<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Ahmet Ulu&#231;ay Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Hasta Çocukların Duası</title>
<description>Benim gökyüzümde kuşlar Kanat çırpmıyor artık Lacivert gecelerim Suya düşen kıvılcımlar gibi Söndü yıldızlarımız Siz, ulaşılmayan gene de benim olan </description>
<link>https://www.antoloji.com/hasta-cocuklarin-duasi-siiri/</link>
<guid>2231494</guid>
<pubDate>2016-03-16T15:31:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Uluçay</author>
</item>
 <item>
<title>Davet</title>
<description>beni sen çağırdın dedin: ben çiçekleri saksılarda okşadım hep karlı dağları tablolarda var olduğuna inanmak ellerimle ellerinden tutmak isterim senin </description>
<link>https://www.antoloji.com/davet-246-siiri/</link>
<guid>2231492</guid>
<pubDate>2016-03-16T15:29:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Uluçay</author>
</item>
 <item>
<title>Ahmet Uluçay: Yıllarca Kamyonculuk Yaptım</title>
<description>“Ben çocukluğumda takılıp kalmış bir sinemacıyım. Yaşadığımız çağı hiç sevmiyorum. Benim bütün hayatım çocukluğuma yakılmış bir ağıttır, sinemam da öyle. Her şey geçmişte kaldı. Köyümüzün bir mimari dokusu vardı. Şimdi yıkılıp yeni beton binalar yapılıyor. Bu bakımdan ben filmlerimi yaparken mekân bulmakta zorlanıyorum. Kolaj yapıyorum. Parçaları bir o köyden, diğer köyden, başka köyden.  Evimize giderken kapının önünde annem kardeşimle elimize birer çıra tutuştururdu. Biz böyle karanlığın içine ateş böcekleri gibi dalardık. Ama daha köşeye varmadan çıralarımız sönerdi yakmak için yine dönerdik, yeniden varırdık o köşeye ve yine çıralarımız sönerdi. İşte ellerimizde çıralar, gölgelerimiz duvarlarda, böyle büyür küçülürdük, insanlar geçerler yanımızdan, böyle yıldız böcekleri gibi karanlığın içinde ellerimizde gaz lambaları. Gölgeler, gölgeler, gölgeler. Köyün bütün duvarları benim için her gün devam eden böyle fantastik bir sinemaydı.  Sinema dünyayı kurtarabilir mi bilmiyorum. Ama ben niye film yapıyorum? Söyleyecek bir derdim var, söyleyecek bir sözüm var. Bunların çok önemli şeyler olduğuna inanıyorum. Zaten insanlar söyledikleri sözün önemli olmadığını düşünüyorlarsa, bundan en küçük bir kuşkuları varsa, söylemesinler o sözü. Ben önemli şeyler söyleyeceğime inanıyorum. Hangi ulustan olursa olsun, hangi dilden, hangi dinden olursa olsun, bütün insanlara söyleyebilecek bir sözü olan, çok içten, çok samimi, çocuk gözüyle yapılmış filmler sunuyorum. Çünkü çocuklar dünyaya çıkarsız bakıyorlar. Daha temiz, daha arı, daha duru bakıyorlar. Ve böyle bakılmış bir dünyada ben kan dökülmeyeceğine inanıyorum, savaşların olmayacağına inanıyorum, çevre kirliliğinin olmayacağına inanıyorum. Dünyanın bütün problemlerinin değil belki ama birçok probleminin aşılacağına inanıyorum. Onun için benim kameram bir çocuk gözüyle dünyaya bakıyor, bakmaya çalışıyor.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/ahmet-ulucay-yillarca-kamyonculuk-yaptim-kamyon-soforlugu-tavukculuk-yaptim-allah-yardim-etti-her-ikisinde-de-iflas-ettim-siiri/</link>
<guid>2231491</guid>
<pubDate>2016-03-16T15:28:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Uluçay</author>
</item>
 <item>
<title>Rimayelerde Kaybolduk</title>
<description>Suçlayamazdık birbirimizi kum taneleri arasında, Kavrulan güneşler ardında bakamazdık uçurumlara, Savurdu rüzgarlar bizi, karıştık kumlara, Rimayeler arasında kaybolduk, hayattan kopuyormuşcasına...  Gölgelerde saklandık, güneşten korktuk, </description>
<link>https://www.antoloji.com/rimayelerde-kaybolduk-siiri/</link>
<guid>2130652</guid>
<pubDate>2015-05-26T11:52:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Uluçay</author>
</item>
 </channel>
</rss>
