<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Abdullah Oral Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Gezi Parkı.korkuyorlar.</title>
<description>Gözlerimde Gaz yangını Ciğerlerime sıkışan biber portakal öfkesi Dilimdeki yanardağ gibi patlamaya hazır isyan! Yalın ayak,boğuşuyorum caddelerinde bu sehrin. Yükselirken bir şafak vakti taksimden direncim! Al kızıl günün ağarmasından korkuyorlar, </description>
<link>https://www.antoloji.com/gezi-parki-korkuyorlar-siiri/</link>
<guid>1887368</guid>
<pubDate>2013-07-13T11:33:00+03:00</pubDate>
<author>Abdullah Oral</author>
</item>
 <item>
<title>Ne Olur ki, Gezi Parkına.</title>
<description>Öyle yorgun dikilip durma başucumda Bir nefeste anlatılmaz hayata dair yaşananlar, Bak tepemizdeki yıldızlar da sarhoş bu akşam! Dilsizi söyleten, aşığı ağlatan gecelerden geçtim, Yüreğim dalda dalga sahile vursa ne olur ki..  </description>
<link>https://www.antoloji.com/ne-olurki-gezi-parkina-siiri/</link>
<guid>1887366</guid>
<pubDate>2013-07-13T11:30:00+03:00</pubDate>
<author>Abdullah Oral</author>
</item>
 <item>
<title>Yarını Olmayan</title>
<description>Çocukların gözleri ışık olurken geceme, Gökyüzünü seyrediyorum uzun uzun! Çaresizliğin duygu sağanağında,gözler! Avuçlarımda hala motor yağları! Dilimde yarına özlem kanıyor….  </description>
<link>https://www.antoloji.com/yarini-olmayan-2-siiri/</link>
<guid>1803767</guid>
<pubDate>2012-12-17T21:26:00+03:00</pubDate>
<author>Abdullah Oral</author>
</item>
 <item>
<title>Sevdiğimi Söyleyemedim</title>
<description>Aşkın deryasına daldım sende kayboldum Sularına kulaç atıp boylayamadım! .. Sende sürgün kaldı benim şu deli gönlüm Ne yaptımsa ben kendimde eyleyemedim! .  Gittin de kırdın kolumu tam kürekten, </description>
<link>https://www.antoloji.com/sevdigimi-soyleyemedim-5-siiri/</link>
<guid>1803764</guid>
<pubDate>2012-12-17T21:25:00+03:00</pubDate>
<author>Abdullah Oral</author>
</item>
 <item>
<title>İnsanı Oku</title>
<description>Evrende gerçeği görmek dilersen Kendi özündeki o canı oku! Eğer hakka doğru varmak istersen Aç gönül gözünü insanı oku!  İnsana varmadan hakka varılmaz </description>
<link>https://www.antoloji.com/insani-oku-siiri/</link>
<guid>1803762</guid>
<pubDate>2012-12-17T21:24:00+03:00</pubDate>
<author>Abdullah Oral</author>
</item>
 <item>
<title>Tutsak Yürek</title>
<description>Akıp giden zamanda sen  Sevda olup akıyorsun Sevgiyle bu ruh içinden Ta yürekten yakıyorsun  Aşkınla dağ taş inliyor </description>
<link>https://www.antoloji.com/tutsak-yurek-siiri/</link>
<guid>1803756</guid>
<pubDate>2012-12-17T21:22:00+03:00</pubDate>
<author>Abdullah Oral</author>
</item>
 <item>
<title>Düşe Kalka</title>
<description>Hayat denen zorlu yolda,  Yaşıyoruz düşe kalka Acı tatlı dört bir koldan Yürüyoruz düşe kalka  Hem hüzün hemi umut var </description>
<link>https://www.antoloji.com/duse-kalka-20-siiri/</link>
<guid>1803755</guid>
<pubDate>2012-12-17T21:20:00+03:00</pubDate>
<author>Abdullah Oral</author>
</item>
 <item>
<title>Bankalara El Verme</title>
<description>Bankanın esiri vebalı oldum
Uzak git yar yüzüm görme bu sene
Bulaşıcı virüs icralık kartlar
Bırak yar yaramı sarma bu sene
 
