<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Ahmet Hamdi Ceylan Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Bulanık</title>
<description>İçimde sürekli konuşan bir taraf var bir de artık hiçbir şey söylemek istemeyen tarafım var biri kalk git diyor diğeri biraz daha bekle belki düzelir diyor biri unut artık diyor diğeri bazı şeyler unutulmaz diyor biri kendini koru diyor diğeri sevdiğin insanlardan korunarak nasıl yaşayacaksın diye soruyor ve ben bütün bu seslerin arasında hangisinin gerçekten bana ait olduğunu anlamaya çalışıyorum bazen kendime çok kızıyorum neden hâlâ düşünüyorum neden hâlâ bazı şeylerin cevabını arıyorum neden çoktan bitmiş olması gereken şeyleri içimde yeniden yeniden yaşatıyorum diye soruyorum sonra başka bir yanım çıkıp karşıma insan kalbine söz geçiremez diyor ve ben yine susuyorum  Bazen güçlü olduğumu düşünüyorum hiçbir şeyin beni eskisi kadar incitemeyeceğine inanıyorum hatta kendime artık hiçbir şeyi fazla önemsemeyeceğim diye söz veriyorum sonra küçücük bir şey oluyor bir kelime bir şarkı bir bakış bir koku bir gece sessizliği ve bütün o güçlü olduğuma dair kurduğum cümleler bir anda dağılıyor o zaman anlıyorum insan bazı şeyleri atlattığını sanıyor sadece onlarla yaşamaya alışıyor yarayı iyileştirmiyor yaranın üzerine dokunmamayı öğreniyor  Kendimle en büyük kavgam da burada başlıyor çünkü bir tarafım geçmişi bırakmam gerektiğini biliyor diğer tarafım geçmişi bırakırsam kendimden de bir parçayı geride bırakacağımı düşünüyor çünkü yaşadığım her şey beni bugünkü halime getirdi yaşadığım acılar verdiğim yanlış kararlar güvendiğim insanlar kaybettiklerim beklediklerim vazgeçtiklerim hepsi benim hikâyemin bir parçası şimdi bunların hepsini geride bırakıp yeni biri olmak istesem gerçekten yeni biri olabilir miyim yoksa eski halimin gölgesini her yere taşıyarak mı yaşayacağım bilmiyorum  </description>
<link>https://www.antoloji.com/bulanik-23-siiri/</link>
<guid>3873768</guid>
<pubDate>2026-08-28T23:31:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Hamdi Ceylan</author>
</item>
 <item>
<title>Daralma</title>
<description>Ruhum daralıyor bu gece üstüme çöken yorgunluğun adını koyamıyorum bedenim dinlenmek istiyor ama zihnim susmayı bilmiyor gözlerimi kapattığımda karanlıkta kaybolmuş düşünceler birer birer karşıma çıkıyor sanki bütün gün susturduğum ne varsa gece olunca hesabını sormaya geliyor insan bazen ne kadar yorulduğunu bedeni değil ruhu söyleyince anlıyor ben de bu gece öyle bir yorgunluğun içindeyim ki uyusam geçecek gibi değil uyumak istedikçe daha çok düşünüyorum düşündükçe içimde bir şeyler ağırlaşıyor ve ağırlaştıkça nefes almak bile eski anlamını kaybediyor  Bir insanın içi neden bu kadar kalabalık olur bilmiyorum aynı anda binlerce şey düşünüyorum ama hiçbirinin sonuna varamıyorum geçmişten bir cümle geliyor aklıma yarım kalmış bir bakış ardından söylenmemiş bir söz sonra hiç yaşanmamış ihtimaller beliriyor zihnimde insan en çok yaşadıklarına değil yaşayamadıklarına yoruluyor galiba çünkü yaşananların bir sonu oluyor fakat yaşanmamış olanların sonu hiç gelmiyor insanın içinde sürekli başka bir ihtimal olarak yaşamaya devam ediyor belki şöyle olsaydı belki böyle konuşsaydım belki biraz daha sabretseydim belki hiç gitmeseydi belki ben hiç sevmeseydim diye uzayıp giden düşünceler gecenin sessizliğinde insanın ruhuna ağır bir