<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Ali Gen&#231;li Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Eski Bir Şarkı Bizim Sevdamız</title>
<description>Yıllar yıllar önceydi İkimiz de mutluyduk Eski bir şarkı şimdi Bizden uzakta mutluluk  Biz bozduk o mutluluğu </description>
<link>https://www.antoloji.com/eski-bir-sarki-bizim-sevdamiz-siiri/</link>
<guid>1620386</guid>
<pubDate>2011-10-07T09:43:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Gençli</author>
</item>
 <item>
<title>Liselim</title>
<description>Göz göze geldiğimizde  Okuldan geliyordun Elinde kitaplarınla Utanmış gülüyordun  Mutluluklar bizimle </description>
<link>https://www.antoloji.com/liselim-31-siiri/</link>
<guid>1620385</guid>
<pubDate>2011-10-07T09:42:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Gençli</author>
</item>
 <item>
<title>Uslanmaz Gönül</title>
<description>Karşılıksız mı kalır Böyle gerçek sevgiler Gülmez de ağlar mı hep Gerçekten tüm sevenler  Gözyaşı oldu umutlarım </description>
<link>https://www.antoloji.com/uslanmaz-gonul-4-siiri/</link>
<guid>1620384</guid>
<pubDate>2011-10-07T09:40:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Gençli</author>
</item>
 <item>
<title>Yoktun!</title>
<description>Sen, yaşamın acılarını sağaltırken  bedeninin yangın yerinde, ben kavuşulmak istenen bir düştüm kirpiklerinin ucunda.                                                                              Yangınlar içinde,                                                                                      seninle kendi alazlarımızla eriyip bir bütün olmayı arzularken ben,                                                                                          sen bin yıllık sırlarını taşıdığın yüreğinde,                                                               yakarışlarını duyardın da azad kuşlarının,                                                           bırakıvermezdin onları öylece özgürlüğün maviliğine...                                                                               Ölüm kör bir kuştu,                                                                    yağmur birikintilerinde dövüşürdü kendi izdüşümüyle. Sevinç çığlıkları atan kimdi,                                                                                        yitip giden her aşkın ardından?                                                                                        Kimdi? Çığlıklar  uzar giderdi sonsuza,                                                                                         biz kalırdık yine bir başımıza...                                                                              Yaşardık. Yaşardık sözde.                                                                                 Acılarımız tam ortadan ikiye bölerdi                                         yaşadığımız kent, yitikti seviler hep,                                                                                                kentin ayak uçlarında... Görmezdik, gözlerimizin                                                   önünden telâşla gelip geçen insanları. Her biri,                                                                                          bir yöne taşırdı acılarını                                                                                        .Ne denli kaçsalar da  peşi sıra gelirdi kaygıları,                                                                                           korkuları, yalnızlıkları. Öncesi olmazdı hiç bırakıp gitmelerin,                                                                              hasret hep göz kırpardı                                                                                      geçmişin siyah beyaz fotoğraflarında.                                        Ne denli uğraşsak da sabırla,                                                                                      kendimizi öğrenemezdik bir türlü.                                             Acılar    b i l e s e y d i   bilincimizi,                                                                                yineleyebilir miydi                                                                                          örselemesini acımasızca zaman?                                                                                        Ya da biz atar mıydık                                                      kendimizi  acının kucağına yeniden yeniden?                                                                                Ele avuca sığmayan yürek atışlarımız                                      nasıl dayanır terk edilmelere apansız?  Nasıl? </description>
<link>https://www.antoloji.com/yoktun-56-siiri/</link>
<guid>1620380</guid>
<pubDate>2011-10-07T09:30:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Gençli</author>
</item>
 <item>
<title>Tutsak Mektuplar</title>
<description>yüreği sökülmüş göğüs kafesi gibi ıssız kuytularda bırakıp bir yanımızı yol aldık hep, eğreti sevdaların çoktan terk ettiği adreslere… kendi duvarlarımızın arkasında kendimiz tutsak ettik kendi ümitlerimizi… </description>
<link>https://www.antoloji.com/tutsak-mektuplar-siiri/</link>
<guid>1620377</guid>
<pubDate>2011-10-07T09:23:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Gençli</author>
</item>
 <item>
<title>Militan  Yalnızlığımız</title>
<description>susmak anlatır mı yürek yangısını                         sessiz çığlıklara yol alırken hayat? 
