<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Ahmet Murat Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Sinbad’ı Sevmek</title>
<description>bir halk kahramanı değilsin, bir öğrenci lideri değilsin bilginlerin övüncü ve şairler prensi olmadın yedi deniz boyunca gezsen de balıkbilimde ve coğrafyada ileri  kahramanca değil arap kılıcın belki çapkınca </description>
<link>https://www.antoloji.com/sinbad-i-sevmek-siiri/</link>
<guid>2873185</guid>
<pubDate>2018-07-31T14:25:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Murat</author>
</item>
 <item>
<title>1981 De Neler Oldu?</title>
<description>korkma sönmez’i okuyordum sahnede gözlerim çakmak ıslak sakallar içindeki babama bakarak kulaklarıma taşıyordu kan karlı bir şubat çiliyordu evren paşaya yanıktı örtmen kolonya içiyordu korkma sönmez’i bağırıyordum gözlerim çalık tarih ve anksiyete, devlet ve kalabalık </description>
<link>https://www.antoloji.com/1981-de-neler-oldu-siiri/</link>
<guid>2870836</guid>
<pubDate>2018-07-26T15:35:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Murat</author>
</item>
 <item>
<title>Kadir</title>
<description>“bin ışık yılı gitmek için vaktimiz var mı azığımız, şarabımız var mı, ateşimiz var gemliği geçince melekleri göreceksin sakın şaşırma ayetler fosfora bulanmış iniyor olacak, sakın  tekkeler dolacak, mihraplar terli, kadınlar hep güzel </description>
<link>https://www.antoloji.com/kadir-16-siiri/</link>
<guid>2868425</guid>
<pubDate>2018-07-23T15:19:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Murat</author>
</item>
 <item>
<title>Toprak Ve Tarih</title>
<description>bal çektin kovandan, adamı gam duvarı nem dedin görünmez bir erkek heykeline yaslanıyordun on yedinci sigaran elinde bilime inancın zayıftı, iyice zayıfladı bu sonbaharda limon çiçeği gibi bir kokuyla içinde tuttuğun oruçlar yuvalanmıştı, bazılarını gördüm ben de </description>
<link>https://www.antoloji.com/toprak-ve-tarih-siiri/</link>
<guid>2868424</guid>
<pubDate>2018-07-23T15:17:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Murat</author>
</item>
 <item>
<title>Kalender</title>
<description>Kalenderiz, sesimiz çatal, suyumuz karanlık Karanlık ve acı mı? Acı da ne demek? Kaderimiz bir Pazar’ın akşam saatleri Gel Allah’ın zabıtası topla bizi  Kalenderiz, sakalsız, taraksız, cascavlak </description>
<link>https://www.antoloji.com/kalender-13-siiri/</link>
<guid>2866918</guid>
<pubDate>2018-07-19T11:28:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Murat</author>
</item>
 <item>
<title>Bir Tereddüdün Şiiri</title>
<description>bir pazar yorgunuyum sevgili günce yazılı olmuşum dün gece sosyalden ve dinden sahici sanat çalışmışım, dolmuşum ta boğazıma büyük müzik, uzun roman, mutlak kibirle deri değiştirmişim beşiktaş’a geçerken alelacele bugün pazar, bugünpazar gazeteleri alıp </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-tereddudun-siiri-siiri/</link>
<guid>2231105</guid>
<pubDate>2016-03-15T15:36:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Murat</author>
</item>
 <item>
<title>Bir Şair Bisikletle</title>
<description>yeşil otlar tartarken ovadaki rüzgarı bir yağmur otobüsünden bakıyorduk dışarı tepeyi irkiltti geçti biri gencecik biz sandık ki o tepe değişti ya da biz sandık ki o tepe değişti  </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-sair-bisikletle-siiri/</link>
