. Saatin camı kırılmıştır, akreple yelkovanı eğrilmiştir, her yanı toz içindedir. Adam, dervişin bilge bir kimse olduğunu sezince ona yaklaşır ve sorar:    — “Efendim, bu saat hiçbir işe yaramıyor. Sizce atayım mı?”  </description>
<link>https://www.antoloji.com/artik-kadraja-degil-hakka-donelim-siiri/</link>
<guid>3767526</guid>
<pubDate>2025-12-11T07:26:00+03:00</pubDate>
<author>Ali İset 3</author>
</item>
 <item>
<title>Yabancı Gölgenin Altında Unutulan Hakikat</title>
<description>Bir zamanlar, dağların eteklerinde küçük bir kasaba vardı. Bu kasabanın girişinde, kimsenin nasıl ve ne zaman yapıldığını tam bilmediği eski bir su değirmeni bulunurdu. Değirmen yıllarca un öğütmüş, insanların ekmeğine bereket olmuştu. Ama zamanla yeni makineler çıkınca kimse eski değirmene uğramaz olmuş, değirmen çarkları da durmuştu.  Günlerden bir gün, uzak diyarlardan önemli bir misafir geleceği söylendi. Kasabalılar heyecanlandı; kimileri hazırlık yaptı, kimileri şaşkınlıkla olup biteni izledi. Misafir gelince, herkes onu şehrin en güzel yerine götürmek isterken, misafir sessizce:  “Beni o eski değirmene götürün.”dedi.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/yabanci-golgenin-altinda-unutulan-hakikat-siiri/</link>
<guid>3763825</guid>
<pubDate>2025-12-01T11:34:00+03:00</pubDate>
<author>Ali İset 3</author>
</item>
 <item>
<title>Bilim ve Sanat Üzerine Edebi, Sanatsal ve Dinsel Bir Makale</title>
<description>Bir kuş düşün: İki kanadı var :Biri bilgi, diğeri estetik; Kanatlar birlikte çırpmazsa, Rüya değil, yalnızca toprak kalır altında. “Bilim ve sanat bir kuşun iki kanadı gibidir. Bu iki kanadı kullanabilen toplumlar uçar ve özgür olurlar. Bu kanatlardan birini kullanamayan toplumlar ise bir tavuğa benzer; tavuğun önüne yem atıldığında yer ama arkasından yumurtasının toplandığının farkına bile varmaz.”    Bu söz, insanlık tarihinin özünü anlatan derin bir metafordur. Kuşun iki kanadı, insanın hem akıl hem ruh yönünü temsil eder. Bilim, aklı özgürleştirir; sanat ise ruhu besler. İkisi bir araya geldiğinde insan hem düşünsel hem de estetik olgunluğa ulaşır. Ancak bu iki kanadın biri eksik olduğunda, toplum ilerlemez; yere bağımlı, kısa menzilli bir hayat sürer. </description>
<link>https://www.antoloji.com/bilim-ve-sanat-uzerine-edebi-sanatsal-ve-dinsel-bir-makale-siiri/</link>
<guid>3761518</guid>
<pubDate>2025-11-25T10:29:00+03:00</pubDate>
<author>Ali İset 3</author>
</item>
 <item>
<title>Sesini Kaybedenler Ülkesinde</title>
<description> Bu hafta, boyaya batırılıp rengârenk bir oyuncak gibi sokaklara salınan köpeği yazacaktım. Süs havuzuna defalarca atılıp çırpınışları kahkahaya karışan kediyi… Belki birkaç insan utanır diye, belki bir vicdan kıpırdar diye…  Ama sonra düşündüm: </description>
<link>https://www.antoloji.com/sesini-kaybedenler-ulkesinde-siiri/</link>
<guid>3761514</guid>
<pubDate>2025-11-25T10:14:00+03:00</pubDate>
<author>Ali İset 3</author>
</item>
 <item>
<title>Kur’an’ı Okuyana Madalya, Yaşamak İsteyene Kelepçe</title>
<description> İnsanlık tarihi boyunca farklı düşünceler, birbirinden ayrılan görüşler, çarpışan fikirler hep vardı. Her çağda insanlar baktı ama aynı gerçeği göremedi. Kimi, görünenin ardındaki hakikati fark etti; kimi ise gerçeğin hemen yanından geçip giderken onu hiç fark etmedi. İnsanın algısı, tecrübesi, yetişme biçimi, karakteri ve beklentileri; hakikatle arasına çoğu zaman görünmez perdeler ördü. Bu yüzden insan, doğruyu bulabilmek için her devirde bir ölçüye, bir mihenge ihtiyaç duydu.  İşte bu nedenle Allah-u Teâlâ insanlığa bir rehber gönderdi. “Oku!” emriyle başlayan bu ilahi çağrı, yalnızca gözle yapılan bir okuma değildi; hayatı, olayları, insanı ve hakikati okumayı öğreten bir başlangıçtı. Kur’an, sadece sesli tilavet için değil, hayatın tamamına dair ilke, ölçü ve yol göstericilik için indirildi. Onu okumak güzeldir; ezberlemek değerlidir; ama asıl emredilen şey, onu hayata indirmektir. Ayetlerin ahlakına bürünmek, emirlerine göre yaşamak, yasaklarından sakınmak ve adaletini topluma taşımaktır.  Ne var ki bugün —gerek ülkemizde gerek geniş İslam coğrafyasında— bambaşka bir tabloyla karşı karşıyayız. </description>
<link>https://www.antoloji.com/kur-an-i-okuyana-madalya-yasamak-isteyene-kelepce-siiri/</link>
<guid>3760467</guid>
<pubDate>2025-11-22T09:31:00+03:00</pubDate>
<author>Ali İset 3</author>
</item>
 <item>
<title>Kavşağın adı:hayal kırıklığı</title>
<description> Tüm yollar, ne kadar dolansa da aynı sessiz kavşağa dayanır sonunda: hayal kırıklığı.  Kimi umutla yürür, </description>
<link>https://www.antoloji.com/kavsagin-adi-hayal-kirikligi-siiri/</link>
<guid>3757774</guid>
<pubDate>2025-11-14T15:16:00+03:00</pubDate>
<author>Ali İset 3</author>
</item>
 </channel>
</rss>
