<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Ahmet Tevfik Ozan Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Konya'ya Konan Güvercin</title>
<description>YEŞİL DUVAKLI GELİN...   Konya'ya bir tabut indi: Eva De Vitray Meyerovitch. Tüm kol saatlerini kırarak, neşeli bir geminin lacivert suları yırtan burnu gibi, parmağı hep havada çalışkan bir öğrenci gibi, iç cebinizde herkesten gizli usul usul yetiştirdiğiniz bir gül gibi... Eva Hanım geldi... Ölümü hiç düşünmediğimiz, demirden para kasalarımızı yastıklarımızdan daha fazla sevdiğimiz, birbirimizden nefret ettiğimiz bir gündemde çıktı geldi Havva Hanım... İşte bizler tam bu zehir zemberek kotada ateşe basarcasına koşuştururken konuverdi: Prof. Dr. Eva De Vitray Meyerovitch'in tabutu Konya'ya... 20.yy'ın tamamına tanıklık etmiş, 1999 yılında aramızdan ayrılmış Fransız düşünür Havva Hanım'ın nazenin tabutu, Konya Havaalanı'na iniyor. Takım elbiseli bir takımadamlar düğmelerini ilikleyip tabuta doğru koşuyor, tabuta ulaşan eğilip ayak uçlarını öpüyor. Nümayişsiz alayişsiz bir topluluk, yeşil arabaya bindirip götürüyorlar Eva-Havva Hanım'ı... Yatırmaya götürüyorlar. Meyerovitch, hukukçu ve felsefeciydi. Mevlana ve İkbal'in Fransızca'ya çevrilmemiş bir tek eseri kalmayıncaya kadar hayatını mesnevilere adamıştı. Bu süreçte Müslüman oldu, asırlarca önce dünyasını değiştirmiş Mevlana'dan mürşidim diye bahsediyordu. Kılavuz, öğretmen, yol gösterici, kutup yıldızı, güneş... Asırlarca önce yaşamış büyük aşık Mevlana Hazretleri'nin çağımızdaki talebelerinden birisi olarak bir karınca mütevazılığında yaşadı Eva Hanım. Çeviriler yaptı, uluslar arası sempozyumlarda tasavvufu anlattı, radyo programları, kitaplar, konferanslarla Avrupalı pek çok insana Hakk'ı anlattı... </description>
<link>https://www.antoloji.com/konya-ya-konan-guvercin-siiri/</link>
<guid>1122769</guid>
<pubDate>2009-02-14T15:09:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Tevfik Ozan</author>
</item>
 <item>
<title>Sohbet Zamanı</title>
<description>Ey Kayseri! ..beni,sen..bir sonbahar sabahı Mimar Sinan parkında Rüzgarlar yapraklarla oynaşırken, teke tek İmtihan etmedin mi..yalnızlık ve hüzünle?  Oturduğum  kanepe; acımıştı,halime.. </description>
<link>https://www.antoloji.com/sohbet-zamani-siiri/</link>
<guid>1072656</guid>
<pubDate>2008-11-29T13:39:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Tevfik Ozan</author>
</item>
 <item>
<title>Bir Telekız Masalı</title>
<description>Bir çakal sürüsünün ortasında çırpınan Bir ceylan yavrusuyum.. Tenim kanla uçuşur,şehvet çığlıklarında.. Tenimde, oysa sıcak; annemin busesi var! Gözyaşlarım sessizce, ılık,kanlı, çaresiz.. Akar,İstanbul kadar! .. </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-telekiz-masali-siiri/</link>
<guid>553710</guid>
<pubDate>2006-10-06T15:17:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Tevfik Ozan</author>
</item>
 <item>
<title>Macar Güzellemesi</title>
<description>Şu ihtiyar gönlümün aynasında, ansızın Bir kızıl lale gibi görünüp kaybolan Kız! .. Genç bir Macar Atı’nın rüzgarlarla oynaşan Yelesi gibi mağrur..semaya savrulan Kız! ..  Deseler; inanmazdım..bir Macar Güzeli’ne </description>
<link>https://www.antoloji.com/macar-guzellemesi-siiri/</link>
<guid>496793</guid>
<pubDate>2006-07-12T19:20:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Tevfik Ozan</author>