yük gibi çöküyor  Bu gece hiçbir şey istemiyorum aslında ne bir cevap ne bir teselli ne de geçmişi değiştirecek mucizevi bir sabah istiyorum yalnızca zihnimin biraz olsun susmasını istiyorum çünkü insan kendi düşüncelerinden kaçamıyorsa dünyanın en kalabalık yerinde bile yalnız kalıyor ben de kendimin içinde kaybolmuş gibiyim dışarıdan bakıldığında sessizim belki sakinim belki her zamanki halimdeyim ama içimde kimsenin görmediği bir gürültü var öyle bir gürültü ki bazen kendi kalbimin sesini bile duyamıyorum  </description>
<link>https://www.antoloji.com/daralma-5-siiri/</link>
<guid>3873767</guid>
<pubDate>2026-08-28T23:29:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Hamdi Ceylan</author>
</item>
 <item>
<title>Kendine dönebilmek</title>
<description>Bazen insanın canını yakan şey yaşadığı bir ayrılık değildir yalnızca bazı insanlar giderken arkalarında öyle bir sessizlik bırakırlar ki insan o sessizliğin içinde kendi sesini bile tanıyamaz olur ben de bir süredir kendime yabancı bir yerde duruyorum sanki hayat devam ediyor herkes bir şeylere yetişiyor herkes bir yerlere varıyor herkesin yüzünde yarına dair küçük de olsa bir umut var ama ben aynı yerde durup geçmişten kalan bir şeyin gölgesine bakıyorum neyi beklediğimi bilmeden neyi özlediğimi anlatamadan  İnsanın içinde bazı akşamlar vardır güneş batmadan başlar karanlığı geceyle gelmez insanın içine çok önceden yerleşmiştir o karanlık sadece hava kararınca kendini belli eder böyle zamanlarda insan konuşmak istemez çünkü anlatacak çok şeyi vardır ama hiçbir kelime anlatmaya yetmez bir cümle kurarsın yarım kalır bir anıya dönersin içinden çıkamazsın birini hatırlarsın ama özlediğin şeyin o insan mı yoksa onun yanında olduğun kişi mi olduğunu bile anlayamazsın  Belki de büyümek biraz da budur diye düşünüyorum eskiden kaybettiklerimizin ardından ağlardık şimdi ise sessizleşiyoruz çünkü bazı kayıpların ardından gözyaşının bile anlatmaya yetmediğini öğreniyoruz insan zamanla ağlamayı değil susmayı öğreniyor ve en tehlikelisi de bu oluyor çünkü sustukça herkes seni iyi sanıyor sen de bir süre sonra kendini iyi sanmaya başlıyorsun sonra bir gece ansızın bir şarkı çalıyor bir koku geliyor bir kelime duyuyorsun ve yıllardır kapalı tuttuğun bütün kapılar bir anda açılıyor  </description>
<link>https://www.antoloji.com/kendine-donebilmek-siiri/</link>
<guid>3873763</guid>
<pubDate>2026-08-28T23:27:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Hamdi Ceylan</author>
</item>
 <item>
<title>Değiştim</title>
<description>Beni ben yapan düşüncelerim var ve bazen en çok onlardan korkuyorum çünkü insanın düşünceleri değiştiğinde kendisinin de değişeceğini hissediyor acaba inandığım şeylerden vazgeçtiğimde hâlâ ben olarak kalabilecek miyim yoksa yıllardır tanıdığım o insanın yerine başka biri mi gelecek diye düşünüyorum insan kendisini yalnızca yüzünden tanımıyor aslında yıllar boyunca kurduğu cümlelerle verdiği tepkilerle kırıldığı yerlerle sevdiği şeylerle umut ettiği günlerle tanıyor kendisini sonra bir gün dönüp baktığında bütün bunların değişmeye başladığını fark ediyor ve aynanın karşısında gördüğü yüz tanıdık olsa bile içindeki insan yabancı geliyor  Belki de insanın en büyük korkusu değişmek değil değiştiğini fark ettiği gün kendisine yabancılaşmak oluyor çünkü değişmek hayatın kaçınılmaz tarafı ama insan yine de içinde bir