<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Ahmet Bektaş Şiirleri
</description>
 <item>
<title>"ilim Bilim" Yazım</title>
<description>İlim Bilim  İlim ve bilim konusunda genel bakış; her ikisinin de birbirinin yerinde kullanılması ve eşanlamlı gibi düşünülmesi. Bu kolaycı bir bakış olsa da sonuçta pratik olarak bir sorun çıkarmaz. Zihni açacağını düşündüğüm için konuyu detaylandırmak istedim. Bizzat kendi zihnimi de mevcut tanımlardan uzak tutmaya gayret ettim ki zihin etkilenip klasik kolaycılığa düşmesin!  İlim, teoride soyut olarak düşünülebilir! Bilim, pratik ve somut olarak düşünülebilir! </description>
<link>https://www.antoloji.com/ilim-bilim-yazim-siiri/</link>
<guid>2362293</guid>
<pubDate>2017-06-12T01:38:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Bektaş</author>
</item>
 <item>
<title>Şey Yazım</title>
<description>Şey  Ne dilersen iste! Dilek, şeyi vücuda getirir! Aslen “Şeyler” yok, “Şey” var! Şey, her şey!  Şey, tek şey ama sınırsız farklı izafi algısı, çoğul gibi algılanmasına neden olur! Tercih, şeyin oluşmasındaki ilk boyut; tercih, soyuttur, tasarı da soyuttur! Şey, somut algılandığında 3. Boyuttadır! Hiçlikten tercih ile 1. Boyuta çekilir, tasarı ile 2. Boyuta, “Zerre” olarak da 3. Boyuta çekilir! 3. Boyuttaki madde algısı şeyin 3. Boyut halini ifade eder! Zerre, aslen tektir; sınırsız farklı algılanabilir potansiyeli, onun sınırsız sayıda olduğu zannını verir. Şöyle ki, her yeri gören birinin sınırsız göze sahip olduğu düşünülür! Zerre, sınırsız kapsamda farklı algılandığında sanki sınırsız şeyleri ifade ediyor zannını verir! Oysa tüm algılamalar, şeyin izafi görünümüdür! Görünen farklı ve çok sanılan “Şey” aynı “Zerre” gibi tektir. Çokluk, 3. Boyutun izafi algısının ürünüdür! Kuantum fizikteki “Zerre” yani maddenin algılanmasına kaynak olan “Şey”, tüm izafi alanı kapsar; bu nedenle maddenin esasına doğru gözlem yapıldığında, maddeye kaynak olan tercihe doğru yani 3. Boyuttan hiçliğe doğru bir bakış yapılmış olur! 3. Boyutta gözlemlenen somut şey, tasarı ve tercih olarak 1 ve 2. Boyutta soyut olarak vardır; bildik “Somut” haliyle 3. Boyut algılarına görünmez. Yani görünmez ve tutulmaz ya da 3. Boyut maddi gözlem araçlarıyla tespit edilemez!  </description>
<link>https://www.antoloji.com/sey-yazim-siiri/</link>
<guid>2353758</guid>
<pubDate>2017-05-18T11:49:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Bektaş</author>
</item>
 <item>
<title>Boyut Yazım  </title>
<description>Boyut aslında belirlemektir. Boşlukta bir belirleme yapıldığında “Boyut” oluşur. Nokta, belirlenmediğinde “0” boyutta; belirlendiğinde, 1. Boyutta “Çizgi” olarak düşünülür. Yani en az iki nokta çizginin 1. Boyut için. Ya da ikili! Belirlemek, aynı zamanda boyut kazandırmaktır!   