</item>
 <item>
<title>Bir Telekız Masalı/İstanbul Kadar Masal</title>
<description>Belki bir lahza bile, soğur; yatağımızda.. Bir serinlik duyarız..gözlerimiz enginde Olsa da, ümitsizce.. Bir çakal sürüsünün ortasında çırpınan Bir ceylan yavrusuyum.. Tenim kanla uçuşur,şehvet çığlıklarında.. </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-telekiz-masali-istanbul-kadar-masal-siiri/</link>
<guid>496791</guid>
<pubDate>2006-07-12T19:19:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Tevfik Ozan</author>
</item>
 <item>
<title>Zerreler ve Sen</title>
<description>Ermez aklım, bir zerrenin yoktan var olduğuna Sen ki bir can, sen ki canan, sen ki fidan gibisin! Nasıl ersin, zerrelerden bin hayat doğduğuna? Sen ki bir can, sen ki canan, sen ki fidan gibisin! ... </description>
<link>https://www.antoloji.com/zerreler-ve-sen-siiri/</link>
<guid>334918</guid>
<pubDate>2005-11-17T13:01:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Tevfik Ozan</author>
</item>
 <item>
<title>Yoklar Arasında</title>
<description>Yüzyıl öncesinde; yoktum… hakikat!  Yüzyıl sonrasında, olmayacağım... Yer yüzünde zerre zerre bir feryat: Yoklar arasında, Ben nasıl varım? ! ... </description>
<link>https://www.antoloji.com/yoklar-arasinda-siiri/</link>
<guid>334915</guid>
<pubDate>2005-11-17T12:59:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Tevfik Ozan</author>
</item>
 <item>
<title>Yokluğunda</title>
<description>Bir rüzgar esmektedir kapılardan Rüyalar, darmadağındır! Türküler bir başka hüzünlü.. Yalnızlık, düğüm düğümdür! ...  Bir sıcak kar yağmaktadır, gönlüne </description>
<link>https://www.antoloji.com/yoklugunda-44-siiri/</link>
<guid>334913</guid>
<pubDate>2005-11-17T12:58:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Tevfik Ozan</author>
</item>
 <item>
<title>Yokluğunda Sen</title>
<description>Sen kahve köşelerinde, sigara dumanı  Çatlayan dudaklarımdaki kuruluk...  İçimden böyle geldi, sevgilim.. Yoksa, sana bir dargınlığım yok... </description>
<link>https://www.antoloji.com/yoklugunda-sen-siiri/</link>
<guid>334912</guid>
<pubDate>2005-11-17T12:57:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Tevfik Ozan</author>
</item>
 <item>
<title>Zaman</title>
<description>Bilmem ki, yelkovanın süpürdüğü kadranda  Alnımı hangi çizgi, ansızın parçalamış? Hangi beyaz güvercin, küçücük kanadıyla Tülden bir perde gibi bahtımı paralamış? ..  En kuytu bir kaldırım köşesinde boy atmış </description>
<link>https://www.antoloji.com/zaman-257-siiri/</link>
<guid>334909</guid>
<pubDate>2005-11-17T12:55:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Tevfik Ozan</author>
</item>
 <item>
<title>Zaman İpinde Zerre</title>
<description>Bir berrak suya baktım: ‘‘Hayat’’tan bir elbise Giydi, çıktı; bir güle, gonca gonca al oldu! Tuttu Güneş, elinden; kainat sarayında Bir zehirli böceğin dudağında bal oldu! </description>
<link>https://www.antoloji.com/zaman-ipinde-zerre-siiri/</link>
<guid>334907</guid>
<pubDate>2005-11-17T12:54:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Tevfik Ozan</author>
</item>
 <item>
<title>Zannetme ki Sen! ..</title>
<description>Zikrinde yanmış gönül; yar ey, ateş bilmezsin!  Bir nur ki gönül, latif; ona ne eş bilmezsin! ‘‘Aksi, belki gözlerin; bir damla suda berrak Yıkayan kainatı nedir Güneş? “Bilmezsin! ... </description>