yerlerde eski kendisini saklamak istiyor çocukluğundaki heyecanı gençliğindeki cesareti hiçbir şeyi kaybetmeyeceğine dair o anlamsız ama güzel inancı korumak istiyor fakat zaman insana hiçbir şeyi olduğu gibi bırakmıyor yüzüne birkaç çizgi bırakıyor gözlerinin altına gecelerden kalan morluklar yerleştiriyor saçlarının arasına hiç fark etmeden birkaç beyaz düşürüyor ve sonra insan aynaya bakıp kendisine soruyor bu gerçekten ben miyim  Bazen aynalar düşman gibi geliyor bana çünkü geçmişte dost bildiğim yüzü artık göstermiyorlar eskiden baktığımda gözlerimde başka bir ışık görürdüm şimdi aynı gözlerde yorgunluk var eskiden bir şey anlatırken yüzümde kendiliğinden beliren o heyecan vardı şimdi bazı cümleleri kurmadan önce içimde uzun uzun düşünüyorum eskiden inanmak kolaydı şimdi her şeyin arkasında başka bir ihtimal arıyorum eskiden bir insanın söylediği güzel bir söze inanıp mutlu olabiliyordum şimdi o sözün ne kadar gerçek olduğunu anlamaya çalışıyorum belki de insan büyüdükçe aklını değil kalbini korumayı öğreniyor ama bunu yaparken kalbinin etrafına öyle kalın duvarlar örüyor ki bir süre sonra kendi sesini bile duyamıyor  </description>
<link>https://www.antoloji.com/degistim-37-siiri/</link>
<guid>3873760</guid>
<pubDate>2026-08-28T23:24:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Hamdi Ceylan</author>
</item>
 <item>
<title>Kalabalık Hatıralarla</title>
<description>Sözde ben de yürürüm kalabalık hatıralarla, Göz göze gelmem ama o solgun suratlarla. Bâzan durmam konuşmam, geçerim suratlarla, İçime içime akar bin yıllık sanatlarla. Görmeden bakar gibi, geçerim hayatlardan, Benliğim bölünürken seslerden, suratlardan... Sözde ben de yürürüm kalabalık hatıralarla.  Gör ki kimse bilmez ki, ben nerdeyim, kimim ben? Saklı bir âyet gibi, bir boşluktayım ben. Sözlerim içimdedir, kimseye değilken ben, Anlaşılmak düş gibi, susmak da zulümken... Varsa yoksa hayâl hep, yoksa da neyleyim ben? Bir duvarla çevrili, kendime değilim ben... Gör ki kimse bilmez ki, ben nerdeyim, kimim ben?  İçimde bir şehir var, dışımda kıyametsin, Her yanım insanlar, ama sen hep nihâyetsin. Bâzan bir çocuksun, bâzan bir yabancısın, Bâzan kimsesizliksin, </description>
<link>https://www.antoloji.com/kalabalik-hatiralarla-siiri/</link>
<guid>3866782</guid>
<pubDate>2026-08-12T14:02:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Hamdi Ceylan</author>
</item>
 <item>
<title>Bana Kalmaz</title>
<description>Zaman bir eski sayfa, çevrilir sesi kalmaz, Yazdım yok olanları, satır beni bağlamaz. Bir susuşu mühürledim tek bir nefes araya, Bu söz bana yeter, fazlası bana kalmaz.  Zaman bir eski mürekkep, akar da izi kalmaz, </description>
<link>https://www.antoloji.com/bana-kalmaz-2-siiri/</link>
<guid>3866771</guid>
<pubDate>2026-08-12T13:51:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Hamdi Ceylan</author>
</item>
 <item>
<title>Dîvane</title>
<description>Gönlüme düşen nûr ile ahvâl misin sen? Bir bakışınla yanan bir hayâl misin sen?  Her gece adınla uyanan bu kalb-i garib, Sinesinde saklı duran bir suâl misin sen?  </description>
<link>https://www.antoloji.com/divane-143-siiri/</link>
<guid>3866769</guid>
<pubDate>2026-08-12T13:50:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Hamdi Ceylan</author>
</item>
 <item>
<title>Ân-ı Fânî</title>
