<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Ali Cengizkan Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Kar Ve Su</title>
<description>Karın bildiği var beyaza bulamakta her yeri, serin günler,     peçeli ve çarşaflı insanlar, uçuşan yapraklardan sonra tepeyi tırmanırken bulutlar telaşla, tipinin seyreldiği çitleri yıkıp kervan yolları üzerine, patikaları silip, vadileri yutup,ağaçları tortop edince, su gibi bereketi var karın, parmağın döküm bir harfte soğuması gibi görevbilir dokunuşu, kurşunun keskin kenarları, </description>
<link>https://www.antoloji.com/kar-ve-su-3-siiri/</link>
<guid>2889022</guid>
<pubDate>2018-09-14T14:04:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Cengizkan</author>
</item>
 <item>
<title>Ankara Ankara Güzel Ankara'dan</title>
<description>sunu  Ankara bir düşler kentidir. Kentin kendisi insanları düşler dünyasına taşıdığından değil: İnsan Ankara'da düş kurmadan yaşayamaz da ondan. Ya yönetimle ilgili bir düşünüz olmalı, ya mutlulukla ilgili; ya iyi insanlıkla ilgili bir düşünüz olmalı, ya da iyi sanatçılıkla ilgili. Düşlersiz yaşanamaz Ankara'da: Çünkü </description>
<link>https://www.antoloji.com/ankara-ankara-guzel-ankara-dan-siiri/</link>
<guid>2232406</guid>
<pubDate>2016-03-19T15:24:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Cengizkan</author>
</item>
 <item>
<title>Yeliz</title>
<description>dağlar kadar serin  denizler kadar serin senin en güzel yerin bana bakan gözlerin bunun adı ne tabiki aşk </description>
<link>https://www.antoloji.com/yeliz-6-siiri/</link>
<guid>2126576</guid>
<pubDate>2015-05-15T14:25:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Cengizkan</author>
</item>
 <item>
<title>Karanfiller Ve İnsanın Huyu</title>
<description>Bakanlıklardayım. Elimde bir kırmızı karanfil. Hiç aklımda yoktu, hatta romantik bulurdum ama önünden geçerken çiçekçinin, beni al dedi aldım ve yapraklarında kayboldum, küçülerek küçülerek, çünkü karşımda duvarlarında hâlâ o kurşun delikleri olan </description>
<link>https://www.antoloji.com/karanfiller-ve-insanin-huyu-siiri/</link>
<guid>2126574</guid>
<pubDate>2015-05-15T14:18:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Cengizkan</author>
</item>
 <item>
<title>Yürümek</title>
<description>Aşk da gelir peşimize, biz yürüyüp gideriz Kumsalın en ince yerlerine basarak  Çünkü hep eklemlerdedir işimiz: sevgi ve nefret, dostluk ve düşmanlık dayanmak ve çözülmek. </description>
<link>https://www.antoloji.com/yurumek-46-siiri/</link>
<guid>2113498</guid>
<pubDate>2015-04-10T10:26:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Cengizkan</author>
</item>
 <item>
<title>Yaşamak Gibi</title>
<description>-C.A. Kansu'nun anısına-   Küçük şeyleri sevmeliyim, Dedem Ceyhun öğütledi.  Çolak amcamın demlediği </description>
<link>https://www.antoloji.com/yasamak-gibi-7-siiri/</link>
<guid>2113497</guid>
<pubDate>2015-04-10T10:25:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Cengizkan</author>
</item>
 <item>
<title>İan Anderson İçin Prelüd</title>
<description>Bir aşkı şiddetlendirmek olabilir mi Bir sesi, bir bakışı, bir sarılışı Ayaklarımız yerdeyken ama, suda Ya da salda gidiyoruz ırmak ağzına Ağız dediysek o da bir çağrışım, içinde Hurma kokusu bir dil taşıyan, gökdil </description>
<link>https://www.antoloji.com/ian-anderson-icin-prelud-siiri/</link>
<guid>2113495</guid>
<pubDate>2015-04-10T10:24:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Cengizkan</author>
</item>
 <item>
<title>Söyle Gökyüzü</title>
<description>Acıyı kim neyler Neyler kasabayı şehirli düşünceler, Acı, yığından bir tel çeker gibi Kayıp gider götürerek kendi nedenlerini.  Aşktır, acıyı kim neyler </description>
<link>https://www.antoloji.com/soyle-gokyuzu-2-siiri/</link>
<guid>2113494</guid>
<pubDate>2015-04-10T10:21:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Cengizkan</author>
</item>
 <item>
<title>Senlere</title>
<description>Yitik adalardan uçurdum son uçurtmamı. Güllerin kırmızısı, tek olsun, bir de beyaz, Niye papatya getirmezler anlamam. Son bir kokladım memleketin dağlarını, Kalmak istesem de artık kalamam. Son kez seviştiğim kırlarda o yaz </description>
<link>https://www.antoloji.com/senlere-siiri/</link>
<guid>2113493</guid>
<pubDate>2015-04-10T10:20:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Cengizkan</author>
</item>
 <item>
<title>Resim Ve Behçet</title>
<description>Bir resmin düşündürdükleri çoğunlukla daha büyüktür re- simden çünkü pembe yanaklı oğlan var mıdır yok mudur, güçlü ve pazulu tanrının yanında gıcırdayan bir kapı gibi duran baba belki kızıyordur karısının sırıtmasına ve kızgınlık, gönüllü bir esnaf gibi kendini durmadan ucuzlatıyordur.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/resim-ve-behcet-siiri/</link>
<guid>2113492</guid>
