<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Ahmet Oktay Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Yalçın Tura İçin On Kederli Şarkı</title>
<description>IX.   Göztepe Gül Bahçesi'nde oturuyordum o ılık Mart sabahında. Bir martı gibi konuverdi yanıma. </description>
<link>https://www.antoloji.com/yalcin-tura-icin-on-kederli-sarki-siiri/</link>
<guid>2888144</guid>
<pubDate>2018-09-11T13:30:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Oktay</author>
</item>
 <item>
<title>Vehim Ve Keder</title>
<description>Yandı şerefeler,  Yaklaşan gecenin vehimleri: Sarıyor ıslak çarşaflara karısı kapıcının havale gelen altı aylık kızını, bir dağ çöküntüsü göğsünde; </description>
<link>https://www.antoloji.com/vehim-ve-keder-siiri/</link>
<guid>2888143</guid>
<pubDate>2018-09-11T13:28:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Oktay</author>
</item>
 <item>
<title>Uzun Bir Kış Olacak</title>
<description>Sarı bahçeler... Dağılan bir yankı  anında açılıp kapanan bir pencereden yağmurlu ikindi vaktine: Sedef kakmalı duvar saati nınır durmaz, kadim oluyor her yaşanan </description>
<link>https://www.antoloji.com/uzun-bir-kis-olacak-siiri/</link>
<guid>2888142</guid>
<pubDate>2018-09-11T13:27:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Oktay</author>
</item>
 <item>
<title>Sayfada Gördümdü Kendimi</title>
<description>Hızla tenhalaştı akşamlar, kahkahalar da azaldı sofrada: işitiliyor, dinmedi yıllardır ilerleyen bataklığın sesi Daha dün alınmıştı tozu bilgisayarın oysa gördüğüm ekran simsiyah, </description>
<link>https://www.antoloji.com/sayfada-gordumdu-kendimi-siiri/</link>
<guid>2888141</guid>
<pubDate>2018-09-11T13:25:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Oktay</author>
</item>
 <item>
<title>Lirikler'den</title>
<description>Odysseus  İki adım önümde gidiyor pazar yerinde, başında eskjmiş keten bir kasket; her tezgahın önünde yinelenivor aynı soru: "domates kaça, şeftali kaça, kavun kaça? " </description>
<link>https://www.antoloji.com/lirikler-den-siiri/</link>
<guid>2888140</guid>
<pubDate>2018-09-11T13:19:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Oktay</author>
</item>
 <item>
<title>Gökdelen</title>
<description>Buradayım, gökdelenin kapısında,  yine de tutuşmuş bir çöl gecesi içimde. Sarsılıyorum feryatlar ve patlamalarla. Sarılmak istiyor boynuma bir kız çocuğu. Biri buz bassa alnıma, uyansam karabasansı </description>
<link>https://www.antoloji.com/gokdelen-6-siiri/</link>
<guid>2888138</guid>
<pubDate>2018-09-11T13:18:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Oktay</author>
</item>
 <item>
<title>Aynı Ve Değişken</title>
<description>Tan vaktiydi balkona çıktığımda, ürperdim esintisiyle denizin; komşu bakhçedeki çam mı uzanıyordu gövdeme, ben mi sarkıyordum yüzyıllık köklere? Geceydi belki de saate uymuyor içimdeki zaman, </description>
<link>https://www.antoloji.com/ayni-ve-degisken-siiri/</link>
<guid>2888136</guid>
<pubDate>2018-09-11T13:17:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Oktay</author>
</item>
 <item>
<title>İntihar</title>
<description>her insan aklında en az bir kez öldürür kendini çünkü biliniyor artık tek içgüdü değil yaşam içgüdüsü </description>
<link>https://www.antoloji.com/intihar-224-siiri/</link>