Banka kartı aldım yüreğim yandı
Limit bitti hançer boynuma döndü
Bak gör bu yolda ne ocaklar söndü
Hiçbir şeyi hayra yorma bu sene
 
Gül ektiğim bağı tiken bürümüş
Kartlar zulüm olmuş burada yürümüş
Bankaya el veren canlar çürümüş
Yar benim çevremde durma bu sene
 
Gülmedi yüzler hiç bu yıl tapudan
Kimi garantiden kimi yapıdan
İşsizi kovan çok olur kapıdan
Halden bilmezlere varma bu sene
 
Sakın bankalara eğme başını
Silen bulamazsın yar göz yaşını
Zor gününde yersin körün taşını
Gül diye dikeni derme bu sene
 
Banka ya el verme kolun kaybolur
Elini uzatsan ki kolun kalır
haciz olmadık bir tek donun kalır
Banka kapısından girme bu sene
 
Vurguni ozan bir kala yarına
Düştüm bankaların infaz darına
Kapitalist zulmü indi derine
Bankacıya elin verme bu sene…
 
 
A Oral </description>
<link>https://www.antoloji.com/bankalara-el-verme-siiri/</link>
<guid>1733382</guid>
<pubDate>2012-06-23T18:15:00+03:00</pubDate>
<author>Abdullah Oral</author>
</item>
 <item>
<title>Ankara Deniz Gezmişin Anısına,</title>
<description>Üç karanfil üç meşale
Savaşı başlatmış deniz
Altı mayıs döndü güle
Dağları kuşatmış deniz
 
Karanlık güneşten kaçar
Özgürlük kuşları uçar
Devrim çiçekleri açar
Güle durur darağacı,
 
Ağıt yakmasın bacılar
Dinecek bir gün acılar
Sussun yüğrekte sancılar
Dağları kuşatmış deniz
 
Bir annenin emeğinde,
Bir bebenin yüreğinde,
Son yüz yılın çeğreğinde
Dağları kuşatmış deniz
 
Üç fidan kanıyor özüm
Karanfille doldu gözüm
Sosyalizim zulme çözüm
Dağları kuşatmış deniz..
 
Karşı yaka sahilimiz 
Sular derya kadar temiz 
Utanmayın bakım beylar
Dağları kuşatmış deniz
 
Dalgaları sarar beni
Berraktır suyu ezeli 
Can yoldaşım Ankarada
Denizlerin en güzeli 
 
Güneşi kuşansın aklar
Birleşsin çaylar ırmaklar,
Vurguni o günü bekler
Dağları kuşatmış deniz.
 
Dalgaları sarar beni
Berraktır suyu ezeli 
Can yoldaşım Ankarada
Denizlerin en güzeli
 
Abdullah Oral </description>
<link>https://www.antoloji.com/ankara-deniz-gezmisin-anisina-siiri/</link>
<guid>1733380</guid>
<pubDate>2012-06-23T18:09:00+03:00</pubDate>
<author>Abdullah Oral</author>
</item>
 <item>
<title>Gönül Çırası</title>
<description>İnsanlık içinde hakkı bulunca
Özde ikiliği yener giderim.
Arif sofrasından lokma alınca
Kendimi kendimde sınar giderim.
 
Yağmur dövülürmü sırca havanda
Tomurcuklanır gül aşkın tavında
Seher bülbülleri ulu divanda
Sulari adını anar giderim.
 
Hakkı özde bulur insanın hası
Bal olur dilinde halkın sevdası
Silinir gönülden tarihin pası
Yüreğimi aşka banar giderim.
 
Yoluna eyledim gönlümü harman
Düştüm ocağına derdime derman
Bu aşk mahkumuna yokmuki ferman
Bir ömür durmadan kanar giderim.
 
Gönül çırasını aldım eline
Takıldım giderim sülfün teline
Kapıldım bir garip sevda seline
Yüreğim girdapta döner giderim.
 