<description>Zemân yürür sessizce, bir ömür bî-nişân hüzne, Kederle örterim her gün, varıp da cân u cân hüzne.  Yel eser, taş susar, gök de eğilir siyâh perde, Ben oldum âh ki mahkûm, yazılmış her zamân hüzne.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/an-i-fani-siiri/</link>
<guid>3866767</guid>
<pubDate>2026-08-12T13:46:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Hamdi Ceylan</author>
</item>
 <item>
<title>Yitik Bir Gecedir Adım</title>
<description>Bir yıldız sönerken gözümden içeri, Geceye sığmayan bir ah olur adım. Ne vuslat umarım, ne döner seheri, Kendimden sürgünüm, yitik bir gecedir adım.  Zamanın eşiği dökülür dilimden, </description>
<link>https://www.antoloji.com/yitik-bir-gecedir-adim-siiri/</link>
<guid>3695766</guid>
<pubDate>2025-05-28T19:21:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Hamdi Ceylan</author>
</item>
 <item>
<title>Gölge</title>
<description>Ben sustum… Kelâm düştü dudaktan, Bir kırık harf kaldı elimde, Ne söylesem eksik şimdi.  Bir gölgeyim… </description>
<link>https://www.antoloji.com/golge-402-siiri/</link>
<guid>3695767</guid>
<pubDate>2025-05-28T19:21:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Hamdi Ceylan</author>
</item>
 <item>
<title>Seherde Yitmek</title>
<description>Seher vakti inerken gönlüme gam yelidir, Bir damla nur ararım, içim küle gelidir. Dualar titrerken kirpiklerimde sessiz, Kalbimle konuşan bir hüzün elçisidir.  Yıldızlar gözyaşı gibi düşer semâdan, </description>
<link>https://www.antoloji.com/seherde-yitmek-siiri/</link>
<guid>3695764</guid>
<pubDate>2025-05-28T19:20:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Hamdi Ceylan</author>
</item>
 <item>
<title>Gelmedin</title>
<description>Aylar yıllar geçti, güneş soldu, Rüzgâr küskün esti, hayaller dondu. Baharlar yazlar geçti, umutlar yorgun, Gözlerim yolunda, sen gelmez oldun.  Geceler sessiz, yıldızlar kırgın, </description>
<link>https://www.antoloji.com/gelmedin-255-siiri/</link>
<guid>3653190</guid>
<pubDate>2025-01-22T13:50:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Hamdi Ceylan</author>
</item>
 <item>
<title>Kayboluş</title>
<description>En sevdiğim renk diye bir şey yok ama ısrar edersen beyazla gömüleceğim.. Benim diye bir şey yok, kalbimin attığı beden bile kiralıksa neyin benim olduğunu savuna bilirim bilemem.. Ben, ben diye övünemem, büyük şeyler atlattık dediyimiz şeyler zamana karıştıkça küçüldü hep.. Birisi için yaşaya bilirim, ama kimse için ölemem.. Kusursuzluğu öğrenmek için işlediğim kusurlarım kadar güçlüyümdür en fazla.. Hep özlüyorum, nasıl olduğunu bile bilmediğim huzuru.. </description>
<link>https://www.antoloji.com/kaybolus-144-siiri/</link>
<guid>3640436</guid>
<pubDate>2024-12-15T19:28:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Hamdi Ceylan</author>
</item>
 <item>
<title>Çırpınarak Batmak</title>
<description>Dalgaların arasında kaybolmuş bir insan düşün; çırpınıyor, durmaksızın debeleniyor, ama her hareketi onu daha derinlere çekiyor. O, umutsuzca yüzeye çıkmak için mücadele ederken, karanlık sular onu soğuk bir kucaklamayla sarıyor. Çırpınışlar, çaresizliğin yankıları gibi, kulaklarında uğuldayan bir fısıltıya dönüşüyor. Umut, uzakta bir ışık gibi titrek ve soğuk; her uzanışında elinden kaçıyor, her çırpınışında daha da uzaklaşıyor.  