<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Ahmet &#214;zdoğan Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Yeniden</title>
<description>ılık bir bahar gününde yürümek rahat ve kaygısız sarhoş olmak insan olmaktan sevdalanmak yeniden açılmak mutluluğa </description>
<link>https://www.antoloji.com/yeniden-283-siiri/</link>
<guid>1729177</guid>
<pubDate>2012-06-12T12:23:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Özdoğan</author>
</item>
 <item>
<title>Yeni Günler</title>
<description>yeni açmış güllerle bahar
yeni açmış masallaşma
yoksulluğum yeniden yeşeriyor
meydanlarda burukluk, toz-toprak
sevdalarda hüzün var
belki de coşkuydu sevdalarda aradıklarım
haydi yeni bir gün doğmada
yeni baharla güller arasında

yeni duygulara taşıyorum gecelerimi
savaşsız diyarlara varana kadar
anlıyor musunuz dostlar? 
anlıyor musunuz? 
meydanlardan geçmek alımlı
gecelerin sokak terk edilmişliği değil
ne de orta yerde dönen çirkef arzular
yeni günlere bu isyan seli alanlar
yeni günlere çocuklar
elimizde ekmek ve güllerle,
alnımızda özgürlük rüzgarıyla
anlıyor musunuz dostlar? 
anlıyor musunuz? 
yıkılası demiyorum ha! 
yeni günlere doludizgin adımlarla
yeni günlere
yeni…


Mart 1978 - İstanbul </description>
<link>https://www.antoloji.com/yeni-gunler-siiri/</link>
<guid>1729176</guid>
<pubDate>2012-06-12T12:17:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Özdoğan</author>
</item>
 <item>
<title>Belirsiz Geceler</title>
<description>hani yaşama sevinci
hani güzellik
hani boşluk derler ya
yada kan kırmızı akşam yanı
yada arzu 
yada güleç ve sevecen tutkusu
zaman durmuş gibidir bazen
bazen rüzgar hızıyla akar
doğa olduğu gibi
döner mevsimler
zaman uğultusu durmaksızın

dolu yüreğimle açmadayken
gülleri, dilleri ve elleri
oysa işte masam
işte yalnızlığım
gaz lambasının ışığında belirsiz gölgeler
kafamda bilinmez kaygılar
kayıtsızca tutkular
ve bitmez umutlarla 
doğduğum yerin belirsiz geceleri
kayıtsız geceleri
kaygılı geceleri
geceler
gece…


Eylül 1977 
Camili (Borçka) </description>
<link>https://www.antoloji.com/belirsiz-geceler-siiri/</link>
<guid>1729170</guid>
<pubDate>2012-06-12T11:59:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Özdoğan</author>
</item>
 <item>
<title>Bir Şey</title>
<description>bir şeyler anlatmak istiyorum koca ambar gibiyim içi dolu ve karmaşık sence ne olabilir? iyiyi bilebilmek, düşünebilmek </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-sey-39-siiri/</link>
<guid>1728858</guid>
<pubDate>2012-06-11T16:51:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Özdoğan</author>
</item>
 <item>
<title>Ağlamaz Martılar</title>
<description>güzel olmayan çok şey vardı omzumda ceket ağzımda sigara alnımda ter cadde güzel olmayan iyi olanlar mıydı? </description>
<link>https://www.antoloji.com/aglamaz-martilar-2-siiri/</link>
<guid>1728850</guid>
<pubDate>2012-06-11T16:39:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Özdoğan</author>
</item>
 <item>
<title>Ölümsüzlük</title>
<description>gün ışığı yanıltan karanlığı-
uçan bakteri kadar duygular
ve doğa boylu boyunca uzanır yaşama
güz akşamı kızıllığı
gözlerime süzülen ışıkta
kızıla boyamıştır yorgun düşleri
içim coşarak kaynıyor
öfkemse bileniyor
geçmişin ezikliğini 
yarın yıkacak bu keskinlik

sonra bir bahar sabahında 
güleç doğaya bakacağım
kahkaha atacağız
üzerinde uzanarak buyruksuz
gök yüzünü saracak bakışlarım
ana kalbi sıcaklığıyla sarılacağız
yaşam orda başladı
orda bitecek 
orda sürecek ölümsüzlükâ€¦