Siyah perçemini kadır yüzünden
Mahrum kalmasın yar gözüm gözünden
Sulariyle yandım bende özümden
Gönlüm kuş, dalına konar giderim.
 
Temmuzda buz tutar damın saçağı
Anadolum saklar vermez kaçağı
Boynumda biliyor çellat bıçağı
Her gelen kendini dener giderim.
 
Denizin içinde yaktıkça közü
Uludere kanar insanın özü
Utanır kendinden kanar gökyüzü
İnsanlığa zulmü kınar giderim.
 
Ayağım bastıkça acır nasıra
Özgür vatandaştık döndük esire
Bedeni kefensiz sardık hasıra
Acılar yüreğe iner giderim.
 
Tomurcuk çiçeğim dalda solarsa
Bülbüller  gül için heder olursa
Hüzün yine gelip beni bulursa
Yıkılır dağımda çınar giderim.
 
Sevgi yağmurunda gönül ıslandı
İçimdeki haylaz çocuk  uslandı
Deli gönül gayrı aşksız paslandı 
Bahar yağmurları diner giderim.
 
Emekçinin bitmez kederi yası
Sevgisiz silinmez gönlünde  pası
Kimseler duymuyor yürekte sesi
Sızılar içime siner giderim.
 
Gönüllere ekttik sevgi gülünü
Mecnunla dolaştık sahra çölünü
Taşıdım yürekte şiir selini
İçimden dökülür  pınar giderim.
 
Uykular bölündü, amansız gece, 
Dilimde sevdaya dokundu hece.
Vurguni  neyleyim bu büyük güce
Aşkın narı özde yanar giderim.
 
 
Abdullah Oral </description>
<link>https://www.antoloji.com/gonul-cirasi-3-siiri/</link>
<guid>1733379</guid>
<pubDate>2012-06-23T18:06:00+03:00</pubDate>
<author>Abdullah Oral</author>
</item>
 <item>
<title>Zaman Aşımıydı Yollarda Kaldı</title>
<description>Gayrı bu gün bayram günü olmasın
O eski bayramlar dillerde kaldı
Çocukların gözü yolda kalmasın
Ağacın sızısı dallarda kaldı
 
Kuş yüreği sığmaz altun kafese
Zulüm var alınan her bir nefese
Kurbanlar veririz pis bir hefise
Umut çöl kaçkını yellerde kaldı
 
Zemheride bindik dağdan kayağa
Çözüldü de buzlar düştük koyağa
Tabiat uyanmış, kalkmış ayağa
Emeğim nasırlı ellerde kaldı
 
Güneş doğmaz oldu gayrı kentlere, 
Halkar takılıyor şimdi bentlere, 
Çoluk çocuk muhtaç olduk sentlere
Annelerin gözü sellerde kaldı
 
Aslan yatağında tilki yatıyor
Hemi beni hemi yurdu satıyor
İnsanı insana vurup çatıyor
Korlanmış ateşim küllerde kaldı
 
Hırsızlar bozuyor arif fendini
Yıkıp kırıyorlar dostluk bendini
Aradım bulamaz oldum kendimi
Zaman aşımıydı yollarda kaldı
 
İçimde ağlayan bir çocuk sezdim
Yangın yeriydi çok yürekler gezdim
Ben hakkı insanda okuyup yazdım
Sevdam tomurcuk al güllerde kaldı
 
Safağa aşıktım güne başlarken
Yandım ocaklarda çelik işlerken
Türkü tadında bir yaşam düşlerken
Sevdalar bükülmüş bellerde kaldı
 
Ozan Vurguni ikilik dağını yıktım
Yürekte kandiller çıralar yaktım
Davut Sulariyle çağladım aktım
Dillenmiş şiirler tellerde kaldı
 
Abdullah Oral   Hacı bektaş Davut Sulari anması </description>
<link>https://www.antoloji.com/zaman-asimiydi-yollarda-kaldi-siiri/</link>
<guid>1733378</guid>
<pubDate>2012-06-23T18:04:00+03:00</pubDate>
<author>Abdullah Oral</author>
</item>
 <item>
<title>Zaman Aşımı</title>
<description>Yuvasız kuşlarız gurbet illerde
Her gelen vuruyor döker yaşımı! 
Geldik göçer olduk biz bu çöllerde
Kanatır yarayı / zaman aşımı! 
 