Derin arzularımız, bizden koparılamayan bir lanet gibi ruhumuza işliyor. İstediğimiz her şey, bizi parça parça kemiren birer hayal kırıklığına dönüşüyor. Çırpınışlarımız, içimize işleyen bir acı, bir yara haline geliyor. Karanlık, ruhumuzu yutarken, çırpınışlarımız bizi sessizce boğuyor.  Sonunda, çırpınışlarımızın ağırlığı altında ezilirken, geriye sadece soğuk bir boşluk kalıyor. Bu boşluk, yavaş yavaş ruhumuzu ele geçiriyor. İnsanın en çok çırpınışları öldürür; çünkü umut ettikçe, arzuladıkça, çırpındıkça, daha da derinlere batarız. Ve o derinlikte, çırpınışlarımızın yankıları, ruhumuzun mezarı olur. </description>
<link>https://www.antoloji.com/cirpinarak-batmak-siiri/</link>
<guid>3640434</guid>
<pubDate>2024-12-15T19:27:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Hamdi Ceylan</author>
</item>
 <item>
<title>Kanatsız Uçmak</title>
<description>Kuş, gökyüzüne doğru kanat çırptıkça özgürlüğün tatlı rüzgarını hisseder, fakat bu özgürlük, yalnızlığın ağır yükünü de beraberinde getirir. Tıpkı bulanık çıkmış bir fotoğraf gibi, ne kadar yükseğe çıksa da içindeki belirsizlik, karışıklık ve kederden kaçamaz. Gökyüzü geniş ve sınırsızdır, ama kuşun içindeki yalnızlık, bu genişliğe rağmen hep yanı başındadır. Her kanat çırpışı, onu dünyadan biraz daha uzaklaştırır gibi görünse de, içindeki acıdan ve dramdan kaçmak mümkün değildir.   Bu yalnızlık, tıpkı büyük ağaçların altında ya da havuzun kırık taşları arasında hissedilen bir keder gibi, derin ve kaçınılmazdır. Bazen, alıp başını gitmek istersin, uzaklara kaçmak… Ama bilirsin ki, ne kadar uzağa gitsen de içindeki bu ağırlık seninle gelir. Kuş, yükseklerde süzülürken, bu duyguların pençesinden kurtulamaz, onları geride bırakmaya çalışsa da her zaman peşindedirler. Tıpkı benim de kaçmak isterken kalmak zorunda kalmam gibi, kuş da her defasında içsel sıkıntılarıyla yüzleşir.  Bu uçuş, insanın varoluşsal mücadelesini, acının, kederin ve yalnızlığın içindeki anlamı arayışını temsil eder. Özgürlük, sadece yükseklere çıkmakla değil, bu duygularla yüzleşmek ve onları kabullenmekle mümkündür. Vurdumduymazlık, acı ve dram, bu yalnızlığın bir parçası haline gelir; ancak belki de en büyük özgürlük, bu gerçeklerle barışıp onları kabul edebilme gücünde saklıdır. Her kanat çırpışta, her adımda, bu yüklerle yaşamak zorunda olsak da, asıl sınav bu yükleri taşırken bile içimizdeki huzuru bulabilmektir veya o bulma yolunda ölmek... </description>
<link>https://www.antoloji.com/kanatsiz-ucmak-3-siiri/</link>
<guid>3640435</guid>
<pubDate>2024-12-15T19:27:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Hamdi Ceylan</author>
</item>
 <item>
<title>Bulantı</title>
<description>Bomboş bir odanın içinde yankılanan düşüncelerim var. Her gün kendime aynı soruyu soruyorum: Neden hâlâ buradayım? Sevdiğim bir renk yok. Eğer soracak olursan, mezarımın rengi bile anlamsız gelecek. Sahip olduklarım, bedenim bile, yalnızca geçici bir gölge. Neyin benim olduğunu söyleyebilirim ki? Kendi varlığım bile kiralıkken.  Kendimi övemem, büyük laflar edemem. Her "atlattım" dediğim şey, zamanı geçtikçe bir hiçliğe karıştı. Birisi için yaşayabilirim, evet. Ama kimse için canımı vermem. Kusursuz olmanın yolu, işlediğim hatalardan geçiyor. En fazla, hatalarım kadar güçlü olabilirim. Ama geriye bir şey kalmıyor; sadece özlem var, nasıl olduğunu bile bilmediğim bir huzura.  İnsan olmak ne garip... Yaşamaya devam edebilmek için unutmak zorundayız. Alışmak, uyum sağlamak, çalışmak, savaşmak zorundayız. Dünya bir kıyım alanı olsa bile, karnımız doyduğu sürece susarız. İnsan olmayı hiç sevmedim. Bir çıkışı olsa bu işin, hiç düşünmeden terk ederdim. Ama buradayım, bu çaresizliğin ortasında.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/bulanti-35-siiri/</link>