<guid>2231103</guid>
<pubDate>2016-03-15T15:35:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Murat</author>
</item>
 <item>
<title>Ormandaki Vaaz</title>
<description>kendime diyorum bazen seni buldum çekerken ağları sudan suyu bulursun öyle oldum sana baktım bir bulutlar, davullar şiirlerde gezdirdiğin çocuklar ve öğleler atlar için sular soğuttuğum </description>
<link>https://www.antoloji.com/ormandaki-vaaz-siiri/</link>
<guid>2231099</guid>
<pubDate>2016-03-15T15:34:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Murat</author>
</item>
 <item>
<title>Bir Şey Kalır</title>
<description>toprağı ve suyu seyredişini öveceğim  son cemrelerin dansa kaldırdığı ablaların için uzaktan sevinişini bir portakal trenini alkışlar bir çocuk bunu hatırlar şimdi görenler seni  </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-sey-kalir-siiri/</link>
<guid>2231101</guid>
<pubDate>2016-03-15T15:34:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Murat</author>
</item>
 <item>
<title>İlk Oruç</title>
<description>bir yudumda içilir akşam ezanı sezer yolunu bir dua iç denizlerde: ‘kabul et lütfen ilk oruçlar hatrına’ bir yudumda içilir akşam ezanı  hilal göründü, kara göründü, kurtulduk </description>
<link>https://www.antoloji.com/ilk-oruc-siiri/</link>
<guid>2231102</guid>
<pubDate>2016-03-15T15:34:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Murat</author>
</item>
 <item>
<title>Kalbin Kararı</title>
<description>Önce sola, sonra sağa, yine sola  Bakan akıldır, kalp uzatmaz Akıl iki kere ikiyi iyice bilir Kalp ikiyi inkar edecektir.  İnsan uykudadır, ölünce uyanır </description>
<link>https://www.antoloji.com/kalbin-karari-siiri/</link>
<guid>2231100</guid>
<pubDate>2016-03-15T15:34:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Murat</author>
</item>
 <item>
<title>Muhayyer Münacat</title>
<description>Allahım biraz konuşabilir miyim bağışla Konuşuyorsun sen, duymuyorum ben ah bağışla Ben de konuştum çok, çoğu boş, boşlukları doldurdum Yarım kalmış bir çay gibi soğuttum kendimi, İçime şeker attın, tatlanmadım yine Seni anlayamadım, tişört yazıları, sokak isimleri, </description>
<link>https://www.antoloji.com/muhayyer-munacat-siiri/</link>
<guid>2231097</guid>
<pubDate>2016-03-15T15:33:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Murat</author>
</item>
 <item>
<title>Neyi Kaybettiğini Hatırla</title>
<description>Oturma odamdaki koltuktan, otururken de görebildiğim iki ağaç var: Biri orta yaşlı bir yenidünya ağacı. Mevsimi gelince meyvesini esirgemeyen, yağlı yaprakları soğuğa, kışa epey kafa tutan bir ağaç. Hemen yanında bulunan diğeri ise, güngörmüş bir cennet meyvesi ağacı. Üç-dört hafta olmuştur; sanki okul kırmış gibi şakrak bir serçe topluluğu, kalan üç-beş meyveyi şamatayla üleştiler. Bu iki ağacın ikisi de İstanbul’a yakışan ağaçlardır. İstanbul’un iklimine de, florasına da yakışırlar. Dahası, tıpkı İstanbul’un Anadolu için egzotik olması gibi, bu iki meyve de Anadolu ölçeğinde egzotik meyveler sayılır. Eski Anadolu, meyve niyetine kurtlu alma ile, etsiz alıçla, yaban armuduyla idare ederken, bu renkli, afili, esanslı iki meyve, eh egzotik sayılmalılar. Ama bu ağaçlardan artık İstanbul’da pek