Bilinmez bu yolun sonu nerede
Hala kanım akar kızıl derede
Koymazdım ahtı mı, ben bu yere de! 
Kanatır yarayı / zaman aşımı! 
 
Gam yağmuru yağar gönül dağıma
Sıhhiyede utanç düştü bağıma
Nasıl anlatırım bunu çağıma
Kanatır yarayı / zaman aşımı! 
 
Kin nefret ile hiç, işimiz yoktur
Yara sargı tutmaz sızımız çoktur
Boyun eğmeyiz biz alnımız aktır
Kanatır yarayı / zaman aşımı! 
 
İnsanı kalleşçe yakmak hoş değil
Sol yanım kanıyor kara taş değil
Kanımız Yobaza puşt a aş değil 
Kanatır yarayı / zaman aşımı! 
 
Hiç kimseye kötüye iyi diyemez
Ozanlar yanarda can a kıyamaz
Pirsultan; başım dik kimse eğemez
Kanatır yarayı / zaman aşımı! .
 
Semah dönüp hakka gidip gelinmez
İçimde kan gölü dıştan bilinmez
Ozan Vurguni bu, Utanç silinmez
Kanatır yarayı / zaman aşımı! ...
 
Abdullah Oral </description>
<link>https://www.antoloji.com/zaman-asimi-24-siiri/</link>
<guid>1733376</guid>
<pubDate>2012-06-23T17:53:00+03:00</pubDate>
<author>Abdullah Oral</author>
</item>
 <item>
<title>Ankara Destanı</title>
<description>Evvel karanlığın beşiğindeyken Şafağı Atamla ördün Ankara Tarihin içinde beyaz bir sayfa Özgürlükler için vardın Anakara.  Kaleden geçerken rüzgâr serinden </description>
<link>https://www.antoloji.com/ankara-destani-siiri/</link>
<guid>1725402</guid>
<pubDate>2012-06-02T13:16:00+03:00</pubDate>
<author>Abdullah Oral</author>
</item>
 <item>
<title>Gözlerin</title>
<description>Geçmedi vakitler gelmedi sabah
Gönlümde zinciri kırdı gözlerin
Gecenin aşkını bilmedi sabah
Aşılmaz bir kale surdu gözlerin

Gözüne vurulmuş gönlüm ezelden
Nasıl geçsin kalbim böyle güzelden
Ne farkım var söyle dalda gazelden
Aşkımı önünde serdi gözlerin

Çözüldü tenimde gizli bilmece
Tutuştu bir anda dilimde hece
Yatırdım gönlümü nar olmuş saca
Ateş oldu tenim sardı gözlerin 

Gözüm gördü seni kader bağladı
Sensiz gözlerimde hüzün ağladı
Asırlardır duran sular çağladı
Beni ırmaklara sürdü gözlerin

Vurguni ozanım zordu bu gece
Yine dudağımda tutuştu hece
Dağ dayanmaz oldu Aşk denen güce
Yüreğim koyduğun nardı gözlerin..