Hiçlikten “Belirleme” ile “Boyut” açığa çıkıyor! Burada dikkat edilmesi gereken husus şu; “Boyut”, aslen bir aşama değildir! Yani bir şeyin evreleri değildir! Boyut, bir şeyin belirlenmesidir! Ya da gözlenmesidir! Hiçlikteki sonsuz ve sınırsız kaynaktan gözlem ile belirleme yapmak gibi. Belirlemek, “Tercih” ile olur. Tercih, sınırsız bir potansiyeli hedefler. Tercih ile belirlenen şey, boyutlarda o boyutun özelliğine göreceli seyredilir. Basit bir misal; suyun, bulunduğu kaba göre şekil alması gibi. Katı, sıvı, gaz halleri de yine suyu belirleyen etkilerle (Isı, basınç) oluyor! Su için bulunduğu kaba göre şekil almak, bir aşama sayılmaz. Hatta “Katı, sıvı, gaz” hali de aşama olarak düşünülmemeli. Yani görünümündeki değişiklikler, suyun aslının oluşmasında bir aşama değildir! Aynen öyle düşünelim. Boyutlar, sadece görünümdür. Birbirinin aşamaları değildir! Sınırsız ve sonsuz kaynaktan tercih ile görünüme yani boyutlara çekilen şeyin aslı, hakikati, hiçliktedir! Boyutlarda “Asıl” aramak belki de en büyük hata! “Yalan Dünya” tabirini bilirsiniz; 3. Boyut, Dünya kastedilir; bir hakikatin, aslın yansımasıdır; bizzat o hakikat veya asıl değildir!  Hiçlik: “Asıl kaynak” olarak düşünmek gerek. Hiçlik için “Boyut” söz konusu değil! “0” boyutta bile değildir çünkü “Boyut” belirlemek yani sınırlamaktır! Hiçliğin sınırının olmaması “Boyut” hapsine girmediğini gösterir!  </description>
<link>https://www.antoloji.com/boyut-yazim-siiri/</link>
<guid>2333669</guid>
<pubDate>2017-03-22T04:52:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Bektaş</author>
</item>
 <item>
<title>'“Ters Yüz” Yazım</title>
<description>Ters Yüz  Yüz: Yüzey, satıh; düzlem, alan, levha, 2. Boyut, data, yazılım, tasarı, ruh, soyut. Ters: Gerekli olan duruma karşıt, zıt; bir şeyin içe gelen yanı, arkası. Kabul edilmiş olanın zıddı! Bu da kabul edilmiş olana görecelidir! Ters yüz: Göreceli olarak yapılan bir belirlemenin sonucu, yansıması! Kabul edilen ya da esas alınanın tersi! Yani aslında aynısı! Bir şeyin tersi ile yüzü tamamen göreceli oluşuyor. Yani tersi veya yüzü, hangisi esas kabul edilir ise diğeri ona göreceli “Ters” kabul ediliyor! </description>
<link>https://www.antoloji.com/ters-yuz-yazim-siiri/</link>
<guid>2332081</guid>
<pubDate>2017-03-17T18:05:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Bektaş</author>
</item>
 <item>
<title>'“Ölüm” Yazım</title>
<description>Ölüm  Tüm canlıların ölüme mahkum olması, “Ölümsüzlük” arayışının esas kaynağı! Ölüm, “Canlı” olan için anlamlı! “Ölümsüzlük”, bildik manada canlı olan için anlamlı olmaz! Canlılığın nasıl tarif edildiği de önemli! Canlılık, sınırsız kaynaktan tercih ile ruhsal tasarı alanına çekilen ve madde hacim ile algılanan bir faaliyet gibi.  “Boyutlar” konusu anlaşılmadan “Ölüm ve ölümsüzlük” yeterince anlaşılmaz! 3. Boyutta “Ölümsüzlük” mümkün değildir çünkü madde hacim kazandığında ölmeye başlıyor. Zaman- mekan izafiyeti ve entropi, eskime, bozulma başlıyor! 3. Boyutta canlılık, ölüme doğru bir akışla mümkün! 3. Boyutta maddenin açığa çıkması ile ölümü arasındaki faaliyete “Canlılık” diyebilirim. </description>
<link>https://www.antoloji.com/olum-yazim-siiri/</link>
<guid>2326481</guid>
<pubDate>2017-02-26T03:29:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Bektaş</author>
</item>
 <item>
<title>'“Olimpos Döngüsü” Yazım</title>
<description>Olimpos Döngüsü  “Olimpos Döngüsü” olarak adlandırdığım bir döngü üzerinden insanlık gelişim evrelerini gözlemlemek istedim.  Olimposlular, Yunan mitolojisinde Dünya’yı yöneten tanrılar! “Teoloji” yazımda bahsettiğim gibi  “Din” ve “Tanrı” konusunun, insanlığın bilinç ve aklının gelişimiyle paralel olarak geliştiğini söylemek mümkün! Eski dönemlerde önemsenen ve insanların ihtiyacı olan şeylerin başında gelen güç, kudret gibi özellikleri temsil eden, “İlah” ve “İlahlık” konusu! İlk dönemlerde bu güç ve kudrete sahip olan insanlara “İnsan ilah” şeklinde kabul görmüş! İnsan ilahların, ölmesi ya da hastalanması diğer insanların kabulünü azaltıyor, bunu aşmak veya ikna için “Yarı insan, yarı ilah” sunumu getirilmiş; daha sonraları İlahlar, göğe çıkıyor ve yerde onları temsil eden “Put” ya da benzeri somut şeyler kullanılıyor. Aracılar ise yine insan! Bu alandaki aracılık, diğer insanlar ile “İlah” arasındaki bilgi ve emir alışverişi! Aracıların “Güven” konusu önem kazanıyor ve devamında aktarılan bilgilerin zaman içerisinde değişmesi konusu var! Pagan dönemlerde “Tanrı” daha somut olarak düşünülüyor; güç, kudret sahibi ve ihtiyaçların karşılanmasında yardım istenecek bir makam! Pagan dönemlerde “İlah” hem mekan veya özellik olarak tanımlanabiliyor hem de sahip olduğu güç ve kudretin cinsine göre sınıflanabiliyor; bazı da hepsi daha kapsamlı tek olanda toplanabiliyor! </description>
<link>https://www.antoloji.com/olimpos-dongusu-yazim-siiri/</link>
<guid>2317237</guid>
<pubDate>2017-01-26T17:11:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Bektaş</author>
</item>
 <item>
<title>'“Teoloji” Yazım</title>
<description>Teoloji  Teoloji: İlahiyat, Yunanca “Theos”, “Tanrı” kökeninden; tanrıbilim. Güncelde, din bilimleri! Dini, bir bilim olarak ele almak, incelemek ile dini benimsemek ya da savunmak konusunu birbirinden ayıracak kadar bilmekte fayda var! Tanımlar üzerinde takılmadan ve çok fazla iddialı olmadan “Din” ve ona temel olan “Tanrı” konusunu irdelemek, “Din bilimi” kapsamında herkes için mümkün! “Din” ve “Tanrı” konusunun, insanlığın bilinç ve aklının gelişimiyle paralel olarak geliştiğini söylemek mümkün! Eski dönemlerde önemsenen ve insanların ihtiyacı olan şeylerin başında gelen güç, kudret gibi özellikleri temsil eden, “İlah” ve “İlahlık” konusu! İlk dönemlerde bu güç ve kudrete sahip olan insanlara “İnsan ilah” denilmiş, kabul görmüş! İnsan ilahların, ölmesi ya da hastalanması diğer insanların kabulünü azaltıyor, bunu aşmak veya ikna için “Yarı insan, yarı ilah” sunumu getirilmiş; daha sonraları İlahlar göğe çıkıyor ve yerde onları temsil eden “Put” ya da benzeri somut şeyler kullanılıyor. Aracılar ise yine insan! Bu alandaki aracılık, diğer insanlar ile “İlah” arasındaki bilgi ve emir alışverişi! Aracıların “Güven” konusu önem kazanıyor ve devamında aktarılan bilgilerin zaman içerisinde değişmesi konusu var! </description>
<link>https://www.antoloji.com/teoloji-yazim-siiri/</link>
<guid>2315693</guid>
<pubDate>2017-01-21T05:14:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Bektaş</author>
</item>
 <item>
<title>'“İpotek” Yazım</title>
<description>İpotek  İpotek: Alacağa karşılık tutmak! İpoteğin oluşması için bir borçlu, bir alacaklı ve tutulacak bir şey (gayrimenkul)  olmalı!  “İpotek” konusunda felsefe yapılacak ise bu üç elemanın işleyişi ve etkileşimi söz konusu! Borçlu, alacaklı ve ipoteğe konu olacak şey! Felsefe yapıldığında “Şey” den kasıt, soyut veya somut olan her şey! </description>
<link>https://www.antoloji.com/ipotek-yazim-siiri/</link>