Aralık 1975  Artvin </description>
<link>https://www.antoloji.com/olumsuzluk-24-siiri/</link>
<guid>1727417</guid>
<pubDate>2012-06-07T16:50:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Özdoğan</author>
</item>
 <item>
<title>Nede Olsa Alıştık</title>
<description>İşte yine şehir
yıllarca 
tozunu, dumanını yuttuğum
aç, meteliksiz kaldığım şehirde¦

cadde boyunca insanlar
insanlar
döner dururlar
huysuz danalar gibi
fakat yorgun-

cadde boyunca vitrinler
vitrinler
bakılır durulur
gözler görülmemişleri arar
gözler gezer durur
fakat yorgun

yılgınlığımı anlatamam satırlar boyu
her demde tazelenedursun
nede olsa alıştık
uzayan boyutsuzluk
sonsuzun okyanusunda
gidedursun gemimiz
nede olsa alıştık
alıştık artık
alıştık..

Ekim 1975 Artvin </description>
<link>https://www.antoloji.com/nede-olsa-alistik-siiri/</link>
<guid>1727416</guid>
<pubDate>2012-06-07T16:46:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Özdoğan</author>
</item>
 <item>
<title>Milyonlarla</title>
<description>saymakla bitmeyen neşe ve kahkahanın bilmem belki de en anlamsızca döndüğü meydanda bir haykırış bir panik bir sessizlikten sonra </description>
<link>https://www.antoloji.com/milyonlarla-siiri/</link>
<guid>1727414</guid>
<pubDate>2012-06-07T16:43:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Özdoğan</author>
</item>
 <item>
<title>Bir Yaz Daha</title>
<description>rotam caddeler boyu dümenim paramparça yelkenler fora bilinmeze doğru yola keskin rüzgara çatıyorum kaşlarımı bu dönen yaşanılası dünyaya </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-yaz-daha-3-siiri/</link>
<guid>1727412</guid>
<pubDate>2012-06-07T16:40:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Özdoğan</author>
</item>
 <item>
<title>Aday</title>
<description>yüzbinlerce insan beyni umutsuzca
otuz haziran günü dizildiler sıralara
yıl bindokuzyüzyetmişyedi
ve üçyüzkırkbeşbinbeşyüzbeş aday
yarış atları gibi sıralara konmuştuk
her birimiz ayrı yerlerdendik oysa
kimimiz doğudan, kimimiz batıdandık
becerilerimiz içimizde patlamaya hazır bir volkan
bense sorulara bakıp duruyordum
ama göğsümde bir şeyler feryat ediyordu
bilmek isterdim karmaşık soruları
ama ne çare
yıkıldığım anlardı
bir zaman sonra
beton yığınının merdivenlerinden iniyordum
yüzümde garip tebessüm
hava kasvetli, kaldırım ne kadar dardı
yollarda yürürken paramparça duygularla
aklım düştü kaldırıma
kaldırmadayken aklımı
göğsümden bir ses yankılandı
-bırak onu bırak! 
dudaklarımda garip tebessüm
feryatlarla doluydu her yer
tepeler, ağaçlar, kuşlar 
delirten esintiyle karmakarışık
çok şey ağlıyor gibiydi 
bende hüzünlüydüm, ağlamaklı
ve İstanbul boğazında sahil yolu
yürüyordum kayıtsızca 
özel yaşamlar, yalılar arasında
kaldırımlarda aklını düşürmüş aday…


“Üniversite adayından”

30 Haziran 1977 
Sarıyer İst. </description>
<link>https://www.antoloji.com/aday-11-siiri/</link>
<guid>1727364</guid>
<pubDate>2012-06-07T14:04:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Özdoğan</author>
</item>
 <item>
<title>Anlatamadığım</title>
<description>gönlümde bir şeyler oluyor ama anlatamıyorum geçmiş günlerimi anımsarım geniş caddelerdeki esrikliğimi kar yağardı üstüme ve zamanla neden yaşadığımı </description>
<link>https://www.antoloji.com/anlatamadigim-25-siiri/</link>
<guid>1723481</guid>
<pubDate>2012-05-28T11:05:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Özdoğan</author>
</item>
 <item>
<title>Böyle Devam Ederken</title>
<description>bir cadde
birkaç insan
ve binlerce telaş
yorgun dolaşıp durmak
sürüklenmek
ayrılıklarla
umutlarla
gözümde parıltılar dolanır
zaman gelir dağların doruklarındayım
bazen de denizin delirmen maviliğinde

kendimden söz ederken
alevlenir içim
tutuşur umutlar
tutuşur ayrılıklar
geceler bitmezcesine
kaplar her yanımı
gözümde kupkuru yaş mı ne
gök yüzünde bir yıldız bir ben
şaşkın ve esrik
geceler uzun diyorum
çekilmiyor kahır
dalıp gitme be gönül
sabaha vakit çok yakın 
çook yakın…


Şubat 1981 Artvin </description>
<link>https://www.antoloji.com/boyle-devam-ederken-siiri/</link>
<guid>1723473</guid>
<pubDate>2012-05-28T11:00:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Özdoğan</author>
</item>
 <item>
<title>Yazmak Ve Ben</title>
<description>yazmalı 
anlatmalıyım
nerde açarmış karanfil falan
umuda nerden düşer bir kan damlası
nereye böyle
gergin bir yay gibi
endişeli alanlardan yüzü dönük


yazıyorum artık
uyuşuk ve yorgun kasabanın
alaca karanlık bir köşesinde
değişmez hani
şundan veya bundan yana arayışlar içindeyim
kör kuyularda kokuşmadayken
yitenler öylesine çok
öylesine karışık
nasıl ki bu şiir
dopdolu haykırışlı ve delicedir
nasıl ki bu yaşam biraz inişli birazda yokuşçadır
fakat ürkek bakma yüzüme
istesen de deli dolu esintime kapılamazsın
yüreğim belki okyanusun dibindedir
beklide güneşin çekirdeğinde
başka ne yazayım
anla artık
anla bir şeyler…



Şubat 1981 Artvin </description>
<link>https://www.antoloji.com/yazmak-ve-ben-siiri/</link>
<guid>1723467</guid>
<pubDate>2012-05-28T10:58:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Özdoğan</author>
</item>
 <item>
<title>İyi Olan</title>
<description>gecenin içinde dolaşmadayken neden olduğunu bilmeden serin bir kumsal gecesini yıldızları tarar gözlerimiz soylu yaşamı sevmek okşamak yalnızlığın katılığını </description>
<link>https://www.antoloji.com/iyi-olan-2-siiri/</link>
<guid>1723455</guid>
<pubDate>2012-05-28T10:47:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Özdoğan</author>
</item>
 <item>
<title>İçimdeki Boşluğun Uğultusu</title>
<description>yine başladı içimdeki uğultu
postalları geçirdim ayağıma
düştüm yollara
aşılacak karlı yüksek dağlar
ve uzayıp giden yollar
yollar…

şafak sökmeden yollardayım
mızrak boyu yükselir güneş
yine başlar içimdeki uğultu
çağlayanın uğultusuna benzer
çağlayan 
fakat köpüksüz
bembeyaz kar
bembeyaz dağ
kapkara nehir
kapkara düşler…

akşama doğru beyazlar kızıllaşır
-rahatlık ve sıcaklık gibi-
kaynaşırlar
sonra..
sonra bakarım uzaklara
gözlerimdeki bomboş parıltı
ve uzayıp giden yollar
yollar…


anlaşılmaz korku vardı içimde
sürüklüyordu
önümdeki çıplaklığı aşmak
engelleri aşmak olacaktı
engelleri aşmak dedim yoğunlaştırdım cesareti
bitmez gibiydi
bir tepenin ardından başkası
onun ardından öteki
böyle sürüp gitti
yorgunluğum telaşımı yendi
ve uzandım ormanın içine yol kenarında
havada 
bulut
şimşek
rüzgar
ağaçlarda kuş
bunların müziğini dinliyorum
gözlerim sisler içindeki ağaçlarda 
uyumuşum…

bir kertenkele yavrusunun 
başımdan aşmasıyla uyandım
tütün sarıp bir iki nefes çektim ki
havada bir ses ormanda derin yankılar yapıyor
yaklaşan motor sesiydi
fakat benim korkum o anda burukluğa dönüştü
ayrılırken
arabanın kapısından son kez baktım kalanlara
üzgün/haykırır gibiydiler
“-bizi bırakma
bırakma bizi”
yine başladı içimdeki uğultu
çağlayanın uğultusuna benzer
çağlayan
fakat köpüksüz…


Mayıs 1975 Karçal dağı </description>
<link>https://www.antoloji.com/icimdeki-boslugun-ugultusu-siiri/</link>
<guid>1723452</guid>
<pubDate>2012-05-28T10:44:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Özdoğan</author>
</item>
 <item>
<title>Bir Daha</title>
<description>taşın toprağın altın olsa
plazaların malım olsa
sarayların evim olsa
gelmem sana bir daha

en alımlı yüzün olsa
bin bir şifa suyun olsa
anzer gibi balın olsa
bakmam sana bir daha

yedi tepende sofra olsa
bahçende cennet olsa
yollarında halı olsa 
koşmam sana bir daha

iki yakana biçare göçler gelse
kimsesizlere kimseler baksa
açlar, açıklar umutlara koşsa
dönmem sana bir daha