Abdullah Oral </description>
<link>https://www.antoloji.com/gozlerin-938-siiri/</link>
<guid>1636944</guid>
<pubDate>2011-11-17T20:49:00+03:00</pubDate>
<author>Abdullah Oral</author>
</item>
 <item>
<title>Günden  Notlar</title>
<description>Yıldız düşmeyen zeytin kokulu gecelerde
Küf kokulu tarihe uzanıp gidiyor düşlerim
Güneş yüzlü çocuklar tutuyor ellerimden
Mengeneyle sıkılıyorum,
avuçlarındaki özlemlerimi….
Hiç duyulmamış küfürler,
yapışıp kalıyor dudağıma..
Gelmişini geçmişini bu aşk denilen meretin…
Acılar toprağa saplanmış mızrak misali 
Büyüyor tamirci çırağın ellerimde
Veda ediyorum daha dün tohumlandığım
kırılgan köklerime..
Yüreğimde birbiriyle çarpışıyor duygu bulutlarım
Gözlerimden dağılıyor yüzüme damlalar
Terkedilmiş tenimin saçlarını ıslatıyorum
Yüreğimden kopan,
kızılca kıyametin tam ortasında..
Şimdi gayrı dolanıp duruyorum
dilime doladığım küfürlerle..
Lambaları sönmüş sokak başlarında
Duyulmamış zamanlarda kalanlar için
Benimde yarım kalmış bu yürek eserlerimle……...

Günden Notlar 2

Senin sevdanla titreyen kalbimi
Sarıyorum uslanmayan çocuk telaşıyla
Ne yana baksam hicran kucakladı şairliğimi
Tutulacak elleri olmayan
bir başka sevdaydı bizimkisi…
Senden önce kulakların sağırdı bu sevdaya.
Ne yandan baksam melal, demir talaşları,
Emek kokan ellerde yazılmıştı bizim hikâyemiz,
Şimdi sensizliğin ılık rüzgârları esiyor 
Simit kafe çamları ardında






Günden Notlar 3

Ellerin terler iken avuçlarımda
Birlikte oluşturulan sevinçlerimiz vardı
Ellerimizi bıraktığımızda,
kaçıveren avuçlarımızdan..

Şimdi anladım ki çok derin izler kalmış, 
içimi acıtıyor avuçlarımda.
Gönül evimizdeki alevlenen ateş 
Derin sızılar bırakarak yanıyor içimde,
İçinizdeki girdap derinleştikçe derinleşti,,

Keşke, kör olası gitmeler olmasa desek te
Elimizde değildir naçar kalmamak
Gayrı bu suç ikimizin! 
Diye haykırmada güçsüz kalır.

Bildiğim tek şey vardır
Şair kadar nice yaralı yürekler vardır
Gönül infazlarla adını yitiren
Ve ait oldukları adreslere hasrettirler…..

A Oral </description>
<link>https://www.antoloji.com/gunden-notlar-siiri/</link>
<guid>1636942</guid>
<pubDate>2011-11-17T20:48:00+03:00</pubDate>
<author>Abdullah Oral</author>
</item>
 <item>
<title>Mansur Olmak</title>
<description>Aysız gecelerde Mansur du yüreğim
İçimde yarına dair mutluluk ışıkları,
Dilerim kan oldu,
Enel hak dedikçe döktüğünüz yaşlar.

Ben öğrettim içimdeki tanrıyı 
Zamanın arta kalmış çocuklarına.

Ben insanım dedim,
bendedir her kelimenin sırrı.
Bendedir içteki dinmeyen deli fırtına,
Fırtına dinsin diye astılar beni,
Bedenim param parça salınır hala. 
Serin eser rüzgarlar da

Ben bazen Yusuf’um derin kuyuda
Bazen bir uzak esintiydim,
Umut dağının eteğinde solan
Bazen Tanrı’nın uzun bacaklı yaramazı…..

Minareler uzun gölgesinde
kısalır iken insanların aklı,
Medeniyet denen tortu üstünde basarak
Enel hak dedim çarmıha gerildim…

Elimdedir mührü, Tabiat ananın ve evrenin
Tarihin camlarına vurdum sıkılı yumruğumu
Bir ormana kapattım benliğin yüreğini…
 
Duyan olmadı sesimi
Asılmış bedenler kaldı benden geride.
Yüzünün mahyasını, dilencilere satmıştı insanlık...

Şimdi al bu sürgün, ıslak yalnızlığımı 
Bitsin gayrı bu sayıklamalarım.
İçimdeki sana büyüyen bu sevdayı
Yüreğindeki darağacına as gayrı, ey hayat,
Ellerini tutamamanın verdiği hüzünle 
çekip gideyim sonsuzluğa…

Mayıs 1994 O geceden kalanlar..