<link>https://www.antoloji.com/zannetme-ki-sen-siiri/</link>
<guid>334906</guid>
<pubDate>2005-11-17T12:52:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Tevfik Ozan</author>
</item>
 <item>
<title>Yaşanacak Hakikat</title>
<description>Süzülse, katre katre: ‘‘Şehvet’’ bulmak ne mümkün?  Bir başka şey, başka şey; ‘‘Aşk’’ denilen nurlu sır! Güllerin aksi gibi; bir berrak suda, cansız.. Ve fakat öyle güzel; anlatılmaz, yaşanır! ... </description>
<link>https://www.antoloji.com/yasanacak-hakikat-siiri/</link>
<guid>334555</guid>
<pubDate>2005-11-16T15:46:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Tevfik Ozan</author>
</item>
 <item>
<title>Yaşanacak Bilmece</title>
<description>Gitmemek mümkün mü ki, çağrılınca ‘‘Yüce’’den?  Ve gitmek.. çağrılmadan, gün doğmadan; geceden! ... Bu Ecel, batmaz güneş; tenler canlar eriten Farkı yok, “Yaşanmadan Bilinmez Bilmece’’den! </description>
<link>https://www.antoloji.com/yasanacak-bilmece-siiri/</link>
<guid>334556</guid>
<pubDate>2005-11-16T15:46:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Tevfik Ozan</author>
</item>
 <item>
<title>Yaşanacak Nasihat</title>
<description>Ayağının altından, toz kaldıran rüzgarın  Unutma, mezarından toprak çalacağını! ... </description>
<link>https://www.antoloji.com/yasanacak-nasihat-siiri/</link>
<guid>334554</guid>
<pubDate>2005-11-16T15:45:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Tevfik Ozan</author>
</item>
 <item>
<title>Yatmanda Bile</title>
<description>Dün Ada’nın Çamları, gene hırçınlaşmış dediler.. Sahi, sen ne zaman yatmayı öğreneceksin? Şöyle, edebince! ... </description>
<link>https://www.antoloji.com/yatmanda-bile-siiri/</link>
<guid>334551</guid>
<pubDate>2005-11-16T15:44:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Tevfik Ozan</author>
</item>
 <item>
<title>Yemin</title>
<description>Çağlayan sellere duvar olursam Çorak topraklara, seni sorarım.. Aşkın kumsalına, düşte; varımsam Bir mecnun misali, seni ararım.. </description>
<link>https://www.antoloji.com/yemin-36-siiri/</link>
<guid>334549</guid>
<pubDate>2005-11-16T15:42:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Tevfik Ozan</author>
</item>
 <item>
<title>Yeşerecek Gözyaşı</title>
<description>Toprak ağladığında  Tohumlar, sevinir! ... </description>
<link>https://www.antoloji.com/yeserecek-gozyasi-siiri/</link>
<guid>334547</guid>
<pubDate>2005-11-16T15:41:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Tevfik Ozan</author>
</item>
 <item>
<title>Yıllar Sonra</title>
<description>Gördüm sevdiğim güzeli; sevdiğim güzel, O değil!  Ne yüzünde O’ndan eser; ne sesinde, teninde... Demek yıllar mezar olmuş; gül hayali, bir diken Velhasıl, bir kabristan taşımış bedeninde! .. </description>
<link>https://www.antoloji.com/yillar-sonra-30-siiri/</link>
<guid>334544</guid>
<pubDate>2005-11-16T15:40:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Tevfik Ozan</author>
</item>
 <item>
<title>Ya Benim Gönül Aynam</title>
<description>Masmavi gök kubbeye, bir beyaz çizgi çizdin En nadide gülleri, sarı saçına dizdin.. Ölürken kıskanç güller, saçının ışığında Sen gönlümü bıraktın, ak aynaları süzdün! .. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ya-benim-gonul-aynam-siiri/</link>
<guid>333510</guid>
<pubDate>2005-11-14T12:30:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Tevfik Ozan</author>
</item>
 </channel>
</rss>