hoyratça tükettiğimiz aşkları 
militan yalnızlığımızın kuytularında 
kurşuna dizerken biz, 
hayallerimiz
hangi kıyılarda eksiltir kendini                            çaresiz? 
vakitsiz günbatımlarında
gidenler gittiği için mi 
bu denli yalnızız  biz, 
kaldığımız için mi bu kadar çaresiz?                           ruhumuzun eksik yanını aradık durduk,
ömrün giden  yarısında
ve yitik adreslerde…
militan yalnızlığımız 
yüreğimizin mengenesi…
sahte gülüşler yüzümüzde
ruhumuz acı çeker besbelli,
yanlış sevdalara yol alırken biz…
“mutlu aşk yoktur” demiş, şair
yürekler kanadıkça mı büyür sevdalar,
ya da –son-suz olunca mı aşk,
ölümsüz olur? 
ne acılar yükleniriz bile bile,
bize hep saklı sevdalar kucak açarken…                           hangi yol ayrımını seçsek
karşımızda militan yalnızlığımız…
çaresiz,
isyan ateşi sarar bedenimizi
yine de susarız…
bir veda armağanı gibi
militan yalnızlığımızı
göğsümüzde taşırız…

ALİ GENÇLİ </description>
<link>https://www.antoloji.com/militan-yalnizligimiz-siiri/</link>
<guid>1620376</guid>
<pubDate>2011-10-07T09:21:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Gençli</author>
</item>
 <item>
<title>Ömrümün Baharı</title>
<description>kent geceyi soluyor
tüm yıldızlar soldu bir bir…
ben 
bir
gül’ün peşindeyim nicedir.
ümidin tükenmeyen son nefesi
lal olmuş dilimin ucunda bir çığlık…
fener alayları çocukluğumun
ertelenmiş 
mutluluk düşlerinden geçer..
siyah beyaz fotoğraflarda kalmış içten gülüşler.
beklemiyor değildim
göz ucuyla geldi sevi’nin müjdesi,
saklı sevdanın dayanılmaz hafifliğinde…
içimde,
hep eksik kalmış bir şeyleri tamam etme,
ve 
ne varsa her şeyi paylaşma tutkusu
bir elmayı birlikte dişler gibi
ve eksildikçe çoğalmak sevginin
çağlayanlarında…
bahar-ı ömrümsün gül’üm, 
-son-suz ve imkansız bir sevi’nin
sahrasında yaşadığım…
kanadı kırık bir ebabilin
yeniden uçmayı öğrendiği gibi
ben hep sana geldim gül’üm,
kırık-dökük ümitlerimle ve dünden kalan
korkularım
ayrılık saatlerinde 
sensizliğin acısını taşıdım damarlarımda,
güneşi gören kardelenin boyun büküşü gibi…
ne denli uzun olsa da sensizlikler
ümidimi yitirmedim, 
seni düşledim Gül’üm,
kozasını ören kelebeğin ölümü beklediği gibi…
çaresizlik
yangın alazlarında hüznü tanelerken
kendi küllerinden yaratır kendini aşk,
O
bir ’Anka’ dır ki  yeryüzüyle başlar öyküsü
ve
gelir oturur yüreğimizin kuytusuna…
kuşatsa da dört bir yanımızı hasretler,
bize
umudu büyütmek düşer 
saklımızda
sevgi tanımazlara inat...