Abdullah Oral </description>
<link>https://www.antoloji.com/mansur-olmak-siiri/</link>
<guid>1636940</guid>
<pubDate>2011-11-17T20:46:00+03:00</pubDate>
<author>Abdullah Oral</author>
</item>
 <item>
<title>Umut Her Şeydir</title>
<description>Umut fakirin lokmasıdır
Umut İş, iş dönüşü yüzü gülen çocuklar
Umut fırıncının camındaki o sıcak ekmek, 
Hayatın çarkları hep umut üzerine döner
Özgürlüktür umut…. 
Sıcacık bir somun ekmeği verir gibi
Sevdiğin kadının, sevgisini sana sunuşunda,
saklıdır umut..

Umut her yerde
İlkbahar sabahındaki çiy damlasında
Uçuşan kelebeğin sevincinde
Çoşkun akan nehirde, kırlangıcın kanadında..

Bahara çıkan kuş cıvıltılarında umut
Yeni doğan bebeğin 
dünyaya açtığı gözlerinde
Balıkçının çektiği ağda 
Vira vira sesleridir umut

Umut bazen kurumuş toprağa düşen.
ilk yağmur damlasıdır..

Bazen dalda tomurcuklanan gül
Bir Selvi dalında salınan yaprak
Denizin hırçın dalgalarında zıplayan balık
Bazen özlemlerin kucaklaştığı anlarda
Sevdalına sarılmaktır umut..

Dolunaylı bir gece sevdiğinle eli
Sevgilinin dudaklarında esen ılık meltem
Sevgi filizlenen tüm yüreklerde 
Doyumsuz yaşanan aşktır umut….
Umut bazen dağlarda yakılan çoban ateşi
Bazen çığlıktır,
Nefesini yettiği ana kadar dudaklarından patlayan
Bazen ayaz gecelerde doğan ay ışığı.
Bazen bir mermidir
Hain ve kalleş duruşlara
özgürlük adına namludan fırlayan……


Abdullah Oral </description>
<link>https://www.antoloji.com/umut-her-seydir-siiri/</link>
<guid>1636939</guid>
<pubDate>2011-11-17T20:44:00+03:00</pubDate>
<author>Abdullah Oral</author>
</item>
 <item>
<title>İnsan Ve Yaratılış</title>
<description>İnsan Ve Yaratılış  İnsan selinde, içimi kemiren sessizlik! Şehirlerde, günbegün büyüyen, ______________ karanlıklar yaratıyor. Yıkılmışlığımın simgesidir başıboş adımlar, </description>
<link>https://www.antoloji.com/insan-ve-yaratilis-siiri/</link>
<guid>1501377</guid>
<pubDate>2011-01-10T20:20:00+03:00</pubDate>
<author>Abdullah Oral</author>
</item>
 <item>
<title>Boşaldı Duygular</title>
<description>Boşaldı duygular   Başa bela ettik siyasileri Sömürüde hiç bir sınır kalmadı Gidemez işçiler bir gün ileri Boşaldı duygular sinir kalmadı.. </description>
<link>https://www.antoloji.com/bosaldi-duygular-siiri/</link>
<guid>1501376</guid>
<pubDate>2011-01-10T20:16:00+03:00</pubDate>
<author>Abdullah Oral</author>
</item>
 <item>
<title>Kuzey Rüzgarları Geçiyor İçimden----</title>
<description>Kuzey Rüzgarları Geçiyor İçimden   Doğadaki çağrışımların haylaz sesidir kuzey rüzgarları; Dalından kopan yaprağın Belirsiz yönlere savrılması gibi bir şey, Alaycı çocuklar gibi, </description>
<link>https://www.antoloji.com/kuzey-ruzgarlari-geciyor-icimden-2-siiri/</link>
<guid>1427725</guid>
<pubDate>2010-07-21T20:59:00+03:00</pubDate>
<author>Abdullah Oral</author>
</item>
 </channel>
</rss>