<guid>2312004</guid>
<pubDate>2017-01-07T20:18:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Bektaş</author>
</item>
 <item>
<title>'"Üçten İkiye" Yazım</title>
<description>Üçten İkiye  Önceki yazılarımda sıkça bahsettiğim “Boyutlar” konusuyla alakalı olarak; 3. Boyutta, açığa çıkan 2. Boyuttaki tesiri nasıl ifade edebilirim? Diye düşündüm ve aslında 2. Boyutta olup 3. Boyuttaki tesirini ifade etmek için hayali vücut verilmiş varlıklar, madde alanında nasıl işliyor? Bu sorulara cevap aradım.  Kuantum alanda 2. Boyut-ruh-levha, “Belirsizlik” halinin çökertme alanıdır; yani belirlemek! 1. Boyut, ben yani gözlemci tarafından, gözlemciye göreceli olarak çökertilir!  3. Boyuta bu çökertme sonucu belirlenen yansır! 3. Boyut için yani madde alanı için “Gözlem” ile sınırlanan bir alan söz konusudur. 3. Boyutta “Belirsizlik" mümkün değildir! Çünkü 3. Boyuta çıkan bir madde, zaten belirlenmiş ve belirsizlik durumu çökertilmiştir! Bu nedenle, 3. Boyutta maddi bedeni görünmeyen ama maddi tesiri, 3. Boyut araçlarında işleyen 2. Boyut çökertmeler yani gözlemlerin tesirini ifade için bildik maddi bedeni olmayan hayali tesire (Zamir gibi düşünebilir) , adlar konulmuş! Bunlar, tesiri ifade için adlandırılır! Cin, şeytan, hortlak adlarıyla bilinen ruhsal tesirler! Ayrıntıyı herkes kendi zihninde halledebilir! Bu tesirlerin “Varlık” olarak düşünülmesinin asıl nedeni, tesirlerinin “Var” olması yani tesir de bir varlıktır! Madde alanındaki “Beden”, nasıl bir varlık ise “Ruh” da bedene tesir eden, bedene binmiş bir varlık olarak düşünülebilir! 2. Boyuttaki ruhsal tesirin, 3. Boyutta bedende işlemesi söz konusu! Varlık açısından, 2. Boyutta olan ile 3. Boyutta olanın birbirinden ayrı olması gerekmiyor ya da “Eşzamanlı” olması gerekir! Zaman ve mekanın, 3. Boyuta göreceli olmasından kaynaklı olarak ruh ve beden konusunda “Ruh’ un, ezeli ve ebedi olduğu; bedenin ise fani olduğu söylenir! Çünkü 3. Boyutta izafiyet vardır! Zaman izafiyetinden dolayı, “Önce-sonra” ayrımı; mekan izafiyetinden de büyük-küçük, az-çok, yukarı-aşağı sınıflamaları söz konusu! Hatta “Ben” yani tercih yani 1. Boyut tesiri için “Güzel-çirkin, iyi-kötü” sınıflamaları da devreye girer! Yazıda 2. Boyut tesirin, 3. Boyutta adlandırılması üzerinde duracağım. Yani ruhsal tesirlerin (ruh, cin, şeytan benzeri) , maddi alana etkileri!  </description>
<link>https://www.antoloji.com/ucten-ikiye-yazim-siiri/</link>
<guid>2311602</guid>
<pubDate>2017-01-06T04:19:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Bektaş</author>
</item>
 <item>
<title>'“Kutsal Savaş” Yazım</title>
<description>Kutsal Savaş  Kutsallık, değer verilen ve korunan kapsamında! Kim, neye değer verip koruyor ise o, onun için kutsaldır! Herkesin değer yargısı aynı olmak durumunda olmadığı için çelişen değerler üzerinde üç durum var! 1. Durum: Herkes, birbirinin kutsal değerlerine saygı gösterecek ve ilişmeyecek! 2. Durum: Herkes, kendi kutsal değeri için savaşacak! 3. Durum: Herkesin kutsal değeri kendince olduğundan kimse diğerinin kutsal değerini, kabul etmek, saygı duymak, kötülemek veya engellemek konumunda olmayacak! </description>
<link>https://www.antoloji.com/kutsal-savas-yazim-siiri/</link>
<guid>2310398</guid>