<pubDate>2015-04-10T10:18:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Cengizkan</author>
</item>
 <item>
<title>Püskürtme</title>
<description>Herşey yerli yerindeydi, masalar, sandalyeler tabldot tepsileri, tabaklarda yemekler Tütüyordu hâlâ. Kabukları soyulmuş bir portakal Duruyordu orda, üstünde bir kızın parmaklarının sıcaklığı yanında yarım bardak su havada gülüşmeler, çatal bıçak sesleri... </description>
<link>https://www.antoloji.com/puskurtme-siiri/</link>
<guid>2113491</guid>
<pubDate>2015-04-10T10:12:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Cengizkan</author>
</item>
 <item>
<title>Haydarpaşa Burası</title>
<description>Kaç kere yanaştın bu minyatür iskeleye Kaç kere bağlandın ve çözüldün, saçlarınla Kaç kere lastiklerin ezildi, palamarın koptu Kaç kere düdük çaldın, bir çocuk istedi diye Kaç kere öptün o kızı, dudağının üstünden Kaç kere sarıydı içerisi, sıcak ve rahat </description>
<link>https://www.antoloji.com/haydarpasa-burasi-siiri/</link>
<guid>2113490</guid>
<pubDate>2015-04-10T10:11:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Cengizkan</author>
</item>
 <item>
<title>Fırtına</title>
<description>Düşük yoğunluğa dayanamayan sıvı Gibi,bulaşıyordu güvertedeki herkese: İsrailli karı-koca bedava iş tatilinde, İranlı ana-kız, esmer güzeli, tesettürsüz Mutluydular, bebekli Fransız çift gibi, Ağızlarında sürekli sarı diş ve sigara </description>
<link>https://www.antoloji.com/firtina-229-siiri/</link>
<guid>2113489</guid>
<pubDate>2015-04-10T10:10:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Cengizkan</author>
</item>
 <item>
<title>Fazıl Say İçin Prelüd</title>
<description>İçten içe nasıl ses verir insan kutusu Patlar sızan bir gaz ya da tortu Nedir bu, içimizdeki müziği arıtan Taşıran dışa, taşıran son damla, dışa  </description>
<link>https://www.antoloji.com/fazil-say-icin-prelud-siiri/</link>
<guid>2113487</guid>
<pubDate>2015-04-10T10:09:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Cengizkan</author>
</item>
 <item>
<title>Bağımlı Şiir'den</title>
<description>I Bütün gün kırlarında dolaştım yurdumun Oynak tepelerinde, ayartıcı ovalarında.  Bütün gün kırlarında dolaştım senin Bir avuç toprak arayarak, boş, serin </description>
<link>https://www.antoloji.com/bagimli-siir-den-siiri/</link>
<guid>2113482</guid>
<pubDate>2015-04-10T10:04:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Cengizkan</author>
</item>
 <item>
<title>Az Kan Çok Ter</title>
<description>Dökmekle kendini yükümlü sanıyor, zafer!   Çünkü her kapının ardında bir küçük kuş öter, Her paspasın altında bir anahtar, büyüklüğünü Onu bulan anlar. Tanınmamış gibi davranmak Nedense karanlığı deler sanılır... Oysa ter </description>
<link>https://www.antoloji.com/az-kan-cok-ter-siiri/</link>
<guid>2113481</guid>
<pubDate>2015-04-10T10:03:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Cengizkan</author>
</item>
 <item>
<title>Alaca Aydınlıkta</title>
<description>Gel de yürürken hiç konuşmayalım Bir yanımız güvercinler, parke taş altımızda Bırak Çıkrıkçılar Yokuşu orda dursun Nasılsa vur emri çıkartıldı adımıza.  Nasılsa biz demeyi öğrendim, nasılsa </description>
<link>https://www.antoloji.com/alaca-aydinlikta-siiri/</link>
<guid>2113479</guid>
<pubDate>2015-04-10T09:59:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Cengizkan</author>
</item>
 <item>
<title>Hiçbir Şey Eskisi Gibi Olmayacak</title>
<description>Taş düştüğü yerde kaya Taş düştüğü yerde gömülür bir boşluğa Hey nöbetçi, bu kör karanlığa Dokun, yansın ellerin, yansın ellerin.  Ellerinden dudağına ve ağzına taşan o meyve </description>
<link>https://www.antoloji.com/hicbir-sey-eskisi-gibi-olmayacak-3-siiri/</link>
<guid>2010718</guid>
<pubDate>2014-06-11T14:58:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Cengizkan</author>
</item>
 <item>
<title>Taş da Çürür</title>
<description>Böyle dedi kaya mezarını temizleyen Rüstem Usta. Taş da çürür İncir kokuşlu dar sokakları aştınsa, görmüşündür Kıyıda, küçük bir çocuk taş atıyor suya Taş da çürür Eğil biraz, paslanmış kıyı babasına tutunarak sark </description>
<link>https://www.antoloji.com/tas-da-curur-siiri/</link>
<guid>60631</guid>
<pubDate>2002-09-25T10:58:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Cengizkan</author>
</item>
 <item>
<title>Hayat Bahçesi</title>
<description>Bahçe tarumar. Ama gözler önüne serilen Görüntünün sesi mi olmalı sözler? Serçe Cıvıltıları, çan sesleri, at pislikleri, Rüzgarın kuru yapraklarda bıraktığı Hışırtı yapışıyor sanki yirmi yıldır Kullanılmayan bahçeye, babanın ölümüyle. </description>
<link>https://www.antoloji.com/hayat-bahcesi-siiri/</link>
<guid>60630</guid>
<pubDate>2002-09-25T10:57:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Cengizkan</author>
</item>
 </channel>
</rss>