kalmamış, eskiden daha bi çokmuş. Eski konaklarda, ellili yıllardan kalma apartımanların bahçelerinde varsa, o da tek tük. Bizim bu komşuları muhafaza edip bu günlere getiren, Üsküdar’daki (belki de bütün İstanbul’daki)  en orijinal, el değmemiş, restore edilmemiş, ağaç işçiliği göz alan, üç katlı alayişli bir konağın avlusu. Hadi, diyelim ki ben pek anlamıyorum konaktan monaktan ama iflah olmaz bir Üsküdarlı olan rahmetli Ahmet Yüksel Özemre de böyle demişti bu konak için. Konağın sahibesi yakınlarda vefat etti. Birinci kattaki kiracıyı saymazsanız, koca konakta yalnız yaşayan, elinde poşetlerle filan yata yuvarlana yürümeye çalışan, iki büklüm olmuş bedenini dertle gezdiren bir teyzecikti. (Seksen yaşında var mıydı?)  O, ikinci katın penceresinden dışarıyı izliyorsa ve siz de yanlışlıkla oradan filan geçiyorsanız, bir fırsat bulur, sizinle iki lafın belini kırardı. Öyle yalnızdı yani. O hayattayken, konağın bazı lambaları ara sıra yanardı. Arada bir ahşap panjurlar açılır, içerisi havalandırılırdı. Kiracısı tavuk, horoz filan beslediği için sabahları horoz sesiyle uyanırdık (Yemin edeyim mi?) . Yorgun bir konaktı, ama ayaktaydı, oradaydı. </description>
<link>https://www.antoloji.com/neyi-kaybettigini-hatirla-siiri/</link>
<guid>2231098</guid>
<pubDate>2016-03-15T15:33:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Murat</author>
</item>
 <item>
<title>Çünkü o' aşk nedir sence ne denilebilir '</title>
<description>' aşk nedir sence ne denilebilir ' ' bence aşk bir kaplanınki kadar derin izlerdir karda, bu doğru mu aşk denmişti değil mi, a-şe-ke' ' aşk, duysunlar, sence kimindir ' ' bence gökyüzünden alçalırlar odur </description>
<link>https://www.antoloji.com/cunku-o-ask-nedir-sence-ne-denilebilir-siiri/</link>
<guid>134241</guid>
<pubDate>2004-02-07T12:40:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Murat</author>
</item>
 <item>
<title>Anlatmak İstemek</title>
<description>bazı gümüşleri parlatır sonbahar dökülüşün bazı açları açar hevese ve susama yıldırımlarla neşeli varlığın neşeli bugün de yarın da neşeyle dolacak rüzgar katlarına  yağmur yağar çok yağar herkese bir şey </description>
<link>https://www.antoloji.com/anlatmak-istemek-siiri/</link>
<guid>134240</guid>
<pubDate>2004-02-07T12:39:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Murat</author>
</item>
 <item>
<title>Uçaklar, uzaklar</title>
<description>rüzgarlar bulutları ördü uçaklara hazırladı o uçaklar gelecek bir sabah saatı yaz bitiyor bunu ve bir iki şeyi unutmak isteyeceğiz gökyüzü mavi mi hafif mi susacağız bir süre  yaz uçağı bulut uçağına çarpar sessizce </description>
<link>https://www.antoloji.com/ucaklar-uzaklar-siiri/</link>
<guid>134238</guid>
<pubDate>2004-02-07T12:29:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Murat</author>
</item>
 <item>
<title>Acıkmak Sabahında</title>
<description>gidiyorum atımı giydirip kırmızıyla ve kanla onbeş yaşımın bayrağıyla atlayıp çitlerden, kireçlerde, elma kabuklarında söndürüp uykumu hevesin aşıladığı bir şeyde bir şeyi  uzatınca boynumu garson bu gece </description>
<link>https://www.antoloji.com/acikmak-sabahinda-siiri/</link>
<guid>134236</guid>
<pubDate>2004-02-07T12:27:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Murat</author>
</item>
 </channel>
</rss>