<guid>2291049</guid>
<pubDate>2016-10-28T16:02:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Oktay</author>
</item>
 <item>
<title>Dönüyor Mevsim</title>
<description>sadece bir rüya arar insan gecenin ve alkolün göğsünde mazi ürkütür çünkü ve bir uçurumdur her otel odası yatıyor binlerce cesedim diplerinde belki son dubleye bakarken düştüm </description>
<link>https://www.antoloji.com/donuyor-mevsim-siiri/</link>
<guid>2291050</guid>
<pubDate>2016-10-28T16:02:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Oktay</author>
</item>
 <item>
<title>Side</title>
<description>Ey o yitik ülkenin evladı duruyor hâlâ denizin üstünde toprakçıl bir kelebeği olduğu yere mıhlayan kahkahan ayaklanacak neredeyse tören yerinin kalabalığı bir silkinişle küllerin altından. </description>
<link>https://www.antoloji.com/side-3-siiri/</link>
<guid>2242690</guid>
<pubDate>2016-04-20T16:32:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Oktay</author>
</item>
 <item>
<title>Kırlaştı Saçlarım</title>
<description>Seviştik. sonra sokuldum kokuna su orguydun, efsaneni dinledim “ayrılık günü bir gül getir bana” diyen karlamış sesinle ürperdim.  Kırlaştılar; saçlarımı okşadın </description>
<link>https://www.antoloji.com/kirlasti-saclarim-siiri/</link>
<guid>2242687</guid>
<pubDate>2016-04-20T16:31:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Oktay</author>
</item>
 <item>
<title>Öğle Paydosu</title>
<description>Küt küt toslayarak şuramda bir delik açtıkça yaşamak denen bocurgat ne rakının tadı kalıyor ne çingene pembeleri içinde önüne gelenle fingirdeşen </description>
<link>https://www.antoloji.com/ogle-paydosu-2-siiri/</link>
<guid>2242689</guid>
<pubDate>2016-04-20T16:31:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Oktay</author>
</item>
 <item>
<title>Cumhuriyet Dönemi Türk Şiirine Bakış</title>
<description>Burada, Cumhuriyet Dönemi Edebiyatı üzerinde dizgesel, Profesör Fuad Köprülü'nün terimiyle integral görüşler öne sürmeyeceğim. Bu konuda 1998'i de kapsamayı öngören bir çalışmayı sürdürmeme rağmen, kendimi 'meslekten' bir edebiyat tarihçisi saymıyorum çünkü. Elbet bu sözlerim edebiyat tarihinin cahili olduğum anlamına gelmiyor ama bana tarihçinin mesleki kaygıları dolayısıyla öne sürme cesareti göstermeyeceği kişisel ve kurgusal düşünceler belirtme olanağı sağlıyor. Sadece şiir alanında kalacak ve ana doğrultuları saptamaya yönelik bir çaba harcayacağım:  Kabul edilebileceğini sandığım bir savım şu: Politik/ideolojik düzlemde olduğu gibi yazınsal düzlemde de Cumhuriyet'in yıktığı düzenle derin iç bağlantıları vardır. Tocqueville, 1856'da yayımlanan 'Eski Rejim ve Devrim' adlı uzgörülü yapıtında, Fransız Devrimi'nin yıktığı sınıfın / iktidarın ya da rejimin düşüncelerine çok şey borçlu olduğunu göstermiş ve "dünyada hiçbir şey yoktan varedilmez ve kaybolmaz" sözünü doğrulamıştır.  Cumhuriyet yıkıcıydı. Ama hızını birinci ve ikinci kuşak Tanzimatçılardan, Birinci ve ikinci Meşrutiyet dönemi muhaliflerinden almadığını iddia etmek çok zordur. Şu nokta önemle belirtilmelidir: 'Düzeni oturtmak' kaygısı, yeni bir toplum yaratmak ideali, rejimi doğal biçimde otoriter kılmış, Tanzimat'ın Batılılaşmacı aydınlarının siyasal açıdan daha güçlenmiş torunları olan Kemalistleri yeni rejimin ideolojik temellerini zayıflatabilecek düşünce, yazın ve sanat hareketlerine tahmin edilemeyecek ölçüde 'duyarlı' kılmıştır. Örneğin Bedri Rahmi Eyüboğlu, Paris'ten Türkiye'ye döndükten sonra Dadacılık, Gerçeküstücülük gibi akımların kaybolup gideceklerini öne sürmüştür.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/cumhuriyet-donemi-turk-siirine-bakis-siiri/</link>
<guid>2242685</guid>
<pubDate>2016-04-20T16:30:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Oktay</author>
</item>
 <item>
<title>Attila Jozsef</title>
<description>Çamaşırcı anam! Siyah bir gülün rüzgârda titrediği an' sın. Bir tülbent gibi emdim yıllarca, sızdırdığın kederi. Bir düş </description>
<link>https://www.antoloji.com/attila-jozsef-2-siiri/</link>
<guid>2242686</guid>
<pubDate>2016-04-20T16:30:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Oktay</author>
</item>
 <item>
<title>Virginia Wolf</title>
<description>Üşümesinden belli içimin: bitiyor yaz. Ufuk kör bir gözün ardı kadar boş. Geçiyor son kuş sürüleri mumların titrediği bir katedralde dinlediğim orgun sönüp giden yankısı gibi dinli- yorum kanatlarının sesini  </description>
<link>https://www.antoloji.com/virginia-wolf-siiri/</link>
<guid>2231394</guid>
<pubDate>2016-03-16T10:02:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Oktay</author>
</item>
 <item>
<title>Ölümün Bıyıklı Bir Resmi</title>
<description>Bilmiyor Rembrandt daha,  yalnız peynirden ve akarsulardan konuşuyor değirmenci Felemenk; nice acılar süzdü paletinden </description>
<link>https://www.antoloji.com/olumun-biyikli-bir-resmi-siiri/</link>
<guid>2231395</guid>
<pubDate>2016-03-16T10:02:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Oktay</author>
</item>
 <item>
<title>Borçlu Öleceğim Herkese</title>
<description>Nerde okumuştum, bilmiyorum kim söylemişti: ‘kimseye borcum kimseden alacağım yok’ diye. Tumturaklı bir cümleydi; tuhaftı da, ekonomik terimlerle dillendiriliyordu özgüven. </description>
<link>https://www.antoloji.com/borclu-olecegim-herkese-siiri/</link>
<guid>2231396</guid>
<pubDate>2016-03-16T10:02:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Oktay</author>
</item>
 <item>
<title>Yol Üstündeki Semender</title>
<description>Intiharla bir söyleşi bu kitap.  Edemediğim ve edebileceğim intiharlarla. </description>
<link>https://www.antoloji.com/yol-ustundeki-semender-siiri/</link>
<guid>2231393</guid>
<pubDate>2016-03-16T10:01:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Oktay</author>
</item>
 <item>
<title>Havuz</title>
<description>Akşam yine toplandı derinde...   Cânân gülüyor eski yerinde Cânân ki gündüzleri gelmez Akşam görünür havz üzerinde,  </description>
<link>https://www.antoloji.com/havuz-4-siiri/</link>
<guid>2124346</guid>
<pubDate>2015-05-09T16:49:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Oktay</author>
</item>
 <item>
<title>Hürriyete Doğru</title>
<description>Gün doğmadan,  Deniz daha bembeyazken çıkacaksın yola. Kürekleri tutmanın şehveti avuçlarında, İçinde bir iş görmenin saadeti, Gideceksin Gideceksin ırıpların çalkantısında. </description>
<link>https://www.antoloji.com/hurriyete-dogru-3-siiri/</link>
<guid>2124347</guid>
<pubDate>2015-05-09T16:49:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Oktay</author>
</item>
 </channel>
</rss>