<guid>3640433</guid>
<pubDate>2024-12-15T19:26:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Hamdi Ceylan</author>
</item>
 <item>
<title>Boşluk</title>
<description>Hiçbir şeye sahip değiliz; beden bile emanet, ruh ise bir misafir. Zaman her şeyi alır, her şey yok olur; acılar, kayıplar, zaferler.. Hepsi bir avuç toza karışır. Büyük sandığımız dertler bile, anılarda küçülür, anlamını yitirir.   Birileri için yaşarız belki ama kimse için ölemeyiz. Kusurlarımızla öğreniriz, kusurlarımız kadar güçlüyüzdür. Hep bir huzur arayışı içindeyiz; nasıl olduğunu bile bilmeden. Bir boşlukta savrulup dururuz, hep eksik, hep yarım kalmış.  İnsan olmak garip. Unutmadan yaşamak imkânsız, alışmadan direnmek zor. Dünya katliam dolsa bile, insan ekmeği yarım kalana kadar susar. Yolumuz dümdüz, sonu karanlık. Yaşıyoruz, ama gerçekten yaşıyor muyuz? Yoksa sadece hayatta kalmanın formalitesini mi yerine getiriyoruz?  </description>
<link>https://www.antoloji.com/bosluk-482-siiri/</link>
<guid>3640430</guid>
<pubDate>2024-12-15T19:25:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Hamdi Ceylan</author>
</item>
 <item>
<title>Tamamlanamayan Roman</title>
<description>Soğuk bir intikamdan sonra artık yaşamak için bir amacı, bir hedefi kalmamıştı. İntikamın birşey değistirmediğini anladığı o an ıssız, soğuk bir sokakta tenine yapışmış elindeki koyu kanlara sigarasından zehrini aldı ve etrafına baktı, ama bi yanı buruktu çünkü bu intikam için ailesini,sevdiği kadını,benliğini her şeyini feda etmişti. Hava birden bire daha da soğumuş gibiydi, bir şey hissedemiyordu. İntikamın soğukluğunun kendisinin canını da almasını istermiş gibi kalkmamak üzere buz tutmuş yere uzandı, her şeyini feda ettiği bu intikam bittiğinde feda ettiği şeylerin intikamını kimden alacaktı..?   Oyun bitti.  O bitti.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/tamamlanamayan-roman-siiri/</link>
<guid>3640432</guid>
<pubDate>2024-12-15T19:25:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Hamdi Ceylan</author>
</item>
 <item>
<title>Dert</title>
<description>Kederim geceye gömülü, inzivaya çekilmiş Yüreğimdeki dertleri biriktirir zamanın kuytularında Sigaralar içimdeki yangını simgeler Bir derdi sönse diğeri alev alır  Zevkten içtiğim sigaralar değil belki derdimi içiyorum, belkide içimdeki karmaşayı </description>
<link>https://www.antoloji.com/dert-162-siiri/</link>
<guid>3640428</guid>
<pubDate>2024-12-15T19:24:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Hamdi Ceylan</author>
</item>
 <item>
<title>Geçmişte Sallanan</title>
<description> Bir yaprağın dökülmesinde saklı bütün hikaye, Dalı terk eden, rüzgara boyun eğen. Zaman, bir ipe dolanmış düğüm gibi, çözmek mi zor, yoksa bırakıp gitmek mi? Gökyüzü gri, ne maviye uzanıyor ne geceye. Bir kuş, kanadını kırarak uçar, Ulaşmak için bir yere değil, </description>
<link>https://www.antoloji.com/gecmiste-sallanan-siiri/</link>
<guid>3640429</guid>
<pubDate>2024-12-15T19:24:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Hamdi Ceylan</author>
</item>
 </channel>
</rss>