düş umudun can suyudur tükenmez hiç,
göğüs kafesindeki ebabilin 
sessiz çığlığıdır inat,
yol alır hep sevinçlere…
ertelenmiş ne varsa bugüne,
mutluluk adına yüreğimin
umuda çiçeklendiği
ve 
hasretle büyüttüğü 
ömrümün baharısın  gül’üm
bahar-ı ömrümsün…

Ali Gençli / Söke </description>
<link>https://www.antoloji.com/omrumun-bahari-6-siiri/</link>
<guid>1615044</guid>
<pubDate>2011-09-22T20:10:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Gençli</author>
</item>
 <item>
<title>Özledim</title>
<description>Özledim... Yaşamadığım çocukluğumu ararken, delikanlılığımı yitirdiğim İstanbul'un fesleğen kokan göğsünü özledim... </description>
<link>https://www.antoloji.com/ozledim-183-siiri/</link>
<guid>430287</guid>
<pubDate>2006-04-19T16:45:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Gençli</author>
</item>
 <item>
<title>Dilek</title>
<description>Ne sen benim ol, Ne ben senin olayım. Sen,ben ol, Ben de sen olayım. </description>
<link>https://www.antoloji.com/dilek-127-siiri/</link>
<guid>430284</guid>
<pubDate>2006-04-19T16:41:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Gençli</author>
</item>
 <item>
<title>İstanbul'u Solumak Şimdi</title>
<description>* Rıhtıma yanaşan gurbet vapurundan inmek var şimdi... Bir martı gibi süzülüp  Yenikapı’dan, Aksaray’da </description>
<link>https://www.antoloji.com/istanbul-u-solumak-simdi-siiri/</link>
<guid>416237</guid>
<pubDate>2006-04-03T15:55:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Gençli</author>
</item>
 <item>
<title>Efendiler Yanıtlayın</title>
<description>- soruyorum – Çocuklar umuttur... Çocuklar çiçektir... Çocuklar gelecektir... İnatla, “Çocuklar ağlamasın! ” diyoruz biz... </description>
<link>https://www.antoloji.com/efendiler-yanitlayin-siiri/</link>
<guid>77064</guid>
<pubDate>2003-02-14T00:16:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Gençli</author>
</item>
 <item>
<title>Dörtdörtlük</title>
<description>Islık ıslık üstüne geldi. / Islık üst üste  yıldıza erdi./ Bir ıslık, bir ıslık daha / son ıslık  karanlığı deldi. / * Griden kırmızıya / yolculuk bizimkisi </description>
<link>https://www.antoloji.com/dortdortluk-siiri/</link>
<guid>64512</guid>
<pubDate>2002-11-02T23:18:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Gençli</author>
</item>
 <item>
<title>Üçüçlük</title>
<description>Canım, canım  ne denli sevinç çekse de, /  /Olmuyor!  Kirpiklerimde asılı, / yüzün gibi hüzün.../  </description>
<link>https://www.antoloji.com/ucucluk-siiri/</link>
<guid>64404</guid>
<pubDate>2002-11-02T01:55:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Gençli</author>
</item>
 <item>
<title>Adıyitik</title>
<description>İstekli mi geldim sanıyorsun ben bu dünyaya, bakıp da bu kendimle barışık yaşantıma? Terin tuzu karışırken sevdalı bakışlarıma, </description>
<link>https://www.antoloji.com/adiyitik-siiri/</link>
<guid>64216</guid>
<pubDate>2002-10-30T00:14:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Gençli</author>
</item>
 <item>
<title>Gittin Ya</title>
<description>/Ne denli yalnız   boşlukta, /  /Uzanıp boş kalan ellerim./  </description>
<link>https://www.antoloji.com/gittin-ya-8-siiri/</link>
<guid>63697</guid>
<pubDate>2002-10-26T00:36:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Gençli</author>
</item>
 <item>
<title>Gece Öperdi Kenti</title>
<description>/Yüklenirdim/tüm kentin suçlarını./Gece işlenmiş tüm suçlar/benim olurdu./ /Ben yakardım tüm sokakları./ Ben olurdum/ tüm sokak çocukları./ </description>
<link>https://www.antoloji.com/gece-operdi-kenti-siiri/</link>
<guid>63622</guid>
<pubDate>2002-10-24T23:47:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Gençli</author>
</item>
 </channel>
</rss>