<pubDate>2016-12-31T21:17:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Bektaş</author>
</item>
 <item>
<title>'“Belirlenmiş Kader” Konusu Yazım</title>
<description>“Belirlenmiş Kader” Konusu  Kuantum alandaki “Belirsizlik” konusunu hatırlayalım. “Her şey an ’da mümkün! ” olarak düşündüm! “Belirsizlik” yazımda bahsettiğim; “Zerre ve boyutlar” anlaşılmadan konunun kapsamı eksik kalabilir! Kuantum alanda (2. Boyut-ruh-levha)  “Belirsizlik”, gözlemci (1. Boyut-ben)  tarafından, gözlemciye göreceli olarak çökertilir ve 3. Boyuta bu çökertme sonucu belirlenen yansır! 3. Boyut için yani madde alanı için “Gözlem" ile sınırlanan bir alan söz konusudur. 3. Boyutta “Belirsizlik” mümkün değildir! Çünkü 3. Boyuta çıkan bir madde, zaten belirlenmiş ve belirsizlik durumu çökertilmiştir; yoksa 3. Boyutta zaten olmazdı!  “Belirlenmiş Kader” için sınırsız bir potansiyel alan söz konusu! Bu sınırsız alana “Hiçlik”; belirleyici olana, tercih, “Ben”; belirlenene de tasarı, “Kader” diyebilirim. Belirlenenin 3. Boyutta işlemesine de “Kaza” yani 3. Boyut açısından “Sonuç” diyebilirim. </description>
<link>https://www.antoloji.com/belirlenmis-kader-konusu-yazim-siiri/</link>
<guid>2309839</guid>
<pubDate>2016-12-29T18:44:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Bektaş</author>
</item>
 <item>
<title>'“Belirsizlik” Yazım</title>
<description>Belirsizlik  Kuantum fizikteki “Belirsizlik ilkesi” konusunu hatırlayalım yeterlidir. Fizikçilerin çok daha kapsamlı olarak bildikleri bir konu olması nedeniyle o konuyu onlara bırakmakta fayda var. Belirsizlik üzerinde felsefe yapmak daha kolay gibi görünse de içine girince kolay olmadığı anlaşılıyor!  Kuantum alanda (2. Boyut)   “Belirsizlik”, gözlemci (1. Boyut)   tarafından çökertilir ve 3. Boyuta, bu çökertme sonucu belirlenen yansır! 3. Boyut için yani madde alanı için “Gözlem” ile sınırlanan bir alan söz konusudur. 3. Boyutta “Belirsizlik” mümkün değildir! Çünkü 3. Boyuta çıkan bir madde, zaten belirlenmiş ve belirsizlik durumu çökertilmiştir; yoksa 3. Boyutta zaten olmazdı!  </description>
<link>https://www.antoloji.com/belirsizlik-yazim-siiri/</link>
<guid>2307574</guid>
<pubDate>2016-12-22T00:27:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Bektaş</author>
</item>
 <item>
<title>'“Toplumsal ve Bireysel Alan” Yazım</title>
<description>Toplumsal ve Bireysel Alan  Toplumsal alanın oluşması, bireysel alan temelinde oluyor. Bireylerin tercihleri, toplumsal frekansa yansıyor; bu oluşan alan, “Toplumsal Alan” olarak düşünülür! Bireysel alanın oluşması da her bireyin “Ben” tercihleriyle oluyor! Özel bir alan olup toplumsal alanı oluşturacağı için mevcut toplumsal alanın yerleşik kabullerinin baskısı ile etkileşim halinde; bu etkileşim çok önemli! Mevcut kabuller üzerinden birey, tamamen baskılanır ise zaten birey bu alana katkıda bulunamaz ve o alanda var olması mümkün olmaz! Baskılanan birey için toplumsal bir alandan söz etmek de anlamsız olur!  Soru: “Toplumsal alan” olarak bilinen, tarif edilen ya da sınırlanan bir alan, bireysel alanı kapsayabilir mi, kapsaması gerekir mi; kapsaması için yapılan dayatmalar meşru sayılır mı? </description>
<link>https://www.antoloji.com/toplumsal-ve-bireysel-alan-yazim-siiri/</link>