Ahmet Özdoğan
Mayıs 2012 Körfez- İzmit </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-daha-47-siiri/</link>
<guid>1723417</guid>
<pubDate>2012-05-28T10:20:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Özdoğan</author>
</item>
 <item>
<title>Ben Patlarım O Zaman</title>
<description>bana dağdan kopan bir çığ çarparsa esen yelden gelen bir haykırışla yağmur altındayım ıslak ıslak tüm kirlerimden arınırken yeni doğan şafakla beraber baharın dallarında tomurcuk </description>
<link>https://www.antoloji.com/ben-patlarim-o-zaman-siiri/</link>
<guid>1723414</guid>
<pubDate>2012-05-28T10:16:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Özdoğan</author>
</item>
 <item>
<title>Hangi İstanbul</title>
<description>Boğaz köprüsünden bakarken çok alımlısın İstanbul ama seni tanımıyor, anlamıyorum artık hangi varoşlarında feryat, figan yankılar hangi sokağında kan, revan boğuşmalar  </description>
<link>https://www.antoloji.com/hangi-istanbul-2-siiri/</link>
<guid>1723407</guid>
<pubDate>2012-05-28T10:10:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Özdoğan</author>
</item>
 <item>
<title>Ne Kadar</title>
<description>ayakların altında kaybolan izler peşinden koştuğumuz düşler bir ömür boyu bulamadığımız şeyler ama ne kadar acısın be!  yerinden sökülüp dağılan taşlar </description>
<link>https://www.antoloji.com/ne-kadar-42-siiri/</link>
<guid>1723404</guid>
<pubDate>2012-05-28T10:04:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Özdoğan</author>
</item>
 <item>
<title>Macahelin Maceracıları</title>
<description>Temmuzda
Eprati vadisinde
sisli puslu alaca bir akşam üstüydü
dikenli kaygan
yosunlarla örtülü patikada yürürken

Halit çavuş Ekrem usta önümde 
ha gayret diyorlardı biraz gayret
taştan taşa atlarken
Ekrem usta çağırdı
aha bir tane
bir tane daha diye
balıklar ışıl ışıl zıplıyordu
çakılların üstünde
derken
karanlığa doğru yol alırken
dere bulanık
dağ bulanık
gök bulanıktı.

Gecenin kör karanlığında
ormanın derinliklerine doğru yürüyorduk
önümüzde patika
gözümüzden ışık
tepemizden gök kayıp gidiyordu
derenin kıyısından
atlayabilirdik iki adımla
öte kıyıya
ama dere gürül gürüldü
kudurmuşcasına
ve bilinçsizce dalıyorduk
her bir yana.

kaybolduğumuz anlardı
haykırıyorduk umutsuzca
yankımız karşı dağdan
çarparken yüzümüze
bilmeden bir uçurumun kıyısındaydık
birkaç adım atsak
uçurumu boylayacaktık
elimizi uzatsak yakalayacaktık
aha dağ
aha yol
aha gökyüzü.

usta bir o yana, çavuş bir bu yana dalarken
dedim ki; çoban ateşi yakalım durun hele
sabaha dek duralım böyle
bulunur bir çare
içimiz ürperir titrer
ayı, kurt, çakal ormanın sahipleri
gelir uzaktan tırmalayan sesleri

daha tepecek horonlarımız
dinleyecek tulum havalarımız
daha yiyecek malahtomuz, lobiyamız
gezecek dağlarımız yaylalarımız varken
böyle mi bitecekti hayalimiz
böyle mi bitecekti yolumuz
böylemi.

nihayet 
karşı yamaçtaki şoseden bir ışık yardı kör karanlığı
umut gülleri açtı
orman gülleri arasında

Macahelin dağını aşamadın mı? 
dizlerinde derman yok koşamadın mı? 
yaylasının balına, kaymağına doyamadın mı? 
derim ki; çıkma balık avına! 
düşme elin diline, yaban diyarına...

Doğa tutkunlarına selam olsun

Temmuz 2009 Camili-Borçka </description>
<link>https://www.antoloji.com/macahelin-maceracilari-siiri/</link>
<guid>1653219</guid>
<pubDate>2011-12-24T18:57:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Özdoğan</author>
</item>
 </channel>
</rss>