<guid>2299704</guid>
<pubDate>2016-11-27T16:44:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Bektaş</author>
</item>
 <item>
<title>'“NefretSizsiniz” Yazım</title>
<description>NefretSizsiniz  Neden nefret ettiğini düşün; kim olduğunu kendin anla!  “Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim! ” Atasözünün işaretiyle, “Nefret” ile meşgul olanların,  meşgalesinin esiri olması kaçınılmaz!  </description>
<link>https://www.antoloji.com/nefretsizsiniz-yazim-siiri/</link>
<guid>2298477</guid>
<pubDate>2016-11-22T20:14:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Bektaş</author>
</item>
 <item>
<title>'“Bir” Yazım</title>
<description>Bir  Tek manasında “Bir” ile çoğulu ifade eden “Birlik”, tamamen farklı durumları ifade eder! “Bir”, “Tek” manasında, şirkten tamamen uzaktır; “Birlik” ise “Şirket” olarak çoğulu ifade eder! Tüm birlikler, bölünebilir; “Bir” ise bölünemez!  “Bir” olmak, “Birlik” olmak değildir! Bir, birliği kapsar; birlik ise en geniş kapsamıyla ancak “Bir” kadardır!  </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-yazim-siiri/</link>
<guid>2292583</guid>
<pubDate>2016-11-03T10:20:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Bektaş</author>
</item>
 <item>
<title>'"Fantezi” Yazım</title>
<description>Fantezi  Fantezi: Sınırsız, sonsuz; düş, hayal.  Mevlana; “Sen, düşünceden ibaretsin” özetinde işaret etmiş.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/fantezi-yazim-siiri/</link>
<guid>2290594</guid>
<pubDate>2016-10-27T03:50:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Bektaş</author>
</item>
 <item>
<title>'"Yasak Meyve" Yazım</title>
<description>Yasak Meyve  “Yasak meyve” nedir? Meyvenin adı konusunda farklı cevaplar verilebilir ama aslen meyvenin adı önemli değil; “Yasak meyve” ile ne tür bir uyarı veriliyor o önemli! İnsanı bu meyve nasıl aslından uzaklaştırıyor onu aramak gerekir diye düşündüm.  “Evvel ADEM yanıldı, uçmakta buğday yedi” Yunus Emre  </description>
<link>https://www.antoloji.com/yasak-meyve-yazim-siiri/</link>
<guid>2287180</guid>
<pubDate>2016-10-15T02:50:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Bektaş</author>
</item>
 <item>
<title>'"Titreşim" Yazım</title>
<description>Titreşim  Kısaca titreşim, denge konumuna bağlı salınım. Denge halinde titreşim olmaz, salınım halinde ise maddenin yapısına ve etki durumuna göre değişen bir frekans (Birim zamandaki salınım sayısı; periyot ise bu salınımların seri şekilde dönem tekrarlanmasına dair.)   söz konusu!  Titreşim, 3. Boyut madde alanının algılanması veya işlemesini ifade eder! Bir şeyin titreşip madde alanında algılanır olması için hiçlikte potansiyel olarak bulunması gerekir! Ya da şöyle söylemeli; titreşen her şey, hiçlikten 1. Boyuta tercih olarak; 2. Boyuta tasarım olarak; 3. Boyuta madde olarak çekilir! Boyutlar konusunu önceki yazılarımda sık işledim çünkü tüm işleyişi boyutları anlayarak değerlendirmek daha kolay. Hiçliği, boyutsuz ve her şeyin ana kaynağı (Sınırsız potansiyel)  olarak düşünelim. 1. Boyut, ana kaynaktan çekilen tercih alanını ifade eder; “Ben” boyutu; tercih olmadan çekim olmaz, tercih ise tercih eden “Ben” ile olur! 2. Boyutu, yazılım olarak düşünelim. Tercih ile çekilen datanın projelendirilmesi! Ruh boyutu! Ruhsal bir yapı tasarımı işaret ediyor! Bu tasarım sadece canlılarla sınırlı değil, teknik olarak tüm makine ve eşyaların tasarımında da bu boyuta dair alt yapı mevcut! 3. Boyutu, titreşen madde alanı olarak düşünelim. Hiçlikten boyutlara çekilen her şey, 3. Boyut alanında titreşir! Hiçlikte potansiyel konumda, tercih boyutunda yani 1. Boyutta ve tasarım olan 2. Boyutta titreşim söz konusu değil. Titreşim tüm bu sürecin algılanma aşaması gibidir! “Süreç” denir ama sadece 3. Boyutta zaman ve mekan söz konusu! Bazıları zaman-mekanı ayrı bir boyut olarak düşünür ama aslen zaman-mekan, 3. Boyutun titreşiminden doğar! 3. Boyutun kapsam alanındadır! 4. Boyuttan söz etmek gerekir ise bu 3. Boyutta titreşimle açığa çıkan tesirin işlevine dair olacaktır! Yani tüm bu titreyişlerin neticesine dair olacaktır! 4. Boyutu tarif etmek yine bildik 3. Boyutun verileri ile olamaz olur ise 3. Boyuttaki ayrıntılar, 4 ve daha fazla boyut ile adlandırılarak bir nevi izah etmiş olmak gibi bir tatmin sağlar! Hiçlikten yapılan 1. Boyuttaki tercih nasıl “Ben” kapsamında özel ise 3. Boyuttaki titreşimlerin 4. Boyuttaki yansımaları da özel olacaktır! Tercih alanında 1. Boyutta “Ben” özel alanı vardır bu alanda başkasını tarif etmek “Şirk” kapsamına girer hatta kişi kendini bile bu alanda sınırlamamalı! 4. Boyutta harikalara ulaşmak mümkün! Bunun ayrıntısı kişisel gelişim ve dinsel akıbet alanlarında devamlı işlenir! Ben ipucu verdim. </description>
<link>https://www.antoloji.com/titresim-yazim-siiri/</link>
<guid>2275734</guid>
<pubDate>2016-09-01T15:02:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Bektaş</author>
</item>
 <item>
<title>'“Sihir” Yazım</title>
<description>Sihir  Sihir, zihinlerde yerleşmiş olan öğretileri, korku ve beklentileri kullanarak hedeflenen bir amaca dair oluşturulan metot ve eylemler ile etki oluşturma sanatı!  Sihrin genel tanımındaki “Doğaüstü (bilinen fizik kurallarıyla açıklanamayan) , para normal (telepati-5 duyu harici iletişim, düşünce gücü, geleceği görme) , mistik (sezgi ve içe bakış)  gibi yöntemlerle olayları, nesneleri ve insanları etkilemek ve bu amaç doğrultusunda oluşan kültür! ” araçlar, aslında çok önemli ipuçlarını akla veriyor!  </description>
<link>https://www.antoloji.com/sihir-yazim-siiri/</link>
<guid>2260281</guid>
<pubDate>2016-06-21T03:02:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Bektaş</author>
</item>
 <item>
<title>'“Nötr” Yazım</title>
<description>Nötr  İnsan, hiçlikten tercih (ben)  ile 1. Boyutta var sayılır; tasarım (ruh)  ile 2. Boyutta bilinir; madde (beden)  ile 3. Boyutta görünür! “Ete kemiğe büründüm, Yunus diye göründüm”! Bu üç aşamayı boyutlar üzerinden düşünüp boyutlardan gelen bilgi ve hitapları irdelemek mümkün!  Var sayılan, bilinen ve gözlemlenen olarak boyutları 3 aşamada irdelemek mümkün. Boyutlara kaynak olan hiçliğin mahiyeti meçhul! Var sayılan 1. Boyut, (ben): ilmen bilinen, 2. Boyut (ruh, levha, data): görünen, (madde, beden, evren) !  </description>
<link>https://www.antoloji.com/notr-yazim-siiri/</link>
<guid>2258117</guid>
<pubDate>2016-06-12T15:26:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Bektaş</author>
</item>
 </channel>
</rss